[quote=AlbatrosS;111675]
Alıntı:
|
İnsan kendilerini birçok farklı şekilde tanımlayabildiği gibi kendilerini ''devlet/toplum''ların onlara dayattığı kimliklerle tanımak/tanımlamak zorunda mıdır?
|
insan, toplumsal bir canlıdır; en azından psikolojinin, insan hakkındaki genel tanımı budur. tabii ki bu tanıma sosyoloji de katılır.
insan sahip olduğu ve kendini tanımladığı kimliği de bu çevre dolayısı ile edinir. siz o kimliğe karşı çıkabilir ya da reddedebilirsiniz elbette; fakat reddettiğinizde, kendisini o kimlikle tanımlayan toplumun bir parçası değilsinizdir artık. bir din toplumunda, o toplumu oluşturan dini redderseniz; o toplumun parçası değilsinizdir. bir aşirette, aynı kandan geliyor olmayı ya da aynı kültüre bağlı kalmayı reddederseniz; o toplumun parçası olmaktan çıkarsınız; dışlanırsınız; dışlarsınız. bir ulusta, o ulusun parçası olmayı reddediyorsanız; o toplumun da parçası olmak durumunda da değilsinizdir.
ha eğer o toplumsal bağı reddedip, hala kendinizi o topluma ait hissediyorsanız; bu sizin kimlik çatışmanızdır elbette.
örneğin şöyle düşünün: Mustafa Kemal, içinde yetiştiği devletin/toplumun ona tanımladığı "osmanlılık" toplumsal bağını reddetti ve yine kendisini tanımladığı "ulusallık" bağını benimsedi.
ya da kendisini "osmanlılık" ile yeterli görmeyen kitleler, uluslaşarak ayrıldılar değil mi?
veya türkiyede kendisini "ulus" olarak tanımlamak yerine "ümmet" ya da "aşiret ferdi" ve "etnik unsur" ve hatta "azınlık" olarak tanımlamayı seçen kitleler de var... bunlardan birisi ile tanımlamak zorundaysanız kendinizi; diğer bir toplumsallaşma birimine elebette ki ait değilsiniz.
Alıntı:
Bahsini ettiğiniz savaş ''türklük'' adına değil; islami motiflerin/söylemlerin/belagatın dibine kadar sömürülmesi/ajite edilmesi yoluyla yürütülmüştür. Kadroların TÜRK etnisitesine vurgu yapması savaşın kazanılmasından sonraki dönemlere rastlar. Misal, Atatürk'ün ve o dönemki kadroların kendilerine verildiğini sık sık ifade ettikleri sözler de savaşın kazanılmasının hemen öncesine rastlar.
bahsini ettiğiniz kimlik kategorisiyse, tarihsel süreci ve inşa tarzını göz önüne aldığımızda sonuna kadar/olabildiğince koyu biçimde bir etnik/ulus kimliği ve onun inşa sürecidir. Sürecin başında da TÜRK etnisitesine vurgu yapıyordu; şimdi de aynı etnisiteye vurgu yapmaktadır. Azınlıklara bakış açısından anayasamıza kadar bunun somut delilleri hala görülebilir.
Yaşanan onca şey ve söylenen onca söze karşın TÜRKLÜK kategorisinin etnisite üstü bir tanım olduğunu iddia edip üç maymunu oynamayın; bilmiyorsanız en azından öğrenmenizi önerebilirim.
|
öncelikle "doğru-düzgün" konuşmanızı rica ederim...
"din" dediğiniz şey zaten tarih boyunca, insanlar tarafından kullanılmaktan ve insanları kullanmaktan başka birşeye yaramamış bir sistemdir. bu bir yana; anadolu'da bir kurtuluş mücadelesi verilirken, kendileri hakkında, dine dayanılarak idam fetvası çıkarılırken; yani Osmanlı hükümeti dini bir yönlendirme aracı olarak kullanırken, o mücadeleyi verenlerin ne yapmasını bekliyordunuz? "haa öyle mi; tamam o zaman; alın vurun kellemizi" mi diyeceklerdi? elbette ki aynı silahla karşı koyacaklardı ve koymuşlardır da...
bunun ne kadar haklı, ne haksız olduğunu sorgulamıyorum bile... değilse Muhammed Peygamber'de çok farklı birşey yapmadı bu konuda... veya haçlı seferlerini düzenleyenler de çok farklı bir eğilim içerisinde değillerdi... amerika işgal edilirken de göçmenler çok farklı bir yönelimde değillerdi... araplar endülüse kadar ilerlerken ya da asyaya yayılırken farklı değillerdi... yani din her zaman herkesçe toplumu yönlendirmek amaçlı kullanılmıştır... haklı ya da haksız, ideal ya da değil ama öyle... bir mücadele verilirken; "ya bizim hakkımızda idam fetvası vermişler; biz onlara uymayalım da varsın kaybedelim" demelerini bekleyemezsiniz...
bundan başka, toplumların uluslaşma süreçleri birbirinden farklılık gösterir. anadolu'da "etnisite" olarak tanımlanabilecek potansiyele sahip bir toplumsallaşma modeli gösteren bir Türk Kitlesi gösterin; bende sizin söylediklerinize katılayım.
bununla birlikte eğer takip ediyor idiyseniz; Türk Ulusu'nun tarihsel temellerinden çokça bahsettim forumda. eğer siz gerçekten üç maymunculuk oynamıyorsanız tekrar tekrar okumalısınız...
Alıntı:
|
Osmanlıcık dediğiniz şeyin ne olduğu hakkında gerçekten içerikli bir bilgi sahibi misiniz? Bir kere Osmanlıcılık, devletin hala ''imparatorluk'' olarak gayrı müslimler de dahil onlarca etnisiteyi Anadolu dışındaki topraklarda da barındırdığı döneme ait bir arayıştır diyelim. Peki hala bir imparatorluk olan bir devletin, bağımsızlık/milliyetçilik/özgürlük isyanlarının çığ gibi yükselip sanayi devrimiyle birlikte kapitalizmin kendini tehdit ettiği bir dönemde etnisiteye dayalı bir aidiyet tanımı yapması makul ve mantıklı mıdır? Ve yeri gelmişken soralım: Bugünün Türkiye'sinden bakıldığında özellikle KÜRTLER/aleviler/gayrımüslimler/hatta eşcinseller/kadınlar bağlamında rejim ciddi bir çıkmaza/kör düğüme gelmiş midir? 87 senedir 29 ve sonuncusu 30. yılına gelmiş isyan tarihiyle sizce bu rejim/üslup/devletin ''başarılı'' olduğu iddia edilebilir mi? Yoksa siz de, son kürt isyanının askeri zaafiyet yüzünden falan mı bitirelemediğine inanmaktasınız?
|
"osmanlıcılık" bir "kimlik arayışı"dır. bu kimlik arayışı başarısız olmuştur ve başarılı olabilseydi nasıl olurdu kesinlikle bilemeyiz elbette ki... ancak şunu tahmin ediyorum; gerçekten başarılı olsaydı ve sürüp gitseydi, biz bugün, tüm uluslar içerisinde Osmanlı Ulusu olarak nitelendirebilirdik kendimizi. çünkü o kimlik başarılı olmuş olacaktı.
bu bir yana: "dediğiniz şeyin ne olduğu hakkında gerçekten içerikli bir bilgi sahibi misiniz?" diye sorgulamadan önce; okuduğunuz alıntının sadece bir sorgulama, bir fikir olduğuna dikkat etmenizi öneririm.
ayrıca son 30 yıllık sürece bakarak "ne kadar başarılı" demişsiniz... hımmm; çok mantıkı gerçekten! öyleyse amerikanın ırakta yaptıklarına bakarak özgürlük ve demokrasi aşkından da vazgeçmeliyiz... ne de olsa hem amerika oraya hala özgürlük ve demokrasi götürmeye çalışıyor; hem de belli ki demokrasi ve özgürlük denen kavramlar, hala eski Yunan'dan beridir başarısız olmuşlar... dur bir düşüneyim ben bunu!
Alıntı:
|
Post-küreselleşme döneminde ulus tanımından kimlik tanımına değin pekçok ''modernizm kalıntısı'' kavram ve pratiği artık sorgulanıp yavaştan çöplere gönderiliyor farkında mısınız?
|
öyleyse kürtlerin de uluslaşma çabalarının boşuna olduğunu söylemekten geri kalmamalısınız sanırım! veya "kürt kimliği" tanımı için de mücadele etmeleri de bir o kadar gereksiz. ne de olsa çöpe giden kavramlar!
sahi, neyi savunuyorsunuz o zaman? tartıştığımız nedir?
Alıntı:
|
Ahhh, yine aynı mantık. Şahsen bana artık kabak tadı verdi bunları duymak, ama yine izah edelim. Türklük de bizzatihi etnisiteye vurgu yapar. Türklüğü ''ilkel yapmayan'' şey Kürdü niye ilkel yapsın?
|
sanıyorum, Türklüğün "etnisiteye vurgu yapması"nı iddia etmenizden çok daha fazla somut kanıtınız yok Türklüğü etnisiteye vurgu yaptığına dair. kürtlüğü "İlkel" yapmasının nedeni, kürtlerin büyük bölümünün hala "aşiret kültürü" ve o yapının onlara dikte ettiği kafa yapısı ve dünya algısı ile yaşıyor olmalarıdır. ben anadoluda bugün toplumsal yapıyı sekteye uğratacak kadar katı bir Türk aşiret yapısına bugün hiç rastlamadım... zira bu yapılanlar 1500lü yıllardan itibaren zaten yok edilmiştir.
Alıntı:
|
Peki trakya'da kalmış Türk azınlığından devletlularımızın ''soydaşlarımız'' diye söz ederken ifade ettikleri bu tarz bir vatandaşlık bağımıdır? Yoksa, devletlularımız oradaki insanların TC vatandaşı olmadıklarını bilmiyorlar mı? Mesela aynı devletlular , Kuzey Irak'taki KÜRTLER için ''soydaşlarımız'' tabirini kullanmazlar. Orayla kültürel bağlar şeklinde belli belirsiz bir şeye atıfta bulunurlar sadece.
|
her zaman söylerim; kafkasyadaki çerkezler de bizim soydaşımızdır; çünkü kafkasyada yaşayanlar kadar çerkez vardır bu ülke de... balkanlar'daki balkanlılar da bizim soydaşımızdır; çünkü orada yaşayanlar kadar balkan göçmeni vardır türkiyede... ırak, iran'daki kürtler de bizim soydaşımızdır; orada yaşanlar kadar kürt vardır bu ülkede...
anadoluda "Türk" adında bir etnisiteye rastlayamazsınız. çünkü zamanında anadoluya göçen o ırk, artık anadoludaki kitlelerle karışmış durumdadır. fakat kimlik olarak da baskın gelmiş ve etnik tanımdan uzaklaşmıştır. bu süreci her forumda tekrar tekrar anlatmak artık gerçekten kabak tadı vermeye başladı.
Türklük, anadoluda bir ulus emaresine sahiptir daha öncesinde; çünkü uluslar öyle bir gecede "hadi gelin ulus kuruverelim" demekle kurulmazlar. tarihsel kökenleri ve nedenleri olmak zorundadır ve vardır.
Alıntı:
|
Tek fark Türk'ün devlete sahip olup Kürdün olmamasıdır.
|
kürtçü forumlarda ve haber sitelerinde karşıma çıkan çok ilginç ifadeler var: "komşu kavimler birer devlet sahibi oldukları halde, biz kürtlerin olamaması..." gibi... hatta diyarbakıra ait bir kürtçü haber sitesinde bir yazarın yazısı aynen bu şekildeydi. yani eğer kürtler, kendilerini bu devletin sahibi ve vatandaşı olarak görmüyorlarsa ve eğer hala aşiret/kavim/kabile kafa yapısındalar ise ve hala konuya güya "demokrat" olmak kaygısı ile siz bile böyle yaklaşıyorsanız diyecek birşeyim yok...
Alıntı:
|
Bu şuna benziyor CEMRE: Basbayağı sırf bir kadın olduğu için bakkala gidemeyen bir kadının sorununun bakkala gidip gitmemekle sınırlı olduğunu iddia edip onun arkasında yatan toplumsal/kimliksel statü sorunuyla birlikte emek-yoğun sömürüyü görememendir! Uzun lafın kısası demokrat ve eşitlik özlemleri/hasletleri içinde olan biri öncelikle demokratlık ve eşitliğin dilini kurabilmelidir. İktisadi, sosyal ve kültürel geri kalmışlığı/bırakılmışlığı istatistiklerle de belgeli bir coğrafyanın insanlarına tepeden bakan buyurgan dili kullanmaz; onlara neyin en doğru/en güzel/en iyi olduğu noktasında bu derece hasmane öğütler vermezsin. Dahası MEŞRUİYETİNİ bile kabul etmediğin bir topluma ''ama ama HEPİMİZ TÜRKÜZ VE BU ORTAK KİMLİĞİMİZ'' dediğin anda, onun dilinden türkülerine kadar kendine hasbirçok vasfını da görmezden geliyorsun. Yaptığın şövenizmin farkında değilsin; zira, birileri seni fena halde kandırmış
|
valla, söylediklerinize sadece gülüyorum... söylediklerimi şimdiye kadar "faşizm" ve "ırkçılık" olarak niteleyenler oldu... ilk defa birisi de "şovenizm" diye niteledi...
fakat komik olan şey şu: siz hiç yapıcı olmayıp, hiç bir kuram ya da fikir üretmeyip;
İnsanları nasıl oluyor da böyle niteleme hakkını kendinizde görebiliyorsunuz... ayrıca bana "faşist" "ırkçı" ya da "şovenist" gibi ithamlarda boşuna bulunmayın; hem öyle olmadığımı biliyorum, hem de forumda yeterince duyuyorum... en azından sizi ciddiye alırım bir dahaki mesajınızda...
bu bir yana merak ediyorum, acaba hiç sordunuz mu: "gerçekte bu arkadaş ne diyor; ne demek istiyor?"