Kurşun dolması-yalan sarması
Ey uluyan lider, nasıl da Laç'ta yedin kurşunu
Kanın akar paçalarına, bağlamılşar uçkurunu
Sen zannettin vur! deyince Seyit'ler vuramaz
Dağılmış ciğerin bak, hekimler bile kuramaz
Git şimdi Dolmabahçe'ye, yaz bakalım bir vasiyet
Çoluk çocuğu dağlarda vuranda yoktur hiç basiret
Kim anlatabilir senin son aylarını Dersim'den beri?
Yalanlar kapatamadı, Dersim'de gitti gözünün feri.

Mustafa Kemal "vur!" emrini verdiği Dersim’de vurulmuştur!
Resmi anlatı çökmüştür: Mustafa Kemal vur emrini verdiği Dersim’de vurulmuştur!
Mustafa Kemal kronolojilerinde 1938 Ağustos’u yok gibidir.
Konu Mustafa Kemal olunca, “neden?” diye sorulmaz mı?
Hele ki bu tarihte Dersim kan içindeyse.
Ve “Vur emrini” veren Mustafa Kemal ise.
Sahi 23 Ağustos 1938’de Mustafa Kemal neredeydi?
Dersim’de "askeri harekat" 31 Ağustos 1938’de tamamlandı.
Birkaç gün sonra, 5 Eylül 1938’de, M. Kemal vasiyetini yazdı.
Bu bir tesadüf müydü?
Gelin şu veriler üzerinde birlikte düşünelim.
Tarih, 29/30 Haziran 1938 olmalı.Yer TBMM.
Konuşan Başbakan Celal Bayar’dır:
"...ordularımız pek yakın zamanda...Dersim mıntıkasının sakinlerini tamamen kaldıracak ve bu meseleyi esasından kesecektir"
Bayar’ın "pek yakın zamanda" dediği bazı kaynakların "Üçüncü askeri harekat" adını verdiği 10-31 Ağustos 1938 tarihleri arasındaki genel tarama harekatı değilse, nedir?
Benim sorum Mustafa Kemal’in bu tarihlerde nerede olduğudur.
Kanaatim ise, Dersim’de ve "nihai" olduğu söylenen kanlı harekatın başında bulunduğudur.
Birinci şahidim zamanın Başbakan'ı Celal Bayar’dır.
Sözü Celal Bayar’a bırakıyorum:
"Şimdi, Mareşal, Erkan-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı), ben başbakanım. Atatürk malum...Üçümüz Dersim’de yapılan büyük ordu manevralarındayız. Manevranın da sonuna gelmek üzereyiz. Üçümüz bir arada ‘Ordunun emniyeti bakımından strateji ne olmalıdır?’, onu görüşüyoruz. İkisi de Birinci Cihan Harbi’nde muharebe etmişler. Ben daha çok izleyiciyim. Malumatları geniş... Oradaki her şeyi biliyorlar. Hatta şahsen casusları bile biliyorlar. Dersim’in o halde kalırsa her zaman ordunun emniyeti bakımından tehlikeli olacağını görüşüyorlardı... O sırada biz konuşurken, Dersimlilerin jandarma karakollarımızdan üç-dört tanesini bastıkları haberi geldi. Atatürk’le göz göze geldik. Birbirimizi anlıyorduk. Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim. ‘Anlıyorum efendim, bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk: ‘Sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim’i’ dedi ve vurduk..."
(Kurtul Altuğ, “Celal Bayar Anlatıyor”, Tercüman, 17 Eylül 1986)
Celal Bayar’ın Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, kendisi ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’i kastederek, "üçümüz birarada", "Dersim’de yapılan büyük ordu manevralarındayız" derken, "kesin/nihai harekat" olarak da tanımlanan 23 Ağustos 1938 Dersim harekatından bahsettiğini düşünüyorum.
Bu noktada tanığım Celal Bayar’ın kızı Dr. Nilüfer Bayar Gürsoy olacak.
Nilüfer Bayar Gürsoy, Ayşe Hür’ün ‘Kürtleri imha etmek fikri kime aitti?’ başlıklı (3 Ağustos 2008, Taraf Gazetesi) yazısına cevaben aynen şöyle demişti:
"Yurt içinde herhangi bir çatışma, kaynaşma varsa bunun tedbirini almak ve sükûnu sağlamak devletin görevidir. Nitekim 1937’deki Dersim isyanında Başbakan olarak elbetteki Bayar, sorumluluğu üstlenen kişidir. Ancak ‘harekâta bizzat katılmıştır’ sözü gerçek dışıdır. Katıldığı 23 Ağustos 1938’deki askerî manevradır"
(Aktaran Ayşe Hür, “Atatürk Dersim’i vuracağız dedi, vurduk”, Taraf Gazetesi, 22 Ekim 2009).
Görüldüğü gibi Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy, babasının sadece 23 Ağustos 1938 tarihli “askeri manevra”ya katıldığını ifşa etmiştir.
Bu ifşaatı mümkün kılan “manevra” sözcüğünden farklı bir olayı anlamasıdır.
Buna gerekli cevap Ayşe Hür tarafından verilmiştir:
"....o yıllarda, ‘manevra’, ‘tatbikat’ gibi terimler, kanlı bir askerî harekâtın kod adıydı."(Bkz. Ayşe Hür, a.g.y).
O halde, Celal Bayar`ın,"Şimdi, Mareşal, Erkan-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı), ben başbakanım. Atatürk malum... Üçümüz Dersim’de yapılan büyük ordu manevralarındayız..... Atatürk: ‘Sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim’i’ dedi ve vurduk..." derken 23 Ağustos 1938’deki “kanlı harekatı” kastettiği oldukça açıktır.
Sonuç:
Mustafa Kemal 1938’de Dersim’deki nihai askeri harekata Celal Bayar ve Fevzi Çakmak ile birlikte katılmış, harekatı bizzat yönetmiştir.
Görünen o ki, İhsan Sabri Çağlayangil’in ‘Dersim’i vurmak’ için zehirli gaz kullanıldığını, mağaralara sığınan Dersimliler’in “fare gibi zehirlendiği”ni söylediği olaylar da bu sırada cereyan etmiştir.
M. Kemal’in vasiyetini yazdığı tarihten çok kısa bir süre önce, öldüğü tarihten ise 2,5 ay kadar önce Dersim’de bulunduğu açığa çıktığına göre, ölüm nedeni hakkındaki resmi anlatı da çökmüş, Laç direnişçilerinin M. Kemal’in Dersim’de vurulduğuna ilişkin ısrarlı açıklamaları doğrulanmıştır.
Mustafa Kemal, “vurun” demiş vurulmuştur.
Böylece mağdurun "Ma hefe xo quret" derken anlatmak istediği de nihayet anlaşılmıştır.
Seyfi Cengiz (İlk yayın tarihi: Desmala Sure, 9 Kasım 2009)