Bu kadar haksızlıklar, zulüm, yalan ve dolan varken ''neden çalınmadığın''dan ziyade ''hala neden çalmadığımızdır'' asıl önemli olan diyordu şimdi ismini hatırlayamadığım bir yazar.
Çalma eylemine sebep olabilecek pekçok faktör olabilmektedir; neticede kapitalizm ''hırsızlığın'' yasalarla yapıldığı yegane sistemdir benim için. Kitap araklama işi, kapitalizmin, devletlerin ve şirketlerin kendisi düşünüldüğün son derece masum, meşru ve naif bir eylem tarzıdır. Bizlerin kapitalizm olgusuna karşı çıkışının en baş sebeplerinden birisi ''emek ve kaynak'' hırsızlığı ve sömürüsüdür;fakat, devasa sistemler karşısında son derece ''masum'' görünen bu eylemin bir sonraki aşamaya geçmemesinin bir garantisi olacak mıdır? Büyük kitap evlerinden kitap çalmayı bir kez zihninde meşrulaştıran birey, benzer eylemi ''sahaflar'', daha küçük dükkanlar ve mütevazi kitapçılar için de pekala meşrulaştırabilecektir. Büyük kitap evlerinin piyasayı elinde tutup bunun üzerinde ciddi meblalar kazanmasını meşru bir sebep olarak gören birey, küçük sahafların/kitapçıların da ''olası yüksek'' fiyatları için niçin aynı şeyi düşünmesin? Bunun da ötesinde; bu bireyin büyük alışveriş merkezlerindeki diğer ürünler için de benzer şeyi düşündüğünü/düşüneceğini bilmekteyiz, bu tarz birçok eylem de olmuştur hatta. Peki ama bu eylemlerin dha küçük dükkanlar ve esnaflara gitmeyeceğinin garantisi var mıdır? Hadi ağzımdan baklayı çıkarayım:Çalma eyleminin gündelik hayatımızda ''sıradanlaş''mayacağının, meşrulaşmıyacağının ve sürekli pratiğinin olmayacağının ne garantisi var?
Bizler kapitalist ''mülkiyet''e karşı çıkarken; o mülkiyeti yaratan, yaratmış olduğunu düşündüğümüz davranış modelini tekrar etmiş olmuyor muyuz? Bu soruları sormaktaki asıl kaygım, çalma eyleminin gündelik ve sıradan hayatımızın içinde tamamen meşrulaşması olgusudur. Bu eylemi yapanları ahlaki bağlamda yargılamıyorum elbette; ancak, başıma sık gelen bir eylem olduğu için de birinin bana yapmasından kesinlikle hoşlanmıyorum.
Söz gelimi üniversite birçok kitabım çalındı; üstelik sık sık yararlanabileceğim kitaplardı. Hergün evimize gelen bir komşumun oğlu kira paramızı çaldı, çok çok samimi olduğumuz bir arkadaşımız cüzdanımızdan para çaldı, eve gelen komşularımızdan biri değerli birkaç eşyamızı çaldı; gece saatlerce çalışarak emek harcayarak ürettiğimiz ürünlerimizin karşılığı defalarca verilmedi, yine dükkanda emek harcadığımız onlarca işin karşılığı verilmedi...
Çocukken(8-9 yaşlarında) bakkaldan aşırdığımız üçbeş şekerin dışında çalma eylemim olmadı; fakat sık sık buna maruz kaldım. Birçok insan sigaradan içkiye, yeme içmeden giyim-kuşama kadar en rahatını yaşarken, rahatından-konforundan zerre kadar taviz vermezken; alış veriş yaptığı onlarca yere borçlarını ödemiyor, zaman zaman da çalıyor... Kitap çalan biri sigaraya, alkole, giyim kuşama para bulurken kitaba verdiği parayı fuzuli buluyorsa bence bu meşru bir eylem değildir. Bu kişinin kendi konforundan taviz vermeden yaşaması benim ağrıma gider, yaptığı eylemi de hiçbir biçimde onaylamam. Ben birkaç korsan kitap almıştım; fakat, genelde baskılarındaki kaliteden dolayı orjinalleri almaya çalışırım. Korsan da bir hırsızlık denilebilinir elbette; fakat, orada da en azından az yada çok bir bedel ödüyorsunuz. Korsan işini yapan kişi de bu işten milyarlar kazanmıyor(istisnalar hariç); o da bir şekilde emek harcıyor, harcanan emeği sömürmek pahasına da olsa.
Yalnızca büyük kitapevlerinden olacaksa ve gündelik yaşamında diğer alanlarına sirayet edip sıradan insanları mağdur etmeyecekse bu eylemi bir yere kadar meşru görebilirim; ancak, bu şahıs kendi konforundan taviz vermeyen bir bencillik içindeyse onu da onaylamam. İyisi mi sigara ve alkolünüzden, zorunlu ihtiyaçların dışındaki lüks tüketimden kısıp korsan-sahaf bir yolunu bulup almaya çalışın derim. Cidde alacak durumunuz yoksa, sefilleri oynuyorsanız kütüphanede, eşde dosta da bulamıyorsanız büyük kitapevlerinden çalın o zaman, nabalım
