|
|
bağımlılıklarımızSosyoloji & Psikoloji içerisinde bağımlılıklarımız konusu: Asya'da maymun yakalamak icin kullanilan bir cesit tuzak vardir.
Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir agaca veya yerdeki bir kaziga
baglanir.Hindistancevizinin altina ince bir yarik acilir ve oradan
icine tatli ...

28-10-2007, 23:03
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 729
|
|
bağımlılıklarımız
Asya'da maymun yakalamak icin kullanilan bir cesit tuzak vardir.
Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir agaca veya yerdeki bir kaziga
baglanir.Hindistancevizinin altina ince bir yarik acilir ve oradan
icine tatli bir yiyecek konur. Bu yarik sadece maymunun elini acikken
sokacagi kadarbuyukluktedir, yumruk yaptiginda elini disari cikaramaz.
Maymun, tatlinin kokusunu alir, yiyecegi yakalamak icin elini iceri
sokar ve yiyecegi kavrar, ama yiyecek elindeyken elini disari cikarmasi
olanaksizdir. Sıkıca yumruk yapılmıs el, bu yariktan dısarı çıkmaz. Avcılar geldiginde,maymun cilgina doner ama kacamaz. Aslinda bu
maymunu, tutsak eden hicbirsey yoktur. Onu sadece onun kendi
bagimliliginin gucu tutsak etmistir. Yapmasi gereke tek sey elini acip
yiyecegi birakmaktir. Ama zihninde acgozlulugu o kadar gucludur ki bu
tuzaktan kurtulan maymun cok nadir gorulur. Bizi tuzaga
dusuren ve orada kalmamiza neden olan sey, arzularimiz ve zihnimizde
onlara bagimli olusumuzdur. Tum yapmamiz gereken, elimizi acip
benligimizi ve bagimli oldugumuz seyleri serbest birakmak ve dolayisiyla
ozgur olmaktir.Joseph Goldstein
|

29-10-2007, 01:47
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 26-10-2007
Nerden: Kuşadası
Mesajlar: 82
|
|
|
İHTİRASLI MENEKŞE
Büyük bir bahçede, diğer çiçeklerle birlikte huzur içinde yaşayan, çok güzel ve mis kokulu bir menekşe varmış.
Bir sabah, çiğdem tanelerinin ıslattığı başını yukarıya kaldırıp bakmış, Çok uzun ve harika bir gülün, yanında sanki bir zümrüt lamba gibi yukarıya doğru süzüldüğünü görmüş.
Mavi dudaklarını açmış ve:" Ben ne kadar şanssızım, Bunca çiçek arasında en zavallı durumda olan benim, Doğa beni çok kısa boylu ve zayıf yaratmış, Yere öylesine yakınım ki başımı kaldırıp yukarıya bakamıyorum, Güller gibi yüzümü güneşe de çeviremiyorum, "demiş.
Komşusunun bu sözlerini duyan gül gülmüş ve demiş ki: " Ne kadar garip konuşuyorsun?, Sen çok şanslısın, Ama farkında değilsin, Doğa seni harika bir koku ve güzellikle ödüllendirmiş, Bunları pek çok çiçeğe vermemiş, Şimdi deminki düşünceleri aklından çıkar ve elindeki değerlere şükret, Unutma ki kendini küçümseyenler cezalandırılır"
Menekşe yanıtlamış: "Sen, beni teselli etmeğe çalışıyorsun, Çünkü benim özlem duyduğum şeylere sen sahipsin, Üzgün birinin kalbini okşamaya çalışmak; şanslı biri için çok kolaydır, Ama güçlü birininin zayıflar arasında bir öğüt verici gibi durması da çok acımasızcadır"
Doğa, menekşe ile gül arasında geçen bu konuşmayı duymuş;yaklaşmış ve demiş ki: "Sana neler oluyor sevgili kızım, menekşe?Sen şimdiye dek çok tatlı ve mütevaziydin, Senin kalbine de aç gözlülük ve hırs girip duygularını incitti mi?"
Menekşe yalvaran bir sesle :" Oh! Yüce ve merhametli annem, senden tüm kalbimle rica ediyorum ; lütfen dualarımı kabul et ve bir tek gün için gül olmama izin ver"
Doğa yanıtlamış: "Ne istediğini bilmiyorsun, Bu, kör ihtirasının arkasında ne gibi felaketler olacağının farkında değilsin, Gül olunca çok üzüleceksin ama pişmanlığının bir faydası olmayacak"
Ama, menekşe ısrarlıymış, " Beni bir gül yap, başımı gururla yukarıya kaldırayım,"
Doğa tekrarlamış :"Sen, asi ve cahil menekşe, Senin istediğini yerine getireceğim, Ama başına bir felaket gelirse, asla bana şikayet etmeyeceksin, "
Sonra doğa esrarengiz ve büyülü parmağını uzatarak menekşenin yapraklarına dokunmuş, Menekşe, hemen başını diğer çiçeklerin arasında dimdik tutan bir güle dönüşmüş.
Akşam olduğunda, gökyüzü siyah bulutlarla kaplanmış, ve sessizliği korkunç gök gürültüleri bozmuş, Ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmur ve şiddetli rüzgar kısa sürede bahçeyi esir almış, Fırtına, bitkilerin dallarını kırmış, köklerini topraktan sökmüş ve uzun boylu olan tüm çiçeklerin gövdeleri parçalanmış, Sadece toprağa çok yakın olan kısa boylu bitkiler hayatta kalabilmişler, Bütün bahçe, rüzgarın ve fırtınanın gazabına uğramıştı, Tüm uzun ve büyük bitkiler yerde bitkin bir halde yatıyorlarmiş, Sadece bahçe duvarının dibinde küçük bir menekşe grubu hayatta kalabilmişti.
Küçük bir menekşe başını kaldırmiş ve çevresinde diğer bitkilerin yaşamış oldukları trajediyi gözden geçiririken şöyle demiş:" Gördünüz mü?Fırtına o yaramaz çiçeklere ne yaptı?"
Derken bir başkası: "Evet, biz küçük ve toprağa yakınız, Böylece gökyüzünün gazabından kurtulduk, "demiş,
Bir başkası :"Boyumuz kısa olduğu için fırtına bize ulaşamadı, "diye söze girmiş.
Tam o sırada menekşelerin kraliçesi, kısa bir süre önce güle dönüşmüş olan menekşeyi görmüş, Zavallı, yerde çamurların içinde muhabere alanındaki sakatlanmış bir asker gibi yatıyormuş, Kraliçe, onun yerde durmakta olan başını tutmuş ve hafifçe kaldırmış, Sonra diğer menekşelere dönerek: "İşte evlatlarım!Aç gözlülüğün ve ihtirasın bir saatliğine bir güle dönüşmüş olan menekşeye ne yaptığını gördünüz, Bu görüntü sizler için ibret olmalı, "demiş.
Ölmek üzere olan gül, geriye kalan son gücünü de toplayarak çok sessiz bir şeklide: "Siz kanaatkar ve uysal aptallar, Ben fırtınadan hiç korkmadım, Dün, ben de sizler gibi halimden memnun, kanaatkar bir menekşeydim, Ama bu yetinme, benim varlığımla yaşamın fırtınaları arasında bir engeldi her zaman, Ben de şu anda sizin yaşadığınız yaşamı sürdürüyor olabilecektim, Korku içinde toprağa tutunmuş olarak, Bütün menekşelerin yaptığı gibi kışın geçmesini, karın beni sarmalamasını ve ölüme götürmesini bekleyecektim, Oysa ben, şimdi mutluyum çünkü bu küçük dünyadan çıkıp evrenin esrarlı dünyasına geçtim, Ama bunu siz yapamadınız henüz, Ben aç gözlülüğe tepeden baktım, Evet aç gözlülüğün doğası benden çok daha yüksekti ama gecenin sessizliğini dinlerken, bu dünyanın da konuşmalarını duydum, " Varlığın gerisindeki tutku var oluşumuzun gerekli amacıdır, "diyordu İşte o anda ruhum baş kaldırdı ve yüreğim varlığımın sınırlarını zorlamaya başladı, ve farkettim ki;uçurum, yıldızların şarkısını duyamaz ve işte o an küçüklüğümle savaşmaya karar verdim ve içimdeki hasretin de yaratıcı bir isteğe dönüşmesine dek bu savaş sürdü, Ve bizim o sonsuz düşlerimizin güçlü nesnesi olan Doğa, benim isteklerimi kabul etti ve o sihirli parmaklarıyla beni bir güle dönüştürdü.
Gül, bir süre sessiz kalmış, ve sonra giderek zayıflayan bir sesle; başarı ve gurur dolu bir edayla: "Bir saat de olsa çok onurlu biğr gül gibi yaşadım, bir kraliçe gibi var oldum ve dünyaya bir gülün gözleriyle baktım, Yıldızlı ve parlak gök yüzünün fısıltılarını bir gülün kulakları ile işittim ve o ışıkların zerrlerine bir gülün dokunuşuyla dokundum, Aranızda biyle bir şeyle onurlandırılılmış olanınız var mı?"
Bunları söylediken sonra başını önüne eğmiş, öksürür gibi bir sesle devam etmiş:" Şimdi öleceğim, ama ruhum amacına ulaşmış olacak, Dünyamı doğduğum o küçük delikten çok daha fazla genişlettim, Bu yaşamın desenidir, Ve bu varlığın sırrıdır, "
Sonra, gül titremiş, taç yapraklarını usulca kapatmış ve dudaklarında son derece mutlu bir gülümseyişle son nefesini vermiş, Bu gülüş; bir zafer ve Tanrı'nın ona verdiği tüm güzelliklerin gülüşüymüş
(alıntı)
|

29-10-2007, 03:05
|
 |
sui generis
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,329
|
|
|
bağımlılık geniş bir konu bizi baglayanlar neler bizler neler için elimizi açmaktan vazgeçeriz?
maddi hırslar...
birbirimizle girdigimiz yarışlar...
sorumlu oldugumuzu düsündüklermiz...
toplumdan korkularımız...
madde bağımlılığı...
manevi anlamda sevilme aşık olma heyecan vs vs arzumuz...
tüm bunlara öyle muhtacız ki avucumuzu açıp da özgür bırakamıyoruz kendimizi... avcının gelmesine aldırmıyoruz tutsak kalmayı tercih ediyoruz... çünkü ne avucumuzu açacak kadar cesuruz ne de güçlüyüz... ama diğer taraftan bazı anlar geliyorki bağımlılıklarımız bizim özgürlüğümüz oluyor...
|

29-10-2007, 12:30
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 692
|
|
|
tepemizden bir oltayla sarkıtılmış gibi duran hırslarımızın peşinden koşarak geçiriyoruz bir ömürü ve neler ezip geçmiyoruz ki hırslarımız uğruna..unutmamak lazım ki dünya hiçbir hırsı haklı çıkarmayacak denli hızlı dönüyor.
|

28-02-2009, 06:26
|
 |
şeytanın pezevengi
|
|
Üyelik Tarihi: 20-02-2009
Nerden: izmir
Mesajlar: 54
|
|
tek bağımlılığım kitap  dierleri zaten fasa fiso uyuşturucu kadın para sigara bunlara bağımlı olmak zayıf ruhların işi
|

28-02-2009, 08:38
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Keskin sirke küpüne zarar sevgili dantreal , bu kadar kolay yargıda bulunma bu konuda  Günü gelir seversin, çarpılırsın; günü gelir içersin; günü gelir bilgisayara hapsolursun...
Herkesin bir parça olsun yapmak istediği, ulaşmak istediği bir hedef vardır. Umarım dediğin kadar özgür bir bireysindir; ancak, bu hayatta her şeyden azade olmak ne mümkün ne de arzulanır bir şey. Tabi ben fenafillaha erecem, benliğimi kendi ben'imde yok edecem diyorsan yine de bir düşün derim
Ben daha çok asalak ilişki tarzını kullanmayı yeğliyorum. İnsan sosyal bir varlık olduğu için hayatını kimse olmadan, yalnız başına geçiremez. İnsan doğası buna müsait değildir. Ancak, bu gerçek bizi hırslarımızın, kör inançlarımızın ve inatçılığımızın esiri yapmamalı. Hayata geniş bakabilmeliyiz, sanırım bağımsızlıktan kastolunan şeyin kendisi de budur...
|

28-02-2009, 19:01
|
|
Equites
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Nerden: Atteleia
Mesajlar: 634
|
|
Alıntı:
SaFinAzZ´isimli arızadan alıntı
İHTİRASLI MENEKŞE
Büyük bir bahçede, diğer çiçeklerle birlikte huzur içinde yaşayan, çok güzel ve mis kokulu bir menekşe varmış.
Bir sabah, çiğdem tanelerinin ıslattığı başını yukarıya kaldırıp bakmış, Çok uzun ve harika bir gülün, yanında sanki bir zümrüt lamba gibi yukarıya doğru süzüldüğünü görmüş.
Mavi dudaklarını açmış ve:" Ben ne kadar şanssızım, Bunca çiçek arasında en zavallı durumda olan benim, Doğa beni çok kısa boylu ve zayıf yaratmış, Yere öylesine yakınım ki başımı kaldırıp yukarıya bakamıyorum, Güller gibi yüzümü güneşe de çeviremiyorum, "demiş.
Komşusunun bu sözlerini duyan gül gülmüş ve demiş ki: " Ne kadar garip konuşuyorsun?, Sen çok şanslısın, Ama farkında değilsin, Doğa seni harika bir koku ve güzellikle ödüllendirmiş, Bunları pek çok çiçeğe vermemiş, Şimdi deminki düşünceleri aklından çıkar ve elindeki değerlere şükret, Unutma ki kendini küçümseyenler cezalandırılır"
Menekşe yanıtlamış: "Sen, beni teselli etmeğe çalışıyorsun, Çünkü benim özlem duyduğum şeylere sen sahipsin, Üzgün birinin kalbini okşamaya çalışmak; şanslı biri için çok kolaydır, Ama güçlü birininin zayıflar arasında bir öğüt verici gibi durması da çok acımasızcadır"
Doğa, menekşe ile gül arasında geçen bu konuşmayı duymuş;yaklaşmış ve demiş ki: "Sana neler oluyor sevgili kızım, menekşe?Sen şimdiye dek çok tatlı ve mütevaziydin, Senin kalbine de aç gözlülük ve hırs girip duygularını incitti mi?"
Menekşe yalvaran bir sesle :" Oh! Yüce ve merhametli annem, senden tüm kalbimle rica ediyorum ; lütfen dualarımı kabul et ve bir tek gün için gül olmama izin ver"
Doğa yanıtlamış: "Ne istediğini bilmiyorsun, Bu, kör ihtirasının arkasında ne gibi felaketler olacağının farkında değilsin, Gül olunca çok üzüleceksin ama pişmanlığının bir faydası olmayacak"
Ama, menekşe ısrarlıymış, " Beni bir gül yap, başımı gururla yukarıya kaldırayım,"
Doğa tekrarlamış :"Sen, asi ve cahil menekşe, Senin istediğini yerine getireceğim, Ama başına bir felaket gelirse, asla bana şikayet etmeyeceksin, "
Sonra doğa esrarengiz ve büyülü parmağını uzatarak menekşenin yapraklarına dokunmuş, Menekşe, hemen başını diğer çiçeklerin arasında dimdik tutan bir güle dönüşmüş.
Akşam olduğunda, gökyüzü siyah bulutlarla kaplanmış, ve sessizliği korkunç gök gürültüleri bozmuş, Ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmur ve şiddetli rüzgar kısa sürede bahçeyi esir almış, Fırtına, bitkilerin dallarını kırmış, köklerini topraktan sökmüş ve uzun boylu olan tüm çiçeklerin gövdeleri parçalanmış, Sadece toprağa çok yakın olan kısa boylu bitkiler hayatta kalabilmişler, Bütün bahçe, rüzgarın ve fırtınanın gazabına uğramıştı, Tüm uzun ve büyük bitkiler yerde bitkin bir halde yatıyorlarmiş, Sadece bahçe duvarının dibinde küçük bir menekşe grubu hayatta kalabilmişti.
Küçük bir menekşe başını kaldırmiş ve çevresinde diğer bitkilerin yaşamış oldukları trajediyi gözden geçiririken şöyle demiş:" Gördünüz mü?Fırtına o yaramaz çiçeklere ne yaptı?"
Derken bir başkası: "Evet, biz küçük ve toprağa yakınız, Böylece gökyüzünün gazabından kurtulduk, "demiş,
Bir başkası :"Boyumuz kısa olduğu için fırtına bize ulaşamadı, "diye söze girmiş.
Tam o sırada menekşelerin kraliçesi, kısa bir süre önce güle dönüşmüş olan menekşeyi görmüş, Zavallı, yerde çamurların içinde muhabere alanındaki sakatlanmış bir asker gibi yatıyormuş, Kraliçe, onun yerde durmakta olan başını tutmuş ve hafifçe kaldırmış, Sonra diğer menekşelere dönerek: "İşte evlatlarım!Aç gözlülüğün ve ihtirasın bir saatliğine bir güle dönüşmüş olan menekşeye ne yaptığını gördünüz, Bu görüntü sizler için ibret olmalı, "demiş.
Ölmek üzere olan gül, geriye kalan son gücünü de toplayarak çok sessiz bir şeklide: "Siz kanaatkar ve uysal aptallar, Ben fırtınadan hiç korkmadım, Dün, ben de sizler gibi halimden memnun, kanaatkar bir menekşeydim, Ama bu yetinme, benim varlığımla yaşamın fırtınaları arasında bir engeldi her zaman, Ben de şu anda sizin yaşadığınız yaşamı sürdürüyor olabilecektim, Korku içinde toprağa tutunmuş olarak, Bütün menekşelerin yaptığı gibi kışın geçmesini, karın beni sarmalamasını ve ölüme götürmesini bekleyecektim, Oysa ben, şimdi mutluyum çünkü bu küçük dünyadan çıkıp evrenin esrarlı dünyasına geçtim, Ama bunu siz yapamadınız henüz, Ben aç gözlülüğe tepeden baktım, Evet aç gözlülüğün doğası benden çok daha yüksekti ama gecenin sessizliğini dinlerken, bu dünyanın da konuşmalarını duydum, " Varlığın gerisindeki tutku var oluşumuzun gerekli amacıdır, "diyordu İşte o anda ruhum baş kaldırdı ve yüreğim varlığımın sınırlarını zorlamaya başladı, ve farkettim ki;uçurum, yıldızların şarkısını duyamaz ve işte o an küçüklüğümle savaşmaya karar verdim ve içimdeki hasretin de yaratıcı bir isteğe dönüşmesine dek bu savaş sürdü, Ve bizim o sonsuz düşlerimizin güçlü nesnesi olan Doğa, benim isteklerimi kabul etti ve o sihirli parmaklarıyla beni bir güle dönüştürdü.
Gül, bir süre sessiz kalmış, ve sonra giderek zayıflayan bir sesle; başarı ve gurur dolu bir edayla: "Bir saat de olsa çok onurlu biğr gül gibi yaşadım, bir kraliçe gibi var oldum ve dünyaya bir gülün gözleriyle baktım, Yıldızlı ve parlak gök yüzünün fısıltılarını bir gülün kulakları ile işittim ve o ışıkların zerrlerine bir gülün dokunuşuyla dokundum, Aranızda biyle bir şeyle onurlandırılılmış olanınız var mı?"
Bunları söylediken sonra başını önüne eğmiş, öksürür gibi bir sesle devam etmiş:" Şimdi öleceğim, ama ruhum amacına ulaşmış olacak, Dünyamı doğduğum o küçük delikten çok daha fazla genişlettim, Bu yaşamın desenidir, Ve bu varlığın sırrıdır, "
Sonra, gül titremiş, taç yapraklarını usulca kapatmış ve dudaklarında son derece mutlu bir gülümseyişle son nefesini vermiş, Bu gülüş; bir zafer ve Tanrı'nın ona verdiği tüm güzelliklerin gülüşüymüş
(alıntı)
|
mukkemmel tek kelımeyle mukkemmel
|

10-05-2009, 16:06
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
|
nefes almaya bağımlıyız... hem yaşamak hem de ölmek pahasına...
|

02-07-2010, 17:09
|
 |
uCuBe
|
|
Üyelik Tarihi: 17-06-2008
Nerden: kafamın içinden
Mesajlar: 230
|
|
|
bağımlı olduğum her şeye istediğim, tercih ettiğim için bağımlıyım.

tırmandım, tırmandım, düşledim, düşündüm; ama her şey sıkıYoRDu beni. Ağır işkenceden yorgun düşmüş ve daha beter bir düşle uykusundan uyandırılmış bir hasta gibiydim..
|

03-07-2010, 05:07
|
 |
anlamsız
|
|
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Mesajlar: 102
|
|
|
sigara, alkol, sinema, kitap, bilgisayar... mutluyum böyle, bunlar olmadan da pek bi keyfi kalmazdı herhalde hayatın. ve tabi en önemlisi de yeni ve saf bilgi...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:48 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|