|
|
| Tarih Gerçekliğini herkesin kabul ettiği bir masaldır tarih. |
Bazı Dini Kavramlar ve GerçeklerTarih içerisinde Bazı Dini Kavramlar ve Gerçekler konusu: Türklerin islam dinine geçmesi öyle bilindiği gibi inançlarının benzemesi,güzellikle ,savaş sonrası arap kültürünü benimsemesi vs vs... gibi saçmalıkları değildir.türkler kılıç zoruyla,katledilerek müslüman olmuştur ve bunu tüm islam bilginleri kabul eder.Zamanında ...

01-01-2009, 17:56
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2009
Yaş: 24
Mesajlar: 22
|
|
|
Türklerin islam dinine geçmesi öyle bilindiği gibi inançlarının benzemesi,güzellikle ,savaş sonrası arap kültürünü benimsemesi vs vs... gibi saçmalıkları değildir.türkler kılıç zoruyla,katledilerek müslüman olmuştur ve bunu tüm islam bilginleri kabul eder.Zamanında şaman olan türkler ki şaman lığın islamla akası yoktur.dinlerinden vezgeçmek istememişlerdir.ancak arapların zorbalığı,türklere tamam bizde müslüman olduk dedirtmiştir.İnsanlar katledilmiştir,tecavüze uğramıştır evlerine topraklarına el konulmuştur.Özetle islam kılıç zoruyla yayılan bir dindir.
dinlerin ideolojik birer saçmalıktan ibaret olduğunu,insanları salak saçma korkularla dizginlemeye çalışan,islam dininin hiç bir güzel yanını görememekteyim.Din üzerine yıllarca araştırma yaptım ve sonunda gördüğüm tek gerçek; dinler insanlar tarafından uydurulmuş bir hukuk sisteminden farkı olmayan bir tanrı varsa eger onunlada bağlantısı olmayan bir ideolojik saçmalıktır.
Saygılarımla
|

03-01-2009, 17:24
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
Alıntı:
Gothic_Vampiress´isimli arızadan alıntı
zaten türklerin islam a geçmesinin sebebi inançların aşırı derecede birbirine benzemesi.
tek bir gök tanrı cennet cehennem kavramları öldükten sonra dirilme inancı vb. şeyler birbiriyle çok fazla örtüşüo.
|
Tabi ya çok benziyordu. Hatta bizim Türk büyükleri oturmuş kahvede muhabbet ederken “ulan bizim din İslam dinine ne kadar da benziyor, toplanın lan şahadet getirip Müslüman olalım” demiş ve törenle Müslüman olmuşuzdur. Daha sonraları imparatorluk kurup, orayı burayı işgal ederek zulüm altındaki halklara refah ve mutluluk getirmişiz. En nihayetinde tanrı bize insanüstü güçleri olan bir lider, kurtarıcı indirmiş ve o öldükten sonra işte bu hale gelmişiz.
Şimdi bunları aklı mantığı alan var mı diye sormak bile abes kaçar. Devlet bir de zorunlu hale getirdiği eğitimi ile insanların düşünecek yerlerini o kadar köreltilmiş, kendi halkını o denli yozlaştırmış ki inandığı şeylerin saçmalığını bile sorgulamıyor, inanıyor. Vesselam güzel bir resmi tarihimiz var, kendi halkına ahmakça yetiştirilmeyi layık gören cinsten de devletlerimiz. Türküz doğruyuz çalışkanız yanında bir de müzzlümanız var mı bundan ötesi.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

17-02-2009, 16:12
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Türklerin nasıl Müslüman olduğu ile ilgili Pante nickli arkadaşın çok güzel araştırmaları vardır.. Dilerseniz konuyu aşağıdaki linkten derinlemesine inceleyebilirsiniz..
NASIL MÜSLÜMAN OLDUK? - GERÇEKLER VE ADIM ADIM AYDINLANMA - Blogcu
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

17-02-2009, 19:09
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
İnsanlığın ilk inanç formları mitlerdir, mitlerden daha sofistike çok tanrılı pagan inançlarına oradan da tek tanrılı semavi inançlara doğru bir gidiş olmuştur. Ancak, mitoloijik inançlar kültürden kültüre ve dönemden döneme farklı inanç formları ve gelenekler vasıtasıyla teatral bir biçimde yaşanıla gelmiştir. Halk biliminde 20. yyda gelinen Performans/Gösterimci yaklaşım insanlığın en eski dönemlerden beri mitolojik inançlarının gündelik yaşamı içerisinde farklı formlar altında, canlı bir biçimde yaşadığını ortaya koymuştur. Konunun başlarında, namazla ilgili verilen bir örnekte Namaz'ın Hindulardan Araplara geçtiği ifadesi Performans/gösterimci yaklaşıma göre kesin bir sonuç değildir; ancak bu iki kültür arasındaki ilişki aşikardır. Her türden kültür olgusu yaşayan, canlı ve teatral bir olgudur. Her hangi bir kültürel öğenin ''ilk ortaya çıktığı'' yer saptamaları Folklor araştırmacılarının uzun yıllar önce terkettikleri bir metottur( Folklorda Fin-Tarih Okulu denilen araştırma yöntemi).
Maksadım ukalalık etmek değil, sadece bu yöne dikkat çekmekti; zira, kültürler arası etkileşim aşikar bir durum!
Yalnızca halk biliminin çeşitli verileri ışığında dahi, tek Tanrılı dinlerin ne tip inançlardan etkilendiğini görmek zihnimde var olan pekçok kuşkuyu sağlıklı bir zemine oturtmuştu. Krıklar, yedi sayısı, namaz, çok eşli evlilik, Tanrı kavramı, feodal eril erkek değerleri, gök cisimleriyle kurulan ilişki gibi pekçok olgu geçmişin mitolojik inançların mirastır. Bu değerli çalışmalar ve somut veriler için teşekkürler...
|

17-02-2009, 20:39
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı
Halk biliminde 20. yyda gelinen Performans/Gösterimci yaklaşım insanlığın en eski dönemlerden beri mitolojik inançlarının gündelik yaşamı içerisinde farklı formlar altında, canlı bir biçimde yaşadığını ortaya koymuştur. Konunun başlarında, namazla ilgili verilen bir örnekte Namaz'ın Hindulardan Araplara geçtiği ifadesi Performans/gösterimci yaklaşıma göre kesin bir sonuç değildir; ancak bu iki kültür arasındaki ilişki aşikardır. Her türden kültür olgusu yaşayan, canlı ve teatral bir olgudur. Her hangi bir kültürel öğenin ''ilk ortaya çıktığı'' yer saptamaları Folklor araştırmacılarının uzun yıllar önce terkettikleri bir metottur( Folklorda Fin-Tarih Okulu denilen araştırma yöntemi).
|
Tabii ki, ''Namaz'' ritüelinin ilk ortaya çıktığı yer Hindistan, ilk din ise Hinduizm demek yanlıştır.. Eğer yazımda böyle bahsetmişsem, hata yapmışımdır.
Çünkü, bildiğim kadarıyla ''Namaz''ın kökeni; Aile büyüklerinin veya toplumun yönetici kesiminin önünde boyun eğme (Somut bir hareket olarak boyun eğme/eğilme) ile başlamıştır.. Onların bulunduğu konumdan, daha alt/aşağıda konumda bulunma hareketidir.. Günümüzde dahi, Nepal gibi ruhani liderlere sahip medeniyetlerde daha belirgin gözükmektedir.. Ruhani liderin huzurunda, ruhani liderden daha yüksekte olmak günahtır/yasaktır..
Namaz kültürüne sahip olan dinlerde ise, bu hareket bir takım farklı hareketler ile ritüel şeklini almıştır..
O konuda daha belirgin anlatılmak istenen ise şudur;
Müslümanlar genel olarak Namaz, Oruç, Sünnet gibi kavramların İslam'dan (veya Hristiyanlık, Yahudilik gibi semavi dinlerden) başka hiçbir dinde bulunmadığına inanıyorlar.. Ama, aksine biz bu inancın yanlış olduğunu, İslamiyet'in ilk ortaya çıktığı yıldan önce dahi hem İslamiyet öncesi Arap Toplumunda, hem de Hindistan'da eş zamanlı olarak kullanıldığını biliyoruz..
Hangi kültürde daha eskiye dayandığını ise bilmek olanaksızdır.. Çünkü Arap toplumu ''sözlü'' bir kültüre sahiptir.. İslamiyetin 2. ve 3. yüzyılından önce bir yazılı kültürleri dahi yoktur.. Hadislerin hepsi, İslamiyetin doğuşundan 100-150 yıl sonra yazılmıştır (Hadisler ise İslam kültürünün ilk yazılı belgeleri niteliğindedir)
İşte bu yüzdedir ki, Hinduizm'de ki ''Namaz'' ritüelinin (yazılı olarak), Arap toplumundan daha eskiye dayandığını kabul etmemiz yanlış olmaz diye düşünüyorum..
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

17-02-2009, 20:57
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Bahsettiğimiz noktada bu ritüelin yüzyıllar öncesinde farklı toplumlarda da olması. Zaten önemli olan bu geleneğin İslamiyete kadar yaşanan, canlı bir kültür olgusu şeklinde yaşanmasıdır. Anlaşılıyor ki, islamdan sonra namaz, daha uhrevi manalar kazanarak Tanrıya bir ibadet biçimi şeklinde dindeki yerini almıştır. Konunun can alıcı noktası da budur. Şayet, kültür ürünlerinin yaşayan, canlı olgular olduğunu biliyorsak, bu geleneğin çok daha önceki dönemlerden miras kaldığı ortadadır ki bunun somut kanıtlarını da siz sunmuşsunuz.
Kültürel olgular devamlı değişen, yeni içerik ve biçimler kazanan olgulardır. Bu bağlamda geçmişe ait değer ve geleneklerin taşıyıcısı durumundadırlar. Kültürel olguların kazandıkları yeni biçim ve içerikler dönem içerisindeki sosyal, siyasal, toplumsal ve bilimsel şartlar ile ortaya çıkan yeni ihtiyaçlardan doğmuşlardır. Söz gelimi en eski mitik-şamanistik inançlardan destanlara, oradan masal, efsane ve halk hikayelerine kadar gidilmiştir. Bunların her biri şekil ve içerik olarak farklı türlere sahiptir. Gelişen modern yaşam ve sanayi devrimleri sonrası ise ara formları saymazsak, romana kadar gelinmiştir.
Dinler de, kültürel olgulardan bir tanesidir ve benzer bir değişim/dönüşümü yaşamıştır. Tek tanrılı dinlerin, kendinden önceki inanç ve mitolojilerin sofistike bir biçimi olduğu düşüncem bundan dolayıdır.
saygılarla...
|

17-02-2009, 21:08
|
 |
Paranormal
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2009
Mesajlar: 19
|
|
|
Hristiyanlık ve Paganizm hakkındaki paylaşımlarınızı bekliyorum ben.
İnsan ırkının yaşamasını,dünyaya hükmetmesi sağlayan..Herşeyi düzen içinde yaratan ve sınırlar koyan bir Tanrı'nın varolması gerekir.
Ayrıca Türk Mitolojisindeki yaratılış destanı,bununla berabar Kur'andaki anlatı,yani Adem-Havva,hepsinden önce Tanah,Tevrat'ta yani Yahudilikte vardır.
Ayrıca bir düzeltme daha yapayım ilk sayfada İsa ile ilgili bahsi geçen kitapta,paganizm ile Hristiyanlık ilişkisi anlatılıyor öyle sanıyorum ki..Yine Tevrat'ta yani Hristiyanlığın temeli olan ve tarihi m.ö 100 ile 1000 yıllarına dayanan Yahudiliğin kitabında müjdeleniyor "Tanrı'nın oğlu"..
Konu Brisingr tarafından (17-02-2009 Saat 21:24 ) değiştirilmiştir..
|

17-02-2009, 21:36
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Altay-Türk kozmogonisindeki anlatılar millattan önceki yüzyıllara kadar dayanırken, sen bu anlatının çok daha sonraki dönemlerdeki Yahudi inancında olduğunu söylüyorsun yanlış anlamıyorsam? Biz yazılı metinlerin bile olmadığı sözlü kültür dönemlerinden bahsediyoruz. İslamdaki bir ibadet formunun kendinden yüzyıllar öncesi sözlü kültürlerde yaşayan, canlı olgular olduklarını biliyorsak bu öncelikle İslam'ın daha sonra da orada anlatılanların pekala uydurulmuş yada insanlar tarafından yeni form ve içeriklerle yeni ihtiyaçlar dairesinde tasarlanmış olgular olduğunu ortaya koyar!
Bunun ortaya konduğu bir zeminde başta Tanrı inancı olmak üzere pek çok inancın geçmiş dönemin mitolojik inançlarının bakiyesi olduğu ve Tanrı olgusunun da insans zihninin evrimsel süreçte yarattığı bir gerçeklik olduğu ortaya çıkar!
Bahsettiğin sınırları koyan Tanrının sınırları değil, rasyonel ve yaratıcı aklın korkuları ve tahakküm ilişkileri sonucu ortaya koyduğu sınırlardır. Her şeyin bir düzen içerisinde olduğu gerçeği de bilimsel bir gerçeklik değildir. Evrendeki tüm oluşumları yaratan kaos gerçekliğidir. Tanrıyla ilgili daha soyut-felsefi tartışmalar bu forumda pekçok kere yapılıp ortaya konmuştur. Tanrı kavramının, neden yarattığının, neden kulluk ettiğimizin, mükemmellik olgusunun vesair tartışmaları olmuştur..
|

17-02-2009, 23:17
|
 |
Paranormal
|
|
Üyelik Tarihi: 16-02-2009
Mesajlar: 19
|
|
Alıntı:
|
Türk halklarının yazı kullanmaları ancak 6. yüzyıldan sonra başladığı için, Türk mitolojisinin en eski kalıntıları ancak diğer halkların yazılı belgeleriyle kanıtlanabilir. En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur. Örneğin M.Ö. 330 yılından kalan bir yazıda Türk mitolojisinin en önemli efsanelerinden olan Asena efsanesi ile karşılaşılır.
|
Türk mitolojisi - Vikipedi
Alıntı:
|
İslamdaki bir ibadet formunun kendinden yüzyıllar öncesi sözlü kültürlerde yaşayan, canlı olgular olduklarını biliyorsak bu öncelikle İslam'ın daha sonra da orada anlatılanların pekala uydurulmuş yada insanlar tarafından yeni form ve içeriklerle yeni ihtiyaçlar dairesinde tasarlanmış olgular olduğunu ortaya koyar!
|
İslamı hiç savunmadım,savunmak gibi bir gaflete de düşmem.Benim savunduğum Tanrı'nın varolduğudur.
Dinler elbette ki ihtiyaçlar çerçevesinde oluşur.
Milat,başlangıç olan İsa'nın doğumundan bu yana 2009 senedir silinmemiş bir ad,silinmemiş fikirler,silinmemiş sözlere ve güncelliğini kaybetmemiş "ihtiyaçlara" uydurma demek takdire şayan.Hayır hayır çoğunluğa uyun sıradan olun demiyorum,"Tanrı yoktur"a şartlanmayın sadece..
Alıntı:
|
Bahsettiğin sınırları koyan Tanrının sınırları değil, rasyonel ve yaratıcı aklın korkuları ve tahakküm ilişkileri sonucu ortaya koyduğu sınırlardır.
|
Sizin "yaratıcı aklınızın" sınırlarınızı bilen Tanrı'nın bu kuralları koymuş olması hiç olası değilmiş gibi konuştunuz.
"tahakküm ilişkileri"Hristiyanlığa uzaktır.
Kod:
Her şeyin bir düzen içerisinde olduğu gerçeği de bilimsel bir gerçeklik değildir. Evrendeki tüm oluşumları yaratan kaos gerçekliğidir.
Nedir kaos?
Düzensizlik demek mi?
Alıntı:
"Kaos" , Teorinin temel önermeleri
1. Düzen düzensizliği yaratır.
2. Düzenin anlayamadığımız hali(kaos) varsa ki -illa ki olmalıdır- bundan dolayı düzensiz diyemeyiz. Yani düzenin dışına çıkmak imkânsızdır.
3. Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır.
4. Düzen düzensizlikten doğar.
5. Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir.
6. Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtasıyla kestirilemez bir yöne doğru gelişir.
|
Kaos gerçekliği,
yani düzen.
|

17-02-2009, 23:42
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Mitler ve kültür üzerine yazdığım yazıyı okuduysanız kültürel olguların canlı ve teatral bir gerçeklik olduğunu, işlevini kaybeden bir olgunun başka bir gerçeklik/ürün içerisinde farklı form ve içeriklerle devam ettiğini söylemiştim.
Tanrı kavramın çok eski zamanlardan beri çeşitli kültürler ve dinler içinde farklı niteliklerle yer alması söylediklerimin ispatıdır, inkarı değil; ancak, bu Tanrının gerçekten var olduğunun kanıtı değildir!
Asena mitolojisinden daha eski olan, Altay-Türk kozmogonisinde geçen yer kürenin ve evrenin yaratılış hikayesi vardır ki, ''Bay Ülgen'' adlı tanrıyla ilgili bir anlatıdır. Asena mitolojisinde türklerin yaratılışı anlatılır evrenin değil!
İslam Hristiyanlığın da kendi kuralları içinde tanıdığı ve meşru gördüğü bir dindir. Biz elbette içinde yaşadığımız en somut kültürel olgudan hareket edeceğiz. Şunu da belirtmeliyim ki, islam dini içerisinden verdiğimiz örneklerle Kuranda bahsi geçen anlatıların geçmiş kültürlerin bir bakiyesi olduğunu ispat edebiliyorsak, Tanrı kavramının da bir kıymeti kalmıyor. Hristiyanlık üzerine özel bir inceleme yapmadıysam da, Kuranda bahsi geçen pekçok olgu zaten aynı coğrafyada daha önce ortaya çıkmış Hristiyanlıkta da olabilir. Bu da kültürler arası etkileşimin basit bir ispatıdır!
Tahakküm ilişkilerinin Hristiyanlıkta olmadığını ifade etmek gerçekk dışı bir iddiadır. Klisenin iktisadi, sosyal ve sınıfsal bağlamda tam egemenliğini ortaya koyduğu Orta-çağ hristiyan avrupasındaki engizisyon mahkemeleri, cadı avları vb olgular tahakküm değil de nedir ? Dinler dogmatik ve şüpheyi sevmeyen doğaları gereği koydukları kurallara herkesin uymasını emreder! Bu tüm dinler için evrensel bir olgudur. Ayrıca siz bu sözünüzle aydınlanma devrimi ve modernizmi de inkar ediyorsunuz belli ki?
Unutmayın ki, Avrupa tam 500 sene Hristiyan oligarşisiyle mücadele etmiştir. Uzun mücadeleler sonucunda klisenin sınıfsal, iktisadi hegemonyasını kırmıştır. Burjuvazinin iktidara gelişi ve modern devrimler sonucunda klisenin dogmatik iktidarı son bulmuştur. Ancak; iktidarın olmadığı, tahakküm etmiyeceğinin kanıtı değildir!
Tanrıyı tartışmak istiyorsanız buyrun tartışalım. Siz cevaplşayın niye yarattı? İnsanı ve diğer canlıları yaratmasındaki amacı nedir?
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:33 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|