Alıntı:
K.G´isimli arızadan alıntı
Anlayamıyor ve anlatamıyoruz..Sorun Bu..!!
|
Konuyu güzel özetlemişsin ama tersten okuyarak. Sorun, insan başkalarını
anla(ya)ma yı ve kendisini başkalarına
anlat(ama)masını dert edinmesinden ibaret..Doğadaki hiç bir canlı mutlu olmak için özel bir ilgiye muhtaç değildir, onlar halihazırda kendi benlikleriyle sonsuz gerçekliğin bütünlüğünü iliklerine kadar hissederler ve onun bir parçasıdırlar, çoğu canlı bunu düşünecek zihinsel yetiye sahip olmasa da. İnsan, hayatı sözcüklere döküp çok fazla düşündüğü için, özüne tamamen aykırı olmasına rağmen materyalistleşip özüne yabancılaştığı için, hayatı yüzeysel algıladığı için zihinsel/duygusal olarak çok zayıf bir yapıya sahiptir ve yüreğinde bitmez bir
"yardım çığlığı" vardır hep, acizdir ya da aciz olmayı tek yaşam yolu olarak görmektedir çünkü. Kendisini sanal gerçeklikliklere kaptırıp, özüne yabancılaşmaktadır, Kendisine verdiği değer dışsal faktörlere göre zikzak keskinliğinde değişen kişi, mutluluğu kendi dışında arayan birey acı çekmeye mahkumdur.
Arkadaşı küser veya ona
"yanlış yapar" gider kafayı çeker, toplumun dayattığı sanal
"başarı" kriterlerine göre "tökezler" hayata lanet eder, sevgilisi terkeder/aldatır canına kıymayı düşünür..Bu ruh halindeki kişi sürekli bağırır çağırır, sürekli şikayet eder, herkesten nefret eder ve herkesi düşman olarak görür. Ama bilmediği şey onun tek düşmanının kendisi olduğudur, çünkü en fazla "iyi geçinmesi" gerektiği "kanka"sı olan kendi özünden bihaberdir o..
Bir pastanın üstündeki krem, denize karşı içilen tatlı bir şarap gibi
keyif, zevk, eğlence, sevgi olması gereken duygu paylaşımları ne kadar da kolay bağımlılık haline gelebiliyor ve herkes bu hastalıklı ruha kendini kaptırıp "neden yanlızım, neden zavallıyım" diye hayıflanıp duruyor?
İnsan kendi kendisine yetmelidir, kendi kendisine yetmenin" yollarını" aramalıdır, bağımlılıklarını minimuma indirip sonuna kadar "bencil" olmalı ve sağlam bir "benlik" olarak çevresiyle bütünleşmenin keyfini yaşamalıdır.
