|
|
Ruh Halimize Dair Aforizmalar...Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Ruh Halimize Dair Aforizmalar... konusu: ruh halimi? ruhumun hali ne alemde acaba evet durup beklemeliyim uzunca bir süre ki ruhum bana yetişsin. çok hızlı gidiyorum, hissedemeden, özümseyemeden, yaşayamadan koşuyorum. nereye koşuyorsun demeyin bana doğduğumda itildim ...

12-12-2007, 23:21
|
 |
teoride normalim
|
|
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Yaş: 38
Mesajlar: 426
|
|
|
ruh halimi? ruhumun hali ne alemde acaba evet durup beklemeliyim uzunca bir süre ki ruhum bana yetişsin. çok hızlı gidiyorum, hissedemeden, özümseyemeden, yaşayamadan koşuyorum. nereye koşuyorsun demeyin bana doğduğumda itildim bu yarışa ve finish ufuk çizgisi gibi tam yaklaştığımı sandığım sırada uzaklaşıyor benden, bitiremedim bu yarışı , sonunda da hiçbir şey yok bu yarışın koşarken farkına vardım bunun ama hala koşuyorum hızı kesmek sorun oluyor , kulaklarım uğulduyor kendi hızımdan. soluduğum hava kirlenmiş ruh tecavüzcülerinin ağızlarından çıkan nefesle, oksijensiz kalmış beynim e ben koşuyorum ani bir oksijen yüklemesi beynime. ne bekliyorum ki böyle olunca adapte olabileceğimi mi, vücudum tepki veriyor, beynimin içi uğulduyor, gelmiş geçmiş herşey aynı anda sahneye çıkıyor beynimde, uyarıcılar aynı anda ben burdayım diyor, şoka giriyorum, beni zorda bırakmıyorlar tanımlıyorlar hemen "kültür şoku" rahatlıyorum böylece (!) ne de olsa sınıflamak rahatlatır insanoğlunu. işi gücü budur zaten insanın tanımlamak, sınıflamak ancak o zaman rahata kavuşur. hep koşuyorum hep koşuyoruz.açıyorum içiyorum bir arolamalı malt içeceği rahatlıyorum, keyfime diyecek yok, neden yapmışlar böyle bir içecek, neden market raflarında albenisi farklı çeşitli paketlerde aynı poşet çaylar satıllıyor, neden çorbanın toz hazırını aşıp sıvı hazır çorba yapmış birileri, neden bunlara rağbet etmek durumundayız vs vs diye sormak geçiyor içimden tam o anda bir uyku bastırıyor tatlı tatlı üzerimden esip geçmiyor beni alıp götürüyor kendi alemime, orada da huzur bulamıyorum, uykumda sayıklıyorum, sabah uyandığımda kedim söylüyor bunu, keminin karnını doyuruyorum, gıdığını okşuyorum birden içimden bir ılıklık geçiyor farkedemeyecek kadar kısa bir an gelip geçiyor dönüp bakamıyorum bu neydi diye önümde 24 saat var yolum uzun ufuk çizgisini yakalamaya çıkacağım yine, hayır yakalamaya çıkmıyorum biliyorum o zamanı geldiğinde beni bulacak sadece çıkmam gerekiyor evden, kedimi bırakıyorum kapıyı kapatıyorum, sırtım sinyal veriyor hadi ama acele et çok dik durduk oturalım ya ben acık gevşeyeyim, iliyorum böyle derken ne demek istediğini bir gün gelecek buu demesine gerek kalmayacak , güneşin batışını göremeyeceğim yine, hep bu hafta sonu diyorum ama bu hafta sonu diye bir şey yok, anlıyorum. sabah ilk gördüğüm insan " akşam ols da yatsak" diyor bana, akşam olsa da kitaba gömülsem diyoum içimden dışımdan yüzümde bir gülümseme, günaydın diyemiyorum yanlış anlamasın diye. bir ara ayak sesleri duyuyorum, takılıyorum peşlerine, dağılıyorlar bir müddet sonra, kedim aklıma geliyor ona yöneliyorum, çay sigara kedi kitap, kitap ağır 1000 sayfa tek elle tutmak zor oluyor, gözlerim acıyor bırakamıyorum kitabı, bir göze mola bir gözle okumaya devam, yazar yazmış 1000 sayfa takdir ediyorum, gözlerim açılıyor kocaman kocaman seri daha devam ediyor 10 uncu cilt de bitiyor 11 i sabırsızlıkla beklemeye başlıyorum, 11 çıkıyor 12 nerde kaldı diyorum çevirmen mi yavaş yoksa, kızıyorum, sabırsızlanıyorum çıksın artık 12nci cilttttt, 10 ncu cilt bitiyor bir hafta daha iyiyim sonra bu düzleme geri döneceğim koşmaca başlıyacak, istemiyorum artık koşmayı, ruh halimi sordular ben de ruhuma soracağım nasılsın diye bekliyorum bana yetişsin diye olduğum yerdeyim artık ruhum gelene kadar bi yere gitmeyeceğim. ömrümğn yarısına geldiğimde kaldığım yerden onunla yoluma devam edeceğim, ufukla işim kalmadı, tanıştık onunla gayrıresmi olarak bir cenaze töreninden hemen sonra, güneşe d gitmeyeceğim o yolda çok kalabalık, birine çarğmadan yürümek olanaksız, sis , sise gideceğim, yaşama en yakın olan sis...
|

25-12-2007, 11:46
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-12-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 6
|
|
|
şımarık bir şair bozuntusu
kalemi elime bunun için almadım oysa,,o kitabı bu yüzden okumadım...gerek yoktu bukadar yalın olmaya..hayır iyiyim,,normalim,,sakinim...düş/ün sakini....felsefeyi sevmiyorum,şair olmaktanda vazgeçtim...yeter ki susayım...çok başımı ağrıttım...ellerim ağrıdı konuşmaktan..evet konuşmakla ellerimin çok ilgisi var...konuştukça ağzımdan çıkan her kelime ellerime saplanıyor...ağzım ellerimin güzelliğini ve sessizliğini kıskanıyor...o yüzden elimi öpmeyi daha çok seviyor çocuklar...ben gözlerimden öpmelerini hayal ettim hep..gözlerimin parlak b/akışlarında kaybolmak istediklerini düşledim...anlamlı bakışlarla akmak istedim hayata...o yüzden okudum o kitabı da,,yazmaya da o yüzden heves ettim...ama ikiside anlamsızlıkları gözüme sokmaktan başka bir işe yaramadı...terkediyorum seni okuma ve yazma..haydi kız çocukları okula kampanyalarını desteklemiyorum artık...bana okuma ve yazmayı öğrettiği için o öğretmenimi hayırla anmayacağım...baba neden yaptın bana bunu...on altıma gelince evlenip,kocamın kölesi olabilirdim sen isteseydin...düşünmek zorunda kalmazdım okumam için emek harcayan herkesin hakkını nasıl ödesem diye...günahlarım olmazdı göğü kirleten ve utanç duymak kocamın sözünden çıkmış olmanın ötesine gitmezdi...güçsüz kalmak benim görevim olmazdı ozaman...çok güçsüzüm...ve bunu söylemek de utanılası birşey evet...ama arsızlaştım ben artık...okumak bana utanmamayı öğretti...
"tuhaf tuhaf sözlerime bakmak serbest
her satırın anlamsız olduğunu düşünmek serbest
öylesine yazdım zaten ben de...
öylesine esen bir rüzgar gibi,,
anlık üşütür de hani,,unutturur kendini hemencecik...
........"
|

25-12-2007, 14:03
|
 |
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 27-11-2007
Nerden: Avusturya
Mesajlar: 117
|
|
iki dünya arasindayim .. hangisine gidecegime karar veremedim .. bir yanlis adimim ile iki dünyayi birden batirabilirim .. bosluktayim, kimse yok yanimda, kalabalik bir toplumun icinde olmama ragmen .. haykirislardayim, kimse sesimi duymamasina ragmen .. hala bir ümitle beklemekte ve cabalamaktayim, belki dogru yolu ve dogru karari bir gün bulabilirim diye .. düsünmekteyim, düsündükce kafayi yedigimi bile bile .. (konuyla pek alakasi var mi bilmiyorum ama, icimden geldi)
Konu ciLekesh_kiz tarafından (25-12-2007 Saat 14:14 ) değiştirilmiştir..
|

26-12-2007, 18:34
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 692
|
|
Başı ve sonu belli olmayan..ruh halim demişken tamda, aklımdan geçti.. ruh..
Ve tanrıların tanrısı bir ruh ayırdı kendisinden
Ve güzelliği yarattı onda.
Verdi ona şafaktaki meltemin inceliğini
Kırların çiçeklerinin kokusunu
Ve ay ışığının yumuşaklığını.
Bir kadeh sevinç uzattı ve dedi:
“İçmeyeceksin bundan,
Geçmişini unuttuğun
Ve geleceği umursamadığın dışında”
Ve bir kadeh hüzün sundu ve dedi:
“İçersin bundan
Ve kavrarsın yaşam sevincinin anlamını”
Sonra bir sevgi koydu içine,
İlk doyum iç çekişiyle onu terk eden.
Ve bir tatlılık,
İlk büyüklenme sözüyle ondan çıkıp giden.
Ve gökten bilgi indirdi ona,
Kendisini doğru yola götürsün diye.
Basiret koydu derinliklerine,
Görülmeyeni gören.
Bir duygu yarattı onda,
Hayallerle akan,
Karaltılarla yürüyen.
Bir arzu elbisesi giydirdi ona,
Meleklerin gökkuşağı dalgalarından dokuduğu.
Sonra şaşkınlığın karanlığını koydu içine,
Oysa aydınlığın hayaliydi o karanlık.
Öfke ocağından bir ateş aldı Tanrı,
Ve bilgisizlik çölünden esen bir rüzgar,
Bencillik denizinin kıyısından kum,
Çağların ayaklarının altından bir toprak,
Ve insanı yarattı.
Kör bir güç verdi ona,
Delirdiğinde kükreyen,
Arzuların önünde sönen.
Sonra “Yaşam”ı koydu içine,
Oysa “Ölüm”ün hayaliydi o yaşam.
Gülümsedi tanrıların tanrısı,
Ağladı ve bir sevgi duydu,
Başı ve sonu belli olmayan,
Ve bir araya getirdi insanla ruhunu.
Halil Cibran
|

01-01-2008, 19:37
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2008
Yaş: 25
Mesajlar: 8
|
|
kendi sözlerimiz neye dair olursa olsun yeter ki bize ait olsun
söylemek istediklerim dilimin ucunda istemediklerim herkesin dilinde
|

01-01-2008, 20:38
|
 |
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 32
Mesajlar: 157
|
|
|
harfler var önümde her şeyi yazmaya hazır ama ben bendeki kadar yazabiliyorum...
|

01-01-2008, 20:47
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 21
Mesajlar: 434
|
|
|
Kalbimden damlayan bir damlasın sen..
Karanlık gecelerimin düşlediğim kabusu
yine sen...
Ben her yerde seninleyim de..
Bana çok uzak uzak değil misin sen...
|

08-01-2008, 16:56
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Nerden: stnbl
Yaş: 26
Mesajlar: 11
|
|
|
sana,
“benim için yaşa”
dediğimi sanma sakın!
yaşamı farkettiğinde bana mecbur olduğunu
nasılsa anlayacaksın.

Perdeyi çektim.. çakmağın götüyle bira'nın kapağını siktir ettim... Kaybolan güne baktım.. midem bulanıp beynim tıkanıncaya kadar şişeyi ağzıma soktum..!!!
|

08-01-2008, 17:00
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Nerden: stnbl
Yaş: 26
Mesajlar: 11
|
|
O kadar çok hayal kuruyorum ki . sırf bu yüzden geceleri rüya göremiyorum …
Tanrı beni zannettiğimden korusun !
Allah varsa eğer
Başka bir şey istemem ondan.
Bununla beraber istemem
Ne Allahın olmasını,
Ne de isimin
Allaha kalmasını.
Bak seninle anlaşalım.
İstediğin kadar kanımı em. İzin veriyorum. Yalnız kulağımın dibinde vızıldayıp durma!
Hiç mi örnek almıyorsun diğerlerini?
Kanımızı emerken, ortalığı ayağa kaldırıyorlar mı?
Et ve ot koyuyorlar önüme. Bir de süt ve ürünleri. Aç olan karnım değil ki. Kitapları yutmak istiyorum. Şiirleri içmek. Öyküleri sindirmek. Ne kalıyor geriye, düşünmediklerimizden başka? Beynimi doyuruyorum. Siz karnınızla idare edin. Üstüne bir de kanınızı için. Bir çocuk daha öldürüldü, görmediniz değil mi? İçim(iz)deki çocuklar azalıyor birer birer namlu uçlarında
Ellerim titremiyor! Hayır titremiyor.
Hayır diyorsam hayırdır!
Kağıt mı?
O, tutarken canını yakarsam diye kendiliğinden titriyor.
Bilmiyor ki kalemimle kan kardeşi yaptım onu. Hiç yakar mıyım canını?
Gerçek ve büyük yazarlar ruhlarımızın yüceliğinin ve sefaletinin ressamı olmayı seçenlerdir. Yazmaya ilk başladığımda hiçbirşeyi boyayamıyordum.Aylar umutsuzca çabalamakla geçti. Yazdıklarım sonradan buruşturup attığım sayfalarda gelişigüzel dolaşıyor, çökmüyordu;kağıtta bir türlü iz bırakmıyordu; bomboştu,içinde hayat yoktu. Sonra onunla karşılaştım : Şeytanla bana armağanların en büyüğünü kötülüğü getirmişti …. Edebiyatın bu sonsuz pınarlarından beslenmememin nedeninin hayal gücümün kısırlığı olduğunu , kötülüğün yaratıcısıyla sunduğu seçeneklerin farkına varamadığımı söylüyordu. Kararsızdım. Ya kötülükle savaşmak ,dedim; bunu kim yapacaktı?
Cry & sekoci & esrar   

Perdeyi çektim.. çakmağın götüyle bira'nın kapağını siktir ettim... Kaybolan güne baktım.. midem bulanıp beynim tıkanıncaya kadar şişeyi ağzıma soktum..!!!
|

13-02-2008, 18:56
|
 |
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 12-07-2007
Yaş: 35
Mesajlar: 13
|
|
|
Yalnız zeka seviyeleri değil, aynı zamanda bunun fardında olmamaları hasta ediyor beni.. Loki.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:21 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|