Alıntı:
berkan04´isimli arızadan alıntı
ilginç bir yaklaşım olmuş ama şu yönden bakmak gerekir aile olmasaydı herhangi bir bağdan söz edilebilir miydi?
|
adam ve kadın
bir ömür boyunca
paralel çizdiler.
aynı yapılardan çıkıp
aynı sokaklardan geçip
aynı yollarda gezdiler.
hiç mi
birbirlerine aykırı düşmek istemedi
bu iki çizgi?
hiç mi
birbirini kesmek geçmedi
içlerinden?
ben orasını bilmem.
bildiğim,
günlerine birlikte başladılar
birlikte bitirdiler
aynı çarşaflar üzerinde
birbirlerine paralel
gecelerini birlikte geçirdiler.
hiç mi
içlerinden
zikzak çizme isteği
geçmedi?
gerçekten bu iki çizgiden hiçbiri
salt ötekine dikey olsun diye
kendini asmak istemedi mi?
ben orasını bilmem.
bildiğim,
bir ömür boyunca
aynı tavır, aynı yüz,
aynı vücut, aynı ses,
aynı koku, aynı nefes.
hiç mi
yalnız kalmak isteği
iliklerine işlemedi?
hiç mi
öğürmek gelmedi
içlerinden?
ben orasını bilmem
bildiğim,
bu iki çizgi
o raydan ayrılmadan
kömürlerini bitirdiler
yitirdiler ömürlerini
bir cehennem azabı içinde yitirdiler.
hiç mi
elleri
birbirinin elinden başkasına değmedi?
içlerinde bi kez olsun
başkalarıyla paralel çizmek tutkusu
filizlenmedi mi?
ben orasını bilmem.
bildiğim
sonsuzda bile birleşemedi
bu iki çizgi,
toplum
birbirine paralel
mezarlara yatırdı
bu iki cinsi.
yani bu iki çizgiden
hiçbiri hiç
özgürlük nedir,
mutluluk nedir
bilemedi mi?
ben orasını bilmem
peki bu köleliği
kendileri mi istediler ki?
değilse
bunun sorumlusu kimdi?
ben orasını bilmem
dedim
bildiğim,
bu iki çizgi
birbirine zincirliydi.
Adam Şenel
bu şiir -teleandregenos ütopyasında ev hayatı -"kitabının başında yer alıyor ( espiri söz konusu fakat bir çok kişin sorununu dile getiriyor )
"Toplumun kadına hazırladığı yazgı, genel olarak evliliktir.Bugün bile kadınların çoğu evlidir,evlenip ayrılmış ya da dul kalmıştır ,evlenmeye hazırlanmakta ya da evlenemediği için dertlenmektedir.Bekar kadın,ister bundan yoksun kalmış , ister başkaldırmış ya da kaldırmamış olsun hep - evlilik - kurumuna göre belirlenir."
Simone de Beauvoir
"İlk gençlik yıllarımda bana kurdurulan mutluluk düşlerini anımsıyorum.Bir eş iki çocuk ve küçük bir evdi payıma düşen daha ötesi yoktu, olamazdı.ben saygıdeğer kocamın uyumlu ve uysal karısı olacaktım "
Bir Kadın
"...kadın müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavin ve müşaviridir "
Medeni Kanun
"Karşıdan iki kişi geliyor sandım.
Ama baktım ki adamla karısıymış."
Bir Rus atasözü ( diye duymuştum - yanılabilirim )
sanırım alıntılılar olayı salt kadın ve cinsellik açısından ele almış olabilir fakat bu vazgeçilmeyen bi gerçek suan günümüzde geleneksel evlilik; kadın ve erkeği "birlikte yeniden üretmeye çağırmaz" üretilen şey sadece çocuk ve bir takım ahlak yargılarından öteye hiç bir zaman gidemedi . zaten kadın yaşamın aktif bireyi olamiyor evde kocasını bekleyen akşam yemeğini yedirtip, yatakta günün yorgunluğunun üstünde atıldığı et parçasına dönüyor ..bu mu bağ? !!! bu mu aile bağı !! sakın çıkıp o zaman seni dünyaya kim getirecekti diye birşey deme işte o zaman şüphelenirim senden
ya geleneksel bağlar türkiyede ölmek var dönmek yok anlayışıyla yapılan evlilikler
sonuçlar intiharlar erken annelikler.....