|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
Değişen Hiç Mi Birşey Yok?Tartışmak İstiyorum içerisinde Değişen Hiç Mi Birşey Yok? konusu: Alıntı:
ozgen ´isimli arızadan alıntı
itiraf etmekten korkulan şey cinsel ilişkiyi/seks i sevdiğimiz mi?? bu nasıl bir genelleme anlayamadım.
duygularımızı yitirdiğimiz anda neden başlasın ki 'ilişki'.aksine duyguları yitirdiğin anda değil,duyguların ...

08-11-2009, 13:36
|
 |
isteyipte söylemediklerim
|
|
Üyelik Tarihi: 12-12-2008
Nerden: Dünya
Mesajlar: 281
|
|
Alıntı:
ozgen´isimli arızadan alıntı
itiraf etmekten korkulan şey cinsel ilişkiyi/seks i sevdiğimiz mi?? bu nasıl bir genelleme anlayamadım.
duygularımızı yitirdiğimiz anda neden başlasın ki 'ilişki'.aksine duyguları yitirdiğin anda değil,duyguların ifadesi olarak yaşanır.seversin,aşık olursun ya da çekim duyarsın sevişirsin....(yani ister kısa süreli ister uzun süreli ilişki olsun)sonuçta bu da bir duygu ifadesidir.
insanlık olarak duyguları yitirmek bunun neresinde???
|
sevginin karşılıksız olması gerekliliği üzerineydi ama yanlış anlaşılmış görünen o ki. duygular olmadan yaşanan herşey ilişkidir: ilişki derken bir arayıştır artık geriye birşey kalmadığından, sadece bir süre daha yürütülmeye çalışılan şeyler vardır, kastım buydu.sıkılana ve/veya sana başka birisi daha iyi görünene kadar.
|

10-11-2009, 08:47
|
 |
psy
|
|
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
|
|
Alıntı:
yigit´isimli arızadan alıntı
sevginin karşılıksız olması gerekliliği üzerineydi ama yanlış anlaşılmış görünen o ki. duygular olmadan yaşanan herşey ilişkidir: ilişki derken bir arayıştır artık geriye birşey kalmadığından, sadece bir süre daha yürütülmeye çalışılan şeyler vardır, kastım buydu.sıkılana ve/veya sana başka birisi daha iyi görünene kadar.
|
hiçbir sevgi karşılık beklenmeden olmaz ki...
anne sevgisi bile belirli bir karşılık bekleme duygusuna dayanır (ben ona bakıyorum ilerde çocuğum büyüyünce bana bakacak)
ilişkiden sıkılmayı ya da başkasının gözüne hoş görünmesini bekleyip ilişkini devam ettiriyorsan bu senin ilişkilerini yaşayış tarzınmış.neden genelleme yapıyorsun?
Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.
Mahzuni
|

11-11-2009, 14:33
|
 |
isteyipte söylemediklerim
|
|
Üyelik Tarihi: 12-12-2008
Nerden: Dünya
Mesajlar: 281
|
|
Alıntı:
ozgen´isimli arızadan alıntı
hiçbir sevgi karşılık beklenmeden olmaz ki...
anne sevgisi bile belirli bir karşılık bekleme duygusuna dayanır (ben ona bakıyorum ilerde çocuğum büyüyünce bana bakacak)
|
beklediğin tek karşılık, onun da seni sevmesiyse, sorun yok, yine söylüyorum, diğer hallerde bu sevgi değil, ilişkidir, en azından bana göre....
Alıntı:
ozgen´isimli arızadan alıntı
ilişkiden sıkılmayı ya da başkasının gözüne hoş görünmesini bekleyip ilişkini devam ettiriyorsan bu senin ilişkilerini yaşayış tarzınmış.neden genelleme yapıyorsun?
|
benim ilişki tarzım değildir, gözlemlediğim ilişkilerdir bunlar.
sadece çevrene bakman yeterli olur bunu görmen için... bakıpta görmüyorsan, bilakis, şanslısın ve/veya farkında değilsin.
|

11-11-2009, 18:46
|
 |
Bad Sector
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Mesajlar: 72
|
|
cinsellik duygu anlatma biçimi değildir. her devirde dünyanın en kepaze hali olmuştur bu aitlik sahiplik rezaleti.
Alıntı:
breeze´isimli arızadan alıntı
Yine yıllar yılları kovalamış..
Milyonlarca erkek
Milyonlarca kadın
Rahat rahat yaşanabilen ikili ilişkiler..
|
böyle de devam edecek maalesef,değişim için çoğunluğun zevklerinden kısması lazım. hangi cinselliğe susamış ın kısıp bunu anlayabileceğini umuyoruz ki..

...
|

11-11-2009, 20:56
|
 |
psy
|
|
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
|
|
Alıntı:
Kinnummh´isimli arızadan alıntı
cinsellik duygu anlatma biçimi değildir. her devirde dünyanın en kepaze hali olmuştur bu aitlik sahiplik rezaleti.
böyle de devam edecek maalesef,değişim için çoğunluğun zevklerinden kısması lazım. hangi cinselliğe susamış ın kısıp bunu anlayabileceğini umuyoruz ki..
|
ister sevgi olsun,ister aşk,ister şehvet, cinsellik duygu ifadesidir. cinsellik yemek yemek ,su içmek gibi bir fizyolojik ihtiyaç kimi zaman; kimi zamansa sadece zevk... bunu tabulaştıran,belirli kalıplara koyan ise toplum.
Alan memnun satan memnun.bir başkasının cinselliğini nasıl,ne tarz yaşadığı neden seni bu kadar ilgilendiriyor.
neden insanlardan zevklerini kısıtlamalarını istiyorsun ki?nasıl bir değişim arzuluyorsun ki?
Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.
Mahzuni
|

11-11-2009, 23:09
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
Alıntı:
breeze´isimli arızadan alıntı
Aitlik duygusu kendi üstüne yetmezmiş gibi bir de koca toplumun üstüne sinmiş kadın..
|
Başlıktan anlaşıldığı kadarıyla beklenilen dert yanmak ise verilen yanıtlarla tatminkarlık sağlanmıştır...
Eğer mantık ve gerçekçilik aranıyorsa ivedi tekrar ve karşılıklı onamadan artık sıyrılıp radikal düşünmeyi gerektiriyor...
Lanet olası bir eril erk var, ateşe atıp kurtulamadığımız -ki rahatlayasınız- bu erk sözde aitlik duygusunu topluluklara eğemen kılmada büyük rol oynuyor; iyi bir gözlemci ve biraz tarih meraklısı olursanız "dişil zeka"dan başka bir erkin karşı cinsi seçmede asla başarılı olamadığını bariz bir şekilde görebilirsiniz...
Kaynağınızı başlangıca, ilkelliğe dayandırıyorsunuz, hadi örnekleyelim: erkin yabani simgesi ilkelimiz kadınını seçiyor heyecanını yaşıyor ve böylece aitlik sağlanıp yeni nesiller ortaya çıkıyor; bozuk inançlı, hastalıklı dertleri ile...
Buna inanıyor musunuz gerçekten?
Fazlaca naifiz herhalde...
Eril erkin sahip olduğu zavallı 'us' ve o başına bela hantal kabalığı ile yeni nesilleri seçtiği eşler üzerinden yarattığını asla ve asla söyleyemez ve kanıtlayamazsınız...
Yalnızca "dişil zeka" bu yerkürede sonraki jenerasyonun formatını belirlemiştir ve aymazsak belirlemeye de devam edecektir...
Kısacası bunu bir daha düşünmeli:"Aitlik duygusu kendi üstüne yetmezmiş gibi bir de koca toplumun üstüne sinmiş kadın"
Sevgili Sokretes, bildiğim bir şey varsa o da bir şey bilmediğimdir derken ben ukalalık edip bildiğim tek şey var ki o da bu yerkürede vuku bulan her eylemin bir bedeli olduğu gerçeğidir diyorum-ki "dişil zeka" bu bedeli yaptıklarına nazaran yeterince ödemedi bile denebilir...
Alıntı:
breeze´isimli arızadan alıntı
Ezildi ezildi..iyice sindi..Ama içindeki istekleri engelleyemedi..Karşı da çıkamadı..Nasıl çıkabilir ki? O ait sadece söyleneni yapabilir,o güçsüz ekmeğini taştan çıkaramaz,o rahat rahat konuşamaz giyinemez erkeği kıskanır ve onun övünebileceği bir penisi yok..
Sanırım aradaki en büyük(!) fark bu..Birinin cinsel organı büyük diğerinin küçük..
Kadının cinselliğinin yadsındığı,kadının ezildiği,hor görüldüğü,doğrulardan utandırılmaya,yolundan döndürülmeye çalışıldığı bu toplum umarım bir gün değişir..80'li yılların Duygu ASena kitaplarını okuyup 'Gerçekten değişen bir şey yok' diyebilmenin acısını yaşıyorum..
|
Bu denli sömürü de biraz aşırı değil mi sizce?
Evet, katılayım size ve yüksek sesle söyleyeyim geçmiş hastalıklıydı; geçmiş izin vermedi dişinin gelişimine kültür ve sanatın her alanında neden dişi kahramanlarımız olmadığından daima yakınır ve neden olarak da yukarıdaki sömürü argümanını kullanırız; ezildi de ezildi...
Peki ya bugün?
Yeterince iplerini eline alması için özgür bir dünya değil mi?
Hadi bahanenizi de es geçelim doğu'yu haritadan silelim ve bize 3. dünya ülkesi diyen batıyı ele alalım:
Hala bir dahi görmüş değiliz; yeni nesli zihninden vuracak ve değişimin mihenk taşı olacak bir dişi ressam?
Bir dişi heykeltraşımız?
Yazar da mı yok?
İlginç hala eziliyorlar demekki, yazık!!!
Bunca anlamsız anlatım bir işe yaramaz çünkü anlamsız, çünkü aslında bilmek ve yapmak istemediğimiz şeyler söylüyor...
Tüm dişi canlılığa çağrıda bulunuyorum EVLİLİĞİ reddedin kendinizi gerçekleştirin özgür bireyler olarak o değişim yaşandığında da tekrar çok özlerseniz dönebilirsiniz...
Ama bunu istemeyiz değil mi?
Kimdir şimdi ezilen yada ekmeğini kazanamayan?
Modern çağ size engel mi oluyor?
Kabul edin ki üremek zorundasınız, bunu sizi kollayacak bir hantal, kaba erk desteği ile yapmak zorundasınız...
Ve bunu küre "yeter" diyerek çatlayana kadar da devam ettirmek zorundasınız; öyleyse neden kabul ederek bu realiteyi şu lanet olası ilişki sorunsalını yok etmiyorsunuz...
Böylece sefalete son vermiş olmak ne de hoş olurdu...
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

11-11-2009, 23:47
|
 |
teoride normalim
|
|
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Yaş: 39
Mesajlar: 426
|
|
Erkeklik : imkansız iktidar . bir gazetede yayınlanan bir yazının başlığı bu. Beni gülümsetmişti.
erkek egemen sistem sadece kadınları ezmiyor , erkekleri de baskı altına alıyor diyordu yazıda ve pandaVSkoala nın söylediklerine yakın cümlelerle devam ediyordu yazı.
Aitlik duygusu dünden bugüne daha da yayılmacı ve baskın bir hal aldı, türlü türlü konuda da olsa aitlik istilacı bir kavram tıpkı kediler gibi, istilacı türlerdendir kedilerde. Ve kediler ya çok sevilir ya da nefret edilir. Bu bağlamda değişen bir şey var denebilir belki de, değişimi geriye gidiş olarak düşünürsek elbette. Gelişim var mı bana göre hayır yok. Ancak sadece farkındalık da bir gelişme olabilir biraz nitelik biraz da nicelik olarak. Belki bir gün ki bana göre imkansız, gelişim bu aitlik duygusunun esaretinden kurtarabilir insanları.
Ancak bana göre aynı zamanda kadındaki esaret ile farklı bir şekilde de olsa erkekteki esaret aslında kişilerin kalabalıklar içinde tüketilmesine yönelik eylemlerin sonucu. Birey olmana izin verilmez. Bu sayede öyle ya da böyle bir şekil güdülürsün. Sanırım bu sadece cinsiyet üzerinden giden bir durum değil. Cinsiyet sayesinde yürütülen başkaca şeyler mevcut, zorluk bundan kaynaklanıyordur belki de..
Kadın, kişi olduğunu fark etmediği sürece de bu oyundaki rolünü kusursuzca devam ettirecek gibi gözüküyor bana. Aslında bana göre erkek de aynı durumda. Kim kimi kandırıyor aitlikle ya da cinsellikle bilemiyorum, kişinin kendini kandırması da söz konusu iken..
Bir bildiğim her şeyin cinsiyeti var, bilmek de değil aslında. Kimi dillerde ekler bile eşyanın vs nin cinsiyetine göre belirleniyor. Bir bildiğimde de kadınların ciddi anlamda yanılsamaları olduğu..
.İnsan karşısındaki insanın zaafını (larını) kullanarak kendini bir yerlere taşıtıyorsa orada sadece acizlik vardır. Bu nedenle bana göre bir zekadan ziyade bir uyanıklılık durumu söz konusudur diye düşünürüm roNiNex Başkalarının akılsızlığından yararlanmak da bir çeşit akıl sayılıyorsa elbet son yazdığım kendi kendini çürütmüş olur..
Yemek yemek de cinsellikte insanın yaşamını idame ettirmesi içindi aslında bunu keyfe dönüştüren insandır. Bu bağlamda bir değişim yaşamışız sanırsam ...
Bir de üreme olayı var RoNiNex in dediği. Ama bu sadece kadında değil erkekte de var. Üreme isteği her iki cinsi de kapsıyor. Sadece, erkek bunun için sadece bunun için birlikte olmaz, belki ikincil üçüncül amaçtır bu ama kadında ilk sıradaki amaçlardan biridir ve bu ilk sırada bir çok amaç yer alır. 
Sanırsam ben konuya tarafsız yaklaşamıyorum, hemcinslerimi pek sevmememden kaynaklanıyor bu galiba. ömrümü yer bu konu benim…
aNlAtIm AnLaŞıLmIş olduğunda gerçekten anlamlandığı durumu soyut bir biçimde anlamlayabilmek için gerekli tüm niteliklere kendiliğinden sahipTİR.
|

12-11-2009, 01:06
|
 |
Bad Sector
|
|
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Mesajlar: 72
|
|
Alıntı:
ozgen´isimli arızadan alıntı
ister sevgi olsun,ister aşk,ister şehvet, cinsellik duygu ifadesidir. cinsellik yemek yemek ,su içmek gibi bir fizyolojik ihtiyaç kimi zaman; kimi zamansa sadece zevk... bunu tabulaştıran,belirli kalıplara koyan ise toplum.
Alan memnun satan memnun.bir başkasının cinselliğini nasıl,ne tarz yaşadığı neden seni bu kadar ilgilendiriyor.
neden insanlardan zevklerini kısıtlamalarını istiyorsun ki?nasıl bir değişim arzuluyorsun ki?
|
dünyadaki neredeyse her bireyin fakirinin de zengininin de mutlusunun da mutsuzunun da vs vs nin ortak noktası değilmidir bu zevk? tabulaştırma çabalarında değilim,fakat aşırı! lığı benim kastım mesele aitlik üzerine.. ve bu aitlik ayrımının orta noktası da cinsellik.. zevklerini kısıtlamak? evet içgüdüsel yaşamak isteyen yada hazlarıyla mutlu olacaklar beyinlerini istediği köşeye savurup herhaltı yemeye devam etmelidir,etsinler de! değişimden kasıt aitliğin kaldırılabilmesi ve olası değişim üzerine yorumsal durumlardan ibaret.. yoksa bana ne kimin ne yaptığından.

...
|

14-11-2009, 11:33
|
 |
ruimte
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
|
|
|
iki ayrı tür demekde nerden çıktı. ortada ayrı tür yok. ve ortada öz olarak bakarsak erkek diye bir cinsde yok. bunu bir güzel yutturmuşlar, cinsiyetçi yalancılık.
cinsel uzuvlarımızı bile tanıyamıyorsak farklılık diye sunulanın bir fark olmadığı anlaşılır olacaktı ama...
deniliyorki ay neden dünya etrafında yörüngede dolanıyor yaw dünyaya bakamazsak iyi anlamzsak ayın neden dolandığınıda anlayamazyız. merkez olan kadın yani homoshapiensde olarak öyle cinsiyetçilik algısı bize garip bir zihinsel refleks vermiş. kadın kendisini bilmiyorsa tanımıyorsa bedenini ve dugularını açıklayamıyorsa sorunları ve çelişikileri erkeğe havale etmenin bir manası yok bence.
söylendiği gibi erkek ve dişi cinsel organlar farklı değil. yapısal olarak iyi incelenirse dişi cinsel organ erkek organını barındıdır ve kapsar erkek organı dişil organın ayrık bir parçası biyoloji ve anatomi dersi vermeye gerek yok biraz baksak görecez .
dişi yani üremede merkez olan cins baskındır hatta egemendir. türün devamı için strateji ne ise ona uygun bir kodlama ile uygarlık kurulmuş ve sosyolojik durumlar var olagelmiştir.
durumu anlamak için kodlanan şifrelerin çözülmesi gerekir. türünü koru ve çoğal.
mevcut durumu anlamak için hiçde cinsiyet ayrımcılığı yapmayalım biz bunu beraber yaptık. yani insanoğlu olarak sonuçları dört dört olmadı diye şikayetin bir anlamı yok. değişimmi aranıyor yok öyle birşey değişmek sadece kendimizi kandırmadan ibaretttir. değişen birşey yok
erkek ve dişi neden bir araya gelir buna neden katlanılır üreme güdüsü biz buna mutlluk aşk meşk gibi cilalı yapmak isteriz. oysa başka canlılar işin bu kadar teferruatına girmemiştir. gelişen ne bizmi yoksa diğer canlılarmı.
olan olmuş kadında rahminde büyütmüş efendilerin larvasını sonrada seyretmiş doğrurulan her canlının savaşlarda öldürülmesini birde bundan memnun olmamış ne anladım bu işten hiçbirşey. doğur seyret uygarlık olsun durum rahata erince geçmişi unut hümanizm rolune bürün ortada çelişki duruyor.
birde sevme sevilme istemi kadın sevgi temelinde yaşıyorsa dugyularını bu üreme için kodlanan bir durumdur. ve erkek daha çok mekanik davranıyorsa buda ona yüklenen yazılımdandır. bunda ne erkek nede kadın sorumlu tutulamaz tutulsa tutulsa insandaki genetik kodlamanın temelidir veya değildir herşey normaldir belkide kim bilebilirki.
yaşayın işte kafanıza göre molleküllere ayrılmadan kendinize göre iyi yaşayın zevk felan alın veya almayın. serbest.
ve aşk güncel tanımlama içerisinde ele alalım erkek veya dişinin birbiri üzerindeki iktidar mücadelesidir hepsi bu. daha detaya gerek yok herkes biliyordur zaten bu devirde değilmi....
yaw bu cinsellikde neyin nesi üreme türün devamı güsülenmesinden başka birşey göremiyorum. mağdur edebiyatı buda bir kendini var etme yöntemei veya savunmasıdır. zayıf olduğunu düşünen mağdur ve hümanist rolune bürünerek kendisini korumaya alır. böylece savaş ve yıkımlardan uzak kalır ve yavruları büyütür. mağdur olan mağdur eden kadar sorumludur.
ne demişler itaat olmazsa efendilerde olmaz.
işin özü veya tözü budur
bence tabii biraz cilaladım vasat yazdım ne yazdığımıda unututum aynen ekliyorum. çünkü hava soğuk sık sık boşaltım sistemi çalışıyor.
hop kaçtım...
|

14-11-2009, 11:55
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
|
"farklı bir pencere açıldı... ve baktım görünene... iyiymiş..."
tekrarlamam da bir sakınca yoktur herhalde...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:18 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|