Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Tartışmak İstiyorum

Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya..

Kadına Bakış

Tartışmak İstiyorum içerisinde Kadına Bakış konusu: Toplumda yaygın bir kanı olarak güç erkeğe atfedilir. Bu noktada kadın ötekidir, ezilendir, ikincidir. Peki bu algılayışın oluşmasında kadının rolü nedir; Kadının kendi yaşamını yeterince sahiplenmemiş olması. Bu sahiplenmeyişin dışa ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 10-07-2011, 21:31
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2011
Mesajlar: 20
Standart Kadına Bakış

Toplumda yaygın bir kanı olarak güç erkeğe atfedilir. Bu noktada kadın ötekidir, ezilendir, ikincidir. Peki bu algılayışın oluşmasında kadının rolü nedir;

Kadının kendi yaşamını yeterince sahiplenmemiş olması. Bu sahiplenmeyişin dışa vurumları dış dünyaya yatırdığı beklentilere ve oradan alacağı tatminlere dönüşmüş durumdadır. Bu noktada bir erkekte kadından farksız olabilir. Fakat şunu da görmek gerekmektedir ki; kadın bu noktada daha güçlü bir etki bırakma gücünü elinde tutmaktadır. Bu elinde tuttuğu güç yalnızca karşı cinse yönelmiş değildir. Kadın bir başka kadın ile ilişkisinde de bu gücü direkt ya da dolaylı olarak kullanmaktadır.

Şunu söylemek istiyorum; genel olarak ilişkilere bakacak olursak; kadın ya da erkek farketmez her insanın kafasında bir yerleşmiş bir kadın figürü var. Bu figür güçlü bir figür. Bu figür bir bebeğin yaşamına damgasını vuran ilk etki olarak annedir. Annenin içselleştirilmiş figürüdür. Biraz da hayalidir. Bunun farkındasınızdır , değilsinizdir ya da belli ölçüde farkına varabilmişsinizdir. Fakat bu zihne kazınmış arkaik figür kurulan ilişkilerin dinamiği olur. Erkek de kafasındaki kadınla savaşır kadın da. Pratikte ilişkiler bu dinamik üzerinden yürür. Kadın-kadın ilişkilerine ya da kadın-kadın-erkek ilişkilerine baktığımızda bu durumu daha net görürüz.

Kadının dış görünümüne bu denli önem vermesi. Bunla yarattığı etkiden aldığı tatmin. Bu tatmin üzerinden kendini ilişkilerde koyduğu yer. Sokakta kadınların görüntü üzerinden kapışması. Ve görüntü üzerinden yaratılan büyük etkiyi genelde kadınların yaratıyor olması. Bu noktada güç nedir? Kadın erkek arasında aslında herkesin bildiği ama yine de gizli nasıl bir anlaşma vardır?

Tüm bunlar üzerine sizler neler düşünüyorsunuz merak ediyorum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 00:38
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
modern toplumda kadının kendisi olmaktaki asıl çıkmazlarından biri de "profesyonel" veya "özgürleşmiş" kadın karakterinin, kadının bir nevi erkekleşmesiyle kazanılmasıdır yani kadınlardan beklenen erkeklerin "yüce" niteliklerini sahiplenip kendileri olmalarıdır bu tabii ki imkansız. kadının sahip olduğu "anne" figürü tabii ki önemlidir ancak psikolojik olarak bakıldığında benzer bir rol(baba) erkek içinde geçerlidir. doğal olarak üzerine düşünülmesi gereken bu içsel yapıdan çok bu yapının sosyal düzeyde aldığı biçimdir bugün kadın hala erkek egemen toplumun ve kapitalizmin sömürü alanlarından biri olmaya devam etmektedir. buna en güzel örneklerden biri kadınların en geniş çalışma alanlarından olan ev işleridir. burada harcanan emek görmezden gelinmektedir örneğin kadınlar sözkonusu olduğunda bunun gibi pek çok örnek bulabiliriz. dış görünüşe verilen önem yine kadına ve erkeğe verilen ve/veya onlar tarafından istenen statüyle alakalı olarak düşünülebilir. örneğin toplumsal yapı içinde kadının küfür etmesi ona uygun görülmez veya müslüman kültürün özümsendiği topluluklarda kadının saçını bile açması sakınılması gereken birşeydir. benzer kurallar erkekler içinde olmakla birlikte daha rahattırlar. bu bir nevi tavır ikamesi olarak düşünülebilir. ahlaki yapı dediğimiz şey bireylere çeşitli görevler yükleyerek onları çeşitli roller oynamaya zorlar işte yukarıda bahsedilen bir kadının dış görünüşüne önem vermesi ve bunun ona belli bir tatmin sağlaması ona biçilen görevin yerine getirilmesi ve bunun sonucunda gördüğü kabul görevin sorunsuz yerine getirildiği hissidir bu tatmini yaratan erkekte de bu kadına bakma veya onun böyle görünüşünden hoşlanma eğilimi benzer bir ahlaki kabul veya gelenek takipçiliğinin sonucu olarak kendini gösterir. işte mevzubahis gizli anlaşma bu toplumsal sözleşmedir ahlak dediğimiz şey bu sözleşmeye işaret eder.

Konu drunken lord tarafından (11-07-2011 Saat 00:51 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 01:09
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2011
Mesajlar: 20
Alıntı:
drunken lord´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
modern toplumda kadının kendisi olmaktaki asıl çıkmazlarından biri de "profesyonel" veya "özgürleşmiş" kadın karakterinin, kadının bir nevi erkekleşmesiyle kazanılmalıdır yani kadınlardan beklenen erkeklerin "yüce" niteliklerini sahiplenip kendileri olmalarıdır bu tabii ki imkansız. kadının sahip olduğu "anne" figürü tabii ki önemlidir ancak psikolojik olarak bakıldığında benzer bir rol(baba) erkek içinde geçerlidir. doğal olarak üzerine düşünülmesi gereken bu içsel yapıdan çok bu yapının sosyal düzeyde aldığı biçimdir bugün kadın hala erkek egemen toplumun ve kapitalizmin sömürü alanlarından biri olmaya devam etmektedir. buna en güzel örneklerden biri kadınların en geniş çalışma alanlarından olan ev işleridir. burada harcanan emek görmezden gelinmektedir örneğin kadınlar sözkonusu olduğunda bunun gibi pek çok örnek bulabiliriz. dış görünüşe verilen önem yine kadına ve erkeğe verilen ve/veya onlar tarafından istenen statüyle alakalı olarak düşünülebilir. örneğin toplumsal yapı içinde kadının küfür etmesi ona uygun görülmez veya müslüman kültürün özümsendiği topluluklarda kadının saçını bile açması sakınılması gereken birşeydir. benzer kurallar erkekler içinde olmakla birlikte daha rahattırlar. bu bir nevi tavır ikamesi olarak düşünülebilir. ahlaki yapı dediğimiz şey bireylere çeşitli görevler yükleyerek onları çeşitli roller oynamaya zorlar işte yukarıda bahsedilen bir kadının dış görünüşüne önem vermesi ve bunun ona belli bir tatmin sağlaması ona biçilen görevin yerine getirilmesi ve bunun sonucunda gördüğü kabul görevin sorunsuz yerine getirildiği hissidir bu tatmini yaratan erkekte de bu kadına bakma veya onun böyle görünüşünden hoşlanma eğilimi benzer bir ahlaki kabul veya gelenek takipçiliğinin sonucu olarak kendini gösterir. işte mevzubahis gizli anlaşma bu toplumsal sözleşmedir ahlak dediğimiz şey bu sözleşmeye işaret eder.
Kadının görüntü üzerinden yarattığı dünyayı ve ordan aldığı tatmini ona biçilen görev ve görevi tamamlamadan aldığı tatmin olarak değerlendirme kadını hafife almak olur. Bu noktada kadın zihni ile daha iyi bir iletişim kurmak gerekiyor. Görüntüden alınan tatminden ve bu görüntüyü sunmak için sarfedilen çabadan çıkarılması gereken asıl nokta kadının iç dünyasına yönelik bir şey olmalıdır. Neden bu tatmin alma şekli kadının dünyasında önemli bir yere sahip olmuştur ve bu kadını nasıl hissettiriyodur bunu düşünmek lazım öncelikle. Yani alınan tatmin kadının iç dünyasında nasıl bir güç olgusuna sebebiyet verir.
Bir başka nokta ise; kadının erkeğe biçilmiş özelliklere sahip olması adı altında özgürleşiyor ya da modernleşiyor olmasının yanı sıra erkeğin de 'kadınlaşıyor' olmasıdır. Eğer görüntüye önem vermek kadına yüklenen bir rol ise bugün erkeğin de kadınlaşıyor olduğunu savunuruz. Bu toplumsal bir rol karmaşından ziyade daha bireysel ele alınmalı. kadın ya da erkek farketmez bu ya da buna benzer durumları bir ihtiyacın dışa vurumu olarak görüyorum ve bu ihtiyaca sebep olan içsel nedenlerin kritik edilmesi gerektiği kanısındayım.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 01:28
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
birinci konuyla ilgili: anlatmak istediğim tam da bu işte. sosyal düzen sadece maddi dünyaya şekil veren bir yapı değildir sosyal düzen psikolojik yapıyıda etkileyen çarpaşık bir yapıdır. eğer az önce yazdığım yazı dikkatli okunursa anlatmak istediğimin toplumsal kurallar bütünün bizde çeşitli içsel güdülenmeler yarattığı anlaşılabilir. yani kadının(veya erkeğin) içsel olarak sahip olacağı(veya olamayacağı) güdüsünü yaratan temel özelliklerden biri bu toplumsal kabul olgusudur. ayrıca yazıda hafife alınan kadın değil toplsumsal düzendir. kadın(veya erkek) bu toplumsal düzen içinde varolmaya çalışarak kabul görme çabasına girmesi aynen kadını hafife almaktır çünkü kadın kendisini onu hafife alan hatta yoksayan bir toplum düzeni içinde tanımlamaktadır ancak yazı biraz daha sağduyulu okunursa kadının boyun eğdiği(veya eğmek zorunda kaldığı) bu toplumsal düzenin eleştirilme çabası görülür( görülmüyorsa benim kalemimin zayıflığındandır kusura bakmayınız )

ikinci durum: bir kadının erkekleşmesi veya bir erkeğin kadınlaşması tanımlarını yetersiz buluyorum bunun nedeni kadınların ve erkeklerin temel ayırıcı özellikleri herhangi bir toplumsal yapıdan bağımsız olarak oluşan en doğal kurumlar olan(senin de bahsettiğin) annelik ve babalık statüleriyle gelir doğal olarak burada kadınlaşmak veya erkekleşmekten tanımlananı dikkatli biçimde incelemek lazım örneğin benim yukarıda bahsettiğim kadının erkekleşmesi kadınların toplumsal hayatta varolabilmek için erkeklere biçilen rolü kabullenmeye zorlanmalıdır. erkeklerde belli bir zorlamayla karşılarmıdır... açıkçası şüpheşliyim zira kadınlar erkeklerin toplumsal karakterlerini maalesef önkoşulsuz kabul etmek eğilimindeler erkekler zaten bir statükoyu korumaktalar bu bir sorundur ancak bahsettiğin içsel nedenler zaten genellikle bireylere dayatılan toplumsal statükodan kaynaklanırlar ve bu statükoyu reddetmek çok zordur eğer bu toplumsal etkiyi soyutlamak istiyorsak erkek ve kadının anne ve baba olarak temel alıp freudçu bir tartışmaya girmek gerekir bu da kadının sokakta gösterdiği davranışı açıklamakta oldukça yetersiz olacaktır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:07
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2011
Mesajlar: 20
Alıntı:
drunken lord´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
birinci konuyla ilgili: anlatmak istediğim tam da bu işte. sosyal düzen sadece maddi dünyaya şekil veren bir yapı değildir sosyal düzen psikolojik yapıyıda etkileyen çarpaşık bir yapıdır. eğer az önce yazdığım yazı dikkatli okunursa anlatmak istediğimin toplumsal kurallar bütünün bizde çeşitli içsel güdülenmeler yarattığı anlaşılabilir. yani kadının(veya erkeğin) içsel olarak sahip olacağı(veya olamayacağı) güdüsünü yaratan temel özelliklerden biri bu toplumsal kabul olgusudur. ayrıca yazıda hafife alınan kadın değil toplsumsal düzendir. kadın(veya erkek) bu toplumsal düzen içinde varolmaya çalışarak kabul görme çabasına girmesi aynen kadını hafife almaktır çünkü kadın kendisini onu hafife alan hatta yoksayan bir toplum düzeni içinde tanımlamaktadır ancak yazı biraz daha sağduyulu okunursa kadının boyun eğdiği(veya eğmek zorunda kaldığı) bu toplumsal düzenin eleştirilme çabası görülür( görülmüyorsa benim kalemimin zayıflığındandır kusura bakmayınız )

ikinci durum: bir kadının erkekleşmesi veya bir erkeğin kadınlaşması tanımlarını yetersiz buluyorum bunun nedeni kadınların ve erkeklerin temel ayırıcı özellikleri herhangi bir toplumsal yapıdan bağımsız olarak oluşan en doğal kurumlar olan(senin de bahsettiğin) annelik ve babalık statüleriyle gelir doğal olarak burada kadınlaşmak veya erkekleşmekten tanımlananı dikkatli biçimde incelemek lazım örneğin benim yukarıda bahsettiğim kadının erkekleşmesi kadınların toplumsal hayatta varolabilmek için erkeklere biçilen rolü kabullenmeye zorlanmalıdır. erkeklerde belli bir zorlamayla karşılarmıdır... açıkçası şüpheşliyim zira kadınlar erkeklerin toplumsal karakterlerini maalesef önkoşulsuz kabul etmek eğilimindeler erkekler zaten bir statükoyu korumaktalar bu bir sorundur ancak bahsettiğin içsel nedenler zaten genellikle bireylere dayatılan toplumsal statükodan kaynaklanırlar ve bu statükoyu reddetmek çok zordur eğer bu toplumsal etkiyi soyutlamak istiyorsak erkek ve kadının anne ve baba olarak temel alıp freudçu bir tartışmaya girmek gerekir bu da kadının sokakta gösterdiği davranışı açıklamakta oldukça yetersiz olacaktır.

Kadını ikinci sınıf olarak konumlandıran onu erkek dünyası üzerinden biçimlendiren toplumsal düzene olan eleştirinizi anladım. Peki nedir toplumsal olan? Toplumsalı oluşturan tek tek özneler değil midir zaten. Bu noktada bireyi toplumdan toplumu bireyden soyutlayamayız bakış açısı ile şikayetçisi olduğumuz düzende olabilecek değişimlerin önünü tıkamış olmuyor muyuz? Değişim için gerekli olan öncelikle bireyin kendi içinde bu değişimi isteyebilecek olması. Bireyin toplumsal olan için değil yalnızca kendi için isteyebileceği şeyler ile değişim mümkündür ve bireysel değişim ise daha geniş çerçeveden bakılınca zaten (toplumsal) dönüşüme kendiliğinden gitmiş olur. İşte bu yüzden kişinin bahsettiğim durumlarda dönüp kendinde yanıtlar arıyor olması gerekir. Bu yanıtlar da içinde bulunduğum sosyal düzenin de payı elbette vardır. Ama öncelik daha bireysel bir perspektiften bakıp kendi değişimi için neler yapabileceğine verilmelidir. Yoksa bu döngü hiç kırılmaz. Çünkü herkesin sebepleri vardır. Herkesin dünyasına biraz girdiğimizde bir çok şeye hak verebiliriz. Sebepler hep bireyi aşar duruma gelir çünkü. Şöyle ya da böyle oluşumuzu sahiplenmemiz bu döngünün kırılması için ilk adımdır. Sonra neden böyle olduğumuz, sebepler, sonuçlar vs. ve tüm bunlarda yaratabileceğimiz değişimler.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:14
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
yahu temelde aynı şeyleri söylüyoruz zaten sadece kullandığımız yöntemler farklı bu söylediklerine tamamen katılıyorum açıkçası ekleyecek birşeyimde yok...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:16
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2011
Mesajlar: 20
" ...bu toplumsal etkiyi soyutlamak istiyorsak erkek ve kadının anne ve baba olarak temel alıp freudçu bir tartışmaya girmek gerekir bu da kadının sokakta gösterdiği davranışı açıklamakta oldukça yetersiz olacaktır."

Bu soyutlamayı yapıp sokaktaki kadın ya da adamı sokağa kendi sokağa çıkışımızdaki beklentiler, insanlara vermeye çalıştığımız görüntü (yalnızca dış görüntü değil bir bütün olarak yarattığımız hava) üzerinden anlayamaz mıyız? Bu haliyle sokaktaki o kadın ya da adamı sokaktaki ben üzerinden büyük ölçüde anlayabilirim. Tabi bunun için 'sokağa çıkan beni' iyi anlayabilmem gerekir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:30
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
düşünüyorum ki toplumsal etkiyi soyutlayarak yapamayız, hayır. çünkü şu bahsettiğin " insanlara vermeye çalıştığımız görüntü (yalnızca dış görüntü değil bir bütün olarak yarattığımız hava)" toplumsal yapıdan soyutlanmış olarak nasıl anlaşılacağını açıkçası merak ederim. "sokaktaki ben"i tanımlarken denkleme "sokaktaki o" yu katmadan bakmak kanımca üslup olarak dahi çok zordur kaldı ki psikolojik olarak olabilirliği anlaşılabilsin. yalnız yanlış anlaşılmasın ben burda insanın birey olarak kendisini tanımlamasını imkansız bulmuyorum yalnız şunu söylüyorum insan kendsini birey olarak tanımlarken denkleme üçüncü kişiyi mutlaka birşekilde koyar bunun nedeni mevzubahis insanın(ki inzivaya çekilmiş bir sufi, bir keşiş ya da bir yehova şahidi, buda içinde durum budur) kendisni en basit dahi olsa sosyal ilişkiden soyutlama olasılığı 0'a oldukça yakındır yani neredeyse olanaksızdır. doğal olarak sosyal-ya da-toplumsal ilişkiden soyutlanarak bir birey tanımlaması ancak freudçu temelde olabilir diye düşünüyorum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:50
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2011
Mesajlar: 20
Alıntı:
drunken lord´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
düşünüyorum ki toplumsal etkiyi soyutlayarak yapamayız, hayır. çünkü şu bahsettiğin " insanlara vermeye çalıştığımız görüntü (yalnızca dış görüntü değil bir bütün olarak yarattığımız hava)" toplumsal yapıdan soyutlanmış olarak nasıl anlaşılacağını açıkçası merak ederim. "sokaktaki ben"i tanımlarken denkleme "sokaktaki o" yu katmadan bakmak kanımca üslup olarak dahi çok zordur kaldı ki psikolojik olarak olabilirliği anlaşılabilsin. yalnız yanlış anlaşılmasın ben burda insanın birey olarak kendisini tanımlamasını imkansız bulmuyorum yalnız şunu söylüyorum insan kendsini birey olarak tanımlarken denkleme üçüncü kişiyi mutlaka birşekilde koyar bunun nedeni mevzubahis insanın(ki inzivaya çekilmiş bir sufi, bir keşiş ya da bir yehova şahidi, buda içinde durum budur) kendisni en basit dahi olsa sosyal ilişkiden soyutlama olasılığı 0'a oldukça yakındır yani neredeyse olanaksızdır. doğal olarak sosyal-ya da-toplumsal ilişkiden soyutlanarak bir birey tanımlaması ancak freudçu temelde olabilir diye düşünüyorum.
Freudçu temelde dediğini anne-baba-çocuk ilişkisi ve bu ilişkilerin ürünü olarak çocuğun ruhsal yapılanmasının açıklanması olarak alıyorum. Ve evet insanın önce bu şekilde kendine bakması gerektiğini ve yapacağı değişimleri bu içe bakışlar ile sağlaması gerektiğini söylüyorum. Ama Freud un temele koyduğu cinselliği ve bunun üzerinden algılayışını değil Kohut'un cinsel dışa vurumların da arkasındaki sebepleri ele aldığı kendilik psikolojisini baz alıyorum. Çocukla-bebekle kurulan ilişkideki yetersiz eş duyumlar ya da yerinde olmayan empati gibi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 11-07-2011, 02:56
drunken lord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Mesajlar: 254
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
parazit´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Freudçu temelde dediğini anne-baba-çocuk ilişkisi ve bu ilişkilerin ürünü olarak çocuğun ruhsal yapılanmasının açıklanması olarak alıyorum. Ve evet insanın önce bu şekilde kendine bakması gerektiğini ve yapacağı değişimleri bu içe bakışlar ile sağlaması gerektiğini söylüyorum. Ama Freud un temele koyduğu cinselliği ve bunun üzerinden algılayışını değil Kohut'un cinsel dışa vurumların da arkasındaki sebepleri ele aldığı kendilik psikolojisini baz alıyorum. Çocukla-bebekle kurulan ilişkideki yetersiz eş duyumlar ya da yerinde olmayan empati gibi.

tamam bu bir görüş farklılığıdır zaten benimde "freudçu" kelimesini kullanışımdaki amaç salt freud'un kuramsal bakış açısı temel alınarak bireyin toplumdan soyut incelemesini yapmak değil daha çok psikanalitik yaklaşımı vurgulamaktır. yeniden katılmaktayım söylediklerine...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bakış, kadına


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bakış Suyel Şiirler 0 03-09-2009 22:17
Kadına rağmen ataerkillik samathana Sosyoloji & Psikoloji 13 07-09-2008 14:29
Kadıköy'de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Çadırı kurtulush Güncel Mevzular 0 30-06-2008 23:58
80'ler Sinemasına bakış HattoriHanzO Sinema Tazyikli Oyunlar 15 23-06-2008 10:55
Nar'a değişik bir bakış High Hopes Resimler ve Düşündürdükleri 1 11-12-2007 20:45


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:19 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info