|
|
Bir kavram üret Türkiye konuşsun!Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Bir kavram üret Türkiye konuşsun! konusu: ...
Gündeme kavram çaldım, ya tutarsa?
Bazen öyle bir söz söylemek istersiniz ki, anlatmak istediğinizi tam olarak anlatsın. Söylediğiniz söz hislerinize tercüman olsun, karşınızdaki de leb demeden leblebiyi anlasın. Bu ...

04-03-2009, 22:17
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 06-10-2008
Mesajlar: 35
|
|
Bir kavram üret Türkiye konuşsun!
...
Gündeme kavram çaldım, ya tutarsa?
Bazen öyle bir söz söylemek istersiniz ki, anlatmak istediğinizi tam olarak anlatsın. Söylediğiniz söz hislerinize tercüman olsun, karşınızdaki de leb demeden leblebiyi anlasın. Bu o kadar kolay değildir elbette ve çoğu zaman böyle bir tanımlama çıkmaz. Ancak, hayatımıza bir şekilde, yani bir edebiyat eseri ile bir şarkı ile ya da bir filmle girmiş kavramlar vardır. Bunlar tam da aradığımız sözcüklerdir. Bir kısmı da siyasi ya da sosyolojik bir tartışma sonunda topluma mal olmuştur. Çağan Irmak'ın Issız Adam filmi işte böyle bir şeye tekabül ediyor. Yani sadece film ismi olarak kalmayıp bir kavram olarak dilimize yerleşti. İtalyan şefler ıssız adamlar için tatlı tarifleri verirken, yazar Ayşe Kulin bir röportajda eski eşlerinin 'ıssız adam' olmadığını söyledi. Issız adamlara ve ıssız kadınlara dair çok şey konuşulur oldu, bu konudaki haberler gazete sayfalarında yerini aldı.
Bu örnek bir sinema filminden. Ancak kavramlarla ilişkimizi, sinema filmleri, şarkılar veya kitaplardan ziyade siyaset ve günlük polemikler belirliyor. Gazete ve televizyon haberleri, köşe yazarları, siyasetçiler bunun baş aktörleri oluyor. Geçmişe doğru bir yolculuk yaptığımızda, Şerif Mardin'in 'mahalle baskısı' kavramı, Mehmet Ali Bayar'ın 'makul çoğunluk' ifadesi, Ufuk Güldemir'in 'Beyaz Türkler' tanımlaması, Serdar Turgut'un 'Öteki Türkiye' tespiti, dikkatimizi geçiyor. Daha da eskiye gidince, yeşil sermaye, postmodern darbe, balans ayarı, ortadirek, sinei millete dönmek, içimizdeki İrlandalılar kavramlarına şahit oluyoruz. Genç subaylar rahatsız, e-muhtıra, sözde değil özde kavramları da yakın zamanda literatürümüze girmişti.
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, çarşaf açılımına karşı çıkan milletvekillerine 'Tombala vekiller bu işe karışmasın' cevabı vererek başka bir kavramı ortaya atmıştı. Tombala vekillerin tutup tutmayacağını göreceğiz, ancak bugüne kadar söylenen pek çok söz ilk günkü ağırlığını koruyor ve toplumda bir şeylere karşılık geliyor.
Issız adam-Çağan Irmak:
Yüksek gişeli filmler yapan Çağan Irmak, son filmi ile de bir kavramı gündemimize soktu. Issız adam sadece bir film adı olarak kalmadı, yeri geldiğinde erkekleri veya kadınları tanımlayan bir kavram olarak olarak yerini aldı.
Mahalle baskısı-Şerif Mardin:
Şerif Mardin'in bir röportajında, "Türkiye'de mahalle baskısı diye bir şey var. Jöntürklerin en çok korktuğu şeylerden biri de oydu." sözleriyle Türkçeye kazandırdığı kavram, özellikle anayasa değişiklikleri sırasında üniversitede başörtüsü ile eğitim alma tartışılırken çok kullanıldı.
Makul çoğunluk-Mehmet Ali Bayar:
2002 yılında siyasete giren Mehmet Ali Bayar, hedefini "Ben toplumun makul çoğunluğunun iktidar olması için çalışacağım." sözleriyle açıklamıştı. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök bu kavramı gündeme taşıdı.
Beyaz Türkler-Ufuk Güldemir:
Halktan kopuk bir kısım zenginleri tanımlamak için "Beyaz Türk" kavramını ortaya atan Güldemir, bunu ilk kez, Turgut Özal-Amerika ilişkisini anlattığı "Teksas Malatya" isimli kitabında kullandı. Güldemir, köyden kente göçen İslami yönü kuvvetli kişilerin dine bakışlarını da "Büfeci İslam" olarak tanımlamıştı.
Öteki Türkiye-Serdar Turgut:
2000 yılında Serdar Turgut tarafından öncelikle ekonomik krizle ilgili kullanılmıştı. Ancak daha sonra ekonomi, gelir düzeyi, yaşam tarzı ve siyaset konularında da kullanılmaya başlandı.
Yeşil sermaye (28 Şubat):
28 Şubat döneminde, özellikle muhafazakâr kesimin finans kaynakları ve büyük şirketleri için kullanıldı. Bu o dönem için bir mimlenme ve markaların özellikle Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere belli yerlerden dışlanmasını getirdi.
Postmodern darbe (28 Şubat):
Türkiye üç askerî müdahale geçirmişti. Bunlarda, asker yönetime el koyuyordu. 28 Şubat'ta ise perde arkasından gözdağı vermeyi, hükümet düşürmeyi ve yönetimi belirlemeyi seçmişti. Bu, postmodern darbe olarak nitelendirildi.
Balans ayarı-Çevik Bir:
Yıl: 1997, 31 Ocak gecesi yapılan Kudüs gecesinin ardından birkaç gün geçmişti ki, tanklar Sincan sokaklarında yürüdü. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, bunu hükümete, 'balans ayarı' olarak yorumladı.
Genç subaylar rahatsız:
2002'de iktidara gelen AKP, Silahlı Kuvvetler'de rahatsızlık oluşturmuştu. Bir gazete, haberi, "Genç subaylar rahatsız" ifadesiyle veriyordu. Bu başkalarına da ilham oldu ki, bir grup genç "Genç siviller rahatsız" adıyla bildiri hazırladı. Bu daha sonra çeşitli kullanımlara ilham oldu.
e-muhtıra (27 Nisan bildirisi):
Darbelerin şekli değişince muhtıraların da şekli değişti. 2007 yılında cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci tur oylaması yapılmıştı ki, Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden bir bildiri yayınlandı. Gece yarısı yayınlanan bildiriye 'e-muhtıra' adı verildi ve siyasi literatürdeki yerini aldı.
Enseyi karartmak-Çetin Altan:
Türkiye'nin önemli kalem üstatlarından biri olan Çetin Altan, daha önce de bir deyim olarak kullanılan kavramı iyice yerleştirdi. Ona göre, şartlar ne kadar kötü olursa olsun pes etmemek lazımdı. AB ve AKP ilişkisini konu aldığı kavramı yazılarında sık sık kullandı, bizim hayatımıza da girmiş oldu.
Ortadirek-Turgut Özal:
1983 yılında ANAP genel başkanı olarak katıldığı ilk seçimlerde bu kavramı kullanan ve bunun üzerine siyaset yapan Turgut Özal, yüzde 45 oyla iktidara geldi. Bir kampanyada siyasi literatüre yerleşen kavram daha sonra da hep kullanıldı.
Sözde değil özde-Yaşar Büyükanıt:
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, nasıl bir cumhurbaşkanı istediklerini tanımlarken, 'Sözde değil özde laik' bir ismin cumhurbaşkanı olmasını istediklerini dile getirdi. Bu kavram daha sonra 'sözde değil özde demokrat' tanımlaması başta olmak üzere pek çok şekilde kullanıldı.
Sine-i millete dönmek:
"Biz de sine-i millete döneriz" deyip ordudan istifa ederek kurtuluş mücadelesini başlatan Mustafa Kemal'le birlikte dilimize giren sine-i millete dönme kavramı, daha sonra çok kereler kullanıldı. En son Özal'ın Köşk'e çıkmasına karşı olan Demirel-İnönü ikilisinin kozuydu. Söz daha sonra siyasetteki yerini aldı.
İçimizdeki İrlandalılar-Mustafa Denizli:
İrlanda-Türkiye maçı sonrasındaki galibiyet üzerine kameraların karşısına geçen Mustafa Denizli, "İrlanda'yı da yendik, içimizdeki İrlandalıları da" ifadesini kullandı. Bu daha sonra içimizdeki düşman anlamında kullanılan bir deyim oldu.
AB için kullanmıştım siyasetçiler de sevdi
Çetin Altan/Gazeteci-yazar: Bu bir Rumeli deyimidir. Babaannemin çok kullandığı bir deyimdi, o da Bulgaristan göçmeniydi. İnsan tarlada başı önünde çalışır. Enseyi karartmayalım dediğimiz zaman öyle düşünmeyelim demektir. AK Parti iktidara geldiği zaman AB rotasında gidiyordu, üyelik görüşmeleri hızlanmıştı. Hâlbuki statükocular bunu istemezler. Ben de, AB'ye dönük rotadayken enseyi karartmayın diyordum. Bu çoğu kişinin hoşuna gitmişti. Daha sonra siyasetçiler de kullanmaya başladı.
***
Bu kadar tutacağını beklemiyordum
Serdar Turgut/Akşam Gazetesi: Bu, popüler kültürle alakalı bir şeydir. Toplumun toplam bilinçaltının bir ürünüdür. Ben öteki Türkiye kavramını yabancı bir yazardan almıştım ancak bu kadar çok tutacağını beklemiyordum. Bu tür olaylara 'meme atma' denir, bir kavram ortaya atılır ve bu çeşitli yerlerde karşılık bulur. Ben Mesut Yılmaz-Hüsamettin Özkan ikilisinin yaptığı işlere karşı, 'teknokratlar hükümeti' kavramını da ortaya atmıştım. Bu kavram arkasından yıllarca kullanıldı.
***
Kavramı kimin söylediği önemli
Ruşen Çakır/Gazeteci-yazar: Bu, insanların dile getirmek istediği birtakım şeyleri açıklamada çok kullanışlı bir kavram olarak gündeme geldi. Çünkü insanların meramını anlatmakta zorlandığı bir konuda kolay bir işlev görüyor. Bir karşılığı var. Kimsenin dayatmasıyla çıkmadı, var olan bir şeye denk geldi. Bir kavramı kimin nasıl dile getirdiği de önemli. Ortada Şerif Mardin gibi herkesin üzerinde mutabık kaldığı saygın bir bilim insanı var. Bunu söylerken herhangi bir art niyeti de yoktu.
EMİNE DOLMACI
21 Aralık 2008, Pazar
Bu yazi bnm cok hosuma gitti. Turkiye'deki sosyolojik ya da politik herhangi bi olayi ozetleyen kelimeler...
Tombala vekiller tutmadi ama "... acilimi" baya konusuldu galiba.
Akliniza gelen baska kavramlar var mi ?? Ya da bu yazidaki hangi kavrami begendiniz??

"A belief is not merely an idea the mind possesses; it is an idea that possesses the mind."
|

04-03-2009, 23:05
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Konunun bir benzerini Kavramlar ve Söylemler Başlığı altında ben de açmıştım;buradan devam edelim öyleyse
BM, AB ve ABD gibi merkezlerde üretilen kavramlara değinmekte de fayda var. Yazarın da belirttiği gibi, şeylerin neyi işaret ettiğinden ziyade ona hükmedenin önemi daha belirleyicidir. Bakın bizim süper entel Kapitalistlerimiz neler üretmişler:
-SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: 1980'lere doğru gündemleşen bir söylem. BM çevre komisyonunda ilk ortaya atılıyor. Sanayi üretimlerinin ve kapitalizmin çevreyi ciddi tahribata uğrattığı ayyuka çıkınca, çareyi yeni bir anayasa yazmakta buldular. Kalkınmanın yalın haliyle dünyayı felakete sürüklediği görülmüştü; onlar da sürdürülebilir yaptılar. Getirilen bu sıfatla elbette kavramın niteliği değişmeyecekti, değişmedide. Kalkınma ideolojisi hala ''sürdürülebilemez'' bir gerçeklik olarak durmaktadır...
-İNSANİ YARDIM: Yardım etmek eyleminin ''insani olmayanı'' mevcut mudur ki? Yaptıkları onca zulümden sonra bir de bizi kurtarmaya çalışıyorlar(!)
-İNSANİ KALKINMA: Kalkınmanın ''sürdürülebilir'' olması yeterli gelmiyor, bir de insani kalkınmayı icat ediyorlar. Aslında bu, kavramın yalın halinin ne kadar baş belası bir gerçeklik olduğunun açıkça ikrarıdır.
-İNSANİ MÜDAHALE:ABD için geçerlidir. Ancak, ABD'NİN herhangi bir ülkeye iyilik olsun diye müdahale ettiğine şahit olan var mıdır?
-MEDENİYETLER ÇATIŞMASI-MEDENİYETLER BARIŞI-MEDENİYETLER BULUŞMASI: Hani bizim Tayyibin eş başkan gibi bir şey olduğu dahiyane proje vardı ya. Bu biraz bana ''devletin manevi şahsiyeti'' söylemini hatırlattı! ''Çatışmak'' fiili de ''şahsiyet'' kavramı da irade sahibi öznelere aittir. Her ikisinde de olmayan bir şey varmış gibi gösterilip olmayan şeyin üzerine projeler yapılıyor ve hükümler veriliyor.
Sosyal Sorumluluk: Süper zengin film yıldızlarının, ünlü futbolcuların, populer şarkıcıların ve hatta Bizim Acun'un da sık sık dile getirdiği ve şimdilerde oldukça populer bir söylem  Dünyanın %80'i açlık sınırında yaşarken bunun nedenlerini sorgulamayıp sonuçları üzerinden mastürbasyon-vari bir hisle(kapitalist vicdanlar deyin siz buna) söylemle, fakiri yerin dibine sokma çabalarından biridir. Hani bizim kültürümüzde ''sadaka'' diye bir olgu vardır ya; işte bunun güncel bir söylemi de sosyal sorumluluktur.
-SOSYAL DEVLET-SOSYAL BELEDİYECİLİK: Aynı söylemin daha kollektif ifadesi! Mülkiyet iktidarları üzerinde bina edilen devlet olgusunun gerçek niteliğini gizlemenin oldukça işlevsel bir kullanımıdır.
|

05-03-2009, 00:07
|
 |
anarşit
|
|
Üyelik Tarihi: 22-12-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 23
Mesajlar: 115
|
|
|
Siyasi ya da ideoloji olsun, hatta hangi bakımdan olursa olsun, genelinin düşünce dünyası 'hamaset'ten, 'slogan'dan oluşan bir toplum olduğumuzdan, hakikaten de gündeme çalınan kavramlar tutabiliyor. Devlet onca şeyin arasında bu gibi olayları da yarattırabiliyor ya helal olsun. Zaten aksi olsa 'van minit' der 'daha da bunları yazmak zorunda kalmam'; çeker giderim. Hatta ve hatta dillere pelesenk olmuş bu söylemi bile tekrar kullanmazdım. Ah devlet, ah siyaset, ah hamaset!!
|

07-03-2009, 01:56
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 06-10-2008
Mesajlar: 35
|
|
hmm.. kusura bakma Albatross gozumden kacmis
Arkadasinda dedigi gibi daha cok sloganlasmis kavramlardan bahsetmistim...
Mesela; reklamin birinde bi sofor "Agzi olan konusuyor" diodu. Malum kunuyla hicbir alakasi ve bilgisi olmayipta konusan insanlar icin kullanildi baya.
Orantisiz guc... Baya tuttu.
Dagdaki coban  Her ne kadar gercekten cobanlik yapan uzerine alindiysada aslinda varoslarda yasayan insanlari ifade etmek icin kullanmisti herhalde.
Keske Olacak o kadar olsaydi. Daha cok siyasi skecler yaptigi donemlerde. Bu tur kelimeleri iyi yakaliodu.

"A belief is not merely an idea the mind possesses; it is an idea that possesses the mind."
|

07-03-2009, 04:26
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
|
Bu kavramların hepsinin dökümünü yapsak ciddi hacimlerde bir sözlük oluşturabiliriz ki, yapılmışı da var(Kavramlar Sözlüğü, Editör-Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Forumu Vakfı).
Benim dediklerim de slogandan ibarettir, gerçekliği nesnel-bilimsel verilerle mümkün olmayan durumlardır. Orantısız güç, bugün bir terimdir; ancak, kullanıldığı alanlar itibariyle geçerliliği yoktur yada yanılsama amaçlıdırlar.Tepenize inen binlerce merminin orantısız olduğunu söyleyen biri için bunun oranı ne ola ki? Vücuduna 13 mermi değil de 3 mermi isabet etmesi mi(uğur kaymaz olayı)?
|

08-05-2011, 13:40
|
 |
Bu gece birileri ölecek!
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
|
|
|
Richard Dawkins'in 'the selfish gene' adlı eserinde ilk defa bahsettiği kavramdır memetik(memetics). Evrimin sadece genle ilgili olamayacak kadar geniş bir teori olduğu iddiasını öne sürüp, "meme" kavramını inşa ediyor. "meme" dediğimiz kelime, yunanca'dan geliyor. "kopyalamak, taklit etmek" (mimic) gibigibi...
Kültür, bilgi içindeki her öge(ki bunun içine (yeni çıkan) kelimeleri de katabilirsiniz) genlere göre yayılma olanakları daha fazla olan - daha fazla ortam kullanarak yayılma yeteneği bulunan 'meme'ler aslında. Bir meme, gen gibi canlı ortama gereksinim duymadan -elbette enerji kullanarak- bir hard diskten diğerine geçer gibi, bir beyinden diğerine rahatça atlayabilir. Memeler, kendisinin varlığı için enerji harcamaya hazır durumda, kendi içinde bir doğal seleksiyon mekanizması olan varlıklar. Tutulmayan mem'ler bir süre sonra ortadan kayboluyor. bu da, düşüncelerin giderek gelişmesi, birbirinden tamamen izole toplumlarda dahi kimi zaman aynı kültürel öğelerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Richard Dawkins'in, memetiğinin bir özeti, vuralım beline kazmayı kerevete çıkmadan önce.
|

09-05-2011, 21:31
|
|
|
|
Atatürk'e şirk koşulmaz - Osman Pamukoğlan
|

09-05-2011, 21:34
|
|
|
|
Atatürkeısmarladık - Kemalist Gençlik
Esirgeyen ve Bağışlayan Mustafa Kemal Atatürk'ün Adıyla - ADD Çevresi
|

11-12-2011, 04:02
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2011
Yaş: 26
Mesajlar: 29
|
|
|
Biz arkadaşlarla entel görünmeye çalışan tiplere "entel dantel adam" yerine "dantellektüel" diyoruz.
|

11-12-2011, 13:54
|
|
|
....
Saka gibi !
Iste o an !
Sozde!
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:01 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|