|
Maddeci dünya görüşünü temel alan oyunda, iki karşıt birey, iki karşıt tez, iki karşıt politik tavır izlenir. Metnin yönelimi de bu anlamda bir ikilik taşır: düşünsel yönelimi politik-felsefi tartışmayı getirirken, duygu yönelimi sağlıksızlığı, sapıklığı, çılgınlığı, deliliği, kan dökme tutkusunu, kendinden geçmeyi, mazoşizmi, vb sapmaları vurgular. Bütün bunlar, tarihten alınan malzemenin, tarihsel gerçeklik taşıyan kişi ve olayların, dramatik anlamda estetize edilerek yorumlanmasıyla, oyun içinde oyun ile farklı zaman dilimleri ve farklı olayların ele alınmasıyla bir araya getirilir. Dünyanın toplumsal görünümünü değiştiren bir dönemecin, Fransız Devrimi'nin, bir akıl hastanesinde oyun haline getirilerek sorgulanması da ayrıca etkili bir görünüm sunar. Metnin gözalıcı ustalığı da burada yatar.
Weiss, Sade ve Marat'yı, bireye ve onun sonsuz hayal gücüne inanan, bireysel olanı yücelten ve bireye dayanarak daha iyi bir düzenin kurulacağını savunan düşünce ile her şeyi göze alarak eşitlik ve özgürlüğe dayalı bir toplumsal düzen kurma düşüncesini karşı karşıya getiriyor. Her iki düşünsel yapı da bu düşüncelerin en uç noktalarındaki eylemcileri aracılığıyla sergileniyor. Böylece oyun, ezeli ve günümüzde, belki de her dönemden daha fazla konu edilen temel bir ideolojik karşıtlığı gözler önüne seriyor: birey-toplum. Weiss, bu tükenmez tartışmada taraf tutmak yerine Marksist bir açıdan, eleştirel bir gözle yaklaşıyor konuya. özgürlük ve gerçek demokrasi ideallerinin birleştiği bir toplum özlemi ile bireyin eritilmesine karşı çıkılması çelişkisini tartışmaya sunuyor.
Aslnda "Düşlerin efendisi" filmini izledim ama çok genel hatları ile hatırlıyorum. Marat'ın o film ile aynı zaman diliminde geçtiği kesin çünkü ikisi de Sade ın son hapis yılları ile alakalı ama Marat; Fransız ihtilali, Sade'ın ihtilale bakışı gibi daha genel konular üzerinde duruyor. Film ise daha çok Sade ve düşünceleri(özellikle de cinsellik üzerine olnlar) üzerineydi hatırladığım kadarı ile.
|