Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Sinemasal > Yakın Çekim

Yakın Çekim Sinema ile ilgili gündem ve haberler...

İklimler ve NBC'ye bir saygı duruşu...

Yakın Çekim içerisinde İklimler ve NBC'ye bir saygı duruşu... konusu: -New York Times : “Film, sözlerden çok görüntüleri kullanarak varoluşçu yalnızlığın unutulması zor bir portresini resmediyor. Nuri Bilge Ceylan, ayrıca iyi bir aktör...” -Indiewire: “Muhteşem ve kusursuz bir şekilde inşa ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 18-07-2007, 23:28
BuRnOut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 21-06-2007
Mesajlar: 14
Standart İklimler ve NBC'ye bir saygı duruşu...


-New York Times: “Film, sözlerden çok görüntüleri kullanarak varoluşçu yalnızlığın unutulması zor bir portresini resmediyor. Nuri Bilge Ceylan, ayrıca iyi bir aktör...”

-Indiewire: “Muhteşem ve kusursuz bir şekilde inşa edilmiş İklimler, insanı farkına varmadan afallatıyor. Benim için yılın en iyi filmi...”

- Film Reference: “(İklimler), unutulması mümkün olmayan enfes bir anlatımla, insan kalbinin gelip geçici mevsimleri üzerine tutumlu, hüzünlü ve acı verici derecede samimi bir meditasyonun haritasını çıkarıyor.”

- Filmbrain: “(İklimler), sürpriz bir şekilde beni kavradı ve gerçekten çok etkiledi. Bütün zamanların en iyi ayrılış filmlerinden biri...”

-New York Sun: “Ayrılma, hiç bu kadar güzel olmamıştı...”

Cannes Film Festivali FIPRESCI Ödülü ve Altın Palmiye Adayı
Antalya Film Festivali "En İyi Yönetmen" Ödülü


İklimler


Nuri Bilge Ceylan, Uzak’tan sonra İklimler ile kamerasını, bir kez daha hem kendine hem de çevresine yabancılaşmış bireylere uzatıyor. Bu sefer filmin baş karakterleri olan akademisyen İsa ile dizilerde görev yapan Bahar’ın aralarındaki ilişkiden yola çıkarak, kadın-erkek arasındaki iletişimsizliği ve bir türlü karşılık bulamayan beklentileri de sorguluyor. Hikayesini anlatmaya yaz mevsiminde Kaş’ta başlıyor, kış mevsiminde kara teslim olmuş Ağrı’da sonlandırıyor. İklimler değişirken, karakterlerin iklimlerin değişimini beklemeyen ve her dakika değişime uğrayan duygularını ve beklentilerini de betimlemeye çalışıyor.

İklimler yeni bir Uzak değil. Uzak olma gayretinde de değil zaten. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan diğer filmlerinin de bir adım ötesine geçerek, bu sefer sinema tekniklerini daha etkin kullanıyor. Fotoğrafçılıktan gelen Ceylan’ın bütün kareleri başlı başına bir hikaye anlattığı gibi, yabancı müzisyenlere teslim ettiği müzikleri de filmin etkileyiciliğini daha da arttırıyor. Özellikle Ağrı’da yağan kar altındaki İsa’nın Bahar’ı ne kadar çok sevdiğini anladığı sahnede, arka planda bir müzik kutusunda çalan Beethoven’in Für Elise parçası ve yağan karın görüntüsü, görüntü ve müziğin eşsiz uyumunu ekranlara taşıyor. İklimlerle bir kez daha Nuri Bilge Ceylan’ın kasvetli kış mevsimini, sürekli yağan karı ve yalnız insan manzaralarını büyük ustalıkla kadrajına aldığına tanık oluyoruz. Onun fotoğrafa olan tutkusu ve becerisi, hem hikayesini hem de oyunculuğunu gölgede bırakıyor. Bu olumsuz bir özellik değil elbette. Ama kimi zaman sinema perdesindeki karelerin etkileyiciliğinden, filmden koparak başka dünyalara doğru yol almak zorunda kalıyoruz. Ceylan kamerasıyla bizi de iklimler arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Kaş’ın güneşinden kumundan, İstanbul’un yağmuruna, Ağrı’nın lapa lapa yağan karına kadar bütün mevsimleri bizlere de yaşatıyor.


İklimler ve Uzak bağlantısına değinmişken gözlemlediğim birkaç farklılığı da belirtmek isterim. İklimler’de Uzak’ta olduğu gibi geniş bir kent ve toplum tasviri yok, Kasaba’daki gibi bir birey-doğa ilişkisi de yok. Bunlar yerini, bireye ve bireyin ilişki kurduğu karşı tarafla arasındaki iletişimsizliğe bırakıyor. Bu anlamda, Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak ile toplumsal ve köy-kent bağlamında ele aldığı yabancılaşma ve iletişimsizliği, tekrar Uzak öncesi dönemdeki filmleri gibi birey merkezine çektiğini görmek mümkün. Uzak’ta köyden kente gelen Yusuf’un çıkışsızlığı ve yalnızlığı, aynı zamanda saflığı ve geleceğe dönük umutları, kentte yaşayan fotoğrafçı Mahmut’un yabancılaşmasını bize daha iyi gösteriyorken, İklimler’de tarafların böyle bir karşıtlık içine girmediğini görüyoruz. İstanbul’un boş ve sessiz mekanlarında, bembeyaz bir kar örtüsünün üzerinde dolaşan iki karakter, bu sefer yerlerini mevsimler arasında kendilerini bulmaya çalışan iki yalnız ve birbirine yabancı insana bırakıyor. Bütün bu özellikler çerçevesinde kısa bir değerlendirme yaparak İklimlerin, düşünsel ve toplumsal yönlerinin ve karakterlere bakış açımızı şekillendirecek arka alanın daha zayıf kaldığını belirtmek gerekir. Yönetmen İklimlerdeki bu zayıflığı, güçlü görsel yapısı ve öznel değerlendirmeye olanak tanıyan sinema anlayışıyla kapatmaya çalışıyor. Bu da, konuya uzak olan izleyiciler için değerlendirmesi ve içine girmesi zor bir film olduğu gerçeğini su yüzüne çıkarıyor. Evet İklimler, Uzak öncesi Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi daha öznel ve tamamlanmayı isteyen boşluklarla dolu bir film. Uzak gibi ismi uzak ama kendisi yakın bir film değil.


Birazda filmin özeline inerek, İsa ve Bahar arasındaki boşluğa ve seyirciyi müdahil edebilecek konulara değinelim. Kadın-erkek arasındaki ilişkilerde en büyük sorun, iki tarafında birbirini anlayamamasından kaynaklanır. İki tarafında birbirinden beklentileri vardır. Bu beklentiler karşılıksız çıktığı zaman sorunlar içe atılır. Uzun süre taraflar bu sorunları ve boşa çıkan beklentileri, hayal kırıklıklarını ve umutsuzluklarını karşı tarafa söyleyemez. Bu süreç birike birike öyle bir hal alır ki, havanın ne kadar soğuk olduğuna dair en sıradan ve basit bir diyalogda bile, iki tarafı birbirine patlayacak duruma getirir. Mecbur kalmadıkça birbiriyle konuşmayan, mecbur kaldıklarında ise kısa cevaplarla mecburiyetlerini giderdikleri, iletişimsizlik üzerine kurulu bir ilişkidir, İsa ve Bahar’ın ilişkisi de. Aralarındaki bu iletişimsizliği fark etmelerine rağmen, bunu çözme cesaretini gösteremeyen İsa ve Bahar, bir süre sonra birbirlerine tahammül edemez duruma gelir. Bu da İklimleri; sessiz gözyaşları, sevmeler, kayboluşlar, içe atılan ve unutulmaya çalışılan gerçekler ve geciken itiraflar üzerine kurulu bir film yapar. Evet, İklimler geç kalmış sevgilerin ve itirafların filmidir. Ve hayatın acı gerçeklerinin insanı sindirdiğini ve suskunlaştırdığını gösteren bir filmdir.


“Gerçek acıdır, acıtır.” derler. Günlük hayatın akışı içinde bu söz çoğu zaman sürüncemede kalır. Bu söz kafamızda bir yerlerde kendine yuva edinmiştir, ama onu hep görmezden geliriz. Çünkü sürekli yapılacak işler, gidilecek yerler, konuşulacak meseleler vardır. Oysa bir an durduğumuzda, bir an kendi kendimizle yüzleştiğimizde… İşte o an, içimizdeki boşluğu fark ederiz. Gerçekte, o vakit beynimize düşer, aniden. Bir bıçak gibi keskin, ok gibi gergin, buz gibi soğuktur… O an düşünmeye dalarız ve itiraf edemediğimiz gerçeklerin farkına varırız. Bir sonbahar rüzgarının miladı dolan ağaç yapraklarını bir yerden başka bir yere sürüklemesi gibi, hayatta bizi sürüklemeye başlar. İşte bu noktada kadraja Nuri Bilge Ceylan girer… Bu sefer bizzati kameranın önünde olmayı seçer. Kamerasını kendi varlığı aracılığıyla insana, insana dair olana, insanın kendisine bile itiraf edemediği gerçeklere yöneltir. Ağrı’da kar yağışı altında bir uçak geçerken, aynı zamanda gerçek yaşamda da aynı hayatı paylaştığı eşi Ebru Ceylan’da son kez görünür, pelikülde. Hava soğuktur, mevsimlerden kıştır. Soğuğu içine çeker, havanın buzu içini de donduruverir. Durur, düşünür… Nerede yanlış yaptım acaba? Neden ilişkimiz yürümedi? Ceylan perdede kasvetli ve melankolik görüntüsüyle düşünürken, kamera aslında bize her şeyi anlatmıştır, çoktan… Bahar ile İsa’nın bir zamanlar aşk ile başlayıp, sonra sıradanlaşan ve nihayetinde mutlak sonla bitirdikleri ilişkilerini, Nuri Bilge Ceylan görüntüleriyle anlatır, İklim’lerin dört mevsiminde. Görüntülerle tıpkı Uzak’taki gibi modern insanı tuvaline resmeder. Bu sefer görüntülere daha da yoğunlaşır, diyalogları daha da azaltır. Ortaya çıkan resme baktığımızdaysa, tıpkı evveli Antonioni gibi ve çağdaşı Ki-duk Kim gibi azla çoğu anlatan, kendi gözlemlerinden yola çıkarak, evrensel bir sorunu resmeden bir sanatçının sessiz çığlıklarını görürüz. İşte o zaman Bahar’ın yaz mevsiminin ortasında, zamansız ve birdenbire başlayan, sessizce akan gözyaşlarının anlamını kavrarız. Bunların hepsi, aslında içe atılan ve bir türlü paylaşılamayan gerçeklerin sancılarıdır. Ayrılığın kaçınılmaz oluşunun ve buna karşı koyamamanın getirdiği çaresizlik halleridir. Sanatçının konu edindiği, en ufak detayına kadar çizdiği insanlık resmi ise, bize ve bizim çağımıza aittir. Evet, bazı gerçekler vardır; yüzleşmesi acı verir ve çoğu zamanda insanın içini acıtıverir. Nuri Bilge Ceylan’da cesaretle bu gerçeği hatırlatır izleyicisine. İzleyici yine gerçeklerle yüzleşmekten kaçabilir, bu onun tercihidir elbette. Ama bu gerçeklerle yüzleşme cesaretini bulduğunda, onların karşısında kendini kaybetmeden durabilecek midir? Soru ortadadır, cevapsa bize kalmıştır. Nuri Bilge Ceylan tıpkı Uzak’taki gibi Mayıs Sıkıntısı’ndaki gibi ortaya düşünülesi bir mesele koyar; yüzyıllardır süregelen kadın-erkek arasındaki iletişimsizliği, modern hayatın getirdiği yabancılaşmış bireyi zihnimizin orta yerine bırakır ve sahneden usulca çekilir. Mevsimler arka arkaya değişirken, sonbaharın melankolisi yerini kışın ağırlığına bırakmışken, biz de kendi mevsimlerimizi yaşamaya başlarız… İklimler, insanın duygularını sıralar, a’dan başlayarak z’ye kadar… O duygulara anlamlar yüklemek ise, yine bize kalmıştır.


BuRnOut
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 18-07-2007, 23:39
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 2,260
Çok derin ve güzel bir inceleme olmuş.

Nuri Ceylan bilge'den yine olağanüstü replikler ile bezeli bir film.
Replikler herzaman ki gibi çok gerçekçi.

Ama herkese hitap etmeyen bir film.
Filmi izlerken uykulu idim ki biraz ağır ilerleyişi beni dahada çok baymıştı.
Bir kez daha izleme fırsatım olmadı.

Aslında artık klişe olan ve bayan komedi filmlerinden ziyade bu tarz filmler türese bence daha iyi olacak.
Hem halkımız bu tarza alışmış olur..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 19-07-2007, 00:52
Slam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kel değil artık
Alchemy Champion
 
Üyelik Tarihi: 09-03-2007
Mesajlar: 181
Bu sene izlediğim en iyi film... Biraz daha popüler sinema seven Türk halkı'nı, bence bu Fransız sinemasını andıran, ağır yönleriyle dikkat çeken tarza yönlendirmelidir.

Herkes Spider-Man' i beğenebilir. Ama bu, onu sinema sever yapmaz
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 19-07-2007, 13:21
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 32
Mesajlar: 1,472
filmi izlemediğim için film hakkında konuşmayacam

ama Nuri Bilge CEYLAN bence sinemamızın şu anda en iyi özgün film yapan yönetmenidir.

gerek kasaba olsun gerek mayıs sıkıntısı olsun ve gerekse Türk sinema tarihinin en iyi 3-5 filmindfen biri olan Uzak olsun hep kendi çizgisinde yürüdü az ve öz diyalog kullanır filmlerinde genelde oyuncunun bakış açıçısı bir şeyleri anlatıyor ve oyuncunun yüz ifadesine bakınca replik olmadan bir şeyleri anlattığı hissine kapılıorsun.


evden ayrılmadan önce indirmiş olduğum filmler içerisinde buda vardı ve zaman bulamadım izlemeye ama inanıyorum ki ve yorumlardan da gördüğüm kadarıyla her zamanki gibi müthiş bir iş çıkarmış galiba...


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
iklimler, nbcye, bir, saygi, durusu


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Nuri Bilge CEYLAN (İklimler) 2006 HattoriHanzO Film Arşivi 0 03-02-2007 13:46


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info