Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji

Aydınlar ve Onların Işığına Muhtaç Olanlar

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Aydınlar ve Onların Işığına Muhtaç Olanlar konusu: Bazen bir yerlerde ufacık bir işaret görür insan. Bu aslında kendisine gösterilmemiştir bir başkası veya bir başka varlık tarafından. Kişi o anda onu kendi için bir işaret olarak seçmiştir güncel ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 26-06-2010, 05:11
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Standart Aydınlar ve Onların Işığına Muhtaç Olanlar

Bazen bir yerlerde ufacık bir işaret görür insan. Bu aslında kendisine gösterilmemiştir bir başkası veya bir başka varlık tarafından. Kişi o anda onu kendi için bir işaret olarak seçmiştir güncel bilincinden bağımsız olarak. Buna inanır veya inanmaz, unutur veya takip eder. Güncel bilinç, daimi bir karşılaştırma ve çatışmadır yaşanan anlara ve tecrübelere dair. Keskindir,mebfaatçidir ve doğrudan doğruya hedefe yöneliktir duygusallığa ve hayalciliğe fazla yer vermez. Sebebler sonuçlar ve tasarımlarla örülmüştür, dolayısıyla zihinde kolayca tanımlanabilecek bir somut etkisi olmayan hiçbir algılananın güncel bilinçte karşılığı yoktur.

Bunun yanısıra insan güncel bilincini hem kendi bireysel geçmişinden gelen anılarla,hem de öğrenme süreci sırasında ve yaşadığı tecrübelerin de eklenmesi ile birlikte; tüm bir insanlık tarihinin ve genel geçer önkabullerin birleştirilmiş bir hali olan uygarlık bilinciyle beraber yönlendirir. Süper ego denilen de zaten budur. Ahlaki davranışlar, değer yargıları, çoğu hoşa gitmese de uyum adına gösterilen otomatik iletişmler bu bilinç tarafından şartlandırılır.

Pekala öyleyse, yukarıda bahsi geçen diğer işaretlerin ve ilhamların geldiği yer neresidir? Bunlar bilinçten bağımsız mıdırlar? Hayır bilinçten bağımsız olan hiçbir şeyin doğrudan bahsi mümkün de değildir, o yüzden bunu iddia etmek çelişki olacaktır. Ancak insanın özdoğası tamamen bu süreçsel anılardan ve topyekün insanlık tarihinin olayları ve oluşumlarından ibaret de değildir. Aslında bu tüm canlılara genelleştirilebilir. Canlı olan her varlık, yeni şeylere dönüşümün de bir aracıdır. Dolayısıyla işaret ve ilham olarak aniden zihinde beliren bu tanımlanamazları bazen, yetenekli bir şair, müzisyen, ressam veya yazar iseniz yani sanatsal yaratım alışkanlığınız var ise bu anlık duygulanımları eğip büküp uzatarak somut hale de getirebilirsiniz. Snatsal yaratım ego ve süper egodan beslenmez, en azından sunumunun biçimi dışında yani içerik olarak. Ancak güncel keşmekeşin içinde kendisinden beklenen sayısız şeyin içinde çoğunlukla kaybolmuş durumdaki çoğunluk için anlatamadığı bir coşku olarak algılanan bu duygu gerçek olmasına rağmen kendi kaygıları arasında etkidsini yitirerek unutulup gider.

İşte burada karşımıza ilginç bir görüngü çıkmaktadır. Sanatçı, yazar, şair veya filozof olarak nam salmış kişiler diğerlerinde eksik olan her şeyin, onların kendileri ve hayatla ilintili olarak bildiği miktardan daha fazla farkındadırlar. Daha zeki olmak manasında değil, ego ve süper ego dışındaki daha derin duygularını da güncel araçların , iletişimin ve güncel konuşma dilinin ötesine geçerek, anlaşılmama kaygısı da duymadan işleyebilmektedirler. Dolayısıyla da bu onları sıradanlıktan koparır ve çoğunlukla da istekleri dışında tüm insanlar adına konuşup eylemde bulunuyormuş gibi bir izlenime, daha ilginci de beklentiye yol açarlar. Başarılı ve yaratıcı bir müzisyen, bir şair kendi duygularını anlatırken birdenbire birçok insanın ilgisini çeker ve hepsi kendi hislerini anlatıyormuş gibi hisseder onunla yaratısı üzerinden iletişime geçtiğinde. Hatta gerçek daha ilginçtir. Sanatçı tamda izleyicisinin hissetmiş olduğu şeyi çok iyi ifade etmiştir ve onun bu adla anılma nedeni de budur. Bir sanatçı ne derece evrensel ise o derece çok sayıda insanın hissedip ifade edemediği şeyi ifade etmiştir. Çoğunun düşünebildiğinden fazlası da vardır fakat ego veya süper ego dahilinde değildir ve bu nedenle de kimsede olmayan salt anlık izlenimlerden de bahsetmemekte,icra etmemektedir. Bu nedenle bu kadar çok insanla doğrudan ilişki kurmadıkları halde bu yaratıcı kişiler bir çok insanın ortak değeri haline gelir

Buradan hareketle şunu da diyebiliriz ki; güncel ve tarihi bilincin ve yine güncel beklenti ve kaygıların içinde boğulmuş çoğunluk, kendi eksikliğini, unuttuğu duygulanım ve hayal gücünü, imgelemini, sanatçı üzerinden gidermeye çalışmaktadır. Sanatçı ise ilhamından ödün vermemenin ve güncel otomatik bilincin mekanik belirlenimlerinin dışına çıkabilmenin yolunu da aynı şekilde bunu devam ettirmek suretiyle keşfetmeye başlar. Yani burada karşılıklı bir ilişki mevcuttur ve yaratıcılar toplumun sıradan bireylerine sunduklarına karşılık olarak onlar gibi yaşamama ve davranmama,hatta zaman zaman ruh hastası gibi asice ve inatçı bazende uyumsuz ve kırıcı davranabilme hakkına sahip olurlar. Örneğin sevilen bir şair güncel sorulara karşı küfürbaz bir üslup ile tepki gösterdiğinde ayıplanamaz bunun yerine küfüre muhatap olanlar ayıplanır. Normalde ise sıradan insanların yapamadığı, her gün yaşayıp sineye çektikleri can sıkıcı rutinlerinden biridir bu ve kendileri bunu yaptığında dışlanmaktan çekinirler.

Peki bunun anlamı nedir? Bunun anlamından ziyade sonuçlarından bahsedebiliriz. Güncel bilinç sıradanlığını; alışılmış davranış kalıpları, alışılmış kaideler üzerinden oluşturmaktadır. Tarihsel nedenlerle de ki bu tarih genel veya bireysel biçiminde kişinin geçmiş tecrübeleri de olabilir; rutin alışkanlıklar halinde gerekçelendirilerek var etmektedir. Kendini gündelik yaşamında sıradan insanların gözünde birtakım anlamsız görünen soyutlamalara ve hayallere kaptırmış yaratıcı kişiler ise bu tarihe ve geçmişe karşı kayıtsız oldukları gibi, bu alışkanlıklara karşı da kayıtsızdırlar ve bunları koruma kaygıları hiç baskın değildir. Dolayısıyla da toplum sanatçılarını, yazar ve şairolerini,filozoflarını ve düşünce adamlarını sever, fakat onun çılgınlıklarına karşı daima mesafeli davranır. İlginç olan çelişik nokta da budur. Çünkü o anlamsız gibi görünen şeyi takip ettiği için o kişiyi kendine yakın hissedip sanatkar, yazar vs , adıyla anan da aynı kişilerdir. Yani eğer sanatçı veya filozof onu seven bu insanlar gibi alışkanlıklara ve genel geçer davranış kalıplarına uyarak birşey ifade edemeyeceği için bunu yaptığı takdirde diğerlerinden hiç bir farkı da kalmayacaktır. Dolayısıyla sanatçının tüm ünü güncel bilincin kaygıyla kaçındığı duyguların, algılamaların dile gelebilmiş bir halidir ve bu noktada varolan çelişki de izleyicilerinin kendilerine şu soruyu soramamalarıdır.
Onun bu kadar çok şeyi bir anda ifade edebilmesi neden ve ben neden hissettiğim Hiçbir şeye yeni anlamlar yükleyemiyorum ? (neden böyle yaşamak zorundayım, ah şair ne de güzel demiş vs.)

Sorunun cevabı basittir. Güncel bilinç sadece gündelik şeyler üzerine ve genellikle karşılıklı maddi çıkarlar üzerine; hatta daha da genellikle maddi hale yani karşılıklı mali veya aslında yine yine ona benzeyen ve bu kez insanları da birbirine karşı metalaştıran ego savaşından beslenen bir çıkar ilişkisine dönüştürülmüş manevi çıkarlar üzerine düşünür. Oysa diğeri ne üzerine düşündüğünden o kadar da emin olmamakla birlikte yokluktan anlam çıkarmaya yeltenebilmekte bütün bunlardan da daima kaçarken denk geldiğinde tekmeyi basmaktadır. İşte yazık ki yine bu farlılık nedeniyle ki çoğunluk sıradandır, bu yokluktan anlam üretebilenlerin ortaya çıkardığı derin anlam genellikle unutulur ve güncel bilinç onu da genel geçer kalıplar içinde topyekün kendine uyarlamaya çalışır. Sonradan buna tarihçiler kültür adını verip bir güncel bilinç karmaşası içinde eriterek gerçek anlamından uzaklaştırıp millileştirmişlerdir. Bizim kültürümüzden çıkan değerli şair gibisinden. Hatta daha da ötesi hepsini genelleştirip ortak bir alışkanlığa atıfta bulunarak adını uygarlık koymuşlardır ki aslında yaratıcılarının yani izlenen ve takip edilenlerin yine bu noktada hiç bir etkisi yoktur. Çoğunluğu oluşturan önceden belirlenmiş ve programlanmış, kendi kısır döngüsünde dönen güncel bilinç bunu böyle adlandırmakta ve hala kendini avutmaktadır.
Şimdilik nokta. Başkalarının ışığı ile aydınlananlardan değil, kendi ışığı ile aydınlatanlardan olmanız dileğiyle
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aydınlar, işığına, muhtaç, olanlar, onların


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
mimarlık öğrencisi olan ve engin soyut,amorf,absurd fikirleri olanlar bi bakabilir mi arcis Öneri ve eleştirileriniz 2 11-10-2009 18:38
Yeni Üye Olanlar İçin Kıllandırma Kılavuzu. fenasi Geyik Mevzular 42 26-01-2008 14:20
Türbana Karşı Olanlar Bu Vatana İhanet Ediyorlar Cabir Serbest Kürsü 54 20-01-2008 18:40
Aydınlar, lütfen aydınlatın bizi High Hopes Köşe Yazıları 1 09-11-2007 19:37
güzel bir dünya yaratalım derken olanlar asmara Lorem Ipsum 0 31-10-2007 18:47


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info