|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
nasıl bir aşıksınız?Tartışmak İstiyorum içerisinde nasıl bir aşıksınız? konusu: Alıntı:
desdamona ´isimli arızadan alıntı
ne tür bir delilikten bahsettiğimi açmam gerekirse bu zarar verici bir durumdan öte kendini yiyip bitirmekden tutun başka şey düşünememek , tüm hayattan kendini soyutlamak ...

18-10-2007, 01:00
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 39
|
|
aşıkların tapınakları
Alıntı:
desdamona´isimli arızadan alıntı
ne tür bir delilikten bahsettiğimi açmam gerekirse bu zarar verici bir durumdan öte kendini yiyip bitirmekden tutun başka şey düşünememek , tüm hayattan kendini soyutlamak , yok olmak bi nevi
|
Aşktaki temel belirsizlik, bazen bizi tamamen soyutlanmaya,
somut ve doğrudan fiziksel tutku diliyle, tanrıbilimsel tapınma dilini harmanlamaya götürebilir. İstemdışı da olsa kendi yarattığımız bu karmaşa, aşkın ve güzelliklerin, "sonsuz" olduğunu varsaymaktan, dolayısıyla aşık olunan kişinin doğal ve fiziksel durumundan aşırı derecede yüceltilip tanrısallaştırılmasından kaynaklanabilir (nedense tanıdık geldi  !!!
Uğruna acı çekilen bir aşk, girişimlerde aşırı da olsa gerçek ve içtenlikli duygulardır yaşanan...ve de tutku-aşkın tapınmaya varan belirsizliğidir bu...
................
yetersiz halimin boş çabaları, bilirim çevrilecek yüz geri
umudum sizde, iyiliğim, dinginliğim de
sizden gelir acılarım da sonsuz sevincim de
ve nihayetinde, bir kararınızla sizin
mutlu olurum isterseniz, kahrolurum dilerseniz.
|

18-10-2007, 01:06
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 39
|
|
çınar ve gül:)
Alıntı:
serhoş´isimli arızadan alıntı
ben bi çınara aşık olmuştum bursada kendileri ve öle muhteşemki devasa.. altında sonsuz kadar oturup içebilirim
|
ne bilsin çınar,
gül açmış dibinde...
|

18-10-2007, 01:12
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 39
|
|
katılıyorum, bu çok yaşanıyor!
Alıntı:
parapluie´isimli arızadan alıntı
Verilecek milyonlarca cevap var çünkü sonuçta aşk fazlasıyla kişisel bir şey.Onu çözülmez,anlaşılmaz yapan da bu.Ben 8 yıllık sevgimi hala sorguluyorum,şüphe ettiğimden değil ama davranış biçimlerimiz "ben"liklerimizle şekillendiği için kendi değişimim ve sevgimin değişimini anlamaya çalışıyorum.Ama şunu biliyorum ki bu bir savaş.Kim kaç kale kaybediyor,kim savunmada kalıyor,kim istediklerini elde ediyor?Sonuç böyle dökülüyor ortaya ne kadar iyi niyetli olsak da.Kimin daha güçlü bir mizacı varsa,kimin daha çok kendine güveni varsa,kim daha özgürse,kim daha az bağlı,ve daha az bağımlıysa,kim daha ketumsa,kim daha eminse ne istediğinden kazanan o oluyo.Diğeri hep beklemek zorunda kalıyor ayni kozlara sahip olmak için.Ama hep geriden takip etmek zorunda gibi...Diğeri ben oluyorum bu örneklerde ve bunlar benim kişisel savlarim tamamen.Belki de kimse böyle yaşamıyor ilişkisini...
|
kim bunu en az bir kez yaşamadığını iddia edebilir ki? şapka çıkarıyorum!
|

18-10-2007, 11:20
|
|
|
ask neye asik olduguna da baglı din aski yani seytana olabilir ama genede derki olumunu goremeyecegin seyleri cok sevme bu yuzden bi yerde ask denilin sey yoktur aci bir gercek
|

22-10-2007, 14:09
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Forumların arasına şiir basmaktan hoşlanmam ama bu foruma nicedir gidip geliyorum ve yazacaklarım yerine üç beş sene evvel yazdığım bir şiirin çok daha tesirli olacağını düşündüm kendimi ifade etmek adına. Şiir de anlatı türlerindense, bu yağan güzel yağmurda (dramatik olsun diye değil) ancak şiir tercüman olabiliyor dilime, şimdilik, dönerim....
Tavan
pervasız asyalı,
çırpınan su balıkları gibi,
avucunda koca bir okyanus
kalakalmışsın tuz zerrecikleriyle...
secd ile eğildiğin hayat
bak nasıl da parçalatmış köpeklerine etini,
söndür bir mum gibi yaktığın cılız alevini...
karşında ufuk çizgisi
usta bir cambaz gibi yürümeye çalıştığın,
yine de sen sağlam bas aşık değilsen,
aşıksan zaten yoktur hiçbir ölümlünün sana diyeceği...
aldırma,
gideceğin yer üç gün önce -erkenden- cehennemin değil midir ki...
yorgun bir bilgelik daha ...
sus, dinle bak, sorular çengel gibi aklına takılır,
hanginiz bensiniz
hangileriniz...
bu deniz kenarında kabuğu kırık kaplumbağa,
ölümüne isterik
çince konuşan,anlaşılmayan...
şu caddelerde ezilen küçük kadın,
duvarda bakışları
aşk isteyen,terliksi böcek...
ya
bu cenin
bu beyaz...
hanginiz,
çiğneyen karanlığı salyalı köpek,
uluyan ve kokan leş yiyicisi,
ve yeşil dolar kokusu, neonlu fahişe yatakları...
ve sen
sevgili,
hangimizi sevmektesin,
içinde beş kadını saklayan hileli resimde...
sağ omzumda hüzünlü yanım, ağır buz kütlesi taşıyor
dilinde sakızdan bir hızma
kan fışkırıyor sözünden...
sıkıldım bu dünya halinden,
alsan koynuna beni,
sırf sevişmek için
iki günahkar, iki haydut...
bildiğimiz tüm müstehcen fıkraları anlatsak kırmızı...
birbirinden kopuk tüm edepsiz sırlarımızı...
ve sonra
tenin yanık salınışı,
aşkla sevişmek bu oyunun tek galip anı...
bunlar hayal, gerçek;
dört kez çaldı kapı,
kim o diyemedim,
içeride ben,
dışarıda ben,
konuşamadık birbirimizle
Korktuk...
Sustuk...
(bazen anlamsız bakışlarla tavana bakmak da iyidir,yaşamı anlamlı kılmaya yarar; ama tavanda kalmak tehlikelidir...)
Kasım/ 2003 / İzmir
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:37 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Khaos.info
|
|
|
|