
01-08-2007, 15:43
|
|
...Dengesiz...
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 2,260
|
|
Hayao Miyazaki : Anime Üstadı
Hayao Miyazaki : Anime Üstadı

Hayao Miyazaki'nin dört filmi birden gösterime girerek vizyonu şenlendirecek bu hafta. Bizim de bu şölene bir katkımız olsun dedik ve Miyazaki'yi kısa kısa hatırladık...
Animeler alışkın olduğumuz Amerikan tarzı çizgi filmler gibi değildir. Karakterleri, konuları, çizimleri kendilerine özgüdür. Tabii animelerin sahip oldukları bu özgünlük, sırtlarını dayadıkları mangalarla (çizgi roman) da ilgilidir.
Modern manganın ve animenin kurucusu (babası) Osamu Tezuka, birçokları gibi Hayao Miyazaki'nin de kariyerinin başlangıcında en çok etkilendiği kişidir. Bu etki ile manga çizimlerine başlayan Miyazaki, çizmeye devam ettikçe kendi üslubunu oturtmuş ve yalnızca muhteşem çizim yeteneğini değil, konu yaratmadaki başarısını da ön plana çıkarmıştır.
Aslında birçoğumuz onu çocukluğumuzun en popüler anime serisi olan Heidi'den (1974) tanıyoruz (bunu da yıllardır ortağı olan Takahata ile birlikte yapmışlardı). Alpler'de yaşayan Heidi'nin maceraları çocuklara öyle mutluluk verdi ki bir süre bu tarz seri animeler yapmaya devam ettiler.
Seri animelerden sonra filmlere geçen Miyazaki'yi tüm dünyada üne kavuşturan film, Rüzgarlı Vadi (1984) oldu. Filmde kahraman prenses, halkının kendi kendini yok etmesini önlemeye çalışıyordu. Bu filmden sonra Miyazaki'nin filmlerinin çoğu gişede büyük başarılar elde etti: Küçük Cadı Kiki (1989), Porco Rosso (1992), Prenses Mononoke (1997), Ruhların Kaçışı (2001). Filmlerinin çoğunda güçlü kadın karakterleri tercih eden Miyazaki, kadınların erkeklerden daha sert oldukları görüşünde. Belli ki bu görüşü cidden benimsemiş. Çünkü kadın kahramanları çok ilgi çekici ve güçlü karakterler.
Kadınlardan başka kendisinin domuzlara olan ilgisinden de bahsetmek lazım. Porco Rosso ve Ruhların Kaçışı'nda domuza dönüşen insanlar mevcut. Zaten mangalarında da domuz karakterleri yer alıyor (belki Orwell'in Hayvan Çiftliği'ni çok sevdiğindendir). Miyazaki'nin en uçuk kaçık öyküleri bile, kendi içindeki tutarlılıkları sayesinde çok sağlam bir zemine oturuyor.
Filmlerini hazırlarken Japon mitolojisinden fazlaca yararlanıyor. Aynı kural Ruhların Kaçışı'nda da geçerli. Film, mitolojide kendilerine bolca yer bulan tanrıların ve ruhların dinlenme yeri olan, Yubaba adlı cadının işlettiği bir Japon banyo evinde geçiyor.
Filmde kadın kahraman kuralına dauyuluyor; ama biraz farklı bir şekilde. Burada öykünün merkezine 10 yaşındaki, sıradan bir kız çocuğu oturtuluyor. Onun da yaşıtları gibi istekleri, kaprisleri, korkuları var. Yani Chihiro kahraman olmasına kahraman tabii de, daha bizden bir kahraman.
Ustanın bizce en önemli özelliği ise (zaten bunun için sona sakladık), çalışmalarının büyük kısmını elle çizmesi, bilgisayar teknolojisinden olabildiğince az faydalanması. Böylece görsellik öyküyü öyle inanılır kılıyor ki çoğunlukla bir anime izlediğinizi unutuyorsunuz.
Filmleriyle birçok ödül kazanan yazar-çizer-yönetmenin Ruhların Kaçışı (bizde iki yıl gecikmeli gösterildiğini belirtelim), Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü alan ilk animasyon oldu (2002). Film ayrıca 2003 En İyi Animasyon Oscar'ını da aldı.
Miyazaki dört filmi ile yakında vizyonda anime ruhu estirecek. Sakın bu ruhun kaçmasına izin vermeyin!
Sibel Maksudyan (beyazperde.com)
|