Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji


Wilhelm Reich ve Orgonomy

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Wilhelm Reich ve Orgonomy konusu: Özgür Bir Dünya ? “Ben bir uzaylı mıyım? Engin uzayın erkeklerini kucaklayan Dünya kadınlarının üremesinden oluşan bir ırkın mensubu muyum? Çocuklarım ilk gezegenlerarası ırkın yavruları mı? 190 yıl önce tüm ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:18
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Standart Wilhelm Reich ve Orgonomy

Özgür Bir Dünya ?

“Ben bir uzaylı mıyım? Engin uzayın erkeklerini kucaklayan Dünya kadınlarının üremesinden oluşan bir ırkın mensubu muyum? Çocuklarım ilk gezegenlerarası ırkın yavruları mı? 190 yıl önce tüm dünya milletlerinin kaynaşma potasına konulmasıyla oluşan ABD’nin kurulması gibi, gezegenlerarası topluluğun kaynaşma potası bizim gezegenimiz üzerinde mi kuruldu?

Yoksa, bu düşünceler sadece ileride olabilecek şeylerle mi ilgili? Toplumun herhangi bir sorumlu ajansı tarafından uyarılmadan dahi, hapse atılmaktan dolayı, kendimi bu tür düşüncelere sahip olma ve bu tür sorular sorma hakkına ve ayrıcalığına laik görüyorum...Bilimsel sansürün, katı, kuramcı, kendi kendini atamış, öldürmeye hazır hiyerarşik birliğinin eşiğinde, bu tür düşünceler yayınlamak ve bildirmek aptalca görünebilir. Yeterince kötü biri bu düşüncelerle herşeyi yapabilir. Hala daha yanlış olma hakkı elde edilmeli. Ağaçlar arasında vahşi kediler olduğu için, bir ormana girmekten korkmamalıyız. Hakkımızı başkalarının kontrolü altındaki spekülasyonlara vermemeliyiz. Şu andaki kurulmuş düzenin idarecilerinin korktuğu da, bu tür spekülasyonlarla sorulması yasak hale getirilmiş, bu belli başlı sorulardır... Ama evrensel çağa girerken, hepimiz muhakkak, başkaları tarafından rahatsız edilmeyerek, daha yeni, hatta daha “aptalca” sorular sorma hakkımız üzerinde ısrar etmeliyiz..”

[BİLİMADAMI, WILHELM REICH’in “UZAYLA TEMAS” adlı kitabından alınmıştır. REICH, 3 Kasım 1957’de, bir Amerikan hapishanesinde öldü.]



1897 -- Wilhelm Reich 24 Mart'ta Dobzau/Galiçya'da dünyaya gelir. Babasi Leon Reich, annesi Cecilia Reich (kizlik soyadi: Roniger) dir. Anne baba, asimile olmus, ancak hristiyanliga geçmemis yahudilerdendir. Jurinetz/Bukowina'da topraklari vardir.
1900 -- Reich'in erkek kardesi Robert dogar. Freud'un "Rüyalarin Yorumu" yayimlanir.

1905 -- Freud'un "Cinsel Kuram Üzerine Üç Inceleme"si yayimlanir.

1909 -- Reich'in annesi intihar eder. Reich Czernowitz'de liseye gider. (Daha önce özel hocalardan ders almistir).

1914 -- Reich'in babasi veremden ölür. Reich çiftligin idaresini üzerine alir.

1915 -- Liseyi bitirir; cepheye gider.

1918 -- 1918/19 Kis sömestresinde, Viyana'da üniversite ögrenimine baslar.

1919 -- Ögrencilerin özel olarak düzenledikleri "Cinselbilim Topluçalismasi"; ruhçözümlemesi yöntemiyle ilk hastasina bakar.

1920 -- Viyana Ruhçözümlemesi Dernegi'ne girer.

1921 -- Dürtü enerji üzeri, Viyana Ruhçözümlemesi Dernegi'nde bir konusma yapar. Freud'un "Haz Ilkesinin Ötesi" yayinlanir. Reich Annie Pink (dog. 1902) ile evlenir. Annie Pink de tib okumakta ve ruhçözümlemesiyle ilgilenmektidir.

1922 -- Üniversiteyi bitirir; tib doktoru olur. Yoksullar için Viyana Ruhçözümlemesi Bakimevinde, ayrica Viyana Ruhçözümsel Sagaltim Topluçalismasinda çalismaya baslar. (Her ikisi de yeni kurulmustur).

1924 -- Reich topluçalismasinin baskani olur. Kizi Eva dogar. Ruhsal hastaliklarin toplumsal nedenleriyle ugrasmaya baslar.

1926 -- Kardesi Robert vereme yakalanir ve ölür. Sinir sisteminin islevsel dogasini, mekanist tasarimlar karsisinda savunan ilk basarili girisim olan, Friedrich Kraus'un, "Derinlik Kisisi" üzerine kitabi yayinlanir. (Bak. Dipnot 262).

1927 -- Subat: Reich'da verem olur ve birkaç ay Davos'ta bir sanatoryumda kalir. Bedensel Bosalmanin Islevi yayimlanir. 15 Temmuzda kendiliginden gelisen ve hemen bastirilan halk ayaklanmisinin da etkisiyle, Kommunist Partisine girer; Sosyalist Parti üyeligi de sürmektedir.
Yaz: Marks'in Kapital'ini okur.
Eylül: Kisilik Çözümlemesi Teknigi Üzerine yayimlanir.

1928 -- Kizi Lore dogar. (Pek etkin olmayan ) KP'nin eylemlerine katilir.

1929 -- Ocak: Sosyalist Cinsel Danisma ve Cinsel Arastirma Toplulugu kurulur. Viyana'da danisma merkezleri açilir. Diyalektik Maddecilik ve Ruhçözümlemesi yayimlanir.
Eylül: Sovyetler Birligine'ne yolculuk eder.
13. Aralik: Reich'in girisimiyle "Devrimci Sosyal Demokrat Isçiler Komitesi"nin kurulus toplantisi düzenlenir.

1930 -- 3 Ocak: Reich'in çikardigi Devrimci Sosyal Demokrat gazetesinin ilk sayisi çikar. Bu yüzden 16 Ocakta SP'den çikarilir.
Eylül: Viyana'da Dünya Cinsel Reform Birligi Kongresi yapilir.
Berlin'e tasinir.

1931 -- Berlin'de Cinsel Siyaset ("Sexpol") Yayinevini kurar.

1932 -- Alman Komünist Partisi'nin bir yan örgütü olarak, Alman Imparatorlugu Proleter Cinsel Siyaset Dernegi kurulur. Parti, daha bir yil dolmadan örgütü dagitir.

1933 -- Mart basinda Viyana'ya kaçar. Mayistan sonra artik Kopenhagen'da sürgündür, çocuklariyla Viyana'ya giden karisi Annie'den ayrilir. Berlin Devlet Operasi'nin balerinlerinden, komünist Elsa Lindenberg (resmi nikahsiz ) Reich'in ikinci karisi olur. Mart ayinda Kisilik Çözümlemesi, Eylülde de Fasizmin Kitle Ruhu Anlayisi yayimlanir. Danimarka'da sürgündeyken, organizmanin islevi üzerine bütüncül bir tasarima ulasmak için, çesitli bilimlerin elde ettikleri sonuçlari kuramsal olarak biraraya getirir.

Kisilik çözümlemesi, bitkisel sagaltima dogru bir gelisme gosterir. ("Kas zirhi"ni kesfeder).

Alti ay sonra Danimarka'da oturma izni elinden alinir. Yeni bir sürgün bulmak için, Londra, Paris, Zürich, Viyana, Prag'a gider. Insanbilimci Bronislaw Malinowski'yle Londra'da tanisir; arkadas olurlar. (Malinowski'nin Trobriand'lar üzerine çalismalari, Reich'in Cinsel Ahlakin Boygösterisi kuramina temel olur).

Eylül: Yeni sürgün yeri olarak kendine Malmö'yü seçer; böylece København'daki ögrencileri ve çalisma arkadaslarina yakin olacaktir.

1934 -- Haziran: Isveç'teki oturma izni uzatilmaz. Yazi kaçak olarak Danimarka'da geçirir. Agustos sonunda Luzern'de yapilan 13. Uluslararasi Ruhçözümlemesi Kongresinde Reich, Ruhçözümlemesi Dernegi'nden çikarilir. Ekim: Oslo'ya yerlesir. Cinselligin ve kayginin elektrofizyolojisi üzerine deneylere baslar.

1936 -- Laboratuarini kurup, bion deneylerine baslar. Sovyetler Birligi'ndeki gelismeleri elestirdigi Cinsel Devrim kitabi yayimlanir

1937 -- Oslo'da A.S. Neill'le tanisir, arkadas olurlar. Bion deneylerin sonuçlari üzerine yayimlanan ilk haber, aylarca süren bir basin kampanyasini baslatir. Oturma izni yine tehlikeye girmistir. Reich'in bion arastirmasinin bir dali olan, kanser arastirmasi baslar.

1939 -- Agustos sonu: Profesör vizesiyle New York'a göç eder. "New School for Social Research"de ögretim üyeligi yapar. Orada yeniden Malinowski'yle karsilasir.
Elsa Lindenberg Norveç'te kalmistir. Aralik sonunda Reich, Ilse Ollendorff (dog.1909) ile evlenir.

1940 -- Atmosferde orgon enerjisini kesfeder. Orgon biriktireciyle deneyler baslar.

1941 -- Ocak/Subat: Einstein'la karsilasma.

1942 --- Bedensel Bosalmanin Islevi ingilizce yayimlanir. Uluslararasi Cinsel Ekonomi ve Orgon Arastirmasi Dergisi kurulur.

1944 -- Oglu Peter dogar.

1946 -- "New Republic"te çikan bir makale Reich'a karsi bir basin kampanyasini baslatir. Bunun üzerine çok geçmeden Basin ve Ecza Idaresi (FDA), Reich'a ve orgon tibçilarina karsi sorusturmalarina baslar.
Yaz: Rangeley/Maine yakinlarinda bir yer olan "Orgonon"a tasinir.

1948 -- Kanser yayimlanir.

1950 -- Aralik ortasi: Orgon ile nükleer isima arsindaki iliskiyi arastiran ORANUR -- deneyi baslar.

1952 -- Yaz: Hava durumunu etkileyen bir aygit olan "Cloud Buster"la deneylere baslar.

1953 -- Keyhoe raporunun yayimlanmasiyla, Reich uçan daireler sorunuyla ugrasir.

1954 -- Subat: Reich, FDA'in orgon biriktireçlerinin isletilmesi konusunda sikayeti üzerine, açilan davaya gitmez. Mahkeme tüm orgon biriktireçlerin, Reich'in ve çalisma arkadaslarininin tüm kitaplarini yoketmeyi kararlastirir.
Haziran: Ilse Ollendorff Reich'tan ayrilir.
Ekim: Hava durumunu etkileme deneyleri yapmak için, Arizona çölünde kesif gezisine çikar.

1956 -- 3-7 Mayis: Mahkemeye hakaret suçundan, Reich'a karsi dava açilir. (1954'de durusmalara gitmemistir). Karar: Reich iki yil hapis cezasina, Reich vakfi 10.000 dolar para cezasina, Reich'in bir çalisma arkadisi, Dr. Silvert de bir yil bir gün hapis cezasina çarptirilirlar. Orgon biriktireçleri ve kitaplar, FDA'in gözetiminde yokedilir.

1957 -- Ocak (temyiz davasi hala sürmektedir): Aurora Karrer (dog. 1924) ile nikahi kiyilir.
12 Mart: Temyizden bir sonuç alinamadigindan, hapse girer. 3 Kasim: Reich ölür.

Kaynak: Wilhelm Reich - Kronoloji (Türkçe)

Konu T_N_T tarafından (07-02-2009 Saat 22:18 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:28
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
KAS ZIRHI NEDİR?
OLUŞUMUNA GÖSTERİLEBİLECEK BİR ÖRNEK

US YARILIMINA(ŞİZOFRENİYE) UĞRAMIŞ BİR HASTANIN SAĞALTIM (TEDAVİ) ÖYKÜSÜNDEN…

Hasta İle Yapılan 10. Buluşmayı Anlatan Bölümden Bir Alıntı (Sayfa 386-387 Kişilik Çözümlemesi, W. Reich)

Deneyimli dirimsel sağaltım uzmanı boyun halkasının alabildiğine kasılmış, solgun ve kıpırtısız olduğunu daha ilk bakışta anlardı. Yüzünden çılgınlık okunuyordu, hemen hemen mosmordu. Boğazındaki kilitlenmeyi açmak için tam on dakika çalışmam gerekti. Boğazındaki kilitlenme açılınca sessizce ağlamaya başladı. Daha sesli ağlaması için yaptığım çağrılar yanıtsız kaldı. Sinirceli dirimsel bozukluklarda şu görüngüye sık sık rastlarız: ağlama nöbetinin yarattığı duygulanım öylesine güçlüdür ki, hasta kendini bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlayamaz. Genellikle bu görüngü müthiş bir öfkeyi gizlemeye yarar. Hasta kendini bıraksa hıçkıra hıçkıra ağlasa, adam öldürmüş gibi olur.

Bu zırh genellikle hastanın bilmem hangi sözü edilmez kusurdan ötürü cezalandırılmış olmasından gelir. Bizim kızın anası da kocasında nefret ediyor, onu gebertmek, nasıl olursa olsun ondan kurtulmak istiyordu, ama adam çok güçlü, kadınsa herhangi bir şeye kalkışamayacak kadar güçsüzdü. Dolayısıyla o zamanlar üç-dört yaşında olan çocuğu gürültü yapıyor, sokakta oynuyor, ya da buna benzer çocukça işlere girişiyor diye cezalandırılıyordu. Bu türlü haksız davranışlara gösterilecek doğal tepki son derece haklı bir öfkedir; ama çocuk öfkesini dışarı vuramaz, onun yerine ağlar; oysa <<ağlamak>> da yasaktır: <<İyi yetişmiş çocuklar ağlamaz, duygularını açığa vurmaz!>> İnsanlığı cennete ya da cehenneme götürecek <<büyük atom uygarlığının>> eşiğinde, yirminci yüzyılda çocuklarımıza verdiğimiz eğitim budur işte...YANITLANMASI GEREKEN BİRİCİK SORU, İNSANOĞLUNUN, ANALARLA BABALARIN BU SUÇLU TUTUMUNUN SON KALINTILARINI ORTADAN KALDIRMYI BAŞARIP BAŞARAMAYACAĞIDIR: HEKİMLERİMİZ, EĞİTİMCİLERİMİZ VE GAZETECİLERİMİZ SAVSAKLAMALARDAN, ÖLÇÜLÜLÜKTEN VE OKULCU <<NESNELLİKTEN>> VAZGEÇİP BU CANALICI SORUNA PARMAK BASMA, SÖZ KONUSU TUTUMUN ZARARLARINI SAYIP DÖKME YÜREKLİLİĞİNİ GÖSTERECEK MİDİR, GÖSTEREMEYECEK MİDİR?

Bizim hasta da yirmi-otuz yıl hırçın anasının kötü davranışlarının kurbanı olmuştu. Kendini korumak için anasını boğazlamayı düşünüyordu. Bu içtepiler son derece güçlüdür ve ancak gırtlakta beliren, öldürücü nefreti etkisiz kılan güçlü bir kas zırhıyla dizginlenir.


Açıklama: Kısacası kas zırhının işlevi gösterilebilecek bir öfkenin, nefretin sevgi yolu ile gerçekleştirilebilecek bir hareketin, davranışın ve hatta cinselliğin doğal ölçütlere göre gerçekleşebilmesini engelleyen, vücut enerjisini tüketen kronik bir kas kasılmasıdır. Günlük yaşamda her hangi bir olay ve davranış karşısında vücudun ve dolayısıyla ruhsal yapının takındığı tutumunun tekrar edilerek sürekli hale getirilmesi yoluyla kronikleşir. Zamanla zihinsel olarak hissedilmez hale gelir. Genel olarak ve bazı durumlar karşısında ruhsal ve bedensel yapıda boy gösteren bir sıkıntı şeklinde hissedilir. Bilinçaltının ta kendisidir. Yaşanan bir anının zaman içerisinde hareket edebilmesini, canlıda kodlanmış bir şekilde taşınabilmesini sağlar. Çocukluktan itibaren oluşan bu tür kas zırhları, yavaş yavaş ilerleyen yaş ile birlikte insanın kişilik yapısını ve günümüz fizyoloji(işlev) biliminde kas tonusu adı verilen kavramı oluşturur. (Açıklamayı yapan: Serdar yani T_N_T)

Konu T_N_T tarafından (07-02-2009 Saat 21:34 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:37
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Kişilik Çözümlemesi isimli kitabından bazı seçmelerim:

Sayfa 409'dan Bir Alıntı, Kişilik Çözümlemesi

Usu yarılmış kişide enerji akımları indirgenmemiştir. Enerji üretiminin kendisine ket vurulmamıştır.
Fakat uyarılma ( Uyarılma’dan bedende enerjinin yükseltilmesine dayanan uyarılma kastedilmektedir. Burada derin soluk alıp verme yöntemiyle sağlanmıştır - Parantez arası açıklamayı yapan: Serdar) insanda çarpık olarak algılanmaktadır. Bu algılama eksikliğinin kaynağı hiç kuşkusuz beynin belirli bir kesimindeki, göz sinirleri bölgesindeki bir kilitlenmedir. Usu yarılmış kişilerin dalgın puslu bakışları da buradan gelmektedir. Us yarılımı(Şizofreni) da tıpkı kanser gibi genel bir dirimsel bozukluktur; hastalık belirtileri, yerel bozuklukları örgenlerde dile getirmekten başka bir şey yapmaz. Tıpkı herhangi bir yerdeki kanserli uru öldürücü sürecin kendisi saymak gibi, beynin belirli bir bölgesindeki bozukluğu us yarılımı(şizofreni) sürecinin kaynağı sanmak akıldışı olur. Bu yöntemlerin ikisi de hekimliğin temel yöntemlerine aykırı düşer.



(Kalın harflerle yazdığım yerler hakkında benim kişisel olarak düşüncem: günümüzde bu ve benzer konularda çok fazla sayıda hatalar yapılmış ve yanlış yaygın görüşlere sahip olunmuştur. Gerek üniversitelerde, gerek sosyal hayatta hiç kimse tarafından hiçbir şey eleştirilmemekte, dış ülkelerin ve sadece belirli kesimlerin yayınlarında neler yazmakta ise onlara adeta bir din/dogma gibi tapılmaktadır. Yorumlayan: Serdar)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:38
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 410, Usu Yarılmış Kişide Özalgılama Sorunu(K. Çözümlemesi)

Gerçekte özalgılama işlevi, büyük ölçüde uyarılmayla algılanması arasındaki kopukluğun derecesine bağlıdır. Bu kopukluk arttıkça anlamsız söz üretimi ve kişiliğin parçalanması da artıyordu. Uyarılmayla algılanması arasındaki kopukluk azaldıkça, hasta dokusal enerji akımlarını kendi malı gibi duyumsadıkça olağan konuşma ve çağrışım gibi işlevleri de yerine geliyordu. Bu görüngü özalgılama işlevinin temelde nesnel uyarılmayla, bunun öznel algılanması arasındaki ilintiye bağlı bulunduğunu saptamama izin verdi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:39
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 410, Bilinçle Özalgılamanın Birbirine Bağımlı Oluşu

Aşağıda, bilinç ve özalgılama konusunda ilk dirimsel enerjiye dayalı yorumu yapmaya çalışacağım. Burada doğanın bütün gizini bir çırpıda çözüp atmak gibi bir savım yok; ancak, bu konuya biraz aydınlık getirdiğime inanıyorum: bilinçlilik bir özalgılama işlevinden, özalgılama da bilinçli olmaktan başka bir şey değildir. Özalgılama eksiksizse, bilinç açık ve eksiksizdir. Özalgılama işlevi bozulursa bilinç işlevi de genel olarak aksar, onunla birlikte de dil, çağrışım, yön duygusu gibi işlevler bozulur. Özalgılama bozulmamışsa – yalnızca ket vurulmuş sinircelilerdeki gibi – katı bir vücudu dile getiriyorsa, bilinç ve anlama işlevleri de katılaşır, makinamsılaşır. Özalgılama ufak ve zayıf bir örgen duyumunu yansıtıyorsa, kişinin özbilinci bir takım <<öbür dünya>> ya da <<kendine yabancı güçler>> tasarlayacaktır.


Açıklama: Koyu yazılmış kısım ve ondan sonraki cümlede Reich aslında diğer sinircelilerle, us yarılımına(şizofreniye) uğramış akıl hastalarında tespit ettiği temel ayrımı betimlemiştir. (Açıklamayı yazan: Serdar)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:41
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 412’de şöyle demektedir Reich(K.Çözümlemesi)

Bugüne kadar zihinsel işlevlerdeki bozuklar hep beyindeki bir kimyasal ya da dokusal örselenmede arandı. Özalgılama ve bilinç işlevlerindeki aksaklıklar coşkusal işlevlerdeki aksaklıklara bağlı bulunmaktadır. Coşkusal işlevlerse herhangi bir yapısal ya da kimyasal durumdan değil, vücuttaki kansu dizgesinin taşıdığı dirimsel enerjinin devingenliğinden gelmektedir. Coşkular birtakım zihinsel, kimyasal ya da dokusal işlevler değil, dirimsel enerji ve kansu devinimleridir. Aralarında şu şekilde bir ilişki bulunur:



Konu T_N_T tarafından (07-02-2009 Saat 21:57 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:58
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 418

Dirimsel yönden hasta yapılar ancak bozuk çalışmaya alışmıştır; güçlü doğal coşkuları şöyle dolu dolu <<kucaklayamaz>>, onlardan yararlanamaz. Şimdi artık iki ayrı insanoğlu kümesinin bulunduğunu daha iyi anlıyordum: zırhlı insanlar, zırhsız insanlar! Zırhsız insana doğal ve koly gözüken şey zırhlı kişi için zor ve anlaşılmazdır, ona kolay ve doğal gelense öbürü için böyle değildir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 21:59
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 420'den

Dirimsel enerjiyle sağaltım uzmanının harcadığı çabalar, ancak vücutta coşkusal kilitlenme ve onunla birlikte bütün bölgesel kilitlenmelere eşlik eden kaygı ağır ağır ve kesinlikle ortadan kaldırıldığı zaman ödüllendirilmiş olmaktadır. Bizim hasta sağaltımın ereğine epeyce yaklaşmıştı; ama kalıcı başarıyı engelleyen başlıca köstek, her ögede varlığını saptadığım , hastalık yaratan düzenekti. kimi durumda kilit altında tutulan enerjiyi açığa çıkararak hastayı rahata kavuşturmak elimizdedir. Ancak başlıca kilitlenmeler kırılmamışsa, beklenmedik düşüşler hastalığın kendisinden çok daha tehlikeli olabilir. Bundan ötürü, her kilitlenme katmanını ağır ağır, sakına sakına kaldırma kuralına titizlikle uyarız. Vücuttaki dirimsel enerjinin özgürce dolaşmasını engelleyen bu dirimsel-bedensel kilitlenmeler aslında bir sürü belirtili hastalığa <<yatkınlık>>ı oluştururlar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 22:02
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
24. Buluşmadan, Sayfa 425, 426, 427 (K. Çözümlemesi, W.Reich)

(Hasta yavaş yavaş bedensel boşalma tepkesine kavuşmaya doğru gidiyordu. Bunun en belirgin belirtisi kendisini ölmek, kaybolmak üzere duyumsuyor olmasıydı. Bedensel boşalma tepkesi hastalıktan iyileşme sürecine geçiş döneminde kendisini bu şekilde gösterir. Daha ayrıntılı bilgi için kitabı okumanızı öneririm. Yalnız tepkenin tam olarak gerçekleşmesine alın ve göz bölgesindeki kıpırtısızlık ket vuruyordu. Ayrıca gırtlaktaki solunuma karşı gösterilen kilitlenme de henüz tamamen kırılmamıştı. Alın ve göz bölgesindeki zırhın da kırılması girişimden sonraki yaşananları anlatan kesimdir bu 24. buluşma. Parantez arası açıklamayı yapan: Serdar)

Hasta <<coşkular şuradan dışarı çıkacak sanki…>> der demez sustu(bunu derken üreme örgenlerini gösteriyordu), birden bembeyaz kesildi; orada değilmiş gibi kıpırdanmadan duruyordu; sorularıma karşılık vermiyordu. Uzunca bir suskunluktan sonra: <<Bir Pater duası okudum… coşkular çekip gitti>> dedi ürkek bir sesle.

Yanımdan ayrılırken son derece dingin, ama biraz dalgındı. Ertesi gün şu mektubu aldım.(Kimi sözcüklerin altını ben çizdim W.R)


Kısacası coşku bu – Liszt’in <<Macar Rapsodisi>>ni çalan orkestra konusunda hiçbir şey bilmiyorsunuz – ya da başka bir şey – notalar beni delip geçiyor – sizi ya da başka birini delip geçmiyor – bana bir şeyler anlatıyorlar – genellikle bunun ne olduğunu bilmiyorum – o akşam bana uzun boyumdan söz ediyorlardı – siz bunu anlayamazsınız, ne siz anlayabilirsiniz, ne de yeryüzündeki başka bir insan.

Renkler, gölgeler ve ışıklar var – o akşam müthiş yağmur yağıyordu, su birikintilerine basa basa yürüyordum, neredeyse pabuçlarımı çıkaracak sizin eve doğru yollanacaktım, trende ve sokakta insanlar gözlerini dikmiş bana bakıyorlardı – sizin kocaman sokakta bir şeyler yiyecektim, hastane bahçesinde ve Bellevue’deki oğlanla konuşan bir kadın vardı – orada çalışmışlardı- canımı sıkmak için bana seslendiler, ama gülümsemediler – yüzüme de gülmediler- trendeki insanlar eğlendi – yollarından çekileyim istiyorlardı, ama ben orda dikiliyordum.

Eve döndüm kamu yönetimin bir sınavından geçtiğimi öğrendim – kamu kurumlarından bir yazıcılık elde edeceğim galiba – bu işten ayrılmam kolay olmayacak.

Tam anlamıyla insanca ve duygulu mu? – siz bunu bilemezsiniz – gizli güçler’ime inanmadığımı söylemiştiniz – oysa onlar bana inanıyorlar – bana yağmur gönderiyor, bildiklerimi söylüyorlar – iki gün sizi görmeyeceğim, belki sizi de, yapıtınızı da unuturum – 86000 Yahudi öldürüldü – Naziler tarafından, hem de bugün, Rusya’da gebertildi – bütün bunlar İsa’nın çarmıha gerilmesinden ötürü – ellerinde ayaklarında çiviler var – yaralarının çok kanayıp kanamadığını merak ediyorum – Kutsal Ana’cığım beni bağışlayın – Egemenlik ve baş aylası sonsuza dek sizindir, Amin!

Siz kutsal ruhu çarmıha gerdiniz – siz ve dindaşlarınız bunun cezasını çekeceksiniz – Düşmanlarımdan korunuyorum, beni tedirgin ettikleri için yağmur alınlarına damga vuruyor – sizin de başınıza bir şeyler gelecek – Adler, tam kendisine söylediğim gibi can verdi – Akıl Hastanesi hekimlerinden Katz da öldü – başınız müthiş derde girecek – bunun son derece doğal olduğunu sanacaksınız, ama ben çok daha fazlasını biliyorum…

Bana yardım edebilirdiniz, ama siz ille de kimsenin ardından gelemeyeceği yoldan yürüdünüz – bir bilim özeti – durmadan dönen küreler – onca gereksindiğim bana yardım etmediniz – oysa ben korunup esirgenmekteyim, zaman zaman acı çekiyorsam, bunun da belli bir nedeni var – başkalarının canlı kalabilmesi için içimdeki Yahudi’nin acı çekmesi gerek.

Ey Ulu Tanrım, bütün varlığımla yalnız size güveniyorum – bu da sizi alıp ölümsüz yaşama götürüyor – Buyruğunuzu söyleyin, hemen yerine getireceğim, hiçbir bağ gelip beni bulamaz, hiçbir güç yazgımı gerçekleştirmemi engelleyemez – Rica ederim, kendinizi gösterin Yüce Tanrım –

İlginiz kalmadıysa bu işi durdurmaya hazırım – Ben’iniz kabarmayı sürdürecekse, ben bu işi durdurmaya hazırım, çünkü her şeyden önce yaralı insanların yaşamasına yardım etmek zorundayım.

Mumyalarla kaçıklar güneşte kararıp bozuluyorlar – (arı düşünce)

Siz de,
F…



Bu belgenin çok ciddiye alınmasını öneriyorum. Us yarılımı deneyiminde, bir bakıma, sıradan gizemcilikle gerçek dinin <<öbür dünya>>sı gözümüzün önünde canlanmaktadır. Bu dili öğrenmeliyiz; olağan insanın tanımaya yanaşmadığı, ancak gizli gizli düşüp kalktığı ya da alay ettiği doğal güçlerin ciddi olarak çarpıtılmış dilidir bu; oysa, olağan insan’ın kavramlarının ötesinde uzayıp giden engin alanda büyük bilgelere, düşüncelere, bestecilere,
Üstün yetenekli bilim adamlarına gözüken de yine bu güçlerdir. Olağan insan canlı gerçeklikle yüz yüze gelme yürekliliğini gösteremediği için gerçek yaşamın önüne çektiği demir perdenin gerisine bakmaktan kaçınırken, pek çok büyük sanatçı, besteci, bilim adamı ve düşünür akıl hastanesinin duvarları ardında çürüyüp gitmektedir sanırım. Yitip gitmiş olan <<usu yarılmış kişiler>> olarak bitkisel yaşam süren o yüce ruhlar hiçbir sıradan insanın dokunmayı göze alamayacağı şeyleri BİLİP ALGILAMAKTADIRLAR. Bu bilginin çarpık biçimine aldırırsak büyük yanılgıya düşmüş oluruz. Tersine, bu yetenekli ve açık görüşlü insanların diyeceklerine kulak verelim. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Onlardan alçakgönüllülüğü, ağır başlılığı, ciddiliği öğrenebiliriz; kiliselerimizle ulu akademilerimizde boşu boşuna ve işe yaramaz biçimde yineleyip durduğumuz birtakım şeyleri onlarda gerçekleştirebiliriz. Usu yarılmış kişileri 30 yıl inceledikten sonra (1948’de) bu hastaların bizim ikiyüzlülüğümüzü, acımasızlığımızı, alıklığımızı, düzmece uygarlığımızı, kaçamaklarımızı, doğru karşısında duyduğumuz korkuyu gözler önüne serdiklerini savunuyorum. Onlar genellikle hepimizin kaçındığı babalarından, eğitmenlerinden, hindi gibi kabaran öğretmenlerinden, herkesten daha bilgisiz hekimlerinden yardım görmeksizin cehennemden geçtikleri için batmışlardır. Cehennemden kurtulmayı, büyük kafaların dolaştıkları taze ve arı havada dolaşmayı arzulamış, ummuşlardır. Başaramadılarsa, <<iblis>>in dünyasına savruldularsa kusur onlarda değildir; kusur, olağan insan’ın sınırsız bilgisizlik ve sersemliğindedir.

Konu T_N_T tarafından (07-02-2009 Saat 22:04 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 07-02-2009, 22:05
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2009
Mesajlar: 123
Sayfa 433’den

Devinimci(mekanist) sinir-uzmanlarının aykırı görüşlerine karşın, vücuttaki bütün örgenler kendilerini devinimlerle dile getirirlerken, beynin hem bağırsakları andıran kıvrımlarla donatılmış olması, hem de eşgüdüm sağlama ve aktarma işini hiç kıpırdamadan yapması akla aykırı gözüküyor. Beynin kıvrımlı olmasının, işlerken sağımsal devinimler yapmasından ötürü olduğunu varsaymak akla yakın değil midir?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
orgonomy, reich, wilhelm, wilhelm reich, wilhelm reich ve orgonomy


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Wilhelm Reich: Dinle Küçük Adam akeboshi Felsefe 15 28-02-2011 21:32
Dinle Küçük Adam-Wilhelm Reich Lilith Edebi Mevzular 14 17-07-2010 16:29
Friedrich Wilhelm NIETZSCHE duarden Biyografiler 30 16-08-2008 21:39
Richard Wagner ve Friedrich Wilhelm Nietzsche kaos Felsefe 1 21-07-2008 18:35
Gottfried Wilhelm Leibniz dorleon Biyografiler 0 08-02-2007 02:53


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:51 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info