Video Klipler içerisinde Por Una Cabeza konusu: “Bu kadar yarış yeter,
daha fazla kumar oynamayacak, bir fotofiniş daha izlemeyeceğim.
Fakat bir pazar günü bir atın birinci olacağına emin olursam,
yine de her şeyim üzerine iddiaya girmekten başka ...
“Bu kadar yarış yeter,
daha fazla kumar oynamayacak, bir fotofiniş daha izlemeyeceğim.
Fakat bir pazar günü bir atın birinci olacağına emin olursam,
yine de her şeyim üzerine iddiaya girmekten başka ne yapabilirim ki?”
Diyor Carlos Gardel hayatı burun farkıyla ıskalarken.
Kadın Kokusu filminden göremeyen bir adamla tango bilmeyen bir kadının tangosu eşliğinde Por una cabeza..
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Al Pacino : Tangoda hata olmaz Dona. Hayat gibi değildir. Basittir. Bu yüzden Tango harikadır. Eğer hata yaparsan durur yeniden başlarsın.
"Vicdan artık öldü!" repliğiyle beni sarsan film.
"Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir."
Parçayı bir kenara koyarsak, bir çok repliği ile sarsan bir filmdi.
Vicdan öldü'nün devamı da iyidir:
-Duymadın mı? Vicdan öldü.
-Hayır, duymadım.
-Öyleyse kulaklarındaki balmumunu çıkar!
-Büyü artık!
-Devir "dostuna ihanet etme" devri.
-"Karını aldatma" devri.
-Anneni sadece Anneler Günü'nde arama" devri.
Ya da şu:
Hayatımda pek çok dönüm noktasında karar vermek zorunda kaldım.
Doğru yolun hangisi olduğunu her zaman bildim.
Ama hep diğer yolu seçtim.
Neden, biliyor musunuz?
Çünkü çok zorlu bir yoldu...
Ve hayatımda duyduğum en büyüleyici kadın tasviri:
Kadınlar...
Ne denebilir ki?
Kim yaratmış onları?
Tanrı!
Lanet olası bir dahi olmalı..
Saçlar...
Saçlar her şeydir derler.
Kafanı buklelerden oluşan bir dağa gömüp...
...sonsuza kadar uyumak istedin mi hiç?
Ya dudaklar...
Dudaklarına değdiklerinde...
...çölü geçtikten sonra içtiğin
şarabın ilk yuduma benzer.
Memeler!
Büyük memeler, küçük memeler...
...gizemli deniz fenerleri gibi...
...sana dik dik bakan göğüs başları.
Ve bacaklar...
Yunan sütunları
veya tahta çubuklar gibi olup olmadıkları umurumda değil.
Aralarındaki şey...
...cennetin anahtarı...
Şimdi bir içkiye ihtiyacım var.
Ama parçayı filmden bağımsız değerlendirirsek; tutku ve hüznü bir arada dinlemekten fena halde keyif alıyorum.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Kaç sene öncesiydi bu filmi izlediğimiz...Harika zamanlarda,harika giden bi film olmuştu.Şimdi bu film eşliğinde geride kalan,hatırlayınca sevinçli hüzünler yaşatan hafızamı kıpraştırması da ayrı bir uçuş oldu...
“Yumruğumda bir ordu hissediyorum - ya ölüm ya özgürlük!” Friedrich Schiller