|
|
| Tarih Gerçekliğini herkesin kabul ettiği bir masaldır tarih. |
Dersim Katliami ve AtatürkTarih içerisinde Dersim Katliami ve Atatürk konusu: Dersim katliamını gerçekleştiren harekatın bizzat Atatürk tarafından idare edildiğini gösteren bulgular artıyor!
Kemal KUTAN, 20 Kasım 2009
Türkiye`de ezilen bütün topluluklar demokratik bir açılım beklerken, CHP Başkan Yardımcısı Onur Öymen`in ...

22-01-2010, 02:19
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Mesajlar: 275
|
|
Dersim Katliami ve Atatürk
Dersim katliamını gerçekleştiren harekatın bizzat Atatürk tarafından idare edildiğini gösteren bulgular artıyor!
Kemal KUTAN, 20 Kasım 2009
Türkiye`de ezilen bütün topluluklar demokratik bir açılım beklerken, CHP Başkan Yardımcısı Onur Öymen`in Meclis Genel Kurulunun 10 Kasım 2009 tarihli oturumunda, tam da demokratik açılımın tartışıldığı bir sırada, Dersim ve Şeyh Sait katliamını savunup övmesi ve Kürt sorununun çözümünde de aynı yöntemin izlenmesi gerektiğini önermesi, toplumumuzun ve bütün dünyanın dikkatlerini yeniden Dersim sorununa çevirdi.
1937-1938 katliamından sonra o dönemin politikacıları ve basını tarafından `ebediyen tarihe gömüldü` diye değerlendirilen Dersim sorunu, Dersimli aydınlar tarafından işlense de, hiç bu kadar gündeme oturmamıştı.
Katliamdan sonra ilk defa bütün Türkiye`nin ve dünyanın gözlerini bu kadar dikkatli bir şekilde üzerinde hissediyor Dersim halkı. Çok sayıda aydın insan, akademisyen, parti, dernek ve başka kurumlar, Dersim sorununa eğiliyor, araştırmalar yapıyor ve çözümü için kafa yoruyor.
İyi incelendiğinde, önemli benzerlikleriyle, en az Kızılderililer kadar masum olduğu, haksız yere yüzyıllarca gadre uğradığı, binlerce yıllık bir kültürel mirasa sahip olduğu, çok kültürlülüğüne rağmen, eskiden beridir devletsiz ve şiddetsiz şekilde yaşayarak varlığını koruduğu rahatlıkla anlaşılır. Katliamları haklı göstermek için uydurulan hikayeler ve katliam sırasında yerinden yurdundan edilip aç çıplak dağlara sürülürken, çaresizlikten düştüğü hatalar, bu gerçeği değiştiremez.
Dersim katliamının nasıl planlandığını ve yürütüldüğünü, ayrıntılarıyla bilmiyorduk. Bilgimiz, Dersim halkının anlatımlarından ibaretti. Demokratikleşme yolunda bazı adımların atılması ve Türk devlet arşivlerin açılmasıyla, yeni bilgilere ulaşıldı. Elde edilen bilgi ve belgelerin açıklanması, bir araya getirilmesi ve arşivlenerek bütün dünyanın bilgisine sunulması önemlidir.
Bugün, bana gelen bir maili sizinle paylaşmak istiyorum. Bazen bir fotoğraf, bir makaleden daha fazla şeyi anlatabilir.
Aşağıdaki fotoğraflarda gözüken harita, Atatürk`ün, o dönem kullandığı ve daha sonra müze haline getirilen Trabzon'daki köşkünde bulunmaktadır.
Haritada, üstteki resmi tanıtım yazısında da belirtildiği gibi; `askeri durumu gösteren taktik işaretler bizzat Atatürk tarafından çizilmiştir`. İşaretler, Dersim'e düzenlenen askeri harekata ilişkindir.
Daha önce dersim.biz sitesinde yayınlanmış olan bu fotoğraflar, arşivlere ulaşılarak elde edilecek başka bilgilerle birlikte daha da anlam kazanacaktır.
Kaynak: Yeni Sentez
|

22-01-2010, 02:22
|
|
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Mesajlar: 275
|
|
Atatürk'ün kızı Dersim'i bombaladı
Atatürk'ün kızı Dersim'i bombaladı
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'ye 'soykırım' suçlaması..
Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda (AP) düzenlenen "Dersim" konulu konferansta, "Dersim'de katliam yapılmıştır ve bu bir soykırımdır, bunun başka bir ismi yoktur" denilerek Türkiye eleştirildi ve suçlandı. Dersim konferansına birçok yazar ve davetlilerin yanısıra DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk ve Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras da katıldı.
AP'de düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan Dersim Yeniden İnşa Başkanı Mustafa Şen "Dersim'in tarihte özel bir yeri vardır. Yahudi katliamı yapılırken, Türkiye'de bunun gölgesine saklanarak Dersim'i bombaladı, Dersim insanlarını katletmeye başardı. Bize göre bu bir soykırımdır. Bunun başka bir alternatifi , başka bir ismi yoktur. Dünya'da eşine ender rastlanan bir katliam yapıldı. Özellikle Atatürk'ün emriyle manevi kızı Sabiha Gökçen tarafından Dersim bombalandı, soykırım yapıldı" dedi.
Dersim konferansında konuşan yazar Mehmet Bayrak, “Şunu öncelikle belirteyim ki, CHP genel başkan yardımcısı Onur Öymen adeta devleti, resmi politikayı ele verdi, suçüstü yakalattı. Alevilik ezilen halkın bir ideolojisi olarak gelişti.
Alevilik katliamları sürekli olarak bir siyaset tarzı olarak uygulanmıştır, bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu katliamlar siyasetten ortaya çıkmıştır, 7 yüzyıldaki katliamlarda böyledir, Pir Sultan'ın başına gelen katliam da böyledir, bir bastırma , bir yok etme siyasetidirö ifadelerini kullandı.
Kaynak: Son Sayfa
|

17-03-2010, 09:55
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Kimin dersi kime veriliyor?
Eli kanlı olmayan HiÇ bir devlet yoktur. Katliamlar olmadan düzen kurulmaz. Onun için ya insanı seversin (Fethi Okyar gibi) ya da devletin kulu olursun, şuurunu tamamen kaybedene kadar.(General Akdoğan gibi)  
Ama gerçekleri yalanyanlış laflarla anlatmak abesin ta kendisi, ne demiş :
Alıntı:
YersizYurtsuz´isimli arızadan alıntı
AP'de düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan Dersim Yeniden İnşa Başkanı Mustafa Şen "Dersim'in tarihte özel bir yeri vardır. Yahudi katliamı yapılırken, Türkiye'de bunun gölgesine saklanarak Dersim'i bombaladı, Dersim insanlarını katletmeye başardı.
|
Yahudi katliamı 1940'larda, Dersim katliamından seneler sonra. Dersim'in tarihte özel bir yeri de yoktur. Yeni Zelanda'dan Alaska'ya, Sibirya'dan Arjantin'e insanlık tarihi kanla yazılmış iken, Dersim'in tarihte özel bir yeri olabilir mi? 

|

18-03-2010, 04:55
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
|
Eee, sonuç? Biri yolun ortasında size tecavüz etse ''tarihte ne toplu tecevüzler olmuş, sağlık olsun'' mu dememiz gerekiyor sizin gibi düşünürsek? Size bir arkadaşınız derdini açıp ailesiyle yaşadığı sorunları söylediğinde ''ya dünyada ne sorunlar var, seninki de laf mı şimdi'' mi diyeceksiniz? Bu coğrafyada yaşanmış, travmatik anılar bırakmış ve aynen sizin gibi unutturulmaya/değersizleştirilip önemsizleştirilmeye çalışılan birçok olayı hatırlamak sizin değilse de bizim boynumuzun borcudur. Belki farkında değilsiniz; fakat sağlıklı birhatırlama doğru bir hesaplaşma sürecidir. Bu sayede buna benzer acıların yaşadığımız yerde tekrar edilme olasılığı azalır. Sizi bunlar ilgilendirmeyebilir; fakat, gölge etmeyin yeter...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

18-03-2010, 06:17
|
|
Kendiolog
|
|
Üyelik Tarihi: 20-04-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 42
|
|
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı
|
Demek tarihte özel bir yeri yok..Neden '38 den beri bunu konusuyoruz o zaman..Sen ve senin gibilerin gereksiz göreceğini düşünememişlermi yoksa bu katliamı önemseyenler. Devletler maalesef haklısınki kanla kuruluyor..Ama kendi topraklarından,bir zümreyi,bir milleti.. vs. o bir ad buldu bu topraklara diye,ordakileri sürgün etmek onları katletmek midir devletin görevi?Ordaki isyana verilen karsılıklarmı olmalıydı devlet olabilmenin gereği? kendi toprakdasına bu vefasızlıgı yapmak mıdır? tek millet_olmayan uydurulmus bir millet_sevdasına kapılıp bir hınçla tarihte böyle bir lekeyle_üstelik arsızca kabul etmezler_ anılmakmıdır devlet olmak?
Bugün kendi topraklarında yaşanan bir olayı hazımsızca önemsiz diye sıfatlandırmak hatta toprağıda geçtim ,bırak, yüzlerce insanın hayatlarına mal olmus hala bu acıyı yasayan insanlar varken onların yaralarını onları yok sayarak _ki bence özel görmemen ordakileri azınlık görmenden kaynaklanıyor eger ben önyargılı degilsem(ve orda yasayan kürtler bu ülkede azınlık diildir,tıpki kendini türk sananlar dısındaki diğer milletler gibi)_ kendi üslubunuzla kaşımak acizlerin,söyleyecek sözü olmayan barbarların,adım atacak cesareti olmayan basiretsizlerin işidir.
Konu eylül.iü tarafından (18-03-2010 Saat 06:23 ) değiştirilmiştir..
|

19-03-2010, 14:39
|
 |
ruimte
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2009
Mesajlar: 431
|
|
|
katliam diye tarihe geçilemez yapılan harekat sistematiktir bilinçlidir soykırım sınıfına girer. sorumlular bellidir düzendeki çarklar işlerse geçmiş ile yüzleşilebilir ve gasp edilen ne varda iade edilebilir dünya gerçekliğimizde. soykırım suçu ile yargılanmalıdır dönemin hükümeti ve sorumlu itişleri netekim sıçılan bok bellidir ve yedirilen bokda bellidir seyirci kalanlarda bellidir alkış tutup iktidar makam mevki kariyer yapanlarda bellidir. bunca rezilliğe rağmen katillerini yere göğe sığdırmayanlarda bellidir.
vesaire....
|

20-03-2010, 07:22
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Temelde haklı olmak detay bile olsa gerçekleri çarpıtmayı gerektirmez. Tarafsız olarak bakınca Dersim katliamı (genosid de istersen isim önemli değil benim için) ne dünyanın en büyük, ne en kapsamlı, ne ilk, ne son ne de en acımasız katliamı. Bu vahşet insan tabiatının bir parçası, yani hepimizin içinde katliam. Kendine 'Türk' dersen 'Türk' olmayanlarla bir barikat olacak aranda. Cinsiyetinle özleştirirsen kendini...ya da etraftaki herhangibir din ile, özleştirdiğin kadar daralacaktır görüş açın. Aynı şekilde Dersim'in "tarihte özel bir yeri" varsa, hangi katliamın (genosid)'in özel bir yeri yok? 1478'de Iberia'da enkizisyonla katledilen 3milyon müslüman artı 1,5 milyon yahudi'nin tarihte özel bir yeri yok mu? Ya da Suriye devletinin etnik ve dinsel olarak aynı olan Hama halkına yaptığı 1982'de? Peki Boer savaşlarında tarihte ilk defa sivil halkın toplayıp ilk defa "konsantrasyon kampı" deyimini oluşturan İngilizlerin Hindistanı sömürmeye başlamasının doğrudan sonucu olarak 1876-78 arasında 5-10 milyon, 1899-1900'de yeniden 5-10 milyon ve 1943'de 4 milyon insanın açlıktan ölmesi'nin yeri özel mi? Mao'nun "İleriye Büyük Adım" programı sonucu 40 milyon insanın açlıktan ölmesi ile karşılaştırınca hangisi daha "özel" ? Chiapas'daki Maya halkının başındaki dertler ile Kürtlerin durumunun nasıl birbirlerine benzediğini anlarsak sorunun Türkler, Meksikalılar ya da Anglo-saksonlar ve Kızılderililer olmadığını, ortaya daha küresel bir durum çıktığını görürüz. Son 900 yılda Birinci Dünya savaşı ve Amerikan iç savaşı haricinde her BÜYÜK SAVAŞTA ASKERDEN çok sivillerin öldürüldüğü ğüçlü bir iddiadır. Hiçbir ırk, din, ideoloji ve halk yoktur ki hem katil hem de mağdur olmasın. Asurlulardan Kanada'nın Chipewyan yerlilerine kadar hepsi dahil buna.(bkz: Bloody_Falls_Massacre) Taktik, teknoloji değişir ama vahşet ve katliamlar aynı insan karakterinin ürünü.
Sn. AlbatrosS, TABii ki bunlar çekilen acıları hafiflettirmiyor VE bunu belirtmemin amacı unutturmak, değersizleştirmek değil. Sadece bir basit gerçeği belirtmek: sağlıklı bir hatırlama doğru bir hesaplaşma için "tarihte özel bir yeri" olması gerekmiyor, abartıp dramatize etmeğe gerek yok. Tarafsız, derin bir analiz gerekiyor. Amaç gölge etmek değil, Işık saçmak. Sn, Eylül.iü 1938'den beri konusuyoruz çünkü yara hala kanıyor. Ama '38 den beri bunu konusuyoruz da ne oluyor? Bir taraftan mağdur, öteki taraftan kahramanlık muhabbeti ile konusuyoruz. Çin seddini aştık, o zaferi kazandık vs. vs. Hangimiz ailesiyle kavgalı başkalarının hakkını korumak için? Kim tüm hayatını allak bullak bilinmeyene attı gidip elin garibanına baskının bir parçası olmamak, kaba kuvvetin piyonu olup kendine soğumamak için?
Sn. Eylül.iü sormuş:
"kendi topraklarından,bir zümreyi,bir milleti.....ordakileri sürgün etmek onları katletmek midir devletin görevi?Ordaki isyana verilen karsılıklarmı olmalıydı devlet olabilmenin gereği? kendi toprakdasına bu vefasızlıgı yapmak mıdır? tek millet_olmayan uydurulmus bir millet_sevdasına kapılıp bir hınçla tarihte böyle bir lekeyle_üstelik arsızca kabul etmezler_ anılmakmıdır devlet olmak?" cevabı basit: EVET, EVET bin defa EVET.
Devlet demek, egemenlik demektir, otorite demektir. Bu egemenlik nasıl sağlanır? Güç zoru ile, nasıl korunur? Güç zoru ile. Doğada kendinden oluşamaz, irade zorlaması gerekir. Otorite kendini ispatlamak zorunda kalırsa güç zoru ile yapmaya çalışır, ispatlamak zorunda kalmayan otorite mutlak otoritedir ve kendini iyi-hoş-gerekli göstermek için imkanları artar, başkaldırılırsa ancak gerçek yüzünü gösterir. Hak, hukuk, insanca davranış kalmaz. Sonra saklamaya çalışır o suratı, madalyalar verir, mekanizmaları tarih yazar, tersten analiz(propaganda) yapar. Bunda özel, yeni birşey yok denince, tasvip edildiği anlamı çikartmaya gerek YOK. Bir yalanın tersi doğrudur, gerçektir diye birşey YOK.
Sonuçta gözlerdeki buğu aralanırsa gerçek gözükür. Ne şan ve şeref gerçektir, ne de bayrak ve misak. Dinler ve milletler, toplu halusinasyonlar olup devletin oluşmasına ve devamına yararlar. Ama devleti var eden ANA UNSUR MÜLKTÜR. YANİ, kim ne derse desin, her devlete göre EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MÜLKİYETINDİR. TAMAH ETMEK VE KORKU, bu egemenliği mala mülke veren insan karakterinin özellikleridir. Otorite sahibi mal mülk sahibidir ve vice-versa. Mal-mülk'ün egemenliği belirlediği dünyamızda bütün bu olanlar anlayanlar için sürpriz olmamalıdır. Onun için bazıları "hayırsever diktatörlük en iyi yönetimdir" derler. Biz ise burada HiÇBiR DEVLET MEŞRU DEĞiLDiR diyoruz.

Konu Kali tarafından (20-03-2010 Saat 07:28 ) değiştirilmiştir..
|

21-03-2010, 01:13
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
|
Temelde haklı olmak detay bile olsa gerçekleri çarpıtmayı gerektirmez. Tarafsız olarak bakınca Dersim katliamı (genosid de istersen isim önemli değil benim için) ne dünyanın en büyük, ne en kapsamlı, ne ilk, ne son ne de en acımasız katliamı. Bu vahşet insan tabiatının bir parçası, yani hepimizin içinde katliam.
|
Bu adhominem bir önerme(bknz, safsata klavuzu). Kimsenin böyle bir iddiası oldu mu ki? Kimse dersim'den büyüğü yok, bu eşsiz, benzersiz, olağanüstü mü dedi? Katliamların ''tabiatın parçası'' olduğu(ki bu da şüpheli, kanıtlanmaya ciddi ölçüde muhtaç bir iddia) onları kınamamak, eleştirmemek için mazeret midir? Söz gelimi, cinayet bizim parçamız diye, katilleri yargılamayalım mı?
Alıntı:
|
Kendine 'Türk' dersen 'Türk' olmayanlarla bir barikat olacak aranda. Cinsiyetinle özleştirirsen kendini...ya da etraftaki herhangibir din ile, özleştirdiğin kadar daralacaktır görüş açın. Aynı şekilde Dersim'in "tarihte özel bir yeri" varsa, hangi katliamın (genosid)'in özel bir yeri yok?
|
Hala ADHOMİNEM yapıyorsun. Dersim'in özel olması, diğerlerini sıradan mı yapıyor doğrudan? Dersim yaşadığımız yerde olmuştur; tanıdıklarımız, komşularımız ölmüş, sürülmüş vs. Dersim'in özel olarak anılması diğerlerini değersiz mi kılar? Bence tam tersi, dersim'in kabulu ermenilere yapılanları da kabul ettirecektir; yada tam tersi. Bunla sorununuz ne anlamadım ki?
Alıntı:
|
1478'de Iberia'da enkizisyonla katledilen 3milyon müslüman artı 1,5 milyon yahudi'nin tarihte özel bir yeri yok mu? Ya da Suriye devletinin etnik ve dinsel olarak aynı olan Hama halkına yaptığı 1982'de? Peki Boer savaşlarında tarihte ilk defa sivil halkın toplayıp ilk defa "konsantrasyon kampı" deyimini oluşturan İngilizlerin Hindistanı sömürmeye başlamasının doğrudan sonucu olarak 1876-78 arasında 5-10 milyon, 1899-1900'de yeniden 5-10 milyon ve 1943'de 4 milyon insanın açlıktan ölmesi'nin yeri özel mi? Mao'nun "İleriye Büyük Adım" programı sonucu 40 milyon insanın açlıktan ölmesi ile karşılaştırınca hangisi daha "özel" ? Chiapas'daki Maya halkının başındaki dertler ile Kürtlerin durumunun nasıl birbirlerine benzediğini anlarsak sorunun Türkler, Meksikalılar ya da Anglo-saksonlar ve Kızılderililer olmadığını, ortaya daha küresel bir durum çıktığını görürüz. Son 900 yılda Birinci Dünya savaşı ve Amerikan iç savaşı haricinde her BÜYÜK SAVAŞTA ASKERDEN çok sivillerin öldürüldüğü ğüçlü bir iddiadır. Hiçbir ırk, din, ideoloji ve halk yoktur ki hem katil hem de mağdur olmasın. Asurlulardan Kanada'nın Chipewyan yerlilerine kadar hepsi dahil buna.(bkz: Bloody_Falls_Massacre) Taktik, teknoloji değişir ama vahşet ve katliamlar aynı insan karakterinin ürünü.
|
EE, sonuç? Dünyada miyarlarca insanın tecavüze uğraması, diyelim ki senin uğradığın tecavüzü sıradan mı kılar? Bu olayın peşine düşüp hukuki prosedürü işlettiğimde haksız mı olacağım, kendimi sınırlamış mı olacağım?
Alıntı:
|
Sn. AlbatrosS, TABii ki bunlar çekilen acıları hafiflettirmiyor VE bunu belirtmemin amacı unutturmak, değersizleştirmek değil. Sadece bir basit gerçeği belirtmek: sağlıklı bir hatırlama doğru bir hesaplaşma için "tarihte özel bir yeri" olması gerekmiyor, abartıp dramatize etmeğe gerek yok.
|
Neden sürekli söylemediğimiz şeyler üzerinden cevaplar veriyorsun? Neden yaşadığın yerle alakalı sorunları ''evrensilci'' gbi duran; ama aslen ''sıradanlaştırıcı'' bir tarzda düşünüyorsunuz? İnsan doğası, ''nabalım kader'' vs türü açıklamalardan hangi sonuca varmamız gerekiyor? ''Devlettir yapar''ın ötesinde sunabileceğiniz ''tarafsız'' bir gerçeklik yok mudur?
Alıntı:
|
Tarafsız, derin bir analiz gerekiyor. Amaç gölge etmek değil, Işık saçmak. Sn, Eylül.iü 1938'den beri konusuyoruz çünkü yara hala kanıyor. Ama '38 den beri bunu konusuyoruz da ne oluyor? Bir taraftan mağdur, öteki taraftan kahramanlık muhabbeti ile konusuyoruz. Çin seddini aştık, o zaferi kazandık vs. vs. Hangimiz ailesiyle kavgalı başkalarının hakkını korumak için? Kim tüm hayatını allak bullak bilinmeyene attı gidip elin garibanına baskının bir parçası olmamak, kaba kuvvetin piyonu olup kendine soğumamak için?
|
Derin analiz'den kastettiğin şu ''enfal dosyası''nda mağduru zalim/işbirlikçi yapan ve ermeni/kürt katliamlarından sıklıkla aşina olduğumuz ''emperyalis işbirlikçisi hainler'' demagojisi midir?  Kürt isyanlarında, asi elebaşlarının ve isyancıların bazı tutarsız tavırlarından binlerce insanın öldürülmesini meşru zemine dayandırmaya çalışan Türk resmi devlet tezleri gibi nereye varmaya çalışıyorsunuz?
Alıntı:
Sn. Eylül.iü sormuş:
"kendi topraklarından,bir zümreyi,bir milleti.....ordakileri sürgün etmek onları katletmek midir devletin görevi?Ordaki isyana verilen karsılıklarmı olmalıydı devlet olabilmenin gereği? kendi toprakdasına bu vefasızlıgı yapmak mıdır? tek millet_olmayan uydurulmus bir millet_sevdasına kapılıp bir hınçla tarihte böyle bir lekeyle_üstelik arsızca kabul etmezler_ anılmakmıdır devlet olmak?" cevabı basit: EVET, EVET bin defa EVET.
Devlet demek, egemenlik demektir, otorite demektir. Bu egemenlik nasıl sağlanır? Güç zoru ile, nasıl korunur? Güç zoru ile. Doğada kendinden oluşamaz, irade zorlaması gerekir. Otorite kendini ispatlamak zorunda kalırsa güç zoru ile yapmaya çalışır, ispatlamak zorunda kalmayan otorite mutlak otoritedir ve kendini iyi-hoş-gerekli göstermek için imkanları artar, başkaldırılırsa ancak gerçek yüzünü gösterir. Hak, hukuk, insanca davranış kalmaz. Sonra saklamaya çalışır o suratı, madalyalar verir, mekanizmaları tarih yazar, tersten analiz(propaganda) yapar. Bunda özel, yeni birşey yok denince, tasvip edildiği anlamı çikartmaya gerek YOK. Bir yalanın tersi doğrudur, gerçektir diye birşey YOK.
Sonuçta gözlerdeki buğu aralanırsa gerçek gözükür. Ne şan ve şeref gerçektir, ne de bayrak ve misak. Dinler ve milletler, toplu halusinasyonlar olup devletin oluşmasına ve devamına yararlar. Ama devleti var eden ANA UNSUR MÜLKTÜR. YANİ, kim ne derse desin, her devlete göre EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MÜLKİYETINDİR. TAMAH ETMEK VE KORKU, bu egemenliği mala mülke veren insan karakterinin özellikleridir. Otorite sahibi mal mülk sahibidir ve vice-versa. Mal-mülk'ün egemenliği belirlediği dünyamızda bütün bu olanlar anlayanlar için sürpriz olmamalıdır. Onun için bazıları "hayırsever diktatörlük en iyi yönetimdir" derler. Biz ise burada HiÇBiR DEVLET MEŞRU DEĞiLDiR diyoruz.
|
[/QUOTE]
bir zahmet mazlumu zalim yapmadan ve yaşanan acıları sıradanlaştırıp önemsizleştirmeden yap şunu. Böyle dramlarda tarafsızlık cidden defolu bir kavramsallaştırmadır...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

21-03-2010, 02:53
|
 |
hiperuyuşuk
|
|
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
|
|
|
en büyük kırım budur...diğerleri küçüktür...az kişi ölmüştür...şöyledir-böyledir...bahaneler bulunacaktır...ve hep en büyüğünün gözünün içine bakılacaktır...
bu nasıl bir anlayıştır ya...vahşetin küçüğü-büyüğü,az önemlisi-çok önemlisi,gereklisi-gereksizi diye bir ayrım nasıl olabilir...hangi mantıkla...
bir sürü yapılmış diye bu normalleştiriyor mu soykırımları...alışmamız mı gerekiyor...bağışıklık kazanmış mı olmalıyız...aşısı-antibiyotiği her yıl taze taze soykırımlar mıdır...
ve tarafsızlık...niye tarafsızlık...hepimiz tarihçi miyiz...hem hangi tarih ve tarihçi var ki tam tarafsız olmayı başarmış olsun...niye insandan yana taraf değiliz...insan canından daha değerli ne var ki...tarih mi...tarafsızlık mı...mır mır etmeye gerek yok...insan...sadece insan...orjin insan olmadıktan sonra girilecek bütün yollar karanlığa sapacaktır,ışık olma ideasında bile olsa...
evet dersim soykırımdır...hem de fazlasıyla özeldir...öldürülen-sürgün edilen-kimliksizleştirilen insanlar hala yanıbaşımızdalar çünkü...hala 38'de kayseriye sürülmüş,arkadaşları katledilmiş dersimli dedenin kendi varlığından-acısından kaçışıyla atatürke hayranlığının tuhaf kesişimi hayatımızın bir parçasıdır çünkü...
fiziksel olarak en yakınımızdakinden en uzaktakine kadar insana-canlıya-doğaya yapılan her haksızlık-adaletsizlik acıtmıyorsa canımızı nasıl insanız diyebiliriz ki...
|

21-03-2010, 06:14
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
Sn. AlbatsosS, dedi ki: "Dersim'in özel olması, diğerlerini sıradan mı yapıyor doğrudan? Dersim yaşadığımız yerde olmuştur; tanıdıklarımız, komşularımız ölmüş, sürülmüş vs."
Okey o zaman. Bak bu onu sizin icin özel yapar. Bilmiyordum.
Bütün sorun 'özel' betimlemesiydi. Şimdi anlaşılıyor ki Dersim olayları sizin için özel.
Ama objectif olarak 'özel' denemez. TDK'na göre 'özel' budur.
özel
sf. 1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal: Aşçının özel yemeği. 2. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal. 3. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: “Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta.” -N. Cumalı. 4. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. 5. Dikkate değer: Özel bir ilgi gösterdi. 6. Ayırt edici bir niteliği olan. 7. Her zaman görülenden, olağandan farklı: Özel durumları da göz önüne alalım.
AyRIca SN. AlbatrosS sormuş"
" Neden yaşadığın yerle alakalı sorunları ''evrensilci'' gbi duran; ama aslen ''sıradanlaştırıcı'' bir tarzda düşünüyorsunuz? "
ve
"Derin analiz'den kastettiğin şu ''enfal dosyası''nda mağduru zalim/işbirlikçi yapan ve ermeni/kürt katliamlarından sıklıkla aşina olduğumuz ''emperyalis işbirlikçisi hainler'' demagojisi midir?"
Sn, AlbatrosS, ben Kalifornia'da yaşıyorum. Yaşadığım, bildigim yerle alakalı sorunlar değil bunlar. Yaşanan acıları sıradanlaştırmak, mazlumu zalim yapmak istemedim. Beni oradakilerle ilgilendiren tarihi, kulturel ve insani yaklasimdir. Dedin ki "tarafsızlık cidden defolu bir kavramsallaştırmadır"...hangi tarafi tutmam gerekiyor? Bir tarafi tutmam gerekiyor mu bilmiyorum. Icimden de gelmiyor taraf tutmak. Taraflar, taraftar olanlar sayesinde herkez herkeze eziyet edebiliyor zaten.
Dedigim gibi: Hiçbir ırk, din, ideoloji ve halk yoktur ki hem katil hem de mağdur olmasın. Taktik, teknoloji değişir ama vahşet ve katliamlar aynı insan karakterinin ürünü.
Sorry for being too 'evrensel', but if ....I ....no....'evrensel'....I....no....need....to...um ursamak....
You want that ?...
PS: Sn. AlbatrosS, galiba 'Ad hominem' i yanlış kullandın yukarıda, iddiaların geldiği kimseye sataşmadım.
'Kendine ___ dersen ___olmayanlarla bir barikat(fark) olacak aranda.' demek,
'Kendine ___ derse birisi, ___ olmayanlarla bir barikat olacak arasında.' demektir.
'Ab absurdo' demek istedin belki de. Latinceyi seviyorsan ben de bir-2 şey söyliyeyim savunmamda
Absit iniuria verbis. Actus non facit reum nisi mens sit rea.
Ab imo pectore, kurban.
Konu Kali tarafından (21-03-2010 Saat 07:23 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:10 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|