Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji

Sendrom mu arıza adama âşık olma eğilimi mi?

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Sendrom mu arıza adama âşık olma eğilimi mi? konusu: Tşk ederim Demet. Güzel bir bilgi. Filmlere de konu edilmişti bu durum....

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 29-10-2007, 14:55
High Hopes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
Tşk ederim Demet. Güzel bir bilgi. Filmlere de konu edilmişti bu durum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 03-09-2008, 23:02
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-09-2008
Yaş: 28
Mesajlar: 9
çok enteresan bi konuya değinmişsiniz...bu durumu sendrom halinden çıkarıp normal bi erkek-kadın ilişkisinde değerlendirmek te lazım sanırım.Kadınların çoğunlukla maço,otoriter,baskıcı erkek tipinden hoşlandığı kesin.gerçi geçenlerde bi yazı okumuştum gazetede; kadınlar aslında ezik,aciz erkek tipinden hoşlanırmış.Öyle yazıyodu en azından.sanırım bu durumun çocuk sevgisinden bi farkı olmasa gerek.herneyse;sonuçta bi erkek-kadın ve ya karı-koca ilişkisindede sendrom denilen bu durum zaten hafif derecede olsada vardır bence.Yani taraflardan biri dominant olandır diğeride domine edilen.Fiziksel bi baskı olmasınada gerek yok.Hak hukuk çerçevesinde haklar eşittir tabiki ona saygım sonsuz ama doğanın kanunu bu.erkek güçlü olandır kadında gücü arayan.Maço olmak lzm,zengin olmak lzm(para=güç) yada homosexüel yada asexüel.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 18-09-2008, 22:50
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
Acaba psikoloji bilimine (bilim mi orası hala tartışmalıdır) konu olan insan, sahiden de Batı öğretisi ve bilimsel düşüncenin temelinde yatan Aristocu çekmeceleme (kategorizasyon) mantığına ne derece uyuyor? Konunun ilk mesajını okurken, birilerinin "Stockholm Sendromu" dediği şeyin Horney'in Nevroz Teorisindeki "özgizleyici çözüm"e olan paralelliği dikkatimi çekti. Kadınların pek çoğunun maço ve baskıcı erkeklere çekilim duymasının sebebi bence Nevroz Teorisinde oldukça güzel açıklanıyor, ve bana biraz zorlama gelen bu sendromvari açıklamadan daha makul geliyor. Sebebi ise, nevrozun insanın kendi iç ruhsal çatışmalarını dindirmek üzere bilinçaltında geliştirdiği bir savunma mekanizması olması. Sözkonusu sendromda ise kimse "gideyim de şu adamın kurbanı olayım, sonra da ömrü billah ondan kurtulamayayım" demiyor. Çokluk kötü şans eseri ve uç noktalarda vakalarda, tesadüfen ve istemeden başa gelen bir durum. Oysa dışarı baktığınızda elinizi sallasanız nevroza çarpar, hatta aslında çok da dışarı bakmanıza gerek yok! Daha çok içinizde kalsanız da olur...

Bu konuda yapılmış bir bilimsel araştırma var mı bilemiyorum, ancak bana göre kadınların eğitim ve bilinç düzeyi yükseldikçe bu tip "içgüdüsel" hatta bilinçdışı açıklamaların sonucunu oluşturan durumların ayırdına varıp bunlardan "bilinçli" olarak uzak kaldıklarını görebiliriz. Sözkonusu bağımlılıkların genellikle düşük sosyoekonomik düzeye sahip ya da ekonomik bağımsızlığını elinde tutsa dahi ruhsal olarak henüz bunu kendine maledememiş ve birey bilincini içinde yaşadığı maço kültürden dolayı sindirip oturtamamış (velhasılı bunları içselleştirememiş) kadınlarda yaygın olduğunu görmek çok da şaşırtıcı olmaz. Horney her ne kadar nevrotik çözümlerin kişinin karakteri tarafından belirlendiğini söylese de ben buna katılmıyorum. Toplumsal rollerin bunda yadsınamayacak kadar çok payı var. Olaya bu açıdan bakılırsa, neden erkeklerin daha çok taşkın tip nevrotik ve kadınların da daha çok özgizleyici tip nevrotik çözümler geliştirdikleri bence daha net hale gelir. Bu da aslında kendi içinde bir kısır döngü yaratır. Küçüklüğünden beri erkek rol modeli olarak baba, ağabey, amca gibi (maço toplumlarda çoğunlukla taşkın tipler) yakın aile bireylerini gözlemleyen çocuklar doğal olarak "erkek" olmanın onlar gibi olmak olduğunu sanırlar. Bir toplum erkeğe ne kadar taşkın olmaya izin veriyorsa, o toplumda yaşayan kadınlar da o derece çekilgin olmak zorundadırlar. Bu ülke örneğin saçını süpürge eden kadınlarla doludur. Kendi hallerine bırakılsalardı acaba gerçekten de kendilerini ezen bir güce biat mı edeceklerdi?

Psikolog ve psikiyatristlerin keşfetmesi gereken çok fazla şey varken bu tip şablonlamaları hem saçma hem de tehlikeli buluyorum. Bunun da nedeni buradaki konuda insanların "acaba bu bir hastalık mı" diye sormaları. Psikoloji tıpkı hukukçular gibi ikiyüzlü ve oportünist davranıyor: jargonu ve püf noktalarını basit kullanıcıya kaptırmıyor tahtını da kaptırmamak için. Bence bu da bilimsel etiğe son derece ters bir durum. Bu nedenle kişisel gelişim ve koçluk adı altında hiç olmaması gereken bir kurumun kapitalizmin kokuşmuşluğunca yaratılmasına dahi kendi elleriyle katkıda bulundular.

Kişilik bozuklukları olarak adlandırılan ve günümüz psikoloji kitaplarını ve sitelerini süsleyen kategorilerin çok azı psikoz ve pek çoğu nevrozdur. Nevroz ise hastalık denemeyecek denli "yaygın"dır (zaten o nedenle bir "vaka" şeklinde bu ad altında incelenmekten vaz geçildi aslında, çünkü neredeyse herkeste bunun bir çeşidi var). Olan, sadece bir davranış bozukluğudur, bir hastalık değil. Oysa şizofreni farklı bir durumdur mesela. Orada olay psikosomatik değil, alenen somatik nedenlerden kaynaklanabiliyor. Dediğim gibi özellikle pskiyatri ve nöroloji alanında yapılması gereken çok fazla araştırma var. Kimse kendini şizoid ya da bipolar özellikler gösteriyor diye hasta falan sanmasın. Bir şekilde "rahatsız" olduklarını ise düşünebilirler elbette

Toparlamak gerekirse, bu konuda bilgi sahibi olmayan kişiler için bu tip bilgileri "kanıtlanmış gerçekler" şeklinde almak bence hiç de doğru değil. Kocası tarafından şiddet gören ya da tecavüz edilen eşin kendine olan güven sorunundan evvel gerçek koşullarla başı dertte. Koşulları onu desteklemezse neyine güvenecek ki? Eğri oturalım doğru konuşalım...


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 01-10-2008, 23:01
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-10-2008
Yaş: 24
Mesajlar: 1
Hastalık olduğunu düşünmesem de, rahatsızlık kapsamında düşünülürse -kanımca- bu rahatsızlık anlık ve olaya özgü. Verdiğiniz örneklerin çoğunda tecavüz geçiyordu. İlk olarak tecavüze uğradığında, her kadın tepki gösterirdi veya karşı koymaya çalışırdı.Ancak devam eden süreçte bazı insanlar bunun önceki hayatlarında yaşadığı şeylerden daha iyi olduğunu düşünebilirler. Başlangıçta insana saçma gibi gelebilir, ancak önceki hayatının monotonluğuyla acı çektiğinin farkına kaçırıldıktan sonra varan bazı insanlar olabilir.

Örneklerin içinden çıkardığım ortak nokta hepsinin içinde farklılık,ayrı bir heyecan ve çaresizlik olmasaydı. Sıradan günlerin sıradan işlerini yapan bir memur, o an bankayı soymaya gelen ve kafasına silah dayamış bir zorbadan etkilenebilir. Bu olayda çaresiz kalmanın da etkisi büyük olsa gerek. Ancak, eğer bir memur hapiste 10 yıl boyunca bir hırsızı bekliyorsa işte bunun içinde o an yaşadığı heyecanı ve farklılığı aramak gerekir. Çünkü bu memur hayatının devam eden 10 yılında, bunlara tekrar ulaşamamıştır, veya istediği kadar...

Ancak yine de ilginçtir ki, insanlar başlangıçta istemediği şeyi daha sonra özlemektedir veya en azından eksikliğinin farkına varmaktadır. Peki bu noktada çaresizlik ve razı olma(bazı kadınların imkanı olduğu halde polise haber vermemesi gibi), yerini özleme nasıl bırakabilmiştir? Belki de bir yerden sonra gerçekten de hastalığa dönüşüyordur..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 06-05-2009, 20:36
elif_depres - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 14-04-2009
Nerden: nevşehir
Yaş: 23
Mesajlar: 179
hastalıksa bu ben kesinlikle hastayım...


dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 06-05-2009, 21:02
eco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eco eco isimli Üye şimdilik offline konumundadır
daima arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
aşk sadece aşktır...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
sendrom, ariza, adama, sik, olma, egilimi


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sürüye sahip olma.. duarden Sosyoloji & Psikoloji 15 23-11-2010 07:06
Aşık Olmadan Düşün... sea4ever Hayata Dair.. 11 30-06-2008 15:34
Arıza! nbb. Serbest Kürsü 0 24-09-2007 15:38
Ve Ben Sana Aşık Olacağım... mernes Hayata Dair.. 0 06-02-2007 20:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:41 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info