|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
Evlilik öncesi seks yapılmalı mı?Tartışmak İstiyorum içerisinde Evlilik öncesi seks yapılmalı mı? konusu: sen beni bu konunun hal ve gidişatından ben yorulmadan haberdar et dondurmaları koliylen aliim sana
imza: konuyu okumaktan sıkılan ama merakından da çatlamak üzere olan melahaaatt kişisi...

21-09-2007, 13:01
|
|
|
sen beni bu konunun hal ve gidişatından ben yorulmadan haberdar et dondurmaları koliylen aliim sana
imza: konuyu okumaktan sıkılan ama merakından da çatlamak üzere olan melahaaatt kişisi 
|

21-09-2007, 13:03
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
|
|
birazdan possible yazar..
ben bekliyorum yazısını..
aslında ben herkesi destekliyorum bu konuda ya..  
çok tutarsızım, çünkü kişiliğim borsaya endexli bir tavan bir taban başım döndü..
herkesten birşeyler alıyorum ve "bugün birşey daha öğrendim " defterime yazıyorum bunları..
imza: dersine zamanında çalışan ve öğretmenleri üzmeyen sabit öğrenci 
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

21-09-2007, 13:07
|
|
|
|
evet haklısın...
konunun tek bi doğru cewabı yok birden fazla doğruları war. çünkü her nekadar günümüzde peki bi önemi kalmasada yine de hassalığını koruyan bi konu...
o yüzden herkes haklı bence bu topicte...
|

21-09-2007, 13:12
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
|
Yalnız kıskanç aşıklara ve sevgililere karşı tedbir olarak kadınlar doğum kontrol haplarını saklasınlar, seks yapalım derken cinayete sebep olmasınlar.
Sn. Possiple'nin dediği gibi, en yakın doktor da çaresi var konunun. İş biraz bu noktada kötü oluyor ama, yaşamda güllük gülüstanlık değil malesef.
|

21-09-2007, 13:44
|
|
|
|
Bu açıkça zinaya girer doğru birşey olmadığına inanıyorum zaten dinimizcede kesin bir şekilde reddedilmişti. İnsan her nekadar hayvanlara şapka çıkartacak kadar vahşi ise de hayvan değildir.
|

21-09-2007, 13:46
|
|
|
Bir daha bir daha bir daha...
Yukarıda tartışılan "içimizdeki hayvan" değildi ama Sevgili Possible_outside...
Lilith ile tartıştığınız şeyin içi, içinizdeki hayvanın cinsel seçiminizi ne kadar ve nasıl belirlediğiydi. Bir daha bakın.
"Genel geçer belirleyiciler", akıl dışı mı ortaya çıkıyor?
Ama bunun yanıtını içeriyor ya yazım... Hayvanda rasyonellik vardır; ama üstünkörüdür, gelişmemiştir ve bizde "düşünen hayvan"ız. Ama bu konuda genel-geçer belirleyici hayvani tarafımız, iç-güdülerimiz (ya da sizin ve genelde seçilen tanımla iç-dürtülerimiz) Peki nasıl belirler davranışımımızı, seçimlerimizi (bayağı da örnek vermiştim oysa):Neden çocuklar ve yaşlı insanlar sizin ve insan doğasının (bir bozukluk olma, sapıklık durumları hariç) "tercih"i değildir? Çok şişman olan insanlar ve çok zayıf olanlar neden "tercih" edilmezler? Neden gençlik bir "tercih" nedenidir? Neden göğüsleri çok küçük bir kadın, veya kısa boylu bir erkek... neden bunların hiçbiri güzel, veya yakışıklı değildir? Öyle ya cinselliğiniz içgüdüye değil de akli güdülerinize göre belirleniyorsa? içgüdünün fizyolojik olduğunu biliyoruz, yani psişik-ruhsal-düşünce işi değildir.Bravo! Tam ortadan ikiye ayırmışsınız; öyle ki fizyolojik içgüdüleriniz psişik fonksiyonlarınızı belirleyemiyor, orada ortaya çıkamıyor, oysa yukarıda verdiğim güzellik-yakışıklık anlayışlarımızın belirleyicilerine bakarsanız hiç de sizin psişik-akli fonksiyonlarınızın değil; tersine genel geçer belirleyicinin, içgüdülerinizin psişik fonksiyonlarınızı belirlemesi olduğunu göreceksiniz. Bir daha veriyorum.
Türün, genlerinizin devamı için içgüdüleriniz, belirli bir yaş aralığından örneğin 20-40 gibi bir yaş aralığından güzelini-yakışıklısını bulur. Burada güzel-yakışıklı da ne çok şişman, ne çok zayıf olur! Ne çok uzun boylu, ne bir 'cüce' olur! Kaçmaya çalıştığınız gerçek için biraz gözlerinizi açıp insanların güzellik kavramını neyin belirlediğini bir görmeye çalışsanız... Neden 20-40 gibi bir yaş aralığı verdim? (Bu bir örnektir tabii) Çünkü hem erkek, hem de kadın içgüdüsel olarak bir çocuğun en sağlıklı nasıl doğabileceğine yönlendirilirler -yüksek psişik bir varlık değil de bir makine gibi. Buna göre yaşlılar ve çocuklar genellikle 'tercih' edilmezler. İçimizdeki o korktuğunuz hayvan en sağlıklı sperm hücresini, en sağlıklı yumurta hücresini gayet iyi bilecek kadar aklidir. Hatta burada "gayet iyi bilecek kadar aklidir"i kalın da belirtmişim insaf yani.
Maria: İçgüdü tanımında "duygulardan" söz etmek olası mı?
Ha, ha. Damara basmışım işte. EVET!!! Bu-dur. Duygularımızı belirleyen genel-geçer belirleyici iç-güdülerimiz, ya da sizin deyişinizle iç-dürtülerimizdir. Konuyla ilgili olarak ise cinsel iç-dürtülerimiz (bir daha alıyorum):Burada güzel-yakışıklı da ne çok şişman, ne çok zayıf olur! Ne çok uzun boylu, ne bir 'cüce' olur! Kaçmaya çalıştığınız gerçek için biraz gözlerinizi açıp insanların güzellik kavramını neyin belirlediğini bir görmeye çalışsanız... veya Peki nasıl belirler davranışımımızı, seçimlerimizi (bayağı da örnek vermiştim oysa):[I]Neden çocuklar ve yaşlı insanlar sizin ve insan doğasının (bir bozukluk olma, sapıklık durumları hariç) "tercih"i değildir? Çok şişman olan insanlar ve çok zayıf olanlar neden "tercih" edilmezler? Neden gençlik bir "tercih" nedenidir? Neden göğüsleri çok küçük bir kadın, veya kısa boylu bir erkek... neden bunların hiçbiri güzel, veya yakışıklı değildir?
Eğer size göre, bana göre değişen duygularımız olsaydı, bunlar böyle olmazdı!! Pekala bir nineye aşık olabilirdim.
Maria(buçoklu alıntıyı beceremiyorum, üzgünüm): Özetle yazınızdan anladığım şudur ki, gerçek nesnel dünyanın-dış etmenlerin-geçmiş öğrenilmişliklerin cinsel dürtülerimizi (sizin deyiminizle içgüdülerimizi) bozduğuna/değiştirdiğine dair.
Burada pek çok şey söylenebilir. Öncelikle toplumsal yaşam, hatta tarım toplumu ile başlayan cinsel baskılanmışlık kültürü (kıyasla ilkellerin daha normal cinsel yaşadıklarını kitaplarda gördüm) Bizim doğal (hayvani) cinsel dürtülerimizin doğal belirişlerini saptırıyor. Ve bu kültür modernizmle açığa çıkmasına, artık ne olduğunun bilinmesine karşın, kendi doğal cinselliğimizi tanımamıza ket vuruyor.
süperego da ahlaki boyutu İşte Maria, kabaca mücadelem bununlaydı. Şununla değil:Başkalaşan ve bu seçilimle hayatta kalan türler içindeki insanın -ataları sürüngendi diye- hala hayvan olduğunu iddia etmek mantıksız, başkalaşmayı hepten yok saymak olur, canlı türleri içinde hayvandan ayrılmıştır demek daha olası. "Zira insan yavrusu doğduğunda doğal ortama ayak uydurabilmek için bir tırtıl kadar bile donanıma sahip değildir". Ama doğayı değiştirebilecek -bozacak da diyebiliriz- akıl sahibidir de. Bu başkalaşmayı inkar etmek de pek mantıkî sayılmaz Bunu yazımın neresinden çıkarttığınızı anlamadım.
"Psikanaliz, Genbilim ve Doğal seçilim teorisi"nin isimlerini zikretmek elbetteki yazıya bilimsel bir hava katmak adına çok kurnazca : Bu sizin fesatlığınız. Kurnazlık ya da bilgiçlik taslamak için deil. Tiksinirim böyle şeylerden. Zaten bu bilimlerin adını anmadan da sundukları veriler kullanılabilir.
Toplumsallık kavramını nereye yerleştiriyorum? Diyorum ki, toplumsal baskılara karşı id, kendini çevreye göre uyarlayan kararlı bir yapıdır. Temel amacı cinsel nesne olarak gördüğü herşeyden tatmin sağlamaktır. Ve burada da nihai amaç bir çocuktur. Onun rasyonelliği üstünkörüdür, çok zeki değildir ama gayet aklidir; ve yolunu bulabildiği her ortamda duygularınızı yönetir, yönlendirir. Şu ya da bu toplumsal kültüre göre istediğiniz gibi, seçtiğiniz gibi id'i yönlendiremezsiniz. Daha çok tarihte görülen onun insanı yönlendirmesidir. Bi bilgenin basit aforizması :"İki kötüden daha az zararlı olan seçilir" Eğer id, baskıyla karşılaşmışsa, acısını-travmasını-hüznünü... erteler, kendini ortamın 'gerçek'liğine uyarlar. Bu yaptığı cinsel yatırımın yokolması demek değildir.
Bu gerçek ışığında cinselliğin bu yirmi milyon yıllık birikimden etkilenmeksizin sürdüğünü savunmak olası mı? Öyle olsaydı kurumlar da, ahlakî etkiler de hiç var olmazlardı takdir edersiniz ki, ama varlar işte! Bu değerli bir söz. İnsanların taşları oyması sivriltmesi 2 milyon civarında bir süre devam etmiştir. Örneğin sürüngenlerin geçmişi dinazorlara kadar dayanır. Değişim için bu süreler ille de uzun olacak anlamına gelmiyor.
ahlakî etkiler!! Cinsellik sözkonusu olduğunda biricik ussal ahlaki etki, zora-başvurmamadır. Ama bu dahi, id'in kabul edemeyeceği, her cinsel nesnesinden boynu bükük geri çekilişinde bir travma yaşadığı, bilinç-dışına travmatik bir yatırım yaptığı bir şeydir.
Peki ussal olmayan, ya da yetersiz ussallıktaki ahlaki etkiler... bunlar sınıflı toplumların ideolojik baskılarıdır. Örneğin tarihe bakın: İlkellerin cinsel yaşamlarına ve tarım toplumuyla kamusal üretim araçlarının (sanayi devrimine kadar bir numaralı araç hep topraktı) özelleştirilmesiyle başlayan dönemlere bakın. İlkellerle, tarım toplumları arasında çok değişik cinsel örgütlenişler: Aile gibi kan-bağı hatta ensest gibi. İlkellerin cinsel yaşamları ile tarıma ve kelimenin tam anlamıyla özel mülkiyete geçişle cinsel devrimler yaşadık!! Benim toplumsallaşma ile daha çok anladığım bu yoksa biz modern küçük-burjuvaların bengi bir özgürlükle hayatlarını belirleyebilmesi: Ah, hayır. Ben bunu anlayamıyorum.
Son olarak korku bu işte, bunun üzerine gidilmeli: Evet sizin bahsettiğiniz gibi nesnel dünya olmasaydı insanın 13 yaşında bir çocukla da 73 yaşında bir ihtiyarla da sevişebilirdi, kokması ne kelime, bulduğu kuma devrilirdi misali, hatta türler arası da pek mümkün olurdu bu çiftleşme (Pek terbiyesizleştim) 13 yaşındaki çocuk istemezdi büyük olasılık, veya bir toplumsal düzenleniş yapılırdı... iş mi, ama iş öte yandan öyle korkular var ki ve öyle istekler birikmiş ki içinde, bir hayvan ya zincirlerinden boşanırsa...
Fenasi'ye gelince, O, eğlenmiş!! Eğlendiği bölümleri geçtim
Ama benden şunu alıntılamış: ""Şunu da eklemek isterim ki içgüdülerinin tezahürü olan duygularını ussallaştırma çabasında olan insanları ben, daha çok kendindeki hayvana itaat eden ondan hiç özgürleşememiş insanlar olarak görüyorum." Ve eklemiş: "İşte erkeğin evrensel tanımı" Tebrik etme beni, çünkü eksik Fenasi: Orada kadın da var.
Bu konunun esas noktası ise seks'in bir tabu olarak ortalarda dolaşmakta olduğu ve insanların bu tabuyu yıkmak için hala yeterli çabayı gösterememesidir. Gelecekten umutluyum, günümüz iletişim araçları ve bilinç düzeyinin eskiye nazaran biraz daha bireysel isteklerde artıyor olması uzun vade de bu tabunun da yıkılacağını göstermektedir.
Doğrudur, konu tartışılamayacak kadar bile tabu hala. Gündüz düşlerimiz, cinsel hayaller içeren düşlerimiz vardır ve bunları kimselere anlatamayız. Ama ben gelecekten umutluyum. Kaba bir çizelge vereyim: Uygarlığın başında ilkeller vardı. Ve tarıma geçişte cinsel devrimler yaşandı; şimdi de sanayiye geçişte cinsel devrimler yaşanıyor: sancılar bundan. Şu libido, kendi hikayesini bir tamama erdirecektir herhalde... Yani Fenasi gibi umutlar ve dilekler ile...
|

21-09-2007, 14:16
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
Ben eğlenmiyordum halbuki, peki tebrik etmem. Siz tanımınızda kadınıda dahil etmiş olabilirsiniz ama bence bu tanım erkeği çok güzel tanımlıyor. Bir erkek olarak, ait olduğum ırkın neler yaptığını ve neler yapabileceğini bilmem kadar doğal bir şey yok. İstisnalar hariç, erkekler sebep ve neden gözetmeksizin seks yapma isteğinde ve azmindedirler, ve buldukları hiç bir fırsatı kaçırmazlar. Bildiğiniz gibi biz erkekler de paylaşırız deneyimlerimizi, pratik yaşamda erkekler her türlü olayı ve nedeni seks yapmak için değerlendirme potansiyeline sahiptir. O yüzden bu kadar mağanda vardır dünyada. Seks yapma duygularını kontrollü kullanamayan erkeklere maganda denir. Yaşı kemale eren ve deneyim kazanan her insan seksi bir keyif alma ve paylaşma unsuru olarak görür, buna rağmen erkekler bu olgunluklarında bile seksi seks olarak görür. Olayın felsefik ve tıbbi tanımı ayrı pratikteki yaşananların anlatılması ayrı bir şeydir. Bırakında ne zaman dalga geçeceğime ben karar vereyim. Bu konu hakkında kafa yoranlarda erkek tanımım için çevrelerine sorsun yada deneyimlerinden hareketle tanımı düşünsün pratikteki gerçekler daha net görülecektir. Bayanlar, erkeklere konuyu sormayın doğal olarak sizi etkileyip sizinle seks yapmak için duygu felan diyeceklerdir. Tabi bu erkek tanımı erkeğin duygusal olmadığını ve sekste duygu olmasınında onu ırgalamadığı anlamına gelmez. Erkeklerde sever, aşık oldukları kadınlarla seks yapmaları tabiiki onlarıda daha fazla hazza götürür.
Dönücem 
Konu fenasi tarafından (21-09-2007 Saat 14:18 ) değiştirilmiştir..
|

21-09-2007, 14:24
|
|
|
Bitmeyen libidinal davalar
Ben de bitirmiyorum, bitmesin... Zaten bu konuyu açtığımda dokuz sayfaydı.
Evet ama dediğim şeyden farklı bir şey dediğiniz. Tamam, zaten rahatlıkla görülebilir ki haklısınız. Yani ortadaki adilikten bize düşen pay bir hayli daha fazla. Ama o tanım değildi. Siz tabi yorum getirmişsiniz.
Bir de bir tek bizim cinsimize bizim cinsimizden birinin karşı çıkması da iyi oldu. Hatta kadınların üstünlüğüne inanalım bu seferde -bir de böyle deneyelim (Halbuki olay basit bir doğal neden: Bizimkiler çok-eşliliğe yatkındırlar: Neden? Ne kadar çok dişi döllersen o kadar yavrulama olasılığı artar. Kadınlar tek-eşliliğe yatkındırlar. Zira tek birinin onda anca bir spermi yumurtayı dölleyecektir, en uygun erkeği bulmaya çalışırlar. Aslında olay çok basit bir bağlamda.) Hatta dava haline getirelim bunu, ilk sloganımı atıyorum: "Kahrolalım biz!" Bu sefer de ana-erkil egemen ideolojik zehirlenmelere maruz kalalım... Bana esin verdiniz. Olabilir aslında, kötü adam olmaktan da kurtuluruz...
Konu possible_outside tarafından (21-09-2007 Saat 14:36 ) değiştirilmiştir..
|

21-09-2007, 14:32
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
eyvallah yeni yorumlar iyidir.
aynı şeyi düşünmediğimiz için tartışıyoruz zaten, güzel olanda bu.
O yahudi ile tanışmak isterdim.
Ben gerçekleri anlattım, bu gerçeklerle yaşayan ve rahatsız olmayan birisiyim. Duygularımı kontrol edebilme yetisine sahip olduğum içinde kendimi kutlarım. Kadınlar da sütten çıkmış ak kaşık değildir, fekat ben bu konuya girip potansiyel olayları engellemek istemem. Niye kendi nasibimi kapatayımki?
Dönmem artık siz devam edin arkadaşlar 
|

21-09-2007, 14:33
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
|
|
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Neden evlilik?
|
non serviam |
Tartışmak İstiyorum |
66 |
21-11-2008 00:44 |
|
Öncesi Sonrası
|
osslem |
Hayata Dair.. |
1 |
02-01-2008 19:23 |
|
İŞte EvLiLiK
|
sea4ever |
Komik Çizgiler |
2 |
10-02-2007 01:41 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:55 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|