|
|
Yalnızlık neden artıyor?Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Yalnızlık neden artıyor? konusu: yalnızlık kanımsın canımsın sen benim vazgeçilmezimsin . . ....

17-01-2009, 09:12
|
 |
Düşlerin Ressamı
|
|
Üyelik Tarihi: 16-01-2009
Nerden: düş sokağında
Yaş: 26
Mesajlar: 4
|
|
|
yalnızlık kanımsın canımsın sen benim vazgeçilmezimsin . . .
Düş Sokağında Yaşıyorum
Renkli cıvıl cıvıl düşler
Ve sakiniyim bu sokağın
Düşler birikmiş sevgilerim...
|

17-01-2009, 20:49
|
 |
Körpe
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2008
Mesajlar: 77
|
|
|
yalnızlık..
Yalın,sade,tek,katışıksız,süssüz..Tıpkı kızıl saçlı çilli minik kız çocuğu gibi doğal ve fırtınada savrulan yapraklar gibi özgür.Aşığın maşuğu kıskandığı gibi deli kıskanır benliği herkesten.Afroditin kendini beğendiği kadar abartı beğenir benliği..İşte burda mutluluk vardır.İstenme kimse homojen mutlulukta.Hiç gerek yoktur çünkü şeffaf mavi suları başka başka renklerle karıştırmaya.Hem zaten onun renklerinden daha durusu,daha temizi yoktur ki kimsede.Beğenmezki onların renkli çiçeklerini,ne çare..B ukadar sadelik,güzellik ibirbaşınalık güzeldir de bi de öbür türlüsü vardır yalnızlığın.Karanlık,dipsiz,bucaksız,kör bir kuyu.İblis'in Adem'den nefret ettiği gibi nefret edilir ondan.Makasın kolları arasına sıkışmış bir parmak gibi sıkar,acıtır ruhu.Şeffaf mavi sular yoktur orda.Belkide vardır.Ama gözler kördür,göremez siyahtan gayrı bir renk.Ve korkulur ondan..Kimse girmek istemez karanlığına kimse atıklarla kirlenmiş denizin altında saklı hazineyi bulmak istemez.Ama Bilmezler ki kirlenmekte suçu yoktur denizin..
|

18-01-2009, 00:42
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 536
|
|
|
.neden mi
.çünkü insan ikilemde kalıyor
.çünkü insan karşısındaki insanın sandığı olmadığını görüyor
.çünkü insan yoruluyor ve vazgeçiyor
.çünkü insan insan olmanın gerektiği herşeyi yaptığı halde insanlık görememekten bıkıyor
.birde
.çünkü insan yalnızlığın tadını tattı mı bir daha bırakamıyor
.çünkü yalnızlık iyidir
.ama yalnızlığı hissetmek bazen kötü olabiliyor
.gölge'li_\
|

20-01-2009, 22:59
|
 |
Körpe
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2008
Mesajlar: 77
|
|
|
Çünküüü Dünya tam bi piç!
|

23-01-2009, 17:21
|
 |
uCuBe
|
|
Üyelik Tarihi: 17-06-2008
Nerden: kafamın içinden
Mesajlar: 230
|
|
|
gökyüzüne bakıyorum her gece umut ediorum düşlerimden hiç gerçeğe benzeyemeyecek şeyleri, biraz yalnız hissediorum kendimi bi çok yerde bi çok şey yaparken ama daha da çok gecelerde işte neylersin diorum kendime dünyaya atılmış türlü şeyleriz...

tırmandım, tırmandım, düşledim, düşündüm; ama her şey sıkıYoRDu beni. Ağır işkenceden yorgun düşmüş ve daha beter bir düşle uykusundan uyandırılmış bir hasta gibiydim..
|

23-01-2009, 20:22
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 536
|
|
|
.sen buna yalnızlık mı dersin ne dersin bilmem ama
.kırılan kalptir..
_
.gölge'li_\
|

25-01-2009, 09:12
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 9
|
|
|
sitenin kurallarına(!) uymadan bir kaç alıntı yapacağım ama heralde bu kuralları yıkınca cezalandırılmam. öncelikle ucuz film'in
"Asıl mesele bu bence. Sevgi'yi yitiriyor olmamız. Nefret'in daha baskın olması yalnızlık durumunu biçilmiş kaftan olarak sunuyor önümüze." cümlesi ve fenasi'nin
"Birde herşeyi kolaylaştıran teknoloji varki, ben şahsen çok memnunum bu durumdan, örneğin; mahallede gez, sokağı turla derken kesin manitanın yakını yada komşusu ile ters düşerdik veya kapışırdık eskiden, şimdi ne istersen hayalinle sınırlı bir dünyadan alabiliyorsun, mahalle baskısı da yok üstelik. Forum baskısı olabiliyor bazı konularda bazen." cümleleri yanlızlık ile ilgili görüşlerimle çelişiyor. Bence yanlızlık yani yazarların bahsettiği içine itildiğimiz yalnızlık nedenleri bu cümlelerin anafikirleri değildir. bence yanlızlık nefret, sevgi gibi güçlü duyguları bile bilinçsizce tüketmemizden kaynaklanmaktadır. Bir anda nefrete kapılan kısa bir süre sonra (bir dakika gibi) sevinen sonra hemen pişman olan ardından haz duyan bir bünye sanırım sağlıklı bir ruh halinde değildir. bence nefret tüm duygularımızdan ağır basmıyor. örneğin uzun zamandır temizlenmemiş bakteri yuvası klavyelerimizden nefret etmiyoruz. insanları birbirine düşüren facebooktanda nefret etmiyoruz. devamlı bizim dışımızda bir bilincin bizi bir yerlerer sürüklediğinden falan bahsediyoruz. Gençken umursamadığı tanrıdan korkup devamlı namaz kılan yaşlılar gibi hızla şikayet ediyoruz, eleştiriyoruz. bu bilinç bizim bilincimizi yerinden almış salak olmuşuz. devamlı play station oynamak istiyoruz. bebek gibiyiz, bebek bilincindeyiz. Hiç öğrenemiyoruz. devamlı tekrar eden şeyleri bile çok zor öğreniyoruz. şuçu da teknolojiye falan atıyoruz ama teknoloji mesaj atmayı ve fotoğraf çekmeyi bildiğimiz telefon değildir. eğer bir teknolojiyle aktif ilişki içerisine gireceksek onun tüm özelliklerini bilmeliyiz.
aynen bıçağın kestiğini yanlış kullanırsak elimizi keseceğini bildiğimiz gibi. bıçağın elimizi keseceğini bilmezsek kesmez sanıyoruz. örneğin cep telefonunun kötü taraflarını bildiğimiz halde bırakmıyoruz. yeni bir modelini görünce de içten içe merak ediyoruz, edinmek istiyoruz. sanmayın ki biz telefonu kullanmayız bilmiyoruz diye o bize zarar vermesin. sanmayın ki biz bu zararları bilmiyoruz diye başkaları bilmesin.
bugünün dünyasında bir şirkette üretimden önce halkla ilişkiler bölümü olması gerekmektedir. bu Hİ bölümleri bize hikayeler uydurur. böylelikle adidas ayakkabımızın endonezyada 18 yaşından küçük çocuklar tarafından günde 15-20 saat çalışarak yapıldığı gerçeğini öğrenmeyiz. bu bilgiler o ayakkabıyı kot pantolonun altına mutlu mutlu giymemizi engelleyecektir. Hİ bölümlerinin hikayeleri gerçektir. ama endonezyalı çocuğun gerçeği de gerçektir. bu gerçekler bize seçilerek verilir. çünkü bizim bebek beyinlerimiz fazla gerçekle karşılaşmamalıdır.
bu arada mahalle baskısı biz evimizden dijital anlamda dünyayla buluştuğumuz için küreselleşmiştir. aynı diğer yerel kültür ögelerimizin de küreselleşeretiği gibi. dışarıda bir türbanlı kız topluluğu görünce çok sinirlenmiyorum. en azından facebookta türban taraftarı bir grup görünce sinirlendiğim kadar sinirlenmiyorum. halbuki o grubun muhtemel üyeleri karşımda, yanımda, arkamdalar. otobüste üç durak aynı sağcı gençle gidince benimsiyorum onu. televizyonda görünce dayanamıyorum kanal değiştiriyorum. internette tık sayıları artmasın diye sitelerine girip ne konuşuyorlar bakamıyorum bile yada tirajı artmasın diye filmlerine gidemiyorum. yüzyüze görüşmek, araya bir kitle iletişim aracı sokmamak daha güzel sanki daha insanca. ama göt istiyor biraz da...
bu yazıyı yazmamın amacı çevremdeki yanlızlık döngüsünü aktarmaktı. alıntıları çevremdeki yanlızlık hikayelerine(özellikle kendiminkine) benzettiğim için yaptım.
|

01-02-2009, 13:32
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-01-2009
Yaş: 21
Mesajlar: 2
|
|
|
Fiziksel anlamdaki tek başınalık durumu yalnızlık değildir..Yalnızlık içselliktir kendin olmaktır ve kişiyi özgürleştirir..Buna karşıın teknoloji dışarıdandır ve ne çeşit şey içeriyor olursa olsun teknololoji yaptığımız her işte kendi girdilerini bütünüyle saklı tutacaktır.Benim yaptığım bir işte erimeyecektir onunla bütünleşmeyecektir ve/veya kendimden bir şey katmama izin vermeyecektir..Ve teknoloji kesinlikle yalnızlığı destekleyen bir şey değildir..Teknoloji fiziksel anlamdaki yalnızlıkta çok büyük bir işlev görerek gerçek yalnızlığı örter..
|

26-02-2009, 00:18
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 536
|
|
|
"Hiçbir şeyi yoktu ve olsun da istemiyordu.
Kente, konuşmalara, kitaplara gidiyordu.
Sözcüklere doğru yola çıkıyordu.."
-Sylvie Germain, Amber Gece-
.gölge'li_\
|

26-02-2009, 03:49
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
İnsanların sosyal ve biyolojik algı düzeylerinin teknoloji ve konformist yaşamla birlikte evrimsel bir gerilemeye girdiğini düşünüyorum. Aborjinlerin konu edildiği populer bir kitapta bu insanların duyusal algılarının hayret verici düzeyde iyi oldukları gözlemleniyordu! Kent kültürü gençlerinde içe kapanm, melankoli ve bedbinlik gibi duyguların daha ağır bastıklarını düşünüyorum. Köylü ve tarım toplumu insanının anormal-travmatik bir durum yaşamadıktan sonra yaşamsal kaygıları daha az olsa gerek belki de...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:04 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|