|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
Aile ÜzerineTartışmak İstiyorum içerisinde Aile Üzerine konusu: Albatros öyle olur olmaz ve kolay kolay aşağılayan biri değil benim bildiğim kadarıyla. Ha, bu arada eğlendiğine de sevindim, ne güzel....

04-07-2009, 21:36
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Albatros öyle olur olmaz ve kolay kolay aşağılayan biri değil benim bildiğim kadarıyla. Ha, bu arada eğlendiğine de sevindim, ne güzel.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

05-07-2009, 01:31
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-07-2008
Mesajlar: 71
|
|
|
aile çocuğu toplumun istediği kalıpların içine sokar buna ben de katılıyorum ama ailesiz bir hayatı da düşünemiyorum ... birçok kişi aileyi dünyadaki tüm kötülüklerin özüymüş gibi tanımlıyor... hayatınızda en vazgeçemeyeceğiniz şeylerden biri anne şefkati değil mi... ya da babanızın kardeşlerinizin sizi kollaması çok mu değersiz...tüm bunlar aile olmadan nasıl olabilir?
|

05-07-2009, 02:58
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Kafam güzel değil şu anda. Jargonların hepsi onları çok sevenlerin olsun Önce ille de bir kitabına uydurmak gerekli çünkü. Söylediklerimin arkasında duruyorum. Çünkü öbeklenmek, belli ritüellerin ardına düşmek her yerde var. Hatta en gıcığı entel tayfasındakidir, tabi bana göre. Hiç de öyle tarafsız falan değildir ayrıca iddia olunduğu gibi ve hatta tam tersidir.
|
Konu kadın ve mahremiyetse kimse tarafsız olamaz kolay kolay. Düşünsene, sen bile!.. Kendi kızını düşün...(çocuğun olduğunu söylemiştin, kızındı sanırım, yani öyle kalmış aklımda  ) Kendim de tarafım, çünkü erkeğim, çünkü daima ve elbette bir ''ben''im var. Erkekler tanırım, pekçok konuda özeleştirimi rahatlıkla yaparım;ama körü körüne değil, kendimi aşağılamam. Kadını yüceltecek olan ''ben'' değilim; yine kadındır, ben sadece ''bireysel'' hakları savunurum, ötesi kadınlara kalmış. Ben yine ''ben''i yaşarım, varsın maço desinler
Alıntı:
|
O yazımı gıcık bulduğum entellere yazdım. Arasında sayıyorsan kendini, o sana kalmış.
|
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla; ama sana demedim ama  Alchemy, Kumru kızımızın sorduğu ''kurum'' olgusunu ortaya atan bendim, üstüme alınmam doğaldı
Alıntı:
|
Aileye kurum demekle dememek arasındaki o "çok önemli olduğu anlaşılan/veyahut da öyle anlaşılan" farkı ben de bilmek isterdim bu arada.
|
Aile olgusundan neden ''tek eşli, sadık, pek bir terbiyeli, kutsal ve dogmalarla örülü'' süreçleri anlıyoruz? Bunların dışında ''aile'' olamaz mı? Sen kendi çocuğunla bir aile değil misin? Swinger yapan, özgür seks yaşayan, ve çocuğu olan bir çift düşün... Bu aile değil midir?
Alıntı:
|
Acaba bu fark ailenin boktanlığı ve bir de boktan şekilde de uygula(n)maları üzerinde nasıl bir değişikik yaratırdı. Neyse. Merak işte sadece benimki.
|
Kızınla/oğlunla kendi arandaki aile olgusunun da boktanlığına inanıyor musun? Her birey bir değildir, her birey kendi süreçlerini, kendi yaratır. Mevzu bahis olan ''çocuk'' olduğu için mutlaka bir eğitim/öğrenme süreci yaşanacaktır. Çocuk sahibi olup kendi başına yaşamak isteye de bilirsin; ancak çocuğunla sen iki kişilik de olsa bir ailesiniz. Yahut tamamen yalnızlığı da seçebilirsin. Fark tamamen senin seçimlerindir. Kurumsallaşmış aile olgusu bir realitedir, ama bundan ibaret midir? Aile dediğimiz illa ''anne-baba-çocuk'' biraradılığında mı düşünülmelidir? Ne kadar ''birey'' olursan, okadar bağımsız olursun, sen ''birey'' olup kendi ayakların üzerinde durmayı başardıkça bağımlılıkların da azalır. Gerisi baba figürüyle arandaki sosyal-kültürel ilişkiyi bağlar. Bir olguyu sadece tek biçimiyle düşündüğünüz için itiraz ettim ve hayır... Aile bu kavramsallaştırmanızdan ibaret değildir, bir sürü çeşidi vardır; hatta tamamen yalnız yaşamak da isteyebilirsin. İlla ''evleneceksin uleynn, evinin kadını olacaksın'' diyen mi var  Çocuk doğurmak da istemeye de bilirsin, bana ne  Ama doğurmak istiyorsan bakacaksın, eğitecek/öğreteceksin. Babalı yahut babasız; o vakit sen de bir ''otorite'' olacaksın, olmak zorundasın. Üzgünüm, insan yavrusu en geç ve zahmetli büyüyen türlerden biri
Alıntı:
Saldırmak konusunu ise özellikle tekrarlıyorum. Çünkü aşağılayan ve saldırgan bu saçma sapan entellikler taslama durumları = aşağılık kompleksidir bana göre.
|
Şayet bu konuda saldıran biri varsa(yani bu frumda, bu konuda) bunları söylemeye hakkın var, ama elde yok
Alıntı:
|
Ha, ayrıca verilen yanıtlara ameliyat titizliğinde yaklaşman ve mm'sine dek savunma yapman da ilgimi çekiyor. Senin bazı şeylere verdiğin önemler kadar başkalarının da önem verdiği başka şeyler var işte, ne yaparsın... Detayda değişik, ama temelde aslında aynıdır bana göre.
|
Yazılı anlatımda ayrıntılara dikkat ederim, kelimeleri, vurguları seçerim. Herkesin kendine özel tercihleri vardır muhakkak, olmalıdır da. Hiçbir yaşam tarzını tabulaştıran, kurallaştıran biri değilim; ben severim-sevmem o bana kalmış, ama yaşayanla da uğraşmam. Herkes kendi ''ben''inin kendi doğrularının tutarlı ve inatlı bir şekilde arkasında durabilse inan bir sorun kalmaz...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
Konu AlbatrosS tarafından (05-07-2009 Saat 03:02 ) değiştirilmiştir..
|

05-07-2009, 17:19
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
Kızınla/oğlunla kendi arandaki aile olgusunun da boktanlığına inanıyor musun? Her birey bir değildir, her birey kendi süreçlerini, kendi yaratır. Mevzu bahis olan ''çocuk'' olduğu için mutlaka bir eğitim/öğrenme süreci yaşanacaktır. Çocuk sahibi olup kendi başına yaşamak isteye de bilirsin; ancak çocuğunla sen iki kişilik de olsa bir ailesiniz. Yahut tamamen yalnızlığı da seçebilirsin. Fark tamamen senin seçimlerindir. Kurumsallaşmış aile olgusu bir realitedir, ama bundan ibaret midir? Aile dediğimiz illa ''anne-baba-çocuk'' biraradılığında mı düşünülmelidir? Ne kadar ''birey'' olursan, okadar bağımsız olursun, sen ''birey'' olup kendi ayakların üzerinde durmayı başardıkça bağımlılıkların da azalır. Gerisi baba figürüyle arandaki sosyal-kültürel ilişkiyi bağlar. Bir olguyu sadece tek biçimiyle düşündüğünüz için itiraz ettim ve hayır... Aile bu kavramsallaştırmanızdan ibaret değildir, bir sürü çeşidi vardır; hatta tamamen yalnız yaşamak da isteyebilirsin. İlla ''evleneceksin uleynn, evinin kadını olacaksın'' diyen mi var  Çocuk doğurmak da istemeye de bilirsin, bana ne  Ama doğurmak istiyorsan bakacaksın, eğitecek/öğreteceksin. Babalı yahut babasız; o vakit sen de bir ''otorite'' olacaksın, olmak zorundasın. Üzgünüm, insan yavrusu en geç ve zahmetli büyüyen türlerden biri
|
Bu açıklama için teşekkür ederim, ne demek istediğin şimdi daha netleşti sanıyorum. Aileyi ille ki anne baba çocuk çekirdekliğinden çıkartıp... Kızımla olan salt ilişkimde aile olmanın yerini düşünmem gerekirse, herşeyden evvel bir anne rolüne işaret etmem gerekir. Bu sadece onun fiziksel ya da ruhsal bakım ve desteğini değil, hem benim onun annesi olma durumumu (mülkiyet) hem de etrafın (mahalle/toplum) annelik olgusu üzerindeki yargılarının benim davranışım üzerinde kurduğu baskıyı da beraberinde getirir. Bir insanın dünyaya getirdiği çocuğun kendisinden bağımsız olduğunu anlayabilmesi/idrak edebilmesi, bunu kabul edebilmesi ve buna saygı gösterebilmesi pek o kadar yabana atılacak bir bilinç durumu değildir diye düşünüyorum. Özellikle geleneksel bir toplumda olunduğu göz önüne alınırsa. İşi sadece kişi bilincine indirgeyecek olursak, o zaman mesela polis de yeterince bilinçli olursa, toplumda bireyi korumak üzere var olduğunu düşünmelidir, mesela devlet başkanı da, herkesin başkanı olduğunu düşünmelidir. Ancak böyle olmuyor. Çünkü içinde bulundukları düzenekler, onlara otomatik olarak o sistemin iyi ve güzel ve yararlı olabilecek yanlarını getirip dayamıyor. Hatta insanın karanlık ve sığ yönünü rahatlıkla idame ettirebilecekleri bir durumla onları donatıyor. Aile de bu açıdan buna benziyor. Kızım gece 9a dek evin bahçesinde kalmak istiyorsa, burasının sadece bize ait bir yer ve bu nedenle de güvenli olduğunu var sayalım, ben onun gece 9a dek orada kalmasını istemiyorsam, o basit olarak orada kalamayacaktır. Ben istemediğim sürece hiç şansı yok (şimdilik). O nedenle, ben de ailenin ve aile bağlarının, yani o sevgi ve bağlılık duygusunun güzel bir şey olduğunu ve bir nevroz pratik alanı olmadığı sürece kişinin ruhsal gelişim ve idamesine katkıda bulunduğu konusunda hemfikirim. Ancak bunun tersi olduğunda, aile güce ve mülkiyete vurgu yapan dinamiklere ve yazısız yasalara sahip olabildiğinden dolayı, aile bireyleri ve onların içinde şekillendiği toplum ne kadar boktan ise, aile de en az o kadar boktan olma potansiyeline bu yapı gereği sahiptir diye düşünüyorum. Bu arada ebeveyn, polis ya da başbakan olmak isteyen kişilerin genel anlamı ile NEDEN ebeveyn, polis ya da başbakan olmak istedikleri konusuna hiç girmedim. Bunlar, genele vurulduğunda acaba doğacak ya da mevcut bireye hizmet için mi bu sıfatları almak isterler? Yoksa bu sıfatların getireceği belli bir mülkiyet ve iktidarın bu vaadleri üzerine mi bunu isterler. Bu olanakları onlara veren şeyin adı oluşummuş, düzenekmiş, sistemmiş, kurummuş, benim için çok da farketmiyor açıkçası.
Not: gerisi için; kabak tadı vermemek üzere hiç uzatmıyorum, sadece ateş olmayan yer ve duman meselesi deyip geçeyim.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

05-07-2009, 18:07
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
|
Bu açıklama için teşekkür ederim, ne demek istediğin şimdi daha netleşti sanıyorum.
|
İnatçı kadın  La ben şeker biriyimdir aslında
Alıntı:
|
Aileyi ille ki anne baba çocuk çekirdekliğinden çıkartıp... Kızımla olan salt ilişkimde aile olmanın yerini düşünmem gerekirse, herşeyden evvel bir anne rolüne işaret etmem gerekir. Bu sadece onun fiziksel ya da ruhsal bakım ve desteğini değil, hem benim onun annesi olma durumumu (mülkiyet) hem de etrafın (mahalle/toplum) annelik olgusu üzerindeki yargılarının benim davranışım üzerinde kurduğu baskıyı da beraberinde getirir.
|
Elbette; annelik/babalık herşeyden önce birer rol modelleridir. Topluma sonra değineceğim...
Alıntı:
|
Bir insanın dünyaya getirdiği çocuğun kendisinden bağımsız olduğunu anlayabilmesi/idrak edebilmesi, bunu kabul edebilmesi ve buna saygı gösterebilmesi pek o kadar yabana atılacak bir bilinç durumu değildir diye düşünüyorum. Özellikle geleneksel bir toplumda olunduğu göz önüne alınırsa. İşi sadece kişi bilincine indirgeyecek olursak, o zaman mesela polis de yeterince bilinçli olursa, toplumda bireyi korumak üzere var olduğunu düşünmelidir, mesela devlet başkanı da, herkesin başkanı olduğunu düşünmelidir. Ancak böyle olmuyor. Çünkü içinde bulundukları düzenekler, onlara otomatik olarak o sistemin iyi ve güzel ve yararlı olabilecek yanlarını getirip dayamıyor. Hatta insanın karanlık ve sığ yönünü rahatlıkla idame ettirebilecekleri bir durumla onları donatıyor. Aile de bu açıdan buna benziyor.
|
İktidarın büyüsü diyelim buna.
Alıntı:
|
Kızım gece 9a dek evin bahçesinde kalmak istiyorsa, burasının sadece bize ait bir yer ve bu nedenle de güvenli olduğunu var sayalım, ben onun gece 9a dek orada kalmasını istemiyorsam, o basit olarak orada kalamayacaktır. Ben istemediğim sürece hiç şansı yok (şimdilik). O nedenle, ben de ailenin ve aile bağlarının, yani o sevgi ve bağlılık duygusunun güzel bir şey olduğunu ve bir nevroz pratik alanı olmadığı sürece kişinin ruhsal gelişim ve idamesine katkıda bulunduğu konusunda hemfikirim. Ancak bunun tersi olduğunda, aile güce ve mülkiyete vurgu yapan dinamiklere ve yazısız yasalara sahip olabildiğinden dolayı, aile bireyleri ve onların içinde şekillendiği toplum ne kadar boktan ise, aile de en az o kadar boktan olma potansiyeline bu yapı gereği sahiptir diye düşünüyorum. Bu arada ebeveyn, polis ya da başbakan olmak isteyen kişilerin genel anlamı ile NEDEN ebeveyn, polis ya da başbakan olmak istedikleri konusuna hiç girmedim. Bunlar, genele vurulduğunda acaba doğacak ya da mevcut bireye hizmet için mi bu sıfatları almak isterler? Yoksa bu sıfatların getireceği belli bir mülkiyet ve iktidarın bu vaadleri üzerine mi bunu isterler. Bu olanakları onlara veren şeyin adı oluşummuş, düzenekmiş, sistemmiş, kurummuş, benim için çok da farketmiyor açıkçası.
|
Bireyin rolü ve bilinci en azından aile içindeki iletişimde/alışverişlerde belirleyicidir. Anne-çocuk-baba arasındaki süreçler ve ilişkilerin niteliğini toplumdan/kurumlardan bağımsız düşünemesek de, çocuk üzerindeki en belirleyici öğelerden birisi de ebeveynlerle olan ilişkilerdir. Adına mülkiyet de, annelik-babalık de, ne dersen de; ancak ebeveynler mutlaka sahiplenici/koruyucu olmak zorundadır. Otoritenin(anne baba) yerinde ve ölçülü olması kaydıyla çocuk için mutlaka gerekli olduğuna inanıyorum. Ebeveynlerle kurulan ilişki, ne çok otoriter ne de çok laubali/arkadaşça olmalıdır. Benim naçizane tespitim, ebeveynler ne kadar bireyleşip ebeveyn bilincine erdiği sürece; çocuğun da o derece bireyleştiği/kendini gerçekleştirdiğidir. Kendi istek ve arzularını devamlı bastıran, yok sayan bireyler aslında çok da matah bir iş yapmıyorlar. Anne-baba figürü tamamen ''kusursuz'' olamaz, olmamalıdır da. Her şeyini çocuğu için adayan anne/baba figürü olmamalıdır. Kendi hayatını/isteklerini de yaşayabilen rol modelleri hem ilişkilerinde hem de annelik/babalık rollerinde daha sağlıklı olabilmektedir. Çok arkadaşlar tanırım, tüm olanaklara sahip, maddi durumu yerinde ve son derece düzenli bir ailesi var... Ancak, babalık yahut annelik figürü öylesine otoriterleşmiş ki, kendi benliği silikleşmiş ve öylesi bir absürt bencilliğe/bireyselliğe ve dahi kayıtsızlığa varmış ki çocuk... Dışarıdan baksan ve pek tanımasan her şeyinin muhteşem olduğunu dahi düşünebilirsin; ama benim yaşadığım tonlarca zorluğa karşın onun sıkıntılarını gördüğümde içim burkulur  Annelik/babalık zor zanaat; bir yandan toplumsal baskı, bir yandan devlet/kurum/birey ilişkileri ve bir yandan kendi istek ve arzuların. İllaki çocuk...
Dengeyi bulmak cidden zor... Tek başına çocuklarını büyüten insanlar tanıyorum, üstelik genç de... Mesleksiz, bağımlı ve bilinçsiz; ama cehaletin kör gözüne saplanmış çocuk sahibi olmuş, sırf inadından/cahil/şark kurnazlığından... Şimdi, o da annesi gibi; annesi de tek başınaymış... Kendisi de... Çocuğu inanılmaz güzel, tatlı... Ama zor bir hayatı olacak, nenesinden de zor. Bazı kadınlar, asiliği cehaletle karıştırıyorlar; kendilerine sunulan imkanlarla(okuma-meslek sahibi olma gibi) daha özgür olabilecekken inadı seçebiliyorlar, kendi gözlerimle gördüm. Erkekleri sorgusuz sualsiz suçlayamam, inat daha doğrusu kör inat cidden sakıncalı bir şey; ben onu gördüm(sana inatçı dedim, ama bu farklı bir kullanım, lütfen üstüne alınma  ). Elbette o sadece bir örnek, inanılmaz baskılar/travmalar yaşayan kadınlar da gördüm.
Aslında erkek olmak da zor zanaat, çalışmak zorundasın, geçim derdi, hassas/kırılgan ve aşırı şımartılmış bir erkeklik kültürü/gururu  Böylesi biri, karşısına kaya gibi bir kadın çıkınca sapıtıyor, tüm dengesini bozuyor, bir kadının ondan güçlü ve iradeli olabileceğine imkan dahi vermemiş belki de
Yeğenime sevgiler/saygılar diyorum 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

05-07-2009, 21:07
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
İyi ya, "kurumsal yetkilerle donatılan ebeveynin yediği haltlara" güzel birer örnek senin bu dediklerinin hepsi...
Bunu hem toplum hem de kurumun kendi dinamikleri dayatıyor.
Ne kadar "o şekilde bir anne" olmasam da, tıpkı senin dediğin gibi, bir yerde "nihayetinde bir anne" olmak zorunda kalırım çocuğum için. Çünkü o, çizilen sınırlarda rahat eder. Ama bir şartı var tabi: çizdiğim sınır onun gelişimine izin verecek kadar gevşek, dağılmasını önleyecek kadar da sıkı olmalı... Tabi bunu yazması çok kolay, buyrun gelin uygulayın sıkıyorsa...
Evet, çok zor ebeveyn olmak. Hatta ebeveyn olmayan kişilerin bazı konularda eksik kalmış olma ihtimalini de hep getirir bana.
Ama toplumsal roller? Yook... Kusura bakma(yın) o konuda hiç hemfikir değilim.
Bunun "kolaycılığı" karşısında, o dediğiniz bir şeyler bence o kadar da zor falan değil... Özellikle de erkekler açısından. Çünkü, kusura bakmayın ama, dünyada her sabah traş olmak, 18 ay askerlik yapmaktan daha daha zor şeyler de var. Ayrıca bu geleneksel baskıları onlar üzerinde yeniden yeniden üretecek kadını baş tacı eden ve bağımsız kadından korkup ona ilk o "orospu" damgasını basan da YİNE o erkekler. Bu konuda sana katılmam genel itibarı ile imkansız.
Konuyu toparlayacak olursam: aile çocuk gelişimini gerçek anlamda 1. sıraya almadığı sürece faşizan ve baskıcı bir kurumdur, ve binlerce yıllık pratik bana bunu söyler. Bunu ben yırttım evet...
Boşanarak yırttım ama ben arkadaşım, boşanarak  Evliliği, yani klişe aileyi oluşturdum, yaşadım, yaşattım ve de baktım ki olmuyor ve de olamayacak, Yıktım. Şimdi "başka" bir aile versiyonu deniyorum... Bakalım bu ne olacak? Bilmiyorum  ,
10 yıla kalmaz semeresi kendini belli eder... Göreceğim.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

05-07-2009, 21:59
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-05-2008
Nerden: adana
Yaş: 22
Mesajlar: 301
|
|
Alıntı:
Vicdani_retçi´isimli arızadan alıntı
Aile bir yalandan ibarettir.Yalanlarla bu kurumu ayakta tutar ebeveynler.Çok geçmeden bu yalanları içselleştiririz ve artık yalanları doğrular diye kabul ederiz.
|
bu cümleleriniz bana üç maymun filmini hatırlattı. aile birarada kalmak için üç maymunu oynuyor. evet gerçekten de böyle bir durum var.
ama bu yalanları içselleştircek kadar aileyi birarada tutan şey ne? neden herkes kapıyı çarpıp gidemiyor? yalanlarla dahi ayakta tutulmaya çalışılan aile o kadar da gereksiz önemsiz değil belki de.
genel olarak yorumlar aileyi karalar nitelikte.nerseyse herkes aynı şeyi söylüyor. farklıymış gibi görünen ama hepsi aynı yorumlar yapılmış. herkes ağzını açmış gözünü yummuş aile denen yapıya karşı. tamam herkesin aileden evlilikten kaynaklanan sorunları olabilir. herkes ailesiyle sorun yaşar. aile kısıtlar, ihityaçları karşılamaz, engeller çıkarır karşımıza.
ama içten içe herkes de bilir ki bu sorunlar dolu aile ortamı onun kendini tanımasında hayatı anlamlandırmasında yaşamaya devam edebilmesinde kısaca şu hayatta güvenle tutunabileceği tek daldır aile. aileyi eleştirirken çok acımasız olamamak gerek bence.

"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa, senin kimliğin hastalıklıdır"
hrant dink
|

05-07-2009, 23:08
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
|
İyi ya, "kurumsal yetkilerle donatılan ebeveynin yediği haltlara" güzel birer örnek senin bu dediklerinin hepsi...
|
Bir kısmı değildi, şu inatçı kız ve annesi gibi. Anne 40lı yaşlarda, boşanmış, tek başına hayatta dura biri. Hoş, bakımlı, yaşamı seven bir kadın. Gençliğinde asiymiş, abilerinden az çekmemiş, gezip tozması sorun olmuş zaman zaman vs. O da haklı, yaşayamadıklarını yaşamak istiyor, ama yaşadıkları ne kadar tutarlı/mantık/sağlıklı? Meşhul... Aileden kurtulmuş, kendi evine taşınmış; ama hep birilerine/daha doğrusu bir erkeğe bağımlı yaşamış. Tutkulu kadın da, sevdi mi yaşatıyor erkeğini  Sevdikleri adam değil, hep yamukları seçmiş o ayrı  Kızı da kendisi gibi; annesinden de asi/inatçı/dediğim dedik. Annesinden farkı, mesleksiz, kendi ayakları üzerinde duramıyor henüz. İnadı ona bir çocuğa ve sınırlanan/hapsolan hayatına mal olmuş. O da yalnız başına, aynen annesi gibi erkeklere bağımlı/tutkulu; ama onun da tercihler meçhul. Çok uyarmışlar, okutmak istemişler,''gel, efendi dur; okursun, meslek sahibi olursun''demişler... O da kendi yolunu çizmiş; şimdi kendi de pişman... Aileleri de öyle zorba cinsinden insanlar değil, hatta ortalamanın üstünde rahatlar da.
Alıntı:
Bunu hem toplum hem de kurumun kendi dinamikleri dayatıyor.
Ne kadar "o şekilde bir anne" olmasam da, tıpkı senin dediğin gibi, bir yerde "nihayetinde bir anne" olmak zorunda kalırım çocuğum için. Çünkü o, çizilen sınırlarda rahat eder. Ama bir şartı var tabi: çizdiğim sınır onun gelişimine izin verecek kadar gevşek, dağılmasını önleyecek kadar da sıkı olmalı... Tabi bunu yazması çok kolay, buyrun gelin uygulayın sıkıyorsa...
Evet, çok zor ebeveyn olmak. Hatta ebeveyn olmayan kişilerin bazı konularda eksik kalmış olma ihtimalini de hep getirir bana.
Ama toplumsal roller? Yook... Kusura bakma(yın) o konuda hiç hemfikir değilim.
|
Rollerden kastım, çocuğunun seni model almasaydı. Alacaktır da, bundan doğal bir şey olamaz
Alıntı:
|
Bunun "kolaycılığı" karşısında, o dediğiniz bir şeyler bence o kadar da zor falan değil... Özellikle de erkekler açısından. Çünkü, kusura bakmayın ama, dünyada her sabah traş olmak, 18 ay askerlik yapmaktan daha daha zor şeyler de var.
|
Emin ol okadar basit değil... Tamam, daha özgürüz;daha rahatız, ama bunun da bir bedeli var...
Alıntı:
|
Ayrıca bu geleneksel baskıları onlar üzerinde yeniden yeniden üretecek kadını baş tacı eden ve bağımsız kadından korkup ona ilk o "orospu" damgasını basan da YİNE o erkekler. Bu konuda sana katılmam genel itibarı ile imkansız.
|
''o erkekler'' dediğini de ''kadınlar''ın yetiştirdiğini biliyosun değil mi?  Doğuda görev yapan arkadaşlarım var: Baba kızının okula gitmesini, anneyse evde kalmasını istiyor; hem de istisna falan değil... Çok şaşırmıştım, nedenini sorduğumda: Annenin kızının geleceği üzerinden kendini garantiye aldığını söylemişti. Kız ilerde okuyup ''haşarılık'' ettiğinde ilk sorumlu tutulacak anneymiş çünkü  Beri yandan; birçok ailede ''babalık'' figürü ''sözde'' bir otoritedir, evin gerçek sorumlusu ''anne''dir. Kadın kimliği sanıldığı kadar da altta/pasif değil, gizil bir iktidarı var erkek üzerinde. Kendi annemden biliyorum, 50 erkeğe bedel
Alıntı:
|
Konuyu toparlayacak olursam: aile çocuk gelişimini gerçek anlamda 1. sıraya almadığı sürece faşizan ve baskıcı bir kurumdur, ve binlerce yıllık pratik bana bunu söyler. Bunu ben yırttım evet...
|
Aferin sana
Alıntı:
Boşanarak yırttım ama ben arkadaşım, boşanarak Evliliği, yani klişe aileyi oluşturdum, yaşadım, yaşattım ve de baktım ki olmuyor ve de olamayacak, Yıktım. Şimdi "başka" bir aile versiyonu deniyorum... Bakalım bu ne olacak? Bilmiyorum ,
|
İlkeli/tutarlı bir yaşam sürebildiğin ölçüde iyi olacaktır.
Alıntı:
|
10 yıla kalmaz semeresi kendini belli eder... Göreceğim.
|
O da senin gibi asi olacaktır; on sene sonra sana kafa tutmaya başlar  Anasına bak, kızını al demişler 

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

05-07-2009, 23:19
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 05-07-2009
Yaş: 53
Mesajlar: 1
|
|
|
Aile ailedir neden herhangi bir şekilde herhangi bir yere bağlıyorsunuz
Genel kural hep şikayet neden şikayetinizin altına çözümünüzü yazmıyorsunuz
Demek ki sorunu tam olarak kafanız da oluşturamadınız
Çözüm için önce soruyu anlayın ve çözün
|

02-10-2009, 17:52
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
Alıntı:
dundar5´isimli arızadan alıntı
Aile ailedir neden herhangi bir şekilde herhangi bir yere bağlıyorsunuz
Genel kural hep şikayet neden şikayetinizin altına çözümünüzü yazmıyorsunuz
Demek ki sorunu tam olarak kafanız da oluşturamadınız
Çözüm için önce soruyu anlayın ve çözün
|
1.aile birşeylerin parçası olduğu için bir yere bağlıyoruz. temsil ettiği değerlerle içinde bulunduğu bir döngü var ve haliyle bunu sorguluyoruz.
2.çözümün bulunması için elbette öncelikle sorunu tartışıyoruz. ne mutlu bize ki çoğu kişinin "kutsal" kabul edip dokunamadığı bir konuya ilişkin sorular sorabiliyoruz. zamanla çözüme de geliriz (ki küçüklü büyüklü bireysel çözümlerin uygulandığını düşünüyorum)
3.sorunu kafada tam oluşturmak diye birşey olamaz. sorun vardır. tespitte boyutlarıyla ilgili oluşumlar olabilir ancak. yukarıda da dediğim gibi ve aslında senin de dediğin gibi sorunu net bir şekilde ortaya koyunca çözümü de gelir.
ha bir de, çözümler öneriliyor, çeşitli kaynaklar okuyunuz..
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:06 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|