Şimdi 7 kat gök mevzusuna bir el atalım.. Çünkü bazı Müslümanlar, 7 kat gök kavramını bir mucize olarak da yorumluyorlar.. Bu 7 kat gökün atmosferin katları olduğunu savunuyorlar.. Bu konunun tarihte nasıl yer aldığını ve aslında mucize olmaktan çok, İslam dinini nasıl yerle bir ettiğine hep birlikte bir göz atalım.
Öncelikle 7 kat gökün, atmosferin katmanları olmadığını görmemiz gerekiyor..
Bunun için de ilk önce Kuran'ı incelememiz gerek;
2/29- O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.
41/12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
67/5- Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.
37/6- Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Yukarıdaki ayetleri incelediğimizde, kandillerin en yakın gökte olduğunu görüyoruz.. Kandiller diye tanımlanan gök cisimleri ise yıldızlardır..
Yıldızlar atmosfer içinde olmadığı için, Müslümanların mucize olarak tanımladığı bu ayetler sadece sahtekarlığın göstergesidir.. Ayrıca atmosfer 7 kat değildir.. Sıcaklığına göre X kat, kirlilik oranına göre Y kat, oksijen oranına göre Z kat olarak ayırmak yanlış olmaz.. Bu da atmosferi 4 kat ve 5 kat olarak gösteren 2 farklı resim.. 5 kat olarak ayıran vikipedi'nin resmidir..
Layers of the Atmosphere
http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._layers-en.svg
Şimdi gelelim, Kuran'ın dünya tasfirine ve 7 kat gökün mitoloji de ne anlama geldiğine;
Aşağıdaki resim Yunanlı Anaximander'in uzayıdır ve aynı zamanda Kuran'ın uzayıdır.
Anaximender MÖ.550 yılında yaşamıştır.
Anaximander'e göre, dünya basık bir silindir şeklinde, uzayın ortasında boşlukta duruyor, güneş ve ay ve yıldızlar etrafında dönüyor. Yıldızlar da güneş ve aydan yakın.
Yıldızlar yakın gökte asılı kandiller, onlardan uzakta kendi dairelerinde dolaşan ay ve güneş.
Kuranda dünya düzdür.
Ayetlerin birinde, Zülkareyn'in "güneşin battığı yere gittiği", sonra da "doğduğu yere gittiği" yazar. Ancak Dünyayı düz sanan biri güneşin battığı yere sonra da doğduğu yere gider. Kuranda hatta Güneşin pis bir suya battığı yazar, bu da işin tuzu biberi.
Ayrıca Kuran Yıldızların, Güneşin ve Ayın tavanda asılı duran ve ışık saçan objeler olarak tanımlıyor.. Ayı bir nur, Güneşi de bir lamba olarak yaratıldığını söylüyor.. Yani Kuran'a göre üstümüzde bir tavan vardır, bu objelerde tavandan sarkarlar..
79/28- Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
50/6- Artık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz, onun hiç bir çatlağı yoktur.
22/65- Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Evet üstümüzdeki gök(Tavan)'ı yükseltmiştir ve bu tavanda hiçbir çatlak dahi yoktur.. Ve kendisi bu tavanın düşmemesi için tutuyormuş.. Ne kadar dua etsek azdır
Zamanın insanları farkettiler ki, tüm gök cisimleri aynı düzlem(Kurana göre bu düzlem tavandır) üzerinde durmuyor.. Kuran'daki ve diğer mitolojilerdeki 7 gök kavramının ortaya konuş amacı budur.. Tüm gök cisimlerinin aynı düzlem üzerinde durmamasını ise şu şekilde anlamışlardır; Güneş ve ay tutulmalarında bir gök cismi, bir diğerinin arkasına veya önüne geçer.. Bu şekilde tüm gök cisimlerinin farklı göklerde olduğunu savunmuşlardır..
7 gök kavramının mitolojideki yerine devam edelim.. Bu işlediklerimiz şu ana kadar sadece ön bilgiydi..
Anaksimender'den sonra insanlar astronomide büyük ilerlemeler kaydettiler. Önce gezegenler farkedildi. (Yıldızların, çok kuvvetli teleskoplarla bakılmadıkça birbirlerine göre hareket ettikleri görülmez. Bir bütün olarak Dünyanın etrafında dönüyor gibi gözükürler. Eskilerin, yıldızları gökyüzüne asılı sanmaları boşuna değil. Gezegenler ise, hareket ettiklerinden farkedilirler.) Daha Platon zamanında çıplak gözle, gökte dolaşan 5 cisim daha görülebilmişti: Merkür, Venüs, Mars, Jupiter, Satürn. Yıldızların ay ve güneşten daha uzakta olması gerektiği de düşünülmüştü; tabii bir şey bildiklerinden değil, onları göğün tavanına asılı sandıklarından.
Ptoleme'nin evreni (MS 150)
İnsanlar gökte hareket eden 7 cismi tanrısallaştırmışlar, her gün birine tapmışlardır.. 7 günlük hafta buradan gelir.. Her güne de tanrılarının ismini vermişlerdir..
Pazar -
Sunday - Dimanche (GÜNEŞ)
P.tesi -
Monday -
Lundi (AY)
Salı -
Tuesday -
Mardi (TWIA kuzey ülkelerinin SAVAŞ tanrısı, MARS akdenizin SAVAŞ tanrısı)
Carşamba -
Wednesday -
Mercredi (WODEN kuzey ülkelerinin tanrısı, MERKÜR akdenizin tanrısı)
Perşembe -
Thursday -
Jeudi (THOR kuzey ülkelerinin yıldırım tanrısı, akdenizin ZEUSu) - JUPİTER
Cuma -
Friday -
Vendredi (FRIA kuzey ülkelerinin güzellik/aşk tanrıçası, VENÜS akdenizin güzellik/aşk tanrıçası)
C.tesi - SATURday - SAmedi (SATÜRN)
Alıntı:
Yedi sayısının kutsallığının, eski Babil’ lilerin gökte saptadıkları yedi yıldızdan doğduğu sanılır.
Yedi kat gök, Yedi kat yer, haftanın Yedi güne bölünmesi, dünyanın Yedi günde yaratılması inançları bu temele dayanır. Araplarda Seba olarak geçen Yedi sayısı, arap inançlarına göre birçok bakımdan kutsaldır.
Evet yedi katlı gök hangi milletin inanışında varmış, ona bir göz atalım...
Göktürk devrinde Kozmolojik bir anlam kazanmış. 7 iklim, 7 yıl, 7 gün, 7 gök kısrağı gibi.
Sumer’de : 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç gibi.
Ural-Altay kavimlerinde gök katları 7 dir.
|
Bu 5 gezegen bilgisi Kuranda yok. Yıldız-gezegen ayrımı yok.
Ama, kulaktan dolma söylentilerle, göğün 7 kat olduğu, katlarda çeşitli peygamberlerin yaşadığı söylenmiş.
Mirac'ta anlatilan Muhammed'in cebrail ile birlikte dolastigi gök 7 kat.
--MIRAC--- (alıntı)
Dünya semasina kadar geldik. Kapinin açilmasini istedi.
"Gelen kim?" denildi.
"Cibril!" dedi. (.....)
Derken kapi açildi. Kapidan geçince, orada Hz. Adem aleyhisselam'i gördüm.(1)
--------------------
Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapiyi çaldi.
(....) Hz. Cebrail:
"Bunlar Hz. Yahya ve Hz. Isa'dirlar, onlara selam ver!" dedi. (2)
--------------------
Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çikardi. Kapiyi çaldi......
Kapi bize açildi. Içeri girince Hz. Yusuf aleyhisselam'la karsilastik. (3)
--------------------
Sonra Cebrâil beni dördüncü semaya çikardi. Kapiyi çaldi.....
Kapi açildi. Içeri girdigimizde, Hz. Idris aleyhisselam ile karsilastik. (4)
--------------------
Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Besinci semaya geldik. Kapiyi çaldi.....
Içeri girince, Hârun aleyhisselam ile karsilastik. (5)
--------------------
Sonra Cebrail beni yükseltti ve altinci semaya geldik. Kapiyi çaldi.....
Hz. Musa aleyhisselam ile karsilastik. (6)
--------------------
Sonra Sidretü'l-Müntehâ'ya çikarildim. Bunun meyveleri (Yemen'in) Hecer testileri gibi iri idi, yapraklari da fil kulaklari gibiydi. Cebrail aleyhisselâm bana:
"Iste bu Sidretü'l-Müntehâ'dir!" dedi.(7)
(.....)
Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kilindi. Oradan geri döndüm.
------------------------------
Esenlikler.