Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji


Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi konusu: Heinz Kohut'a dair bildiklerimi ve öğrendiklerimi özet geçmek istiyorum. Birçok kişinin bu isimden haberi yok,Türkiye hatta dünyadaki psikologların onu yeterince anladıklarını ve terapi yaparken bu isimden yararlandıklarını düşünmüyorum. Kendilik psikolojisi ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 20-02-2010, 14:34
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-02-2010
Mesajlar: 70
Standart Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi

Heinz Kohut'a dair bildiklerimi ve öğrendiklerimi özet geçmek istiyorum. Birçok kişinin bu isimden haberi yok,Türkiye hatta dünyadaki psikologların onu yeterince anladıklarını ve terapi yaparken bu isimden yararlandıklarını düşünmüyorum.

Kendilik psikolojisi Heinz Kohut'un oluşturduğu bir kuramdır. İnsan zihnine "kendilik" olarak bakar ve bunun gelişimi üzerinde durur. Narsisizmin zararlı değil yararlı taraflarına vurgu yapmıştır, genel manadaki negatif narsisizm anlayışını değiştirmeye çalışmıştır.

"Kendiliğin çözümlenmesi" ve "Kendiliğin yeniden yapılandırılması " adı altında 2 adet kitabı vardır. Bu 2 kitabı tüm detaylarıyla birlikte okuyup anlamaya çalıştığınızda (ki tam olarak anlatmak istediklerini anlamak için kendi hayatınız üzerine bir hayli düşünmeniz gerekiyor), bu ismin sadece psikoloji ve psikanaliz üzerine değil, hayat ve varoluş hakkında çok mühim şeyler söylediğini farkediyorsunuz. Yani bu kuramın bana göre çok önemli felsefi bir boyutu var.

İlk kitabında Freud'un id-ego-superego şablonuna sadık kalmış, "kendiliği" ufak bir birim olarak düşünmüş ve Freud'un temelini attığı "dürtülerle çalışan insan" modeline uygun açıklamalara girişmiştir.

İkinci kitabında ise Freud'tan büyük ölçüde ayrılmış, insanı dürtülerini yöneten bir makina olarak değil, KENDİLİĞİNİ açığa çıkartmaya çalışan ve dürtülerin 2.planda kaldığı bir varlık olarak düşünmüştür.

KENDİLİK denen şeyin ne olduğunun tam olarak bir açıklaması aslında verilmemiştir. Çünkü bir insanın kendiliği bilinemez ve tanımı yapılamaz. Kendilik, kendinizi ve varoluşunuzu algılayışınızın en çıplak ve en temel halidir. Vücudunuzdur, bedeninizdir, zihninizdir. Hislerinizin en gerçek halidir. Biz bir başkasının kendiliğine ulaşamayız, ancak empati yoluyla dolaylı bir bilgi edinebiliriz.

Kuramın can alıcı yerleri hakkında kısaca özet geçmek istiyorum, anlatacağım yerler çok kısıtlı bir şekilde anlatılmıştır, daha çok ayrıntısını isteyenler google dan ulaşarak ve burdan bana sorarak daha fazla bilgiye ulaşabilirler.

İnsanların 2 temel ihtiyacı vardır. Birincisi aynalanma , ikincisi ise idealize etmedir. Aynalanma demek, birinin sizin iç dünyanıza empati yoluyla doğru yanıtlar vermesidir. Sizin derinliklerinize sorarak, paylaşarak girmesi, sizi tam olarak anladığını göstermesidir.

İdealize etme ise, bir kişiyi ya da bir figürü gözde büyütüp, ondan güç almak, onunla eş hissetmek demektir. Bu büyütülen ve sonsuz güç atfedilen kişide kendinizi görürsünüz, bir süre sonra içselleştirekek kendinizin bu güçlü haline ulaşırsınız.

Ayna aktarımı ve idealize etme aktarımı ayrı olarak düşünülemez ve genelde bu istekler birbirine karışmıştır. İşte insanın temel arzusu doğru "Empati" yapabilen birinden bu geri dönüşleri alabilmektir.

Malesef anlattıklarım bu kadar basit şeyler değil. Her zaman bizle daha fazla empati kurabilecek ve doğru yanıtlar verebilecek birilerinin eksikliğini çekiyoruz. Yanlış empati yapan bir ortamda bulunduğumuz ve geliştiğimiz için, biz de kendi isteklerimize yanlış empati yapıyoruz. Ve hayat tamamen bu karmaşadan kuruluyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 24-02-2010, 01:34
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-02-2010
Mesajlar: 70
Kohut insanın doğasına kendinden önceki isimlerden farklı bakmıştır. Bu bakış, insanın ve hayatın, terapinin, tamamen farklı bir şekilde yorumlanmasına neden olmuştur.

Kohuta göre insan doğası saldırgan değil, kendini varetmeye çalışan bir yapıdadır. İsteklerin engellenmesi, doğru empatinin varolmaması narsisistik bir öfke şeklinde birikir. İşte bu öfke ve nefret, saldırganlığa ve yıkıcılığa yol açar.

Bunun haricinde insanın kendini ortaya koyuşunda, yani varoluşunda bir miktar öfke vardır. Bu çoğu zaman saldırganlık olarak algılanır, oysaki özgürlüğün ve kendi ortaya koyuşun (kendine güvenin) bir parçasıdır. İnsanlarla doğru bir mesafede kalmanızı sağlar.

Narsisizm insanın kendini beğenmesi, hatta tapması olarak bilinir. Bu doğrudur ve her insanın en temel ihtiyacıdır, ama bu tapınışın ne şekilde olması gerektiği kilit sorudur.

Gerçek kendiliğinden uzaklaşan, ve anne-babanın-toplumun istekleri doğrultusunda sahte bir kendilik geliştiren birey, kendi "doğallığına" tapamadığı için, bu (çok!) büyük ilgiyi başkalarından bekler.Zihni bu durumun yanlışlığını göremeyecek kadar oturmuş bir yapıdadır, bunu değiştirecek adımı atmak için gerekli cesarete sahip değildir.

Kişinin kendi isteklerine empati yapmayı öğrenmesiyle birlikte, uzun ve zorlu süreçlerden geçmesi gerekebilir. Kişi bugüne kadar yaşamadığı bir hüznü ve mutluluğu aynı anda yaşayacaktır. Bu korkutucudur, bu yüzden etrafta bu süreci anlayabilecek ve destek olabilecek eşduyumlu birilerine ihtiyaç vardır.

-----------------------------

Zaman buldukça önemli noktalar hakkında daha fazla yazmak istiyorum. Heinz Kohut ve kuramı hakkında birçok soruya cevap verebilirim, eksik ya da artı taraflarını birlikte tartışabilirim. Tekrar söylemek isterim ki google dan ayrıntılı bilgiye ulaşmanız mümkündür.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 26-02-2010, 11:53
no faith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
1.T.Ş.
 
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
duymamıştım, iyi oldu.
madem daha bu konuda konuşurum diyorsun şu idealize etmeyi biraz daha açar mısın?
aynalanma çok mantıklı


You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 27-02-2010, 20:27
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-02-2010
Mesajlar: 70
Gelişimi yarım kalmış olan kişi (hangimizin tam ki?) bir figürü gözünde büyütmeye ihtiyaç duyar. Tanrı, sevgili, ya da herhangi biri. Sonsuz derecede büyülü bir güç atfeder. Korkar, aynı zamanda hayran olur. Çünkü gördüğü şey bir zamanlar kendisinde olan bir parçadır. Ama bu parçanın kendisinde olduğunu bilmez, çünkü hem bunun bilgisine sahip değildir, hem de o parçadan aşırı derecede uzaklaşmıştır. Bu parçayı izleyerek kafasında tutar ve onla meşgul olur. İdealize edilen kişiden hem onay almak ister, hem de istemez. Tüm bunların sonunda o kişiye atfedilen güce ulaşılır, idealizasyon azalır.

Bu sürecin kökeni bebekle anne arasında ayrımın olmadığı zamana denk düşüyor. Tek yapılan bu süreci tekrar canlandırmak.

İdealizsayonun tüm insanlarda benzer şekilde yaşantılandığına inanıyorum.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 28-03-2011, 22:14
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
hımm o zaman aşık olmak durumunu da aslında idealize etmekle ve aynalamayla açıklayabiliriz belki...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 08-04-2011, 15:18
haz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
haz haz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-02-2010
Mesajlar: 70
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
hımm o zaman aşık olmak durumunu da aslında idealize etmekle ve aynalamayla açıklayabiliriz belki...
Açıklayabiliriz. İnsana dair herşeyi idealize etmek,onay almak veya onay alamamak durumlarıyla açıklayabiliriz.


ZOR
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
heinz, kendilik, kohut, psikolojisi


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Amerikan sosyal psikolojisi üzerine sorular Oblomov Sosyoloji & Psikoloji 0 17-01-2008 20:05
türkiye'de calisan psikolojisi sophie Medresetul Lugat 3 10-11-2007 14:01


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:23 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info