|
Okuduğum Neil bilmemkim’in (soyadını unuttum yav) “Tanrı ile sohbet” kitabı “siz tanrının bir minyatürüsünüz” derdi… “Tanrı ile aynı türden, aynı “öz”densiniz… Tanrı sizi milyarlarca yarattı ve yarattığı ilk günden beri sizin vasıtanızla kendi “ol”uşunu deneyliyor…(O adam aslında deneyimliyor der, ve diğer spiritüel ultra süper mega gelişim kitapları da öyle ama, biz Tanrı ile özdeşiz, aynı, daha doğrusu kendisi değiliz ki… Kendisi olsaydık, daha doğrusu o tam olarak biz olsaydı, o zaman deneyim lafı olurdu ama burada ben bunu deneyliyor şeklinde kendimce bir tahrif edeyim… Bak sırf bu parantezin içinden bile insana dair korteks bazlı gerçeklik algısı konusunda bir makale çıkar ya… Neyse, devam…) Tanrı alınyazısı yazmaz… Kaçmayın öyle kolaya bakalım hemen. Deneylediği dilimdeki koşulları oluşturur, ama bu koşullarda her biriniz ayrı davranırsınız ve Tanrı bunlara asla müdahale etmez. Çünkü zaten amacı deneylemektir… Bu bile Tanrı’nın sonsuz şekilde tezahür edebileceğinin net bir kanıtı değil mi (e bu mantığa göre böyle oluyo şimdi, haklı adam…)?” İşte böyle diyordu da diyordu bu kitap. Sadece o mu ya? Keza Echart Tolle midir nedir, ve adını hatırlamadığım en az iki yazar daha da öyle….
Şimdiiii… Bu bilgiler ışığında düşününce bu deneyi, aşağıdaki sonuçlar da çıkabilir bence:
Pirelerin başına gelenler tam bir felaket. Pire olup pire gibi yaşayacaklarına insan denen bir yaratık tarafından cam fanusta gözlemlenmek üzere biçare hapsediliyorlar. İşte buna hayat deniyor! İnsan kapağı açmasa ve çıkmalarını sağlamasa ölene dek oradalar. Belki bu arada açlıktan ölmemek üzere birbirlerini de yiyebilirler… (Bunu bilemeyiz çünkü adam rahat bırakmayacak…) Pireler ise bu anlamda insana benziyorlar.
İnsan ise deney yapmak istiyor. Dedik ya Tanrı kader çizmez, sadece koşulları yaratır (yani müdahil değil ama koşula müdahale edebiliyor, müdahillik ne demek ise artık?) ve olmasına izin verir ve gözler diye. İnsan da öyle. Bu sadist deney ortamı yetmemiş olacak ki aşağıdan ısıtmak gibi dahiyane ve olasılıkları zorlayan bir deney yöntemi buluyor. Zıplayan pirelere bakarak, “behey salaklar! daha çok zıplayın ve ayağınız daha seyrek değsin… aklınızı kullanın!” da diyor bir yandan belki. Bunu da bilemeyiz… Bu anlamda insan tanrıya benziyor.
Pireler ise aslında düşünebiliyor, 10 cmden 30a çıkmışlar, ve bakmışlar ki bu daha iyi, tüm enerjilerini bu iyi, hatta optimum (tüm olasılıklar içindeki en iyisi) olan durum için harcıyorlar, demek bir kıyaslama yapabildiler. Kıyas varsa düşünme yetisi, kısaca zeka da vardır yani. Hatta aslında o kadar mükemmeller ki “10dan 30a çıktıysak daha da çıkarız” demiyorlar, çünküüü... Kafaları uf oluyor… Çünküüü mantıksal çıkarım tam da bunu söylerdi… (Tabi kişisel gelişimciler mantığı başka bişey sandıkları için kafaları karışmıştır, olabilir tabi). Bu anlamda da pireler insana benzetilebilirler.
Sonra insan diyor ki, “yeter bu kadar işkencesel kamera şakası. Açtım önünüzü, pardon tepenizi, haydi kurtulun…!” Amaaa pireler şartlanmış olduklarından dolayı kurtulamıyorlar. Sonuçta insan onları kurtarmazsa pişe pişe ölecekler. İnsanın bunu akıl etmesi için yeterinden fazla aklı var. Çünkü deney ortamını o yarattı ve hangi unsurun ne yapacağını biliyor. Ama pire ne yapacak işte onu bilmiyor. Belki biri yırtacak ve insan bir yandan müdahale etmeden (!!) deneylerken bir yandan da kendi bilir (hani “Allah bilir” gibi) ona fırsat da sunuyor. Bu anlamda da insan kamera şakası yapan Tanrı gibi…
Buraya kadar tamam… Şimdi merak ettiğim nokta şu: ne zaman insan, sağ kalmak için diğerlerinden çok çabalayan bir pireyi (ya da artık keyfi hangi kıstası seçerse ona göre bişey, bilemeyiz, onu da sen düşün) sağlam bir ortama alıp o pireyle konuşacak? Ve ona diyecek ki: “git salak türdeşlerine söyle… bu aslında bir deneydir… Gerçek hayat bu değildir… aslında böyle de bir çıkış yolu vardı!” Bu vahiy ne zaman inecek ve pirelerin kurtuluşu olacak? Kime inecek bu vahiy…? Kişisel gelişim gurularına mı? Yoksa onlar bu anlamda bir mesih olabilir mi? Bilen bana söylesin… Meraktayım… Çatlayacam…
Daha da yazılır ama burada keseceğim… Gerisini toplumsal nevroz veya yaşama gerçekliği başlıkları altında, eğlenmek istediğim bir gece deşerim artık fırsat olursa.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|