Bolşevik Bir Laz Aydını: İskenderi Witaşi (Tsitaşi )
7 Kasım 1929'da Lazlar için tarihi bir adım atılır. Bu Witaşi'nin öncülüğünde Lazca yayınlanan bir gazetedir: Mçita Murunsxi - Möiua Murunéxi
1 Elimizde bu gazetenin sadece ilk ve sanırız tek sayısı vardır. Bu gazetenin çıkış amacı Lazlara Ekim Devrimi'ni ve kazanımlarını anlatmak, kendi anadillerinde okuyup yazabilmelerini sağlamaktır. Gazetede kullanılan alfabe Latin alfabesine dayalı bir alfabedir.
Gazetede Lenin'in 19 Nisan 1896'da hapiste iken yazdığı bir bildiri, TASS ajansının uluslararası haberleri, Krupskaya'nın bir yazısı yer alır. Gazetede müstear adlarla birlikte Ziya Nuri ve Lazların Tarihi kitabından tanıdığımız Muhammed Vanilişi
2adlarına da rastlarız. Ayrıca kullanılan alfabe de gazetede örneklenerek Witaşi tarafından anlatılmıştır. Bu konuda ilginç bir bilgi de Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun 8924 sayılı, 26 Şubat 1930 tarihli bir kararıyla Mçita Murunsxi - Möiua Murunéxi`nin yurda sokulmasının yasaklanmasıdır.
3
Witaşi'nin ortaya koyduğu ikinci eser ilkokul birinci sınıflar için hazırladığı ders kitabıdır.
4 3itaşi'nin burada kullandığı alfabe yine Latin alfabesidir. Ancak bazı farklar vardır. Witaşi'nin üçüncü eseri Okitxuşeni Supara'dır.
5 Bu kitap Alboni`nin devamı olarak yazılmıştır.
Witaşi hakkındaki bilgilerimiz de yok denecek kadar azdır. Yine Nananena'nın önsözünde Witaşi'den Lazların büyük şairi ve bilim adamı olarak bahsedilmektedir ve Stalin'in emri üzerine İskender 1938 yılında öldürülmüştür denmektedir. Aynı ifade Alboni`'nin tıpkı basımının
6 arka kapağında da bulunmaktadır.
7 Ayrıca “Meleni Sarpi”liler Witaşi'yi bilmekte, en son 1938 yılında Bakü'de görüldüğünü belirtmekte ancak akibeti hakkında birşey söyleyememektedirler.
8 3itaşi'nin Stalin dönemi uygulamalarına kurban gittiğini söylemek dönemin konjonktürel yapısına aykırı düşmez. Tam da bu dönemde dikkati çeken bir nokta Abkhazya'da 1939 nüfus sayımından sonra Megrel ve Lazların Gürcü olarak gösterilmeye başlanmasıdır.
9 Tüm bunlar Megrel ve Laz halkının artık sistemli bir Gürcü asimilasyonuna maruz kalacaklarını göstermektedir.
10
1-Adı '' Kızıl Yıldız '' anlamına gelen bu gazete Sovyetler Birliği Komünist Partisi`nin XII. Kongresi`nde alınan karar gereği çıkartılmış olmalı. 1 Nisan 1923`te toplanan XII. Kongre SSCB`deki azınlıkların ve ulusların ekonomik ve kültürel gelişim düzeylerinin dengeli bir şekilde yükseltilmesi için bir plan hazırlar. Bu plan`ın hazırlanmasında Lenin`in geçmişteki yazıları ve mektupları çok önemli bir rol oynar (Gorbaçov, Mihail, SBKP MK 27. Kongre Siyasal Raporu içinde, Sayfa 8-9, Sorun Yayınları, İstanbul 1987 )
2-Vanilişi`nin Adı gezetede Mamedi Vanlişi Olarak geçiyor
3-Dündar, Fuat, Kafkasya Hakkındaki Yasaklı Yayınlar (1920-,44),Kafkasya Yazıları Sayı 2, Sayfa 36, Çiviyazıları İstanbul 1997
4-Chitaşi Isgenderi, Alboni, Geç'kapuloni meqtebepeş 1-ani sinifişeni, Abazastaniş Jumhuriyetişi gamamşqumala, Soxumi 1935
5-Chitaşi Iskenderi, Okitxuşeni Supara, Mazurani Fila, Soxumi 1937
6-3itaşi, İskender, Gürcüstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti`nde Okutulan Lazca Alfabe, Doyuran Matbaası. İstanbul 1994
7-Ayrıca bkz. Aydınlık, Yusuf, Kafkasya-Laz Kültürel Dayanışma Komitesi Basın Sözcüsü Avukat Ahmet H. Kırım`la Söyleşi, Ogni, Sayı 6, İstanbul 1994
8-Aktaran İsmail A. Bucaklişi
9-Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Basın Yayın Komisyonu, Aphazya Gerçeği, Kafdağı Yayınları 2, Ankara 1992--- Nufus Sayımları Yalan Söyler(mi ?), Ogni, Sayı 2, İstanbul 1994
10-Bu konuda ilginç bir makale için bkz. Ogni, Sayı 2, Sayfa 11
Kayıp ülke Lazistan
Berkant COŞKUN
ÇOBAN ATEŞİ

Mevcut rejim tarafından ulusal değerleri ayaklar altına alınan Laz halkının yaşam biçimi, kültürel değerleri dahi Türk mizah anlayışı adı altında küçümseniyor, eğlence konusu haline getiriliyor.
Kısaca bahsetmek gerekirse; Laz halkı antik çağ ve sonrasında Kolhis, Osmanlı döneminde Lazistan, günümüzde ise bazı Laz aydınları tarafından Lazona olarak adlandırılan Kuzey Doğu Anadolu ile Gürcistan'ın birleştiği coğrafyada otokton (dağınık) olarak yaşamaktadır. Lazlar MÖ 150-MS 600 yılları arasında Doğu Trabzon ile Abhazya arasında kalan sahil ve Hinterland`ının tek hakimi olacak Lazika Krallığı’nı kurmuşlar, bu bölgede yaşayan çok sayıda halkı yönetmişlerdir. Lazistan (Lazca: Lazona), genel anlamda Lazların yaşadığı topraklara denir. Karadeniz’in güneydoğu kıyılarını kapsar. Nüfusu 3-4 milyon arası. Yüz ölçümü yaklaşık 41.119km². Günümüzde Trabzon’dan Hopa’ya kadar olan Doğu Karadeniz sahili ve Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’ndeki toprakların küçük bir kısmı Lazistan bölgesidir. Önceleri Batum, Batum’un Ruslar`ın eline geçmesinden sonra Rize kenti, Lazistan sancağının yönetim merkezi oldu. Lazistan, eski çağlarda Kolheti’nin (Kolha, Kolhis), daha sonra Eğrisi’nin bir parçasıydı. Bölge, 1578 yılına kadar Gürcistan’ın sınırları içinde yer alıyordu. 1578’de Çarlık Rusya’sının eline geçtiği 1878’e değin Osmanlı sınırları içinde yer aldı. 1921 yılında Lazistan bölgesinin büyük bölümü Türkiye, küçük bölümü Gürcistan sınırları içinde sömürge halini aldı. Lazlar, Cumhuriyet döneminde ideolojik nedenlerden ötürü milliyetçi tarihçiler tarafından Türk soylu gösterilmek istenmişler fakat tarihi gerçeklik bu konuda da Lazların ulusal değerlerini ortaya koymaktadır. 1925 yılına kadar, Trabzon’dan Hopa’ya kadar olan Doğu Karadeniz sahiline Lazistan, buradan seçilen mebuslara da Lazistan mebusu deniliyordu.1925 Kürt isyanının bastırılmasından sonra (14 Nisan – 27/28 Haziran 1925’de Azadi Örgütü ve Kürt Ulusal Hareketinin liderleri Şeyh Said Efendi, Cibranlı Halit Bey, Yusuf Ziya Bey ve diğer yiğit Kürt evladı olan dava arkadaşları idam edildiler), bu isim (Lazistan) da Türk Devleti’nce yasak kapsamına alındı.1925 Kürt ulusal isyanının bastırılmasından sonra, Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanan bakanlar kurulu bir dizi siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik kararlar aldı. Bu kararlarla Kürtler, Lazlar, sosyalistler ve aydınların hareket alanı daha da daraltıldı ve kontrol altına alındı. Kürdistan ve Lazistan kelimeleri yasaklandı, Kürt ve Laz varlığı yok sayıldı ve yok etmek için projeler hazırlandı. Sistematik olarak asimilasyon uygulamalarının önü açıldı. Oysa Türkler, göçebe olarak bölgeye geldiklerinde, Anadolu’da Bizanslılar, Lazistan’da Lazlar, Kürdistan’da da Kürtler oturuyordu. Yani bu üç halk, yörenin en eski sakinleri idi. Deyim yerindeyse dağdan gelip bağdakilerini kovdular.
Görüldüğü gibi Kürtlerle Lazların kaderi birbirine tıpatıp benziyor. Her iki halkın bölgesi aç gözlü sömürgeci devletler tarafından işgal edildi, ülkeleri yakılıp yıkıldı, talan edildi, coğrafi isimleri değiştirildi. İki halk, ülkelerinden başka yerlere sürüldü. İki halkın dili ve kültürü yasaklandı, varlığı yok sayıldı ve yok edilmeye çalışıldı, çalışılıyor. Kürt Halkı 200 yıldan beri, bu sömürgeci zulme baş kaldırıyor ve gerektiğinde savaşıyor. Ama ne yazık ki Lazlar, buna benzer bir irade ve direnç gösteremiyorlar. Bu coğrafyanın en eski halklarından biri olan Lazlar, insani ve ulusal hakları için bir irade beyanında bulunmuyor ve mücadele etmiyorlar. Mevcut rejim tarafından ulusal değerleri ayaklar altına alınan Laz halkının yaşam biçimi, kültürel değerleri dahi Türk mizah anlayışı adı altında küçümseniyor, eğlence konusu haline getiriliyor. Mevcut sistemin aynı bölgede kendi varlığından başka bir yapıya, farklı ulusa tahammül edemeyişinin sonuçlarıdır bunlar. Bu yüzden, Anadolu’da yaşayan, insani ve ulusal hakları ayaklar altına alınan tüm halk ve etnik azınlıkların yükü, Kürt halkının sırtına binmiş bulunuyor. Kuşkusuz Lazlar, insani ve ulusal hakları için harekete geçmeleri halinde, Kürt halkının onlara yardım için koşacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır. Zira iki halkın kaderi birbirine çok benzemektedir. Belki de bu sebepten dolayı “Kürt, Lazın dağa çıkmışı, Laz da Kürdün deniz görmüşüdür.” diyorlar. Ve gene bu sebepten ötürü sevgili Kazım Koyuncu “Denizin çocuklarından, dağların çocuklarına selam getirdim” demişti. Amed’de.
Kaynaklar:
SOLPLATFORM - Tekil Mesaj gösterimi - Bolşevik Bir Laz Aydını: İskenderi Witaşi (Tsitaşi ) 1
SOLPLATFORM - Tekil Mesaj gösterimi - Bolşevik Bir Laz Aydını: İskenderi Witaşi (Tsitaşi ) 2