|
|
| Tarih Gerçekliğini herkesin kabul ettiği bir masaldır tarih. |
ŞÖVALYELER, YENİÇERİLER VE ORTAK BİR FATALİTE(*)Tarih içerisinde ŞÖVALYELER, YENİÇERİLER VE ORTAK BİR FATALİTE(*) konusu: Yıllar önce başlıktaki ismi taşımasını düşündüğüm bir kitap projem vardı-asla tamamlanmadığı gibi birkaç ufak not dışında başlamamış bile olan…
Böyle bir uğraşa girme nedenim ortaçağın son mistik atmosferinden fırlayıp kılıçlarıyla ...

19-08-2009, 01:52
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
ŞÖVALYELER, YENİÇERİLER VE ORTAK BİR FATALİTE(*)
Yıllar önce başlıktaki ismi taşımasını düşündüğüm bir kitap projem vardı-asla tamamlanmadığı gibi birkaç ufak not dışında başlamamış bile olan…
Böyle bir uğraşa girme nedenim ortaçağın son mistik atmosferinden fırlayıp kılıçlarıyla gittikleri-dokundukları yerlere kanı değil düşünceyi de taşıyan şövalyeler ve yine aynı yazgıyı o kadar görkemli olmasa da belli ölçüde göğüsleyen yeniçerilerin hikâyesini aynı resimde görebilmeyi sağlamaktı…


Çünkü dünya tarihinin neden halklara özgü yazıldığı bir türlü kavrayamadığım durumlardan birisiydi hep; neden, Kanuni’nin falanca yasayı çıkardığında dünyanın diğer yerlerindeki kral ve imparatorların o sırada ne yaptığını hiçbir kitap yazma zahmeti göstermez hala da anlamış değilim…
Aynı yerküreyi paylaşıyorsak ortak tecrübelerimiz yok mudur ve bunları gelecek neslin bilmesi de gerekmez mi? Neden sadece kendi halklarının birikimleriyle sınırlandırılsınlar…
Bir şövalye, Bir yeniçeri... Bu başlığı kullanmayı düşünürken, ortak yaşamın birinin nasıl haklı olarak göklere çıkarıldığını, diğerinin ise haksızlığa uğrayarak adeta yerini alan neslin belleklerinden kazındığına dehşetle tanık oldum-dehşetle evet bu kelime burada abartı duruyor gözükebilir ama şu var ki korkularımız öyle sıradan ki... Asıl dehşete düşülmesi gereken hususlarda duyarsızlık abidesiyiz... Her zaman zikrettiğim gibi bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor, çok fazla panzehir var...

Bu bir şövalye mezarından...

Bu ise bir yeniçeri mezarından; mezar tahrip edilmiş bilinmiyor, taş ise bilmem hangi zevksizin bahçesinde ordadan delinip çeşme olarak kullanılmaktan son anda kurtarılıp parçalar halinde müzeye taşınmış...
İşte bahsettiğim 'dehşet' bu idi...
...
Şimdi yapmak istediğim ise bu projenin bir “forum ortak girişimi” olması: Neden olmasın, konu ilgisini çeken her kullanıcı katkıda bulunsa, görsel materyalinden kişisel gözlemine kaynak değinilerden efsanelere değin konunun her alanından biriken bunca materyali bir sanal kitap haline getirmek hoş bir düşünce olurdu…
Bir yanda bugün her biri efsane halini almış Ortaçağ Avrupası'nın 'Şövalyeler Tarikatları', diğer tarafta ise aynı ortak yaşamı paylaştıkları halde, mirasçılarının içi boşaltılmış geçmişlerinin mağduru, 'Yeniçeri Ocakları'...
Tüm hikâyeyi anlatacak değiliz… Tarih 1099'u gösterdiğinde Hıristiyan hacılarını koruma fikriyle doğan şövalyeler tarikatlarıyla, 225 yıl sonra, önce Zat-ı Şahaneleri, Padişah Efendilerini korumak için kurulan yeniçeri ocakları hakkında sayısız araştırma, makale vs yapıldığı aşikâr; biz hepsinin ortak noktasını yakalayalım…
Şu söylenebilir ki ele aldığımız konu dışında her şey didik didik edildi, ama gerçekler en sona mı kalıyor nedir?
Burada iki ekolü de aynı olaylarla anlatmalı...
Bu, şövalyeler tarikatlarının ve yeniçeriler ocaklarının nasıl kurulduğunu, gösterilen başarılarla nasıl zirveye yerleştiğini, her iki teşkilatın da hâkimiyetleri altındaki topraklarda nasıl kurumlaşıp, otorite sağladıklarını ve daha sonra her ikisinin de kendi halkları tarafından dışlanıp yok edildiklerinin öyküsü olsun kısaca...
Değini noktamız ise, şövalyelerin yaşanılan bunca olaydan sonra Hıristiyanlık tarihinde birer Aziz derecesine yükseltilip, anılarına abideler dikilirken, aynı ortak fataliteyi paylaşmış olan yeniçerilerin değil isimlerinin tarihte hak ettikleri yerde anılması, yok oluşlarının ardından, sahip oldukları mezar taşlarının dahi tek tek tahrip edilerek nasıl belleklerden silinmiş olması olmalı...
(*)fatalite: kötü yazgı, kader, uğursuzluk...
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:43 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|