|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
İYİLİĞİN ve KÖTÜLÜĞÜN ÖTESİNDETartışmak İstiyorum içerisinde İYİLİĞİN ve KÖTÜLÜĞÜN ÖTESİNDE konusu: “İyi, bir yanıyla rahatsız edicidir.”
Franz Kafka
Aslı 'Kötülük Problemi' olarak ele alınan ve en az insanlık tarihi kadar eski olan bu tartışmanın özünde ‘iyiliğin ve insanın’ ne idilliği gerçeğinden ...

23-11-2008, 22:49
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
İYİLİĞİN ve KÖTÜLÜĞÜN ÖTESİNDE
“İyi, bir yanıyla rahatsız edicidir.”
Franz Kafka
Aslı 'Kötülük Problemi' olarak ele alınan ve en az insanlık tarihi kadar eski olan bu tartışmanın özünde ‘iyiliğin ve insanın’ ne idilliği gerçeğinden başka bir şey yoktur... Ve burada kıstas alınan ‘insan’ olduğunda –her türlü romantik yaklaşımı bir kenara bırakacak olursak- söz konusu değer ‘yıkıcı edilgenlik’ saptaması olacaktır… Bu tanımın kökeninde beslenen gerçek ne? Düşünün ki varoluşumuzun her safhasının belirsizliklerle dolu olması zaten yeterince büyük bir kaos nedenidir, buna, çevrenizde dönüp duran her şeyin sizden ne kadar uzakta, büyük, kudretli duruşunu ekleyin; tüm bunların hengâmesinde insanın o cılız yaşama uğraşıyla mücadelesini göz önüne getirdiğinizde âdeta her devimin dile gelip ona bu mücadelesi içerisinde ne kadar ‘çaresiz’ olduğunu haykırıyor olacaktır… Bunun yanına sayısız olumsuzluğu eklemeye gerek yoktur, zira bu örnek başlı başına insanın bu varoluşa karşı yeter derecede haklı bir ‘öfke’ duymasının en büyük etmenidir...
Yerküredeki en akıllı ve zeki canlı olarak etiketlenmemiz ya da inanılması güç araçlar icat ederek tüm canlılığa hükmediyor izlenimi sergilememiz bu gerçeği etkilemez...
Bundandır ki insanın bu öfke çemberi içerisindeki hiçbir aksiyonu olumlu sonuç doğurmayacaktır; İnsan ve onun kötücül evrenidir bu evren…
Öncelikli sınırlarımızı ‘en doğru, en iyi’ etiketini kesinkes bir duyarlılıkla insanlık adına kullanmayarak belirleyebiliriz… Aksine bir tutum izlendiğinde ‘Kötülük Sorunsalı’ daha uzun yıllar gizemini ve güncelliğini koruyan, asla gerçek bir gözleme tabi olunmamış ve anlaşılmasında ‘çekince görülmüş’ kimliğiyle asırlarca bir mit gibi, uzlaşma sağlanamamış bir fenomen gibi algılanmasını yaygınlaştıracak ve bu da insanın gelecekteki gelişimi için büyük bir engel oluşturacaktır...
Açıkça fark edildiği gibi insan yaşamının her anına nüfus eden ‘kötücül fıtrat’ insanlık tarihi kadar kökü, ‘başlangıca, bir ilk günaha’ dayanan bir sorun ve bir utanç abidesi... Kaçınıp, irdelemediğimiz sürece de yine ‘son insan’ ile birlikte bu yerküreyi terk edeceği de bilinip, farkında olunması gereken bir gerçekliktir...
Tarih boyunca 'Kötülük Problemini' işleyen, örneğin Erich Fromm, kötülüğü, “anlam kazanma uğraşında yaşamın kendi kendisine yönelmesi” ya da “bütünüyle mekanik şeylere duyulan bir hayranlık” olarak nitelendirmekte... Aquinolu Thomas onu, “yanlış yönlendirilmiş iyilik arayışı” diye tasvir etmekte... Saint Augustınus ise kötülüğü, Tanrı’dan yüz çeviren iradenin ahlâk bozukluğu veya iyiden yoksun olmak şeklinde ifade etmektedir... Antik çağa kadar geri giden Augustınus’un bu yaklaşımı, Ortaçağ düşüncesinde olduğu kadar, başta Farabi ve Ibn Sina olmak üzere, birçok İslâm filozofunun eserlerinde de tercih edilen bir açıklama biçimidir...
Oysa tüm bu girift açıklamaların ötesinde eğer bir adım ileri atılmak isteniyorsa, bunların yanında işlenmesi gereken 'öz' iyiliktir... İnsan olumsuz, yani temelde habis bir varlıktır, ama ‘erdemli’ davranabilir: Erdemli davranan insan sonuç olarak kendi gururunu tatmin ederek ‘benliğe’ hizmet ettiği için açıklanamaz olaylarla yahut duygularla kısıtlanmayıp, bir anlamda kendini gerçekleştirecektir, bu da doğru olandır... Bu davranışı iyilik olarak tanımlamak ise en büyük yanılgıdır; tıpkı birçok örnekte olduğu gibi zihinlerin kendini aldatmasından öteye gitmeyen, kitlesel yanılgılardan biridir...
Bu uzun vadeli olarak toplumun kendini çürütmesinin de en belirgin ifadesi olacaktır... İyi bir gözlemci bu mutlak gerçekliği fark edecektir... Böylelikle, "bir kaç kişinin bir oyuna çevirdiği hakikat bütün insanların feryadıdır" yakınmasını hiçe çıkarmak kudretine sahipken, bir nesli avuntularla sürükleyip, anlamsızlığın kucağında çaresizliklerle, çözümsüzlüklerle kıvrandırmanın anlamı nedir?
Eğer hala ‘iyiliğin’ özgün bir insan niteliği, yetisi; ‘kötülüğün’ ise yalnızca zaman zaman sergilediğimiz çarpıtılmış, özentili yanımız olduğunu düşünüyorsanız bir de üstat Ç. Altan’ın yorumuna değinelim:
“İnsanlar hep ‘benim bir huyum vardır’ diye başlıyorlar söze. Böyle insanlar ya kendilerinin ne olduklarının farkında değildirler ya da ona öyle geliyordur. Mümkün değil insanın kendini tanıması! Zaten 10 yaş ile 60 yaş arasındaki hayatının 13 senesi rüyada geçer, bu rüyaları hatırlamaz. Bebekliğini bilemez. 10 kişinin apandisini çıkarıp yan yana koy, hangisi kendisininkidir, bilemez. Öfkelendiği vakit, yüzünün aldığı şekli bilir mi insan? İnsan, olmak istediği biçimde anlatır kendini.”
Her yönüyle ‘kötücül’ silâhlar ile donatılmış insan da benliğini görmeyi öğrenmeksizin, başında haleler taşıyan iyilik melekleri gibi algılamayı istiyor kendini... Ama unutmamalı bir şeyi istemek ona sahip olduğumuz, olacağımız anlamına gelmez...
‘İyilik’ sarf edildiği kadar içeriği açısından da insan için ‘çekici’ bir anlam taşıyor...
Eınsteın 1944 tarihli bir söyleşisinde “neden beni hiç kimse anlamıyor; ama herkes beni seviyor?” diye esefle yakınıyordu... Şüphesiz ‘iyiliğin de’ insan nezrindeki itibarı bu; her birey onu seviyor, istiyor ancak anlamayı, ne idilliğini sorgulamayı bilmiyor...
Bu doğrultuda 'erdem' iyi kavranmalı; 'kötülük' irdelenerek gerçek ifadesini bulmalı ve 'iyiliğin’ ne idilliği konusunda zihinler bir kez daha çaba sarf etmelidir... Bir milenyumu daha geride bırakarak geldiğimiz bu konumda hala dinçliğiyle göz dolduran genç nesle bu değerleri yerli yerinde ifade edemiyorsak bunların ‘nedeni’ de biraz bu değerlerin yetersiz irdelenmesinde görülmeli ve gereken önem bir kez daha 'sağlıklı düşünce' açısından gündeme gelmelidir...
Bir Nesil Kimliğini Bulmalı…
Yorum Güncesi ( II )
18.7.2004 [22.55]
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

17-08-2009, 06:11
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
İYİLİĞİN ve KÖTÜLÜĞÜN ÖTESİNDE ( II )
“Bir tek hikâye vardır bu dünyada. Bütün romanlar, şiirler içimizdeki o bir türlü sona ermez iyiyle-kötü yarışı üzerine yazılmıştır. Bana sorarsanız derim ki kötülük ölür ölür dirilir, iyilik ise ölümsüzdür. Kötülüğün daima taptaze bir çehresi vardır, iyilik ise yaşlıdır, dünyada en fazla saygıya lâyık şeydir.”
Saygıdeğer Staınbeck Usta gibi Aısopos’da bu iki kadim karşıtlığın anlaşılmazlığından yakınarak konuya değinir ve hatta öncelik verir, ona göre: Kötülükler her daim insanîn yanı başında yer alırken, iyilikler Olympos’un Efendisi Zeus’un katındadırlar ve İnsanlığa çok uzun aralıklar ile ulaşırlar ancak...
Her iki örnek ele alınan tezi son derece açık, basit ve keskin hatlarla açımlıyor; evet, ‘iyilik’e sahip değiliz, hiç olmadık... En azından bu yerkürede...
Tuhaf olan, her türlü olumsuzluğu bu bünyede barındırırken hala ‘iyilik’e duyulan bu özlem: O dereceye varabiliyor ki bu özlem kimi zamanlar bu uğurda adanmış-harcanmış yaşamlara dahi rastlayabiliyoruz... Bunun tuhaflığı neden sorgulanmıyor? Her şeyde -ki böylesi insanlık tarihinde köklü değişiklikler yapabilecek, birçok bilinmezi gün ışığına çıkaracak bir konuda dahi sürdürülen bu alışmışlık, yılgınlık ve bunca kanıksanmış bilinçsizlik neden?
‘İyilik’in ulaşılmazlığı neden? Ne zaman bu duyguyu tatsam benden uzak olduğunu hissediyorum; ona duyulan sahiplenme arzusu çok baskın... Yine de bu duyguyu her tadış yanında bir boşluk hissini de taşıyor: Sanki “bu tattığın ‘gerçek’ ama sana ait değil” diyor gibi tuhaf bir olgu... Dolayısıyla bu yerküreye ait olmayan bir yerden gelmişçesine uzak bizlere iyilik; yalnızca tadabileceğimiz ve asla doyuma erişemeyeceğimiz, göstermelik bir gerçeklik o… Çok eskilere, kökeni insanlığın başlangıcına dayanan, her zaman duyumsamaktan mutlu olduğumuz lâkin içten içe bizi yapmaktan tedirgin eden şey iyilik: Evet, bu tedirginliği bilinçaltımızda taşıyoruz her ne kadar dile getirmesek de... Ne yazık ki insanlık tarihi böylesi sessiz takıntılarla gizli yığınla gizemi barındırıyor...
Yüz binlerce yıllık insanlık öyküsü bir yana, 2000/3000 yıllık analiz edilmiş ‘yazılı tarih’e rağmen hala üstesinden gelemediğimiz duygular ve kavramlarla (İyilik ve Kötülük gibi) yasıyoruz... Kim bilir belki de 21. yüzyılın altın neslinin komik buhranlarının, sıkılganlıklarının temelinde de bu irdelenmemiş gerçekliklerden başka bir şey yoktur; bir de dile getirilebilse... Bu durum yadsınmamalı doğrusu, zira kendini ifade edemeyen dimağların ifade bulamamış duygularla etrafta beyhude gezinip durmalarından daha olağan ne olabilir! Bu yüzyılı ‘Çözülüş’e hazırlayan itki de bundan başka bir şey değil... Ne utanç verici, bilgi çağının fertleri açısından...
Zamanın, inancın, erdemin anlamsızlığıyla, dile getirilmeyen alışkanlığıyla sürüncemede geçen uzun yüzyılların hazmedilememişliğini daha fazla taşıyamayacak zihinler... Bir şeylerin ifade bulması gerekiyor…
Bir Nesil Kimliğini Bulmalı…
Yorum Güncesi (III)
03.8.2004 [23.40]
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

17-08-2009, 22:41
|
 |
uCuBe
|
|
Üyelik Tarihi: 17-06-2008
Nerden: kafamın içinden
Mesajlar: 230
|
|
iyiliğin ve kötülüğün ötesinde_______
hayat bu ötelerde benim için
notE=içeriği okumadım 

tırmandım, tırmandım, düşledim, düşündüm; ama her şey sıkıYoRDu beni. Ağır işkenceden yorgun düşmüş ve daha beter bir düşle uykusundan uyandırılmış bir hasta gibiydim..
|

12-09-2009, 00:50
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-05-2009
Mesajlar: 349
|
|
|
Bunca yükselen karanlık denizlerin azgın ve başıboş dalgalarıyla iyinin ve kötünün ötesinde duranlar baş edebilirler sadece...
''iyilik'' “erdem” öz olarak mevcuttur insanda. “Kötülük” de böyle değil midir? İnsanın içinde iyilik gibi kötülük de durur...

Ben def ettikçe alçak virüsler ürüyor. Ben doğrumu deştikçe onlar komikmiş gibi gülüyor. Bilmiyorlar aslında onlar karşımda yavaşça ölüyor....
|

12-09-2009, 18:06
|
 |
☭
|
|
Üyelik Tarihi: 06-04-2009
Mesajlar: 168
|
|
|
iyilik; icimizde ve ya iclerinde bir yerlere aci vermemek,
kotuluk; kendimiz ve digerlerinde, dogada acilar yaratmak...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:42 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|