Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Tartışmak İstiyorum

Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya..


ağlamanın cinsiyeti...

Tartışmak İstiyorum içerisinde ağlamanın cinsiyeti... konusu: Eril olan “erkekler ağlamaz” ifadesi, güç’ü elde bulundurmanın mecburi sıkışıklığını ve aynı zamanda zorba kibirini yaşıyor. Erkek anlayışına göre güç, genelde bir şekilde zor ve şiddetten geçtiği için, ağlayan bir ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 09-10-2008, 11:29
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
Eril olan “erkekler ağlamaz” ifadesi, güç’ü elde bulundurmanın mecburi sıkışıklığını ve aynı zamanda zorba kibirini yaşıyor. Erkek anlayışına göre güç, genelde bir şekilde zor ve şiddetten geçtiği için, ağlayan bir erkeğin “erkek” olması nasıl mümkün olabilir? Gücüm için bu kadar bedel ödemek istemezdim doğrusu, kaldı ki erkek özellikleri ön planda olan bir kadın olarak bunun ne demek olduğunu da iyi biliyorum. Bazen o kadar bir “güç”lü algılanırsınız ki , ağladığınızda karşınızdaki şoka girer…

Dişi perspektifinden ise bu söz ve kendilerine bu dayatılarak ve buna inandırılarak yetiştirilen erkekler bana şunu ifade ediyor: “erkekler için duygusuzluk bir marifet!! Sakın seni anlamalarını bekleme, boşuna beklersin…” Kısaca bu bana anlamsızlık ve değersizlik duyguları yaşatıyor ve “bir erkek zaten sevemez”i düşündürüyor… Çünkü bu ağlamama saplantısı, yanında acımasız olma görüntüsü ile geliyor. Ve sevgi ilişkisi içinde olduğunu düşündüğün birinin seni umursamadığını da düşünmek çok kötü… mantıklı düşündüğümde bunun böyle olmaması gerektiği sonucuna varıyorum ama, “ianesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözü ayağıma çelme takıyor…

Tüm bunlara rağmen son söz: duygularını kabul eden erkekler, yine de kolay kolay ağlamasalar bile, o kadar güç sapığı olmuyorlar. Böyle erkekler bana bu bahsettiğim korkuyu yaşatmıyor.


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 10-10-2008, 01:57
RoNiNeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ebedî Arıza...
 
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
Blog Başlıkları: 17
Standart GÜNEŞİN GÖZYAŞLARI...

Güney Amerika yerlilerinin altın için kullandıkları tanım bu; dilimize çevrildiğinde aldığı anlam en azından...
[Ve benim inanılmaz hoşuma gider: Güneşin Gözyaşları...]
Nitekim bu çeviriyi desteklercesine yerli kabile -özellikle Amazon çevresindeki yerleşimlerde- erkeklerinin altın tozlarını vucutlarının çeşitli yerlerine (öncelikli olarak yüz çevresine) yapıştırmak oldukça eski bir gelenektir...
Bu, bir güç algısından öte, ismini böyle andıkları maddeyle kendilerini tanımlıyorlardı belki de...
...

Şimdi kim "erkekler ağlamaz" iddiasında bulunan?
Erkekler ağlar!!!
Ağlar da ağlamayı heba etmez...
Acıtmaz...
Hele dile, hiç düşürmez...

Hiç birlikteliklerde eşinden sonra ölüme giden erkek gördünüz mü?
Tüm dünyada böylesi bir istatiksel dağılım vardır, biliyor musunuz? Eşlerinin ardından 'ağlamayı acıtmak' yine dişilere düşer daima...
Nitekim bunun da hakkını verirler hani...
Dövünen, kendini hırpalayan, gözyaşlarını paralayan insan dişisinden daha itici ne olabilir?

Erkek ağlar! Ağlar da bunu yapmaz; bedenini -hani o her daim ucuzlukla koyuverip gitmeye hazır olduğu bedenini öyle bir eritir ki ağladığında yalnızca eriyen beden değil yaşamıdır da: Böylece gider dişinin olabildiğince kaçındığı ölüme erkenden...

Bunları mecazi bir tanımlama olarak algılamak ise budalalıktır...
Erkek ağlar!!!
Ağlar ki güneşin gözyaşlarıdır onlar!!!
Eril Güneşin!!!


Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 11-10-2008, 01:48
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
Alıntı:
RoNiNeX´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Şimdi kim "erkekler ağlamaz" iddiasında bulunan?
Erkekler ağlar!!!
Ağlar da ağlamayı heba etmez...
Acıtmaz...
Hele dile, hiç düşürmez...

Hiç birlikteliklerde eşinden sonra ölüme giden erkek gördünüz mü?
Tüm dünyada böylesi bir istatiksel dağılım vardır, biliyor musunuz? Eşlerinin ardından 'ağlamayı acıtmak' yine dişilere düşer daima...
Nitekim bunun da hakkını verirler hani...
Dövünen, kendini hırpalayan, gözyaşlarını paralayan insan dişisinden daha itici ne olabilir?

Erkek ağlar! Ağlar da bunu yapmaz; bedenini -hani o her daim ucuzlukla koyuverip gitmeye hazır olduğu bedenini öyle bir eritir ki ağladığında yalnızca eriyen beden değil yaşamıdır da: Böylece gider dişinin olabildiğince kaçındığı ölüme erkenden...

Bunları mecazi bir tanımlama olarak algılamak ise budalalıktır...
Erkek ağlar!!!
Ağlar ki güneşin gözyaşlarıdır onlar!!!
Eril Güneşin!!!
Erkek(çe) olma "elde olmaksızlığı" karşısında ancak bu derece bir rasyonalizasyon olabilirdi belki de...

"Ağlar da ağlamayı heba etmez...
Acıtmaz...
Hele dile, hiç düşürmez..."


Düşürmek zaten erkekçe algının ta kendisi bu ağlamak olayının sıfatlanmasında... Sana belki 5 damla gözyaşı yeter, bana ise 50, belki de 500... Benim hücrelerim bir erkekten epeyce daha çok prolaktin üretiyor... üstelik tek farkımız bu da değil . Kaldı ki, "benden olmayanı aşağılarım" ile, bu ülkedeki şu hamasi ve de marazi "ya sev ya terket!!" söylemi arasında, sonuçta ben çok da bir fark göremiyorum, ikisindeki de aynı faşistlik: ya benim gibi/benim istediğim gibi ol, ya da olma, yani "var olma"! Olduu...! Bir dahaki sefere sana da sorarız, bir not alalım. Kusura bakma, bu çamaşıra denk geldi...

"Hiç birlikteliklerde eşinden sonra ölüme giden erkek gördünüz mü?
Tüm dünyada böylesi bir istatiksel dağılım vardır, biliyor musunuz? Eşlerinin ardından 'ağlamayı acıtmak' yine dişilere düşer daima...
Nitekim bunun da hakkını verirler hani...
Dövünen, kendini hırpalayan, gözyaşlarını paralayan insan dişisinden daha itici ne olabilir?"


Gördüm. Eniştem Kendisi son derece sağlıklı bir ... (bir etnik köken, gizli kalsın, sonra bana faşist diyorlar, yine de belirteyim ki Kürt değil) erkeği. Halamı hayırlısıyla beyin kanaması şeklinde öte tarafa yollayıp şu anda onun üzerine 3. kadını aldı. Çünkü diğer 2si kendisine dayanamadı. Ama eniştem örnek vermek için bir istisna !!, çünkü o sahiden de "ideal derecede sağlıklı bir maço"... Ondan oluyor... ve böyle durumlar gazetelere yansımaz, hiçbir kişi tutup da bunu hikaye yapmaz, çünkü sahiden de hiçbir hikayelik tarafı yok... Son derece şaşırtmayıcı ve sıradan bir durum. oysa eşinin ardından ölen bir erkek gibisi var mı ya... Bakın da ne şiirsel...

Kimsenin, annesinin ardından ölen bir küçük oğlan çocuğu takdir etmek aklına gelmez oysa.

Ha, koca olamayan oğlan çocuğunda mı suç, kadın eş (karı lafı da ayrı bir "horozluk" (az gelir gerçi bu sıfat ya neyse) göstergesi bu arada) olamayan anne kadında mı kısır döngüsü ayrı bir başlık konusu. Açalım, konuşalım... Ama kocalar kadınlarını değil, 2. annelerini kaybettiklerinde ölür... Tabi o da ne kadar oğlan çocuğu kaldıklarıyla ve de yaşlarıyla alakalı. Bu şekil bir izafiyetten gidersek, bunun yanında bir de kalp krizinden ölen erkeklerle kadınların oranına bakalım, madem öyle. Erkeklerin bunda çok daha fazla çıkmasının sebebi, kadınların, bu yazıda ima edilmek sıfatı hafif kalacak şekide nefret edilesi derecede bencil yaratıklar olmalarından falan değil. Anatomik bir gerçekten: noradrenalin salgısı. Cinsiyetinin erkek olduğunu sanıyorum (hoş, değlise de bu dahil hiçbir açıdan farketmez sonuçta), ama dikkat edesin ki, noradrenalin koroner sistem üzerinde son derece tehlikeli bir madde olup kadınlara nispeten erkeklerde yaklaşık 5 kat kadar daha fazla salgılanmaktadır... Nedenini ise şimdi açıklayamayacağım, uzun sürer, o da ayrıca başka bir başlık konusu olabilecek bir durum...

Kaldı ki, şiddetli bir kanamada ölmeyen kadın, ölense erkektir. Siz sadece kas gücünüz fazla diye, "hayatta kalma" becerisi de sizde mi sanıyorsunuz allah aşkına ya? O sizde değil, hayatla ilgili şeyler bizde, siz onu maalesef söndürmekle meşgulsünüz, ve bu nafile, ama tıpkı da bir işkence aleti gibi.

Kısaca, siz ölürsünüz, psikolojik olarak da, anatomik olarak da bu açıdan zaafiyetiniz olduğu için.

Peki yiten birinin ardından ağlamamak neyin göstergesi?

Sanırım en koftisinden, kaskatılaşmanın... O zaman ağlama ve sevimli kal, ağlayana da bu şekilde mani olma; senin yaptığın şekilde maço minibüsçü ayağı olsun bu da...

"Dövünen, kendini hırpalayan, gözyaşlarını paralayan insan dişisinden daha itici" olabilecek tek şey ise, o "DİŞİ"(!!!!!)yi o şekilde dişi olmaya/kalmaya zorlayan sarı dişli, salyamsı ağız sıvılı, kırmızı gözlü, berbat bir erkek canavar/yaratığın binyıllar süren baskı ötesi öldürücü ve/veya öldürmeden süründürücü fiziki gücü ve bunun belirlediği fallus egemenliği olabilir mesela...

Mesela işte; haydi kırmızı kasları bir kenara atalım bakalım, ve ondan sonra konuşalım...

"Erkek ağlar! Ağlar da bunu yapmaz; bedenini -hani o her daim ucuzlukla koyuverip gitmeye hazır olduğu bedenini öyle bir eritir ki ağladığında yalnızca eriyen beden değil yaşamıdır da: Böylece gider dişinin olabildiğince kaçındığı ölüme erkenden...

Bunları mecazi bir tanımlama olarak algılamak ise budalalıktır...
Erkek ağlar!!!
Ağlar ki güneşin gözyaşlarıdır onlar!!!
Eril Güneşin!!!"


ilk paragrafa "Ağlar da bunu yapmaz" cümlesinde bir a eklemesi yapmak gerek: yapamaz şeklinde. İşte o zaman paragrafın mükemmel olacak. Zaten o zaman anlaşılıyor neden eriyip de gittiği... Çünkü eriyip gitme pahasına tabulaştırmış olayı, bir türlü ağlayamıyor. Çünkü erkek ağladığı için gitmiyor ki, zaten ağla(ya)madığı için gidiyor... Öyle bir paragraf yazmışsın ki, kendi içinde, aynen erkeğin kendisi gibi, çelişki lavında erimekle meşgul...

Ondan sonrası ayrı hikaye. Güneşin eril bir simge olmasına karşı çıkmam, yağmur da mesela eril simge kabul edilir, ve de beyaz renk ve sol taraf ve dağlar ve ululuk... Ancak bunların eril olması, erkeklere has olmasını gerektirmez. Bu ancak, erkek vücudundan kadın, kadıninkinden de erkek hormonlarını atıp onlar "saf" hale bürünebildiğinde bu kadar sahiplenilebilecek bir yargı.. Bu da henüz olmadı. Lütfen önce projesteron ve östrojeninizden kurtulunuz, ancak ben testosteronumu vermiyorum ona göre, çünkü beni bu şekilde ben yaptığının farkındayım... Güneşin eril ya da toprağın da dişil olmasının sebebi bereket ki Freud değil bildiğim kadarıyla, eğer öyle olsaydı ağzımı daha bir açardım. Bunlar çok eski tarihlerden gelen sembol dilinden kaynaklanıyor, ancak yine de kesinlikle ataerkil döneme aitler. Ve de eril değil, ancak, "rahman" olarak adlandırılırlar. Bunun da sebebini açıklamak uzun sürer. Dişil ögelerin "rahimsel" özelliklerini de öyle. Ama benim okuduğum en erkek yüceltici ve "dişi" ! aşağılayıcı yazılardan biri olmuş bu. Hatta bana neredeyse mevcut bir nefret falan olasılığı düşündürdü. Olabilir, ve bunun haklı sebepleri de olabilir. Nasıl ki erkeklik kötü değil ama erkekler kötü ise, kadınlık da kötü değildir ama kadınlar kötü olabilir...

Zaten ben de onların çok iyi olduklarını savunmuyorum; ben "kadınlığı" savunuyorum (bu arada, "dişiliği" değil, çünkü o yetmez; ama işin en garip yanı, bulmacanın da asıl eksik parçası o...")

Kısa kesemedim, kesmek de istemedim, sözün özü: nasıl ki benim erkeğe yönelik öfke hiçbir işime yaramıyorsa, seninki de aynı şekilde işe yaramaz. Bu cinsiyeti göklere çıkarmanla "anlı şanlı asil kanlı Türk" kimliği arasında da nedense şaşılası bir benzerlik koktu burnuma...

Ha, faşizmin cinsiyetini sorarsan ama, bak bence o su götürmez. Çünkü o erkektir.


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aglamanin, cinsiyeti


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
neden herşeyin cinsiyeti var? naftalin Tartışmak İstiyorum 10 20-01-2008 08:17


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:48 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info