Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji

Egonun Patolojik Biçimleri

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Egonun Patolojik Biçimleri konusu: Alıntı: AlbatrosS ´isimli arızadan alıntı insanların kendileri ve yaşamları hakkındaki his ve algıları da bilinçli/farkında olunan birer ''yanlış''(!) tercih olamaz mı? "Yanlış" genellemesini mevcut şartlara ve durumlara bağlı eksiklik veya ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 20:04
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
insanların kendileri ve yaşamları hakkındaki his ve algıları da bilinçli/farkında olunan birer ''yanlış''(!) tercih olamaz mı?
"Yanlış" genellemesini mevcut şartlara ve durumlara bağlı eksiklik veya öngörülen arzuları karşılamakta yetersizlik olarak düşünürsek olabilir, doğrusu da budur. Yetersizlik de bahsettiğim gibi bir engellilik durumu olmayıp yine kişinin motivasyon biçimine ve seçimlerine bağlıdır. (Yani hayatın kişisel beklentileri karşılama kanunu yoktur evrensel yasalarda ve bu durum insan zihni varlığını korumak amacıyla bir de ego yaratmış olduğu için insan olmayı zorlaştırır, hasta ruhlu hale getirebilir.)
psikotik davranış bozukluklarını veya zamanla beyinde bazı hasarlara da neden olabilen şizofreniyi ve benzer patolojik etkide bulunan ağır vakaları düşünürsek (gerçi çoğu vakada hasarın sebebi en az yarı yarıya, empatiden tamamen yoksun, kimyasal-mekanik yanlış tedavi yöntemlerinin uygulanmış olmasıdır.) bunlarda ön planda bulunup etkinlikte bulunan sabit, tutarlı, toplumca ve bireyce oluşturulup onaylanmış bir ego ve kontrol mekanizması tam tersine bulunmaz. İdeolojik eylem boyutundaysa egodan bahsetmek bu açıdan gerçekten daha doğrudur ve nitekim egosu tavan yapanlarda genellikle varlığını garantiye almak için kitleye uyum sağlamaya çalışırken çığırından çıkan nevrotik vakalardır ve uygar dünyadaki ortalama insan kitlesinin % 99 unu oluşturan "normal insanlar" olarak bilinirler. (normal yani olağan-doğal insanın bu olmadığı bilgisi de; bu durumun, modern tıbbın ve psikiyatrinin bildiği halde hala ısrarla hasır altında sakladığı, boşalma ve titremeden ibaret olmayıp bilinçsiz ve otonom yaşanan doğal orgazm tepkisine engel olduğu; ve uygarlaşmamış insanlarda hem egonun hem de bu yeteneksizliğin pek bulunmadığı ve de bunlardan ötürü ortaya çıkan hastalıklara yabancı oldukları ortaya çıkınca anlaşılmıştır. )

Konu Orgon tarafından (23-01-2011 Saat 20:17 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 22:25
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
yazıya tamamiyle katılmasam da ( ego freud'un ortaya attığı bir kavram olmasından dolayı id ve süperego'yu da hesaba katıyor.çoğu yerde benlik=ego olarak bahsettiğin aslında id-şarhoş olunca id daha baskın olur...gibi- ya da süperegonun-gruba uyma- bir sonucu) ego, empoze edilmiş düşüncelerden oluşabilen bir ilizyon olabilir.

Duygu ve düşünceler benliğin küçük bir parçasıysa büyük parçası ne? bilinçli bir şekilde düşünceler savunulamaz mı?

bu deney insanın karar verme sürecinde, çevresinin etkisinin ne denli önemli olduğunu anlamaya çalışan deneydir.bazen bir düşünceyi savunmak ‘benliğin’ karar verdiği bir şey olmayabilir,çevrenin etkisi de büyük bir etken.’gerçeği aramak’ ise o kişinin benliğine kalmış.gerçek orada işte 2 numara.

Alıntı:
haz
bu yazıda bahsedildiği gibi insanda bir egonun (hırsın) olduğu doğrudur.Bunun İnsanın hayatını mahfettiği de doğrudur, ancak bu bir sebep değil sonuçtur. İnsan başka şeylerin sonucu olarak bu hırslı dünyayı kendine kurar...
buna katılıyorum...
fakat zihinden arınmak,mantıktan arınmaktır.
zihnin ötesindeki gerçek öz'ü bulmak...bu bir yaşam tarzı olabilir ancak,gerçek kimliği bulmak değil.


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 24-01-2011, 00:39
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 17-02-2010
Mesajlar: 70
Zihinden arınmaktan bahsetmemiştim bilmiyorum neden öyle dediniz.
Gerçek kimlik nedir?


ZOR
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 24-01-2011, 09:46
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
Alıntı:
haz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Zihinden arınmaktan bahsetmemiştim bilmiyorum neden öyle dediniz.
Gerçek kimlik nedir?
onlar birey'e


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 24-01-2011, 09:48
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
Alıntı:
haz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Zihinden arınmaktan bahsetmemiştim bilmiyorum neden öyle dediniz.
Gerçek kimlik nedir?
onlar birey'e. 'Kendinizi zihin ile tanımlamaktan vazgeçin...'


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 24-01-2011, 14:02
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Genel açıdan, biyolojik evrim açısındanda yanlış zaten insanın kendini sadece öğrenilmiş bilgiler vasıtasıyla tanımlayıp tamamlamaya çalışması çünkü bu durumumda madalyonn iki yüzü vardır ve öğrenilmiş bilgiler daima kişisel olmayabilir. (2x 2=4 aksiyomunu kişisel olarak doğru kabul etmek aslında aksiyomu kabul etmek, aksiyom ise kişisel olmayan bir alanın ortaya koyduğu bir veridir) Matematik veriler belki masum görünebilir ancak aynı derecede etkili olan, yani aynı derecede bireyin fazla düşünmeden yaşamsal alışkanlıklarla üzerinde uzlaştığı toplumsal veriler de söz konusudur.

Zihnimiz olmadan da yaşayabiliyoruz, öldürmeden beynin o kısmını belirleyip çıkarmak mümkün olsa insan hayvansal dürtüleriyle de yaşayabilir onları hafıza yardımıyla kategorize etmeden. Üstelik canlılığın en karmaşık kısmı da zihinden önceki oldukça uzun bir dönemi kapsar yani zihin öncülü olmaksızın manasızdır, hatta yoktur. Ancak tersi daima mümkündür yaşamak için zihin ve bilinç şart değildir. Zihin aslında bu dürtüsel uyarımları durmadan işleyebildiği için zeka, özgünlük, bireysellik,farklılık ve yaratıcılık denilen durum ortaya çıkar, aksi takdirde insan kendi inşa ettiği bilgisayarlar ve robotlar gibi kesin komutlarla varolurdu. Nitekim dürtülerinden tamamıyla veya büyük oranda korkan insanlar da bu nedenle biraz robotlara benzerler ve sorgulamaksızın kendilerine söylenenlere boyun eğer, istemeselerde otomatik davranabilirler.

Bu noktada yukarıdaki deneyden de hareketle karşımıza sunulan seçeneklerden çevrenin kişiye etkisi veya kişinin kendi algısının farkındalığı konusundaki kesin çıkarımların doğru olduğunu da düşünmüyorum. Nitekim deneyde kullanılan bireyler toplu haldeyken farklı fikir öne sürdüklerinde benliklerinin çevreden etkilendiği tezi üzerinden bu tür bir mekanik bağıntı kurmak tek başına böyle bir tekil bağıntıdan hareketle çok da doğru değil. Lakin test e tabi tutulan her bireyin deney sırasında belli bir gerilim taşıdığı görülüyor ki bu daha önemli bir konu bana göre. Ayrıca teste tabi tutulanlar deney gereği pasif durumdalar bu da özgün karar mekanizmalarını olumsuz etkilemekte neye tabi tutulduklarını bilmediklerinden ötürü doğal bir merak ve tedirginlik içindeler. İşte bu gerilim anı da egoyu masum bir şekilde devreye sokabiliyor, kişi yanıldığını veya yanlış gördüğünü düşünmüş olabilir farklı cevap verenleri gördüğünde. Oysa tek başına iken böyle bir düşünce geliştirebilmesi söz konusu değil. Yani kişi o noktada kendi cevabında ısrar ederse bunu egosuna bağlamak, çevreden etkilendiğinde çevrenin kendi fikri ve davranışına etkide bulunduğuna varmak doğru değil aslında iki durumda da en doğrusunu yapmaya çalışırken neye göre cevap verirse versin iki durumda da egosu sayesinde cevap vermiş oluyor, biri egosal diğeri ego dışı değil. Yani çevreden etkilenilse bile buna karar veren yine benlik burada pasif bir bilinçdışılık söz konusu değil. Bireylerin özellikle bu çelişkiye düşmesini planlayan bir deneyin kurulduğunu da düşünürsek.

Ego ille de her zaman olumsuz değildir benliğin bir duruşudur yaşam karşısında. Burada bir sorun aranacaksa bu sorun ego nun değişmez kalıplar dahilinde dışardan benimsetilmiş bir biçime hapsedilip hapsedilmediğidir, nitekim hastalıklı davranışlar olarak tabir edilebilecek kronik rahatsız tepkilerin nedeni de genelde egonun bu şekilde kısıtlanmış ve değişmez kalıplara sıkıştırılması yani hiç bir şekilde belli davranış kalıplarından bağımsız hareket edememe durumunda ortaya çıkmakta, giderek baskınlık kazanmakta hatta travmatik durumlara kadar ilerleyebilmektedir. Bunun ötesinde benlik, kişilik gibi kavramların görünümü de benzerdir olağan koşullarda bu değişmez veya her durumda aynı şekilde davranmak ve her durumda kişiliği savunmak onu daima ön planda tıutmak özelliği yoktur insan dahil hiç bir canlıda. Özellikle duygusal bağ kurulduğunda, belli bir motivasyon halinde veya yaratıcı çalışmalarda veya sevgi ilişkilerinde ya da sex in doruk noktasında tamamen kendini nötr lenip bir benzetmeyle söyleyecek olursak resetlenerek yeniden kurulabilir. (uykudaki rüyaların da bir işlevi budur, rüyalara verilecek kehanetimsi, özeleştirisel veya freudyen bilinçli anlamlar ise doğru olsalar bile bu anlamlar rüyaların kendi işlevleri ölçüsünde önemli değildir, tıpkı bilinç gibi) Dahası, yaşayan canlının özerkliğinin bir yansımasıdır aslında bu noktada ego, yani istediğiniz kadar trans a geçin kendinizden, zihninizden, benliğinizden sıyrıldığınızı düşünün, kuracağınız empatide bile bunu algılayan kişi olarak ego sayesinde bunlardan haberdar olabilirsiniz varlığınızdan sıyrılmanın doğrudan ve kalıcı bir yolu yoktur. (belki zaman zaman boyut değiştirirseniz bile bu yine sizde anlşam bulacak ve yine geri döneceksiniz yaşadığınız sürece ve bu normaldir) Ancak buradaki ince nokta egonun savunma davranışlarının baskın olup olmaması durumudur ki, bunun nedeni de kişinin varlığını tehdit altında hissetmesidir dolayısıyla da çevrenin etkisi veya baskınlığı, kendi algısından emin olamama veya kolayca dış etkilerden etkilenme durumları da bu olgunun mevcut hali dahilinde ortaya çıkarlar. Hatta egoistlik veya bencillik,narsistlik , empatiden yoksunluk her neyse bunların tamamı da aynı nedenden ötürü baskın hale gelip egoyu olumsuz bir hale sokarlar çünkü artık uyumun yerini savunma tepkileri almış durumdadır ve bu nedenle kişi kendi ötesine karşı daima savunma durumunda olduğundan egoist olarak nitelenebilir durumun ağırlığına göre. Genel geçer terminoloji açısından hastalık yani zarar veren etkiler olarak göze çarpan ego davranışlarının tamamı da aslında bu nedenle aşırı derecede savunma davranışlarına ve tepkilerine şartlandırılmış bireylerin bu davranışlarını kronik hale getiren savunmalarını neden sürekli yinelemekte olduklarını anımsamamalarından ileri gelir. Lakin bu anımsamama durumu aynı zamanda o derece güçlü bir savunmaya neden olacak ölçüde rahatsız edici bir durum yaşanmış olduğu için o an ortaya çıkıp kalıcı hale geldiği için, kişi bunu bu derece rahatsız olduğu şeyi her seferinde yeniden bilinçli şekilde yapmaktansa otomatik davranış kalıplarına dönüştürüp bilinç kısmını zihnin çok flu ve doğrudan müdahale dışında anımsanamayacak derinliklerde bırakmıştır. Üstelik de bunu şiddetle ve faatik ölçüde yaptığı oranda aslında istemeden savunmak amacıyla yapmaktadır ve rahatsızdır bu kalıp davranış hatta vücut duruşunu, olağan yüz mimiklerini oluşturacak ölçüde kasların duruşuna da aynen aktarılır ve asıl duygu engellendiği için belli bir gizil kasılma daima mevcut hale gelir. (dalkavuk memurun amirlerine sürekli sadakat içinde görünmeye çalışırken zamanla iki büklüm bir vücuda doğru evrilmeye normalden daha yatkın olması, isterik kişinin daima kastığı omuzlarını olması gerekenden daha dik bir omuz duruşuyla atak bir kişi izlenimi vermekte bilinçsiz olarak kullanması gibi.) İşte bu da yinbe salt insanlara özgü bir davranıştır çünkü diğer canlıların uzun süreçli hafızası bu denli etkili olmadığından ötürü bir hayvan zihinsel travmadan kaynaklanan kalıp davranışlara doğrudan şartlandırılabilse bile bu etki ortadan kalkınca normale dönüşmesi muhtemel olduğu halde, buna benzer nedenlerle kendi kendini zihnen şartlandırmış insanlar ortada tehdit olsa da olmasa da bunu varlıklarının bir parçası olarak ömür boyu sürdürebilir, hafızalarında devamlı oluşturup sayısız obsesyonlara bağlayarak bu savunma davranışını sürdürebilirler. Egonun olumsuz olaylara etkisi de aslında bu şekilde kalıba sokulmuş, tedirgin ve sürekli savunma durumunda egolardan kaynaklı davranışlardır ve yer yer şiddet, suçlulk duygusu, bencillik, paranoya , kaygı biçiminde ortaya çıkarlar.

Konu Orgon tarafından (24-01-2011 Saat 14:23 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #17 (permalink)  
Alt 05-02-2011, 13:43
gfawkes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-02-2011
Yaş: 21
Mesajlar: 14
insan kazandıklarından ve kaybettiklerinden;kazanmak arzusundan ve kaybetmek korkusundan oluşur.varoloşuyla bi şeyler yapamayan insan ;karşısındakini etkileyemeyen,saygısını kazanamayan,ilgi göremeyen insansa kazanamadıklarını kazanmış gibi gösterir;kendini belli bir konuda daha bilgili ya da daha zengin daha etkili ya da duruma göre daha fakir daha ezilmiş.ama son zamanların modası deneyimler kesinlikle.sen benim yaşadıklarımın şu kadarını yaşasaydın diye başlayan cümleler.işte karşısındakinin ne yaşadığını bilmeyen histronik kişiler bu yolla ezici bir güç kazandıklarını sanırlar.küçük yaştan beri çalışmıştır,ihanetlere uğramıştır,pekçok iğrenç olaya şahit olmuştur hep dipten dönmüştür şu an burada olması ise mucizedir yani kendisi söylemese de onunla olmak bizim için bir şanstır ama biz bunu farkedememişizdir.o bize efendi duruşuyla ya da sevimli hareketleriyle ya da neşesiyle ya da en azından statüsüyle önemini farkettirememiştir ama müthiş biridir o;öyle yaşadığı acılardan dolayı herşeye gülemez;neşeli olamaz ama bi anısını anlatır o hemen dikkat çeker şaşırız helal olsun be deriz adam gibi adammış çok büyük adammış aslında biraz korkar ya da biraz acırız.ama etkilemiştir bizi.zamanla da anlarız b adam si..sen o işi yapamaz.ama olsun be kötü bi şey yok bunda der geçeriz.yani o madden iyi biridir aama anlattığı hikayeler katalizör.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #18 (permalink)  
Alt 17-08-2011, 23:17
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 17-08-2011
Mesajlar: 18
Ego, onun süperi ve id, yüzyılın başında deşifre edilmiş tanımlamalardır. Tartışmasız bir bütünlük olarak ele alamazsınız. ‘ben ideali’ utanç ile eşleşir çünkü ‘ben’ idealinden daima eksiktir(kastredir). Bütünlük arzusu egoda büyük bir ruhsal enerji üretir. Egonun kırılgan/yalancı bütünlüğünün her tehdit edilişinde bu enerji saldırganlığa dönüşür. Egonuzun “yalancı bütünlüğünü” tehdit eden her şey öfkeye, saldırganlığa yol açar.

Lacan’a göre öteki, bedensel tamlık yanılsamasını bozan bir olgudur. Annesiyle kendisini bir bütün zanneden çocuğun algıladığı ilk öteki ayna evresinde fark ettiği kendisidir; yani küçük öteki. Bu durum ben'in ilk ortaya çıkışıdır. Zamanla çocuk, başka küçük ötekiler de algılar ve bu ötekiler onun tamlık algısını bozduğu için çocuk parçalanmaya/eksik'e karşı saldırgandır. İşte ‘eksik’ böylece onda su yüzüne çıkar. Ancak bu küçük ötekiler yalnızca imgesel düzeyde vardırlar ve özne imgesel düzende karşılaştığı bu küçük ötekilerle bir ben inşa etmeye başlar. Simgesel düzene geçişten sonra ise büyük öteki ile karşılaşır. Büyük öteki ise oradan kendimize bakarak kendimizi olmak istediğimiz gibi gördüğümüz konumdur.

Büyük öteki, bir eksiği olmadığı varsayılarak ya da eksiği gizli tutularak tüm arzunun mekanı olarak kurulur. Bu mekanı babanın-adı, devlet, tanrı, yasa, kısacası simgesel düzenin bütünlüğünü temsil eden herhangi bir şey doldurabilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #19 (permalink)  
Alt 26-08-2011, 06:45
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 24-08-2011
Yaş: 24
Mesajlar: 20
Su yeryüzünün km.lerce altında ise kaynamakla hareketleri dengesizleşmiş ,yüzeye yakın ise hem saklı hem sondaj ile içmeye layık ,yeryüzü üzerinde ise kullanıma tamamen açıktır. Kişinin belleğindeki hayat su ile özdeşleştirilsin. Kişinin hayatı her daim belleğinin derinliklerinde geziniyorsa egosu yönetmen olur ,derinliklerde sıkışmış bir sıcaklığın paranoya oyuncusudur. Ara sıra suyu veriyorsa ağaçtan meyveyi huzurla yer. Prostatsa başka egolar onu hep kullanıyor..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #20 (permalink)  
Alt 26-08-2011, 06:48
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 24-08-2011
Yaş: 24
Mesajlar: 20
Bazen ego buraya yazdıran
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
biçimleri, egonun, patolojik


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Marx-Engels "Kapitalizm öncesi üretim biçimleri"nden seçmeler possible_outside Felsefe 0 12-09-2007 17:03


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info