Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji

Egonun Patolojik Biçimleri

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Egonun Patolojik Biçimleri konusu: Ego, temel doğasında patolojiktir. Birçok zihinsel rahatsızlık, normal bir kişide görülen aynı türde egosal özelliklerden oluşur ama bazı durumlarda o kadar güçlü bir hale gelir ki patolojik doğaları şimdi kişinin ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 11:53
Birey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
Standart Egonun Patolojik Biçimleri

Ego, temel doğasında patolojiktir. Birçok zihinsel rahatsızlık, normal bir kişide görülen aynı türde egosal özelliklerden oluşur ama bazı durumlarda o kadar güçlü bir hale gelir ki patolojik doğaları şimdi kişinin kendisi dışında herkes için son derece açıktır.

Örneğin birçok normal insan, kendilerini olduklarından daha önemli, daha özel göstermek ve başkalarının gözündeki imajlarını güçlendirmek için zaman zaman yalan söyleyebilirler; kim oldukları, başarıları, yetenekleri, sahip oldukları şeyler ve egonun kendini tanımladığı daha birçok şey konusunda. Ama egonun yetersizlik duygusuyla ve "daha fazla" olma ihtiyacıyla güdülenen bazıları yalan söylemeyi alışkanlık haline getirirler. Size kendileri ve geçmişleri hakkında söyledikleri şeylerin çoğu, tam bir hayal ürünü, egonun kendini daha büyük ve daha özel hissetmek için kurguladığı bir hikayeden ibarettir. Büyüklük tutkuları ve şişirilmiş içsel imajları bazen başkalarını inandırabilir ama genellikle uzun sürmez. Etraflarındaki çoğu kişinin durumun tam bir kurgudan ibaret olduğunu anlamaları zor olmaz.

Adına paranoid şizofreni ya da sadece paranoya denilen zihinsel hastalık, temelde egonun abartılmış halidir ve zihnin temelde yatan bir korkuyu haklı çıkarmak için uydurduğu bir hikayeden ibarettir. Hikayenin temel unsuru, belli insanların (bazen insanların çoğu ya da tüm insanlar) bana karşı komplo kuruyordur, beni kontrol etmeye ya da öldürmeye çalışıyordur. Hikayenin bazen içsel bir tutarlılığı ve mantığı vardır; dolayısıyla başkalarını da inandırabilir. Bazen organizasyonların veya ülkelerin bile temellerinde paranoid inanç sistemleri olabilir. Egonun korkuları ve başka insanlara karşı güvensizliği, algılanan hatalarına odaklanarak ve bu hataları insanların kimlikleriyle birleştirerek başkalarının "başkalığını" vurgulama çabası, bir parça ileri götürülerek insanları canavarmış gibi gösterir. Egonun başka insanlara ihtiyacı vardır ama asıl ikilemi, derinlerde onlardan korkması ve nefret etmesidir. Jean Paul Satre'nin "Cehennem başka insanlardır" sözü, aslında egonun sözüdür. Paranoyaya yakalanmış bir kişi, sürekli olarak cehennemi yaşar ama belli ölçülerde egosal kalıpların kendini gösterdiği herkes, cehennemi belli ölçüde hisseder zaten. İçinizdeki ego ne kadar güçlüyse, o kadar büyük olasılıkla hayatınızdaki sorunlar için başka insanları suçlarsınız. Sizin de başkaları için hayatı zorlaştırma olasılığınız yüksek olur. Ama elbetteki bunu kendiniz göremezsiniz. Durum daima başkalarının size bir şeyler yapması şeklindedir.

Paranoya dediğimiz zihinsel hastalık, aynı zamanda kendini her egoda bulunan başka bir semptom olarak da ifade eder ama paranoyada daha aşırı bir biçime bürünür. Bu hastalığa uğramış kişi ne kadar zulme uğradığını, insanların arkasından işler çevirdiğini ya da tehdit edildiğini düşünürse, kendi benlik duygusunu o ölçüde evrenin merkezi olarak görür ve başka insanlar açısından kendini o denli özel ve önemli hisseder. Kurban olma duygusu, başka insanlar tarafından haksızlığa uğramış olma hissi, ona kendini çok özel hissettirir. Kendini kandırma sisteminin temelini oluşturan hikayede, genellikle kendisini hem kurban hem de dünyayı kötü güçlerden kurtaran potansiyel kahraman olarak görür.

Kabilelerin, ulusların ve dini organizasyonların kolektif egosu, sık sık güçlü bir paranoya unsurunu barındırır.: Kötülere karşı biz. İnsanlığın çektiği acıların büyük bölümünün nedeni budur. İspanyol engizisyonu, kafirlerin ve "cadıların" yıkılışı, uluslararası ilişkilerin sonunda Birinci ve İkinic Dünya Savaşı'na yol açması, tarih boyunca Komünizm, "Soğuk Savaş", 1950'lerde Amerika'daki McCarthy akımı, Orta Doğu'da hala süren şiddetli çatışmalar; hepsi, insanlık tarihinde aşırı boyutlara ulaşmış kolektif paranoyanın ürünüdür.

Bireyler, gruplar ya da uluslar ne kadar bilinçsiz hale gelirse, egosal patolojinin fiziksel şiddete dönüşme olasılığı da o kadar artacaktır. Şiddet, egonun kendine değer katmak, kendisinin haklı ve başkalarının haksız olduğunu kanıtlamak için başvurduğu ilkel ama hala çok yaygın bir yöntemdir. Bir tartışma nedir? İki ya da daha fazla sayıda insanın, birbirlerinden farklı fikirlerini ifade etmesidir. Tartışmanın parçası olan her kişi, kendini görüşlerini oluşturan düşüncelerle tanımlamış, o düşünceler benlik duygusuna eklenen zihinsel pozisyonlar haline gelmiştir. Diğer bir deyişle, kimlik ve düşünce birleşmiştir. Bu olduğunda, ben görüşlerimi (düşüncelerimi) savunduğumda, kendimi savunuyormuş gibi hisseder ve buna göre davranırım. Farkında olmadan, hayatta kalmak için savaşıyormuş gibi hisseder ve hareket ederim; dolayısıyla duygularım bilinçaltımdaki bu inancı yansıtır. Karmakarışık olurlar. Öfkeli, üzgün, savunmacı veya saldırgan olurum. Yok olmamak için, her ne pahasına olursa olsun kazanmaya çalışırım. Bu bir illüzyondur. Ego, zihinsel pozisyonların ve zihnin kimlikle hiçbir ilgisi olmadığını bilmez, egonun kendisi gözlemlenmeyen zihindir.

Zen şöyle der: "Gerçeği arama. Sadece görüşlerine sıkı sıkıya tutunmaktan vazgeç." Bu ne demektir? Kendinizi zihinle tanımlamaktan vazgeçin demektir. Bunu yaptığınızda, zihnin ötesinde kalan gerçek kimliğiniz zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır.



Konu Birey tarafından (22-01-2011 Saat 12:05 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 12:48
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
Alıntı:
Zen şöyle der: "Gerçeği arama. Sadece görüşlerine sıkı sıkıya tutunmaktan vazgeç." Bu ne demektir? Kendinizi zihinle tanımlamaktan vazgeçin demektir. Bunu yaptığınızda, zihnin ötesinde kalan gerçek kimliğiniz zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
kişinin benliğinin yıkıcı etkilerinin de olduğu kesin fakat bu 'gerçeği arama ...' kısmını pek anlayamadım.zihin derken beyni,algıları mı kastediyorsun? gerçek kimlik nasıl ortaya çıkıyor,biraz açar mısın?


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 19:34
Birey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
Zihnin sözlük anlamı:

1 . Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü.
2 . (ruh bilimi) Bellek, an:
3 . Anlayış, kavrayış:
4 . Bilinç, dimağ.

....

Yazarın kastettiği şey, kişinin kendisini düşünceler ve o düşüncelerin yarattığı duygular ile tanımlaması, düşünce ve duyguları kendi kimliği haline getirmesi. Gerçek kimlik, gelip geçici olan düşüncelerin ve duyguların arkasında yatan saf farkındalıktır. Bu aynı zamanda olgunlaşmaktır, gerçek iç huzura kavuşmaktır, "şimdiki zaman" diliminde gerçek yaşamın tadına varmaktır, yaşamla bir olmaktır. "Gerçeği arama", çünkü tek gerçek var, o da seni ele geçirip hayattan koparan, seni sanal bir hayata mahkum eden egondan arındıktan sonra kavuşacağın özündür...

Konu Birey tarafından (22-01-2011 Saat 19:36 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 21:13
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
sözlük anlamı değildi tabi sorduğum

insanın duygu ve düşünceleri sadece geçmişe veya geleceğe mi yönelik,şimdiki zamanda hissedilen duygular ve düşünceler ne olacak.bu geçmişte ve gelecekte yaşamayıp şu anı yaşamaya çalışmakla aynı konu mu?
Bu öz nasıl birşey merak ediyorum 'olgunlaşan' varsa anlatabilir mi?


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 21:47
Birey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
Valla ozgenciim, ruhsal konuları fanatik materyalist bilinçlere anlatmaya çalışmak, bir seri katile aşkı anlatmaktan daha zor, ben almiiiim please

Konu Birey tarafından (22-01-2011 Saat 21:50 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 22-01-2011, 22:05
ozgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
psy
 
Üyelik Tarihi: 10-09-2009
Mesajlar: 335
'fanatik materyalist'
ist ya da izm le anılmak hoşuma gitmedi doğrusu.bu sonuca nerden vardın merak ediyorum...
yoksa her sorana aynı cevabı mı veriyorsun? sonuçta bu konuda kaşıt argüman sunan herkes materyalist sayılabilir


Sana derim sana ey benim aklım
Sakın ha başıma gelme bir daha.
Şu dünyaya sarhoş olan yararmış
Ayık ol, kendini bilme bir daha.

Mahzuni
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 02:21
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 17-02-2010
Mesajlar: 70
Yazı güzel başlayıp yine fiyaskoyla bitiyor. Birey' in 2 soru sonrasında kendi egosuna yenik düşmesine ayrıca güldüm. Hatta gülüyorum. Kendi egosu saldırganlaşıcağı yerde bu yazıdaki felsefeyi otomatik olarak uyguluyor, sinirinden arınıyor ve senle muhatap olmayacağım siz materyalistsiniz diye bitiyor.

Alıntı:
insanın duygu ve düşünceleri sadece geçmişe veya geleceğe mi yönelik,şimdiki zamanda hissedilen duygular ve düşünceler ne olacak.bu geçmişte ve gelecekte yaşamayıp şu anı yaşamaya çalışmakla aynı konu mu?
Bu öz nasıl birşey merak ediyorum 'olgunlaşan' varsa anlatabilir mi?

Hem size cevaben hem de ana yazıya cevaben şunu yaziyim, bu yazıda bahsedildiği gibi insanda bir egonun (hırsın) olduğu doğrudur.Bunun İnsanın hayatını mahfettiği de doğrudur, ancak bu bir sebep değil sonuçtur. İnsan başka şeylerin sonucu olarak bu hırslı dünyayı kendine kurar. Dolayısıyla olayların çözümü egonuzu bırakın, herşeyin arkasındaki özü dinleyin zihinden arının demek değildir. Çünkü bu insanlar zihnin arkasında ne olduğunu size anlatamazlar. Sadece yaşayın falan derler, sonra başka bi saçma boyuta geçiş yaparlar. Yaptıklarını sanırlar.

Gerçek bir öz arıyorsanız, gerçek bir benlik arıyorsanız , bu benliğiniz için kavga etmek zorundasınız. Çok bağırıp çağıracaksınız, çok ağlayacaksınız ve her yaptığınız tartışmada savunduğunuz fikirler sizin özünüz olacak, kimliğinize eklenmiş olacak hatta kimliğiniz olacak. İşte bunları göze almak zorundasınız. Olgunlaşan biri varsa anlatsın diye sormuşsunuz, olgunlaşmak için başlıktaki ilk yazının sonlarında yazan şeyin TAM TERSini yapın.


ZOR
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 07:33
Birey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-08-2010
Mesajlar: 205
"Savunduğunuz fikirler sizin özünüz olacak". Yani "düşünüyorum öyleyse varım"

Tam egonun tarifini yapmışsın, yani yazıda bahsedilen olumsuzlukları bir cümlede özetlemişsin, hem de panzehir olduğunu söyleyerek.

Düşünceler insanin benliğinin çok küçük bir kısmını oluşturur, onlara aidiet atfedip bağırıp çağırıp ağlamak, mücadele etmek ise sadece insanı daha fazla bilinçsiz, ne yaptığını bilmez hale getirir. Hem açık söylemek gerekirse insanların fikir diye kabul ettikleri şeylerin çoğu işe yaramaz illüzyondan ibaret, onu "tek gerçek" haline getiren ise insanın düşünceleri kendi benliğiymiş gibi kabul etmesidir. Yani insan ne kadar saplantılı olursa o kadar bilinçsiz hale gelir ve bazen öyle bir hale gelir ki sadece kendisine değil çevresindeki herkese hayatı dar etmeye başladığında dahi bunun farkına varamaz. 5 tane kırmızı Tuborg bitirip cadde ortasında yürümek gibi, ya da silahıyla yoldan geçenlere ateş etmek gibi, o bilinç halinde siz ne yaparsanız yapın haklısınızdır çünkü egonun kontrolü altındasınızdır. Sarhoş olmakla yüksek derecede ego sahibi olmak aynı şeydir, sadece birinde ayılmak biraz daha zahmetli bir iş o kadar.

Konu Birey tarafından (23-01-2011 Saat 07:45 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 16:02
eco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eco eco isimli Üye şimdilik offline konumundadır
daima arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
seri katillere aşkı anlatmak gerekliliği hem de imkansızlığı...? aşkı bilmediklerini nereden bileceğiz...? ya aşkı için öldürüyorsa...? ya öldürmeye aşıksa...? ya da aşık olduğunun isteğiyle öldürüyorsa...?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 23-01-2011, 19:04
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
Alıntı:
Zen şöyle der: "Gerçeği arama. Sadece görüşlerine sıkı sıkıya tutunmaktan vazgeç." Bu ne demektir? Kendinizi zihinle tanımlamaktan vazgeçin demektir. Bunu yaptığınızda, zihnin ötesinde kalan gerçek kimliğiniz zaten kendiliğinden ortaya çıkacaktır
''gerçek'' dediğimizin gündelik yaşamımızdaki ''algı'' farklarından ibaret kısmına vurgu yapan bir öz cümle olmuş. zaten ''empati'' dediğimiz şey de bu algı/his farklarının ne tarzda geliştiğini anlama çabasıdır. bahsi geçen metinde anlatılan ''ego''ysa insanlık tarihine mal olmuş birçok felsefenin temelidir: misal islam mistisizmindeki ''insan-ı kamil'' de kendi egosu ve hırslarıyla malul bireyin bunu terbiye etmesi üstüne kuruludur.

ego'nun ileri düzeyde, patolojik vak'alarının şiddetle ve tehditle ilişkilendirilmesi de enteresan bir değerlendirme olmuş. bir düzeye kadar da hakikate sahip;zira, birçok politik örgüt/görüş vs birileri tarafından tehdit altında olduğu algısını bilinçli biçimde propaganda eder zaten. ancak, bireylerin kendileri ve yaşamları üstüne kurdukları ''gerçek/normal dışı'' tavırların tamamını yüksek/sakat ego/benlik algısına bağlamak da yanlış olacaktır. insanların kendileri ve yaşamları hakkındaki his ve algıları da bilinçli/farkında olunan birer ''yanlış''(!) tercih olamaz mı?


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
biçimleri, egonun, patolojik


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Marx-Engels "Kapitalizm öncesi üretim biçimleri"nden seçmeler possible_outside Felsefe 0 12-09-2007 17:03


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info