|
|
Paradokslar ÇaðýSosyoloji & Psikoloji içerisinde Paradokslar Çaðý konusu: Paradoks derken? Evet, karar ve davranýþlarýmýzýn yapmak istediklerimizle nasýl da çeliþtiðini kastediyordum. Daimi bir alýþkanlýk halinde bulunan, süreðen, sinsi bir durumdan... Bir hayat kurtarmak isterken, onu öldürmekten; bir sorunu çözmek ...

07-04-2011, 04:21
|
|
Taze Arýza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
|
|
Paradokslar Çaðý
Paradoks derken? Evet, karar ve davranýþlarýmýzýn yapmak istediklerimizle nasýl da çeliþtiðini kastediyordum. Daimi bir alýþkanlýk halinde bulunan, süreðen, sinsi bir durumdan... Bir hayat kurtarmak isterken, onu öldürmekten; bir sorunu çözmek isterken, onu katbekat büyütmekten; suç vakalarýný önleyelim derken, bireyi suça meylettirici ortamýn koþullarýný hazýrlamaktan bahsediyorum. Eylemlerimizin istemlerimizle çeliþmesi býrakmýyor yakamýzý. Peki, nasýl beceriyoruz bunu dersiniz?
Salý günü (06.04.2011) itibariyle "hadým” yasasýný Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçirmiþ bulunmaktayýz. Artýk cinsel suç iþleyen insanlarý, söylemesi ayýp, hadým edeceðiz! Tabiri caizse "çük"lerini keseceðiz! Bir ustura, bir jiletle deðil elbet. Güya böylesine medeni bir çaðda bu bir gaddarlýk olurdu! Kýlýfýna uyduruyoruz: Hormon tedavisine tabii tutuyoruz. Testosteron seviyesini azaltýcý týbbi müdahale artýk kapýda!
Hapis cezasý yetmiyor bu insanlara! Söylenenlere bakýlýrsa, hapisten çýktýktan sonra da ayný þeyi yapmaya devam ediyorlar. Uslanmýyorlar caným iþte! Anlasanýza! Hormonlarý bozuk, aþýrý salgýlanmýþ onlara göre. Durdurulmalarý lazým! Topluma aykýrý insan bunlar! Hiç saðlýklý ve normal deðiller. Sokakta yürüyen bir kadýn gördüklerinde, bacak aralarýndaki pembe külotlarýný düþlüyorlar! "Ah, hangi köþede sýkýþtýrsam?"ým derdindeler. Çünkü çok terbiyesizler!
Paradokslar tarihinin en büyük paradoksu, belki de tüm tarihi çaðlarýn paradoksu olmaya aday olmaktadýr. Neden mi? Çýrpýndýkça batmaktadýr da ondan. Çünkü bataklýkta yaþamaktadýr zaten insan. Kurtulmaya çabaladýkça bataklýk onu daha da içine çekmekte; battýkça da, korku ve heyecandan, sanki kurtulabileceðini sanmakta, daha bir çýrpýnmaktadýr. Sanýrým güzel bir benzetme oldu. Þimdi bunun üstünden gitmek istiyorum izin verirseniz.
Nedir sorun? Ne ile yüz yüzeyiz? Sýð bakýþ açýmýzýn ardýnda yatan sebepler neler? Bu konuyu sadece hadým konusuyla sýnýrlý tutmuyorum. Bu birçok konuda geçerli bir olgu durumundadýr epeydir. Belki de birkaç bin yýldýr. Ortada korkunç derece ve gittikçe büyüyen bir çeliþki var ki çýrpýndýkça batýyoruz. Kökenleri bakýmýndan oldukça eski, ama bir o kadar da gittikçe büyüyen ve geçerlilik kazanan bir çeliþkidir (paradoks) bu.
Böylesine bir körlüðün ve algý çarpýklýðýnýn içine nasýl gömülebiliriz? Yazýlý tarihin ve sýradan insan yaþamýnýn oldukça büyük bir bölümüne nasýl egemen olabilir bu körlük? Ýnsanlarýn algýlarý nasýl bu derece kirlenmiþ olabilir? Bir çift gözün sade bir bakýþla görememesinden bahsetmiyorum. Çok daha derin bir þey bu. Hemen yaný baþýmýzda, içimizde, bu satýrlarý okurken dahi egemen olmakta bize. Pasifize edilmiþ bir korku, bir “savunma görüngüsü”nün egemenliði altýndayýz.
“Ýnsanoðlu, bilimsel hakikatin araþtýrýlmasý süreci içinde, doðaya egemen olmada yararlanabileceði bilgiye rastladý. Bu alanda büyük baþarýlar elde etti. Ancak tekniðe ve maddi tüketime tek taraflý aðýrlýk vermekle, kendisiyle ve yaþamla olan baðýný yitirdi. Teknik ve maddi deðerler üzerinde yoðunlaþtý; derin coþkular duyma yetisini, bu duygularýn getirdiði sevinç ve üzüntüyü duyma yetisini yitirdi. Ýnsanoðlunun inþa ettiði makina öylesine geliþti ki, onun düþünme biçimini saptayan yeni bir güç haline geldi.” derken oldukça yerinde bir betimlemeyi dile getiriyordu Fromm [1]. Derin duygulaným yeteneðinin yitirilmesi, insandaki sýð bakýþ açýsýnýn ta kendisiydi. Ýnsanýn deriniyle, yani çekirdeðiyle olan enerji kaynaðýyla olan ilintisinin yitirilmesi gerçeklikle ilintinin yitirilmesiyle de alakalýydý.
Betimleme doðruydu, lakin bir eksiklik vardý bu saptamada. Peki, neydi o? Ýnsanoðlu niçin bilimsel hakikatin araþtýrýlmasý süreci içine girmiþ ve doðaya egemen olmak istemiþti ki? Oysa milyonlarca yýl boyunca doðayla arasýna hiçbir perde çekmeksizin yaþamýþtý. Bugünkü tinsel ve bedensel yapýsýna kavuþmasý onun yalnýzca binlerce yýllýk bir deðiþimsel sürecinin sonucuydu. Milyonlarca yýl gibi devasal bir zaman sürecinde böyle bir eðilim sergilemezken, ne olmuþtu da bir filin yanýnda sinek gibi kalan bir zaman zarfýnda (binlerce yýlda) bu denli ani deðiþebilmiþti insan? Ne idi bunu ona iten?
Bu sorunun cevabýný XX. yy’ýn son on yýlýnda hem bir antropolog hem de bir orgonomist olan DeMeo verecekti [2]. DeMeo, geçimini kendi kaynaklarýyla saðlayan tam 1170 topluma ait antropolojik verilere dayanarak sistematik bir çalýþmaya giriþmiþ ve sonuçta elde ettiði tabloda gördüðü resim þu olmuþtur: Cinsel tabu ve sakatlamalarla karakterize, baskýcý, travma yapýcý, þiddet dolu; kadýn-erkek ve ana-çocuk baðýný engelleyen davranýþ kalýplarýnýn toplumsal kurumlarla birlikte desteklenerek ilk defa ortaya çýktýklarý dönem, büyük bir iklimsel deðiþim sürecine eþlik ediyordu. Küresel çapta gerçekleþen insan yapýsýndaki bu büyük deðiþim, Kuzey Afrika, Yakýn Doðu ve Orta Asya’yý kapsayan (“Saharasya” adýný verdiði) bir bölgedeki büyük bir kuraklýðýn neden olduðu travmatik kýtlýk koþullarýndan kaynaklanýyordu. Buradaki travmatize yerli topluluklarýn bu bölgelerden dýþarýya göç yollarýnýn izlenmesiyle, toplumsal baský ve þiddetin, dünya çapýnda nasýl yayýldýðý görülebiliyordu.
Cinselliðin bastýrýlmasý, kýtlýk koþullarýna karþý gösterilmiþ bir savunma görüngüsü olarak karþýmýza çýkar. Baský, þiddet ve tahakküm gibi ikinci elden (doðal olmayan) güdüler ile doðaya egemen olma arzusu, mekanikleþme, kurumlaþma gibi diðer köklü eðilimler de kaynaðýný buradan alýrlar. Kurumlarýyla birlikte baský ve tahakküm ile cinselliðe karþýt bir toplum tabusunun tarih sahnesinde ilk defa, üstelik de eþzamanlý olarak ortaya çýkmasý bu açýdan bakýldýðýnda hiç de þaþýrtýcý deðildir. Reich’in de tüm yaþamý boyunca psikiyatrik çalýþmalarýyla önemini ortaya koymaya çalýþtýðý gibi “uygar” bireyin bünyesinde aslýnda enerjik açýdan bir tür yer deðiþtirme ve bastýrma söz konusudur [3]. Ek olarak, uygarlýðýn insanlarýn cinsel ihtiyaçlarýnýn bastýrýlmasýyla kurulduðunu söyleyen ve “Bütün insanlýk benim müþterimdir.” diyen Freud da bu açýdan bakýldýðýnda pek de haksýz görünmemektedir.
Freud’un sonradan düþtüðü hata, tahakkümün ve bastýrmanýn gerekliliðini sonuç edinen mantýksal çýkarýmlarý olmuþtur. Ona göre uygarlýk öncesi yaþam, oedipus karmaþayla birlikte þekillenen vahþi ve saldýrgan bir evredir. Bu evreyi ise bilinçdýþýna iterek bastýrmak, sýnýrlandýrmak gerekir. Zerzan’a göre, Freud’u sahiplenmek isteyen kiþiler hep, hiçbir uygarlýk eleþtirisine sahip olmayanlar arasýndan çýkmýþtýr. Fakat artýk, Freud’un uygarlýk öncesine dair peri masallarýna inanmamak için elimizde yeteri kadar kanýt bulunmaktadýr [4].
Gayri-medeni denilebilecek bir yaþam sürmekte olan Papua Yeni Gine’nin kuzeydoðusunda yer alan Trobriand yerlilerinin cinsel-özgürlük içindeki doðal dokularýný koruyabilmiþ ilkel-komünal yaþamlarý, biz medeni maymunlarýn içinde yüzmekte olduðumuz sorunun idrakinde oldukça tipik bir örneði oluþturmaktadýr. Tecavüz, hýrsýzlýk, taciz gibi olaylarýn görülmediði bu ilkel ama komünal bir yaþam düzenine sahip ada toplumunda, ayný zamanda bu gibi kavramlarýn dillerinde karþýlýðý da bulunmamakla birlikte, ormanda koþuþturup baðrýþmalarý bize garip gelse de medeniyet toplumunda görülen ruhsal rahatsýzlýklarýn da yeri yoktur*. Dahasý psikiyatrideki “Sorunsuz ergenlik çaðý yoktur.” dogmasýnýn aksine ergenlik döneminin bu tür toplum bireylerinin en mutlu hayat devrelerini teþkil etmesi, gerçekten de çarpýk güdüleriyle tekerlenmekte olan uygarlýk yolundaki insaný bir kez daha düþünmeye sevk etmektedir [5].
Fromm’a geri dönmek istiyorum. Ne diyordu? Doðaya karþý beslediðimiz egemenlik duygusundan ötürü çaba harcarken aslýnda çok daha baþka bir þeyi yitirdik. Derin duygulaným yeteneklerimizle olan baðýmýzý kaybettik. Reich’ýn da söylediði gibi derin duygular, cinselliðe sýrt çeviren (bedensel ve ruhsal) bir katýlaþmanýn pençesinden kurtulup hiçbir zaman özgürlüklerine kavuþamadýlar. Çarpýk algýlama, katýlaþma ve çaðlar boyu insanoðlunun sahip olduðu sýð mantýk (yahut mantýksýzlýk), hep bilinçsizce varlýðýný sürdüren bu “savunma görüngüsü”nün ürünüydü. Tüm paradokslarýn da sebebiydi aslýnda. Uygarlýksa bu paradokslarýn eseriydi kuþkusuz.
Çaðlar deðiþti. Uygarlýk tarihinde deðiþmeyen tek þey paradokslar olarak kaldý. Mekân deðiþti, insanlar deðiþti fakat insan toplumunun iþleyiþ biçimi deðiþmedi. Onun için paradokslarý kendimize siper edindik. Hep kasýlmýþ bedenlerin sözünü dinlemek, dikte ettiklerini daha çocuk yaþta soluðumuzu tutarak yapmak zorunda býrakýldýk. Toplumun dikte ettiði ahlaksal kanunlarý zorla benimsedik. Ýçimizdeki özgür doðadan daima bihaber tutulduk. Ve sonunda kendimizi gerçeði tepetaklak görürken bulduk. Bu nedenle toplumsal huzursuzluklarý hiç de olamayacak yollardan çözmeye çalýþtýk. Buysa ancak ortada var olan bir sorunun belirtisini gizlemekten ve tahakkümü daha da artmaktan baþka bir þeye yaramadý, yani uygarlýðý. “Hadým” yasasý da o hikâye…
[1] Umut Devrimi, Erich Fromm, 1968
[2] James DeMeo, Saharasya, 1990
[3] Kiþilik Çözümlemesi, Wilhelm Reich 1948
[4] Gelecekteki Ýlkel, John Zerzan, 1994
[5] Cinsel Ahlakýn Boy Göstermesi, Wilhelm Reich, 1931
* Ayrýca bu toplumda uygar toplumlarda rastlanabilen homoseksüellik, lezbiyenlik türü eðilimlere ve ensest tabulara da rastlanamamaktadýr.
Konu T_N_T tarafından (07-04-2011 Saat 12:59 ) değiştirilmiştir..
|

07-04-2011, 13:39
|
|
White Cloud Over The Sky
|
|
Üyelik Tarihi: 23-08-2009
Yaş: 23
Mesajlar: 248
|
|
|
Tam doðalcý, ilkelci; katýlmasam da mantýklý gibi görünen bir yazý diyecekken, cinsel özgürlük düþmanlýðýný ve homofobiyi görmemle balon fýssss diye söndü...
|

07-04-2011, 13:43
|
|
Taze Arýza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
|
|
|
Belki "cinsel özgürlük" kavramýndan ne anladýðýnla alakalý bir durumdur bu??
|

07-04-2011, 13:58
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Týpký sorunlu ergenlik ve çocukluðun geliþim evrelerinden biri olarak standart kabul edilen, ilk sadist eðilimlerin baskýnlaþtýðý anal evrenin aslýnda sadece baský altýna alýnmýþ modern toplumun bireylerinin bir niteliði olmasý gibi, Oidipus karmaþasý ve bunu tetikleyen iðdiþ edilme korkusu da ayný ahlaki törelerle ve geleneklerle karþý karþýya býrakýlmýþ uygar toplumun bir yan etkisidir.
Saldýrgan erkeklerin hadým ile tehdit edilmesi dýþ görünüþ itibariyle saldýrýya maruz kalanlarýn korunmasý adýna salýrganlara gözdaðý veriyor gibi görünse de pratikte bu durum ne kadýnlarý güvenceye alabilecek ne de sadist eðilimleri had safhaya ulaþmýþ erkekleri daha baþka ve daha psikopat davranýþlara yönelmekten alýkoyacaktýr.
Maaslesef Wilhelm Reich, James DeMeo, Joachim Trettin gibi orgonominin kurucu ve araþtýrmacýlarýna tüm gerek psikiyatrik, gerek sosyolojik ve en önemlisi de biyofiziksel kanýtlarýna raðmen bu kanýttlar yaygýn birtakým semptomlþarý da iþaret ettiðinden tüm ahlaký ve toplumu eleþtiren özelliðinden ötürü otoritelerce delilik olarak görüldükleri için söylenenler anlamsýz kalmaktadýr.
Maalesef bugün çoðu noktada modern týp ve psikiyatri bilimi salt belirtileri baskýlamak veya etkilerini en aza indirgemmek yoluyla ürettiði çözümleri tedavi süreci veya düzenleme süreci olarak pazarlamaktadýr. Hiç bir kronik hastalýk ilaçlarla tedavi edilemez dediðinizde kimyasal müdahalelerin içeriðini bilmeyen kýpýrtýsýz toplum üyeleri sizi modern bilimi küçümsemekle ve dogmatik olmakla suçlayacak, kendi dogmalarýný ise bilimsel gerçek olarak kesin bilgi þeklinde sunacaktýr. Cansýzlardan canlýlarýn oluþmasýnýn sürekli olarak ve kendiliðinden olaðan olduðunu göstterdiðinizde çöplerden fare oluþamayacaðýný kanýtlayan Pasteur a dayanarak sizi abiyogenez hipotezinin savunucusu olarak görmeye çalýþacak, karbon yerine arsenik kullanan acaip organizmalarla karþýlaþýlýnca da NASA ya basýn açýklamasý yaptýracak kadar þaþýracaklardýr.
Çünkü baskýcý uygar toplumun canlý bilimi kimyasal kanunlarla oluþturulmuþ deðiþmez bir model üzrine kuruludur, týpký toplumun deðiþmez yasalarýnýn toplumun vazgeçilmez unsuru olarak ileri sürülmesinde olduðu gibi. Evrimin sürekli ve insanlarýn kategorilere ayýrýp çizgisel bir þekilde baþlangýcý mucizevi ve bilinmeyen "ilk canlý" mitolojisine baðlamak tarihi derinliklerindeki mutlakiyetçilikten ileri gelir. Bugüne dek hiçkimse çürükçül organizma sporlarýný havada bulamamýþtýr ama çürümenin hala dýþardan gelip ölü canlýya konan gizemli organizmalarýn iþi olduðu düþünüldüðü için kansere de çare bulunamaz. Bu arada kanserli doku ile saðlýklý doku içindeki farklarý canlý olarak betimletyen sayýsýz deney, sayýsýz alternatif teori en sonuncusu olan Wilhelm Reich dahil teoristyenleri gözden düþürülüp deli ilan edilerek yok sayýlmýþtýr çünkü bu vakalarýn kimyasal ilaçlarla tedavi edilemediði ortaya çýkmýþtýr.
Dolayýsýyla ömrü boyunca otoritenin tehditi ile korku ve saldýrganlýða þartlandýrýlarak yetiþtirilmiþ cinsel saðlýðý da akýl saðlýðý oranýnda bozuk kiþilerin akýl saðlýðý kanunlarla, buna ayrýlmaz þekilde baðlý cinsel imgelem ve içgüdüleri ise iþkence metotlarý ile bertaraf edilmeye çalýþýlýr.
Hali hazýrda bugün ortalama bir erkeðin kadýna veya cinselliðe olan hem saldýrgan hem küçümseyici tutumunun alt yapýsýnda anasýna düþkünlük olduðu iddiasýný ortaya atan Freudyen bakýþ açýsý da hem doðru hem de son derece eksiktir. Ýðdiþ edileceði, öldürüleceði veya erkekliðini kaybedeceði korkusu saldýrgan bir erkeððin davranýþlarýný tetikleyen içgüdüsel fakat çarpýtýlmýþ bir atýlým olmasýna raðmen, erkeðin bu davranýþýnýn sebebi çocukken annesinin ona olan davranýþlarýndan ziyade sonraki süreçte toplumun bu ilkel süreci erkeðe þartlandýrarak onun giderek daha ilkel aþamalara geri döndürülmesinden ötürüdür. Yani tecavüze eðilimi olan bir erkek zaten had safhada, akýl dýþý olarak hadým olma, erkek olamama korkusu da yaþamaktadýr. Dolayýsýyla bu gibi önlemler bireysel ölçekte kiþilere uygulandýðý için iþe yarar görünecek olsalar da pratik anlamda varolan sorunun daha da yaygýnlaþmasýna neden oluþturacaktýr.
Lakin erkeðin insan türündeki tecavüz davranýþý sadece uygar insanlarda rastlanan bir davranýþ olmasýnýn yanýsýra ilk ortaya çýktýðý yerde yine ilk cinsel korku ve tehditin toplumsallaþtýðý yerdir. Dolayýsýyla da bu yasa sayesinde tecavüz ve taciz vakalarý azalmayýp, tecavüz ve tacize eþlik eden cinayet vakalarý hatta asýl niyetin tecavüz yani cinsel sadizm olduðunun anlaþýlamayacaðý vahþi iþkence ve öldürme vakalarýnýn artmasý yönünde olacaktýr.
Erkeklerin çükünü silah haline getiren bu toplumdur. Þimdi onu ruhsat a baðlayarak veya kuru sýký atacak þekilde cezalara tabi tutarak normale getirmeye çalýþýrkan hala ilginç bir biçimde hiç bir noktada ahlaki yargýlarýn cinsel baskýnýn yan etkileri, ýsrarla korunan törelerin etkileri hiç tartýþýlmamaktadýr.
Çünkü modern toplumun bu gibi durumlarda uyguladýðý yöntem tedavi deðil, belirtileri kontrol altýnda tutmak yönündedir. Belirtiler kontrol altýnda da tutulamaz sadece aldatmacý biçimde tecrit veya baskýlama yoluyla yokmuþ farz edilir.
Týpký bütün psikotik ve nevrotik durumlarýn en temelde cinsel güvensizlik ve bunu oluþturan orgazm korkusu ve yeteneksizliði olduðu bilindiði halde, insanlarý bu duruma getirip makinelere dönüþtüren süreçlerin mecburi olduðu noktasýnda uydurulmuþ ilkel veya modern mitoslarýn kültürel evrimin hala geçerliliðini koruyan deðiþmez kanunu olduðu noktasýndaki Freud un da yaþlýlýk ve kanser sonrasý savunduðu yaygýn safsatalarýnda rastladýðýmýz gibi.
|

07-04-2011, 14:08
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Alıntı:
|
Ayrýca bu toplumda uygar toplumlarda rastlanabilen homoseksüellik, lezbiyenlik türü eðilimlere ve ensest tabulara da rastlanamamaktadýr.
|
Düzeltmek gerekirse, rastlanmamakta deðil, tabu olarak görülmemesine raðmen bu çeþit eðilimlerin yaygýnlýðýnýn modern toplumdaki kadar yaygýn olmadýðý gözlenir denmelidir. Ensest veya pedofili gibi eðilimler zaten bu aþamaya kadar ilerleyebilmesi için aþýrý ahlaki baský ve anti cinsel yaþam biçimi gerektiði için yoktur. Escinsel eðilimler doðal olarak mümkündür fakat modern toplumdaki escinsel eðilimlerin tamamýnýn yani heteroseksüellerin saðlýksýz escinsellerin saðlýklý olduðu gibisinden escinsel örgütlerce yaygýnlaþtýrýlmýþ ikinci dereceden bir savunma tepkkisinin toplumun tepkisi nedeniyle abartýlmasý durumu da söz konusudur. Ancak nasýl ki saðlýklý iliþkiden yoksun bir heteroseksüel cinsel kimliði noktasýnda da ancak o ölçüde olaðan dürtüleriyle tepki verebiliyorsa ayný þey escinseller içinde geçerlidir toplumdaki tüm escinsellerin hormonal veya genetik nedenlerle böyle olduklarý fikri yanlýþtýr. Kiþinin neden hoþlandýðý,ne istediði, kiminle nasýl iliþki arzuladýðý ve iyileþtirilmesi gerekip gerekmediði, (escinselliðin hastalýk olup olmadýðý konusu salt biçimseldir) kiþilerin isteklerine baðlýdýr.
|

07-04-2011, 15:15
|
|
Taze Arýza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
|
|
|
Rastlamamasý ya da yaygýn olmamasý aslýnda bize bu türden eðilimlerin o tür toplumlarda indirgendiði fikrini veriyor. Kitabý okuyalý epey olmuþtu. Ben öyle anýmsýyorum. Homofobist deðilim. yalnýzca kýsaca deðinmek istedim. Ýllynanarch gibi yazýmdan öyle bir sonuç çýkarýlabileceði aklýmdan da geçmemiþti doðrusu. Bir küçümseme ya da nefret eðilimi de gütmüyorum o tür insanlara karþý. Lakin bu durumu onlarýn bir suçu ya da onlardan kaynaklanan bir durum olarak da görmemekteyim. Diðer yandan kalýtýmsal bir etkene baðlý olmamasý da toplumsal çevrenin bunda etkisi olduðu izlemini güçlendirmekte gibi..
|

07-04-2011, 16:08
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Özel olmasý da gereken cinsel yaþamýn bu kadar kamu standartlarýna baðlanmasý da uygar eðitimin bir parçasý zaten. Bizim beyaz adam (amiyane tabirle) ilkelin cinsel yaþamý denildiðinde, herkesin hep beraber grup sex yaptýðý toplu sex alemleri algýlýyor kendi fantazilerini ahlak ile bastýrýp bir yandan gösteriþçi ve teþhirci eðilimlerle dýþavurabildiði için. Bunun dýþýnda vahþi denilen kültürlerde çoðunlukla tabu olarak görülen bir çok anlayýþýn temelinde de (özel yaþam üzerine yani partneriyle ilgili olarak erkekler arasýnda üstünkörü karþýlýklý konuþulmamasý gibi. Bu modern insan için ahlaki bir tutum veya tabu olarak algýlanýr, oysa ahlaki tutuma göre abartýlmýþ tabulaþtýrma yani yücelterek düþünme aslýnda direkt uygar insanýn kendisidir) bunlarýn üstünkörü konuþulmayacak ölçüde ve herkesle paylaþýlamayacak kadar ciddiye alýnýyor olmasýndan ötürüdür. Ölüm kalým meselesi deðildir veya ömür boyu tek eþlilik fikri yoktur fakat gençlik dönemindeki baðlýlýðýn olmadýðý en ufak flörtler bile üstün bir çaba gerektiren son derece ciddi giriþimlerdir. Uygar toplum ise ahlak ile bu giriþimleri bastýrýp, bir yandan da ciddiyetsiz bularak her þeyi metalaþtýrmaya çalýþýr. Bu noktada kiþilerin alýþýlmýþýn dýþýndaki sevgi iliþkilerti de uygar toplumda kafa karýþtýrýr öyle ki birbirlerine çok baðlý olan iki dostun bu yakýnlýðý hakkýnda escinsel imalarla kontrol mekanizmalarý bile kurulur. Beri yandan halen cinselliði barýndýran iliþkiler hor görülür. Bunun ilk örneklerini de kadýn erkek sevgisinin hor görüldüðü antik çaðda görmekteyiz modern toplumun daha erken aþamalarýnda. Yine cinselliðin yani cinsel hazzýn günah sayýldýðý Victoria döneminde erkeklerle kadýnlarýn birlikteliði ilk günah ile iliþkilendirilip hemcinslerin cinsel oyunlarý toleransa tabi tutulmuþtur. Kýsacasý uygar toplum en baþtan karþý cinsleri birbirinden izole ederek cinsel güdülerini birbirleri üzerinde dýþa vurmalarýný, küçümsemelerini, bu biçimiyle yüzeysel þekilde tatmin etmelerini istemektedir. (Kýzlar ve erkekler kontrol dýþý seviþmesinde ne olursa olsun.) Bu durumda duygusal baðlýlýklarýn escinsel eðilimlerle ortaya çýkýp escinselliðin açýklanmasýný da istemezler çünkü uygar toplumun en büyük tabusu cinselliðin ,cinsel hazzýn ta kendisidir. Onu kontrol edemeyecek olursa, genelde yaþlýlarýn denetiminde olan toplumun tüm kontrol mekanizmalarý yitirilecektir.
Kýsacasý uygar toplum her bakýmdan anti cinseldir, cinselliði hem bayaðý görür hemde vazgeçilmez görür. Vazgeçilmez görme nedeni salt biçimseldir lakin insanlarýn cinsel dürtülerinin tamamem ortadan kalkmasý söz konusu da deðildir. Ancak bunu salt üreme ve kültürün devamlýlýðý için gereken bir durum olarak hesaba katar. Dolayýsýyla da bu durum anti cinsel bakýþ açýsýnýn, yani belli standartlara baðlanan ve bunlarýn dýþýndaki eðilim veya seçimlere iðrendirici þeyler gibi bakan,aslýnda ise kendi cinselliðinden iðrenen, dolayýsýyla da her türlü sevi iliþkisini de alaya alarak, bayaðý espiri konusu yaparak, üstünlük taslama unsuru haline getirerek vs. küçümseyen ruhsal durumun izlerini her yerde görmemize neden olur.
Konu Orgon tarafından (07-04-2011 Saat 16:18 ) değiştirilmiştir..
|

08-04-2011, 12:32
|
 |
Raporlu Arýza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: Ýzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Alıntı:
Orgon´isimli arýzadan alýntý
Özel olmasý da gereken cinsel yaþamýn bu kadar kamu standartlarýna baðlanmasý da uygar eðitimin bir parçasý zaten. Bizim beyaz adam (amiyane tabirle) ilkelin cinsel yaþamý denildiðinde, herkesin hep beraber grup sex yaptýðý toplu sex alemleri algýlýyor kendi fantazilerini ahlak ile bastýrýp bir yandan gösteriþçi ve teþhirci eðilimlerle dýþavurabildiði için. Bunun dýþýnda vahþi denilen kültürlerde çoðunlukla tabu olarak görülen bir çok anlayýþýn temelinde de (özel yaþam üzerine yani partneriyle ilgili olarak erkekler arasýnda üstünkörü karþýlýklý konuþulmamasý gibi. Bu modern insan için ahlaki bir tutum veya tabu olarak algýlanýr, oysa ahlaki tutuma göre abartýlmýþ tabulaþtýrma yani yücelterek düþünme aslýnda direkt uygar insanýn kendisidir) bunlarýn üstünkörü konuþulmayacak ölçüde ve herkesle paylaþýlamayacak kadar ciddiye alýnýyor olmasýndan ötürüdür. Ölüm kalým meselesi deðildir veya ömür boyu tek eþlilik fikri yoktur fakat gençlik dönemindeki baðlýlýðýn olmadýðý en ufak flörtler bile üstün bir çaba gerektiren son derece ciddi giriþimlerdir. Uygar toplum ise ahlak ile bu giriþimleri bastýrýp, bir yandan da ciddiyetsiz bularak her þeyi metalaþtýrmaya çalýþýr. Bu noktada kiþilerin alýþýlmýþýn dýþýndaki sevgi iliþkilerti de uygar toplumda kafa karýþtýrýr öyle ki birbirlerine çok baðlý olan iki dostun bu yakýnlýðý hakkýnda escinsel imalarla kontrol mekanizmalarý bile kurulur. Beri yandan halen cinselliði barýndýran iliþkiler hor görülür. Bunun ilk örneklerini de kadýn erkek sevgisinin hor görüldüðü antik çaðda görmekteyiz modern toplumun daha erken aþamalarýnda. Yine cinselliðin yani cinsel hazzýn günah sayýldýðý Victoria döneminde erkeklerle kadýnlarýn birlikteliði ilk günah ile iliþkilendirilip hemcinslerin cinsel oyunlarý toleransa tabi tutulmuþtur. Kýsacasý uygar toplum en baþtan karþý cinsleri birbirinden izole ederek cinsel güdülerini birbirleri üzerinde dýþa vurmalarýný, küçümsemelerini, bu biçimiyle yüzeysel þekilde tatmin etmelerini istemektedir. (Kýzlar ve erkekler kontrol dýþý seviþmesinde ne olursa olsun.) Bu durumda duygusal baðlýlýklarýn escinsel eðilimlerle ortaya çýkýp escinselliðin açýklanmasýný da istemezler çünkü uygar toplumun en büyük tabusu cinselliðin ,cinsel hazzýn ta kendisidir. Onu kontrol edemeyecek olursa, genelde yaþlýlarýn denetiminde olan toplumun tüm kontrol mekanizmalarý yitirilecektir.
Kýsacasý uygar toplum her bakýmdan anti cinseldir, cinselliði hem bayaðý görür hemde vazgeçilmez görür. Vazgeçilmez görme nedeni salt biçimseldir lakin insanlarýn cinsel dürtülerinin tamamem ortadan kalkmasý söz konusu da deðildir. Ancak bunu salt üreme ve kültürün devamlýlýðý için gereken bir durum olarak hesaba katar. Dolayýsýyla da bu durum anti cinsel bakýþ açýsýnýn, yani belli standartlara baðlanan ve bunlarýn dýþýndaki eðilim veya seçimlere iðrendirici þeyler gibi bakan,aslýnda ise kendi cinselliðinden iðrenen, dolayýsýyla da her türlü sevi iliþkisini de alaya alarak, bayaðý espiri konusu yaparak, üstünlük taslama unsuru haline getirerek vs. küçümseyen ruhsal durumun izlerini her yerde görmemize neden olur.
|
orgon gayet güzel söylüyorsun ancak bu fikirleri yani uygar üstüne öne sürdüðün tezleri yanlýþlayacak birçok istisna yok mudur gündelik yaþamda? hani belli baþlý merkezlerde, akademilerde ve ortodoks eðilimlerde bu söylediklerin pekala anlamlý ve kapsayýcý olmakla birlikte gündelik yaþamýn sayýsýz çeþitlenmesi içinde bu tespitler ne derece kapsayýcý olabilir?
iki insan arasýndaki iliþkinin niteliði en nihayetinde iki insan arasýndaki mahremiyette ve özgün faktörlerde geçer. ebeveynler ne denli müdahaleci olsa da gençlerin yaþamlarýný her aþamada kontrol edemedikleri gibi bireyler hissettikleri ölçüde/nispette yaþar birçok þeyi. örneðin, hamilelik korkusu ve kontrolü ne kadar yaygýn ve kontrol edilirse edilsin birçok gencin ergenlik yaþlarýnda hamile kaldýðý biliniyor. medyaya yansýyan ve gözlemleyebildiklerimizse hep sansayonel örnekler oluyor örneðin.
bunlarý kaba bir itiraz, eleþtiri ve yanlýþlama çabasý olarak algýlayýp silahlarý kuþanma  özetle bu tezlerinin dýþýnda ve hiç de istisna sayýlamayacak sayýsýz örnek gündelik yaþamýn özgünlüðü ve kestirilemezliðinde yaþanabiliyor mu? bunu soruyorum...

Mey kasemi kýrdýn yere vurdun Tanrým
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrým
Gül renkli þarabým yere döktün tekmil
Zanným budur ki sen de sarhoþ oldun Tanrým...
Hayyam...
|

08-04-2011, 20:24
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Ýstisnalar kaideleri, gelenekleri, baský mekanizmalarýný, deðiþmeyen önyargýlarý bozmuyor albatross. Olgularý söylediðin biçimde kendini belli kriterlerden kurtarabilmiþ insanlarý referans alarak sunmuyorum lakin onlara karþýt olan eðilimlerin etkinliði halen gerek sosyal olgularda gerek eðitim politikalarýnda etkisini aðýrlýklý olarak hissettiriyor.
Bakýþ açýnda oldukça mekanist bulduðum bir kýsým var bu noktada da. Toplumsal yani sosyolojik olgularda istisnai durumlarýn varlýðý sanýyorsun ki varolan baskýn durumu yanlýþlayan örnekler oluþturabildiði için bu durum varolan duruma dair tüm tezleri de geçersiz kýlýyor. Bir defa tüm insanlýðý birebir istisnasýz þekilde açýklayabilecek genel bir deðiþmez formülasyon olmadýðý gerçeðini göz önüne alýrsak senin bu hipotezin de çöker. Kýsmi de olsa kendi özgüvenini bir þekilde koruyabilmiþ, kitle ile ayný düzeyde çakýlýp o bakýþ açýsýna özenmeyen yani hazýr önüne sunulmuþ olan ile özdeþim kurmayan özgün bireyler her çaðda mevcut olmuþtur ve bu kiþiler her çaðda baskýn anlayýþa aykýrý biçimlerde yaþamýþlardýr.
Uygarlýðýn idealist kalýplarý, ilerleme mitolojileri, erdem kürsüleri vs ise çocukluktan yetiþkinliðe bu aykýrý bireyleri daha da travmatize edecek þekilde doðrudan müdahalelerde bulunur. Bu kiþilerin daha azýnlýk ve birbirinden kopuk biçimde yalnýzlaþmnasýnýn, etkinliðinin pasifize olmasýnýn sebebi de budur zaten. Yani insanlar ideolojilerle ve peygamberlik iddialarýyla kuþatýlmýþ biçimde þartlandýrýlmýþ durumdadýrlar, topluluðun baskýn fikirlerinden farklý yaþayanlar bunu insani bir hak ve gereklilik olarak talep etme eylemine soyunduklarýnda çoðunluðun rahipler örgütü veya medeni yaþam olarak dayatýlan üstünkörü sözde kriterlere dayananlarýn eðitim misyonerlikleri ile sindirilirler.
Yani bugün çoðu insanýn saf,çocukca bulduðu durumlarýn ne uygarlýðýn temel iddialarý ile, ne yasalar vasýtasýyla koruunduðunu deðil, tam tersine zorbalýðýn yararýna olacak þekilde alttan alttan etkisini hissettiren bir faþizan bakýþ açýsýnýn baskýnlýðýný gözlemleriz. Her türlü kutuplaþmalar, coþkusal veba, yani ýrkçýlýk, milliyetçilik ve savaþ çýðýrtkanlýklarý olarak dýþa vurmuþ cinsel tabulardan beslenen paranoyak eðilimler ve bunun sonuçlarý her yerde karþýmýza çýkar bundan ötürü.
Basitleþtirecek olursak, uygarlýk öncesinde cinsel saldýrýya maruz kalan bir diþi, bugün anlamakta çoðunluðun güçlük çekeceði biçimde, fiziksel þiddet dýþýnda psikolojik olarak aðýr travmaya maruz kalmaz bu olay atlatýldýktan sonra ve yaþamýnda herhangi büyük deðiþiklik de olmaz. Ancak eylemi gerçekleþtiren saldýrganýn topluma geri kazandýrýlmasý gibisinden kurbanlarý kayýp olarak deftere iþleyip içi boþ ve salt göstermelik bir acýma duygusuyla hiçe indirgeyen saçma ve sözde insani kriterler olmadýðý, bireyin özerkliði ve özgürlüðü önem sýralamasýnda önde geldiði için tecavüzcünün uðradýðý lanet belki de ömrü boyu o toplumda varolabilmesini engeller, artýk lanetlenmiþtir ve bu lanet dini olmaktan öte zarar verdiklerinin lehinedir. Uygar toplum bir maskeleme giriþimleri uygulamasýdýr her ne yaparsa yapsýn sonuçlarý daima zorbalýðýn lehine olur. Dolayýsýyla da 6000 yýl boyunca sayýsýz yasa koysa da zorbalýk azalacaðý yerde tam tersine giderek artar. Bu tür suçlarý aðýr cezalandýrsa bile hiç bir iþe yaramaz çünkü bunlarý eyleme geçirilebilmesini engelleyecek insani bakýþ açýsýndan yoksun olduðu için durmadan yenilerini türetir ve olasý kurbanlarý korumak adýna bireylerin özgür doðalarýný denetim altýnda tutmak yöntemini kullanýr. Yani kýsýr döngü. (örneðin kadýnlarý ve çocuklarý koruma adýna baþlatýlmýþ ömür boyu süren kýsýtlamalar gibi) Uygarlýðýn doðal içgüdüleri korumak gibi bir amacý bulunmaz onun tek erdemi herkesi belli bir yüceltilmiþ sözde amaca yönelik olarak tek tipleþtirmek, nefreti yaþam biçimi olmuþ baðýmlý bireyleri askere ya da polisliðe yazdýrarak güya topluma kazandýrmak üzerinedir.
Bunlarýn acýsýný da yine senin istisnai bireylerin çeker çünkü onlarýn doðal arzularýný koruyacak kanunlar yoktur. Kanunlar daimacaleyhlerine çalýþýr ve amacýnýn onlarý korumak olduðunu iddia eder. Uygar dünyadaki bunca çatýþma, zorbalýk ve savaþýn neden oluþtuðunu sanýyorsun ki? Ya da ilkel toplumlarda neden polise gerek olmadýðýný? Bireyin özgürlüðü diye bir kavram sadece bireyleri medeniyet denilen aldatmacaya ikna edip kazanmak için uydurulmuþtur pratikte bir anlamý bulunmaz. Hatta uygarlýk, bireysel özerklik kavramýný bu bireyleri birbirlerinden izole etmek, herhangi olumsuzluklarda da salt bireyi sorumlu tutmak için kullanýr. Sen de misal toplum dýþý yani evlilik dýþý hamile kalan partnerin tacize uðrayýp mahkemede boynu bükük býrakýldýðýn ana kadar bunu farkedemezsin kendi baþýna gelmediði halde de en fazla buna maruz býrakýlanlar nedeniyle topluma kýzýp durursun. Sonuç?
Devletin, özel mülkiyetin ve kamu fikri denilen saçmalýðýn baskýn olduðu bir düzende bireyden ve bireyin özgürlüðünden dem vurmak yeterince saçma zaten. Dolayýsýyla bunlara yani meta deðerlere en az sahip olanlar da daima en katý törelere esir olacaklardýr. Yok buna isyan eder baþarýrsa bildiðin empatiden ve insani deðerlerden az nasibini almýþ sömürücü kapitalist olacak fukara diye öbürünü hor görüp baþýna gelenler müstahak bunlara diyecektir onu hor gördüklerinden daha çok koruyan uygarlýðýn ideallerine yaslanarak.
|

08-04-2011, 20:48
|
 |
Raporlu Arýza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: Ýzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Mavi Defter - İçimizdeki Şeytan ve Melek: Şempanzeler ve Bonobolar, İnsanın İki Yüzü
þuna göz atar mýsýn? maymunlar ve bonobo'lar üzerine bir deðerlendirme...
koca bir uygarlýk sürecini ve tabi sürecin öznesi insaný herhangi bir tek tezle izah edemem; kaldý ki böylesi bir iddiam da yok. fakat, sezgisel biçimde de hissedip gözlemlediðim þu genel tavýr var: siyah-beyaz tarzý saf iyilik ve kötülükler mevcut deðil... savaþ, þiddet, tecavüz vs durumlar yaygýn olsa da, her dönemde bunlara karþý gelmiþ insanlar da vakýa...

Mey kasemi kýrdýn yere vurdun Tanrým
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrým
Gül renkli þarabým yere döktün tekmil
Zanným budur ki sen de sarhoþ oldun Tanrým...
Hayyam...
|
|
Konuyu toplam 1 kiþi okuyor. (0 Kayýtlý üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|