|
|
Yardım edin! Deliriyorum!Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Yardım edin! Deliriyorum! konusu: 1. Öncelikle yaşadıklarının normal olduklarını bilmelisin(her ne kadar çevreden farklı değerlendirmeler olsa da)
2. Psikolojide anormalliğin yada normalliğin sınırları kesin ve net değildir; yani, kendinle barışmalısın
3. Sürekli ayrntılara takıldığını ...

01-02-2009, 00:58
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 28
Mesajlar: 1,000
|
|
1. Öncelikle yaşadıklarının normal olduklarını bilmelisin(her ne kadar çevreden farklı değerlendirmeler olsa da)
2. Psikolojide anormalliğin yada normalliğin sınırları kesin ve net değildir; yani, kendinle barışmalısın
3. Sürekli ayrntılara takıldığını söylediğine göre; Birincisi, ''odaklanma'' sorunun olabilir. Sana benzeyen bir arkadaşım var. Onda da benzer bir sıkıntı var. Mesela herhangi bir şey konuşurken aniden, konuyla alakasız küçük ayrıntılara yada başka yönlere takılıyor. Kendi gözlemlerimden biliyorum, bu daha çok içe dönük kişiliklerde var.
İkincisi, sendeki bir tür ''arayış''. Ki ergenlik dönemi bireyi kendini arayan insandır zaten, yani anormal bir durum yok
4. Bu durum gerçekten çevrenin sana yüklediği bir davranış mı? Yoksa, kendin mi bunu ortaya çıkartıyorsun?
5. Bir doktora yada uzmana danışmanda fayda var. Çevrende sana bu konuda yardımcı olabilecek donanımlı, kültürlü tanıdıkların varsa onlarla da konuşabilirsin
6. Son olarak hissettiklerini, duygularını doğru tanımlayabilirsin. Sende sıkıntı yaratan düşünceler, davranışları doğru tanımlarsan çözümü kolaylaştırırsın. Değişmek istiyorsan önce bunun ihtiyacını hissetmeli, bunu talep etmelisin.
|

01-02-2009, 15:15
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-12-2008
Nerden: mersin
Yaş: 20
Mesajlar: 18
|
|
|
bence birinden yardım almana gerek yok
yaşadığın şeyler çok da anormal değiller. insan kendi kendini tedavi edebilir ilaca gerek yoktur bence.
ilaçlar daha çok yıpratır, rahatına bakmalısın diyorum.
|

01-02-2009, 15:25
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-01-2009
Yaş: 22
Mesajlar: 8
|
|
|
Öncelikle şunu söylemek gerekecektir: bu kadar sınırlı bir anlatımın üzerine teşhiste buluşmak son derece tehlikeli bir tutumdur. Ne var ki eğer böyle bir paylaşım varsa, teşhislerde olacaktır. Bu durumda teşhisler karşısındaki duruşunu güvenli bir yere getirme sorumluluğu siz, okuyucuya aittir. Ancak... Açık en basit şekilde söylenebilecek olan şudur: yaşadıklarınız, "obsesif-kompülsif nevroz" adıyla anılır. Takıntılı davranışlarınız, anlatıldığı dereceye kadar vardığında, kompülsif bozukluk olarak tanımlanır. Ancak kompülsif bozukluk pek az zaman tek başına yaşanır, belki hiçbir zaman... Genelde buna eşlik eden ve hatta bizzat sebebi olan obsesyon ile görülür. Obsesyon, sizin de şikayet ettiğiniz takıntılı düşünceler düzleminde incelenir. Fazla düşünmek, düşünmek ve düşünmek... Nihayetinde bu fazla derin ve saplantılı bir hale geldiğinde, yaşadığınız bu şeyi yaşarsınız. Şunu söylemeliyim ki, obsesyon, psikolojide tanımlandığının aksine, bir bozukluk değildir. Bu kişinin niteliğidir. O halde obsesyonlarınız size bir problem olarak görülmemelidir, -ki bu durumunuz karşısında duruşunuzun ne olacağı konusunda birincil belirleycidir.
Şimdi... Bilimsel temelli bu açıklamanın üzerine, psikolojide tanımlandığımı görmediğim bir başka açıklama yapacağım ancak bunu yaparken, yaşadıklarınıza benzer sorunlarını daha önce yaşamış ve bunların bittiğini/değişime uğradığını görmüş biri olarak konuşacağım.
Hayata dair, kişiye dair ya da evrene dair bir düşünce silsilesinin varacağı ve orada tıkanacağı mutlak bir nokta vardır: Ölüm. Dinler bu noktayı açmaya yararlar ve kendilerine göre bir açıklama getirerek kişiyi rahatlatırlar. Dinlerin kişinin psikolojik yaşantısına iyi geldiği yönündeki görüşler bu noktada haklıdır. Öyle ki, bazı "sorunların" çözümünde "inanç"ın kullanılmasına çok ender rastlanmaz. Fakat eğer kişi, dinlerdeki bu açıklamaları tatmin edici bulmamış ve tıkantığı noktayı aşamamışsa, bu bazen kişinin bile farkında olmadığı bir ölüm korkusuna dönüşür. İşte davranışlardaki takıntıların bu noktada ortaya çıktığını söyleyebilirim. Kendi yaşantımda gördüğüm şudur: takıntılı davranışlarım, ölüm gibi soyut bir bilişsel tehditle mücadeleyi, takıntılı davranışlar gibi somut ve mücadele edilmesi daha olası unsurlara indirgenmemle ortaya çıkmıştır. Böylece, kendimle verdiğim mücadele ölüm düşüncesini bilincin derinliklerine itmiş ve onu düşünmez olmuştum. Ancak takıtılarımın yöneldiği unsurlar ortadan kalktığında karşılaştığım şey, sarsılmaz bir ölüm düşüncesi olmuştu.
Şunu söylemeye çalışıyorum... Asla kesin bir sonuca ulaşmak mümkün değilse de, bu yaşadıklarınız belki sizin bile farkında olmadığını ölüm korkusuna karşı gelişmiş bir savunma mekanizması olabilir pekala...
Ancak bu uzunca açıklama çabasının sizin için bir teşhis niteliği taşımamasını hatırlamanız önemlidir.Sizi rahatsız eden bu yaşantılardan kurtulma ve sonrasında karşılaşacaklarınızla yüzleşme sürecinin bir uzmanın yardımı ile gerçekleşmesi, en mantıklısı olabilir...
|

01-02-2009, 18:31
|
 |
Proletaryanındiktatörlüğü
|
|
Üyelik Tarihi: 08-01-2008
Mesajlar: 62
|
|
Sanırım aklın yolu bir. Bir uzmana danışmak gerek. Ergenlik'tendir diyen arkadaşlara tabiki bozulmuyorum, alınmıyorum. Ancak bu sorunların ilerlediğini düşünüyorum. 18 yaşım bitmek üzere. Evet yaşlı değilim ama ergenliklede yeni tanışmıyorum.  Fikirlerinize tabiki alınmam, kırılmam; çünkü onlara değer veriyorum. Bu yüzden bu sorunumu paylaştım sizinle..
Hepinize teşekkür ederim.
|

01-02-2009, 19:14
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,052
|
|
Alıntı:
|
yaptığım herşeyi yeniden ve sürekli yapmak, klavyeyi sürekli ekranın kenarlarına paralel ve sağdan-soldan 2cm arayla tutmak, sürekli mause'un kablosunu düzeltmek, ayakkabılarını aynı hizada kapnın soluna bırakmak için dakikalarca uğraşmak, öss hazırlık sınavında soru kitapçığının hatalarıyla uğraşmak, ayrıntılara bakmaktan dizi,film vb. şeyler izleyememek,
|
Bak, bu söylediklerin direkt ve tipik OKB belirtileri. Kendini bu kadarıyla anlatırsan ya da buna vurgu yaparsan akla gelen de vurgu yaptığın kısım olur, bu doğaldır.
Oysa ki, söyleneni yetersiz bulduğunda
Alıntı:
|
4 ay 17 gündür yazdığım yazılar var. Ortalama haftada 1-2 kez yazıyorum. Ve orda sorunlarıma çözüm aradığım aşamaları yazdım. Burada paylaşacaktım. Ancak çoğu yerini kesmem gerekiyor. Kesincede birşey kalmıyor. Sanırım bu yüzden sorunları zinciri halinde giden bu olayı kimseye anlatamıyorum. Kendimi anlatamıyorum...
|
demişsin. Peki, bir soru: neden burada yazamıyorsun? Neden kesmen gerekiyor yazdığın yerleri? Biz seni yargılasak ne olur, yargılamasak ne olur? Bu senin için çok önemli bir durum mu? Mesela şurada dediğin gibi:
Alıntı:
|
ve bunda sorumlu olduğunu düşündüğüm kişiler var. eğerki kontrolden çıkarsa bu takıntı olayı - ki ben bir ömür böyle nasıl yaşarım daha 18 yaşındayım- onlardan öç almalımıyım? bana çocukluğumdan beri "çok değişik birisin" diyen kreş, ilkokul, lise öğretmenlerim; "çok zekisin ama ayrıntılara çok takılıyosun" diyen arkadaşlarım, sevgililerim - ki bu yüzden hep terkedildim (umursamıyorum)- bunun sorumlusudur. onlar söyledikçe psikolojik olarak ben daha çok dedikleri gibi oldum. onların beni bu noktaya getirmeye ne hakkı var? yada onların hiçbir duşu yokmu?
|
Toplum nevrotik bozuklukları elbirliği ile yaratır. İnsan acımasız bir canavardır, kendisi gibi olmayana her şeyi yapabilir. Biraz yontulmuş olanları bunu daha rasyonel hale getirmeye çalışır, hepsi bu. Yoksa anlamadıkları ya da beğenmediklerine her şeyi söylerler. Sonra sen tepki verdiğinde, tarz değiştiri, dönüp bir de özür dilerler. Ve seni, sana ekilen paranoyalarla yalnız bırakırlar. Peki bu onların suçu mu? Evet, ve hayır. Eğer ne yaptıklarını biliyor ve buna rağmen yapmaya devam ediyorlarsa, bu onların "suç"udur. Ama sen gelmiş bir takım cüheladan bahsediyorsun aslında. Onlar ne yaptıklarının farkında değiller büyük ihtimalle. Ama onlardan ille intikam almak istiyorsan, bence bunun en güzel yolu onlara ne yaptıklarını göstermek olurdu. Kendilerine dair mükemmel olma yanlış-algılarını kırmak kadar hoş bir kırbaç yoktur onlar için çoğu zaman.
Alıntı:
|
Psikiyatra hiç gitmedim. Gittiğimde nasıl birşeyle karşılaşacağım? Bu konuda bilgisi olanlar da birşeyler söylerse çok memnun olurum.
|
Kendi adıma konuşayım, ben sana özellikle "uzman" dedim. Burada okuyorum ki herkes psikiyatr diyor. Iıııh, bilemiyorum... Türkiye kifayetsiz uzmanlar cennetidir, eğer bir psikiyatriste gideceksen, onu çok iyi seçsen iyi edersin. Çünkü psikiyatristlerin ellerinde ilaç gibi bir silahları vardır ve onu olur olmaz kullanmayı da bazan çok severler. Psikoterapiye ağırlık veren ve ilaç cimrisi bir psikiyatr idealdir, ancak çoğu bunun tersini yapar. OKB konusunda uzman bir psikolog belki daha iyi bir çözüm olabilir.
Ama her kime gideceksen git, saklayıp anlatmayacaksan, zaten baştan gitme... Hiçbir işe yaramaz.

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

02-02-2009, 02:10
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 374
|
|
|
psikiyatr dinledi dinledi dinledi her 15 günde bir dinledi sadece dinledi sinirimi zodu ve ileriki yaşarda böbrek yetmezliğine yol açabilecek kutularca ilaç yazdı..
|

02-02-2009, 03:28
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2008
Nerden: from the night after
Yaş: 29
Mesajlar: 36
|
|
|
bence seni raki paklar. geleneksel turkish tedavi yontemi. psikiyatrlar bizi bozar, onlar amerikan icadi. tecrubeyle sabit. ilk defa 17 yasimda gitmistim psikiyatra, adamin verdigi ilac koca bir aygiri bile bes dakika icinde uyutabilecek cinstendi, ise yaradi mi? yaradi, uyumak icin saatlerce kivranmaktan kurtuldum, ee sonra n`oldu? hic bi bok olmadi. hala depresyon, hala uykusuzluk. sonra rakiyi kesfettim. kendime geldim.
arkadasim yanlis anlama ama dunyada ne dertler var. seninkine gelene kadar gun aksam olur. hem sen daha yolun basindasin, bu zamanlar cok zordur bilirim ama uc bes yil sonra donup baktiginda kendine guleceksin, yeter ki bu arada buyuk bir hata yapmis olma. cok mu bunaldin, hadi diyelim raki da yok, gazzede oldurulen yavrulari dusun. minicik elleri olan, dunya tatlisi alti yuz tane yavrucak. sonra minik kanatlariyla ucup senin yanina gelir onlar. gozlerinin icine bak, ne demek istedigimi anlarsin..
saglicakla
I am dying, Egypt, dying:
Give me some wine, and let me speak a little...
|

27-02-2009, 03:22
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 24
Mesajlar: 77
|
|
|
Geç mi kaldım acaba kesinlikle bi uzman doktora gitmelisin.Beyin kimyana dayanan şeyler bunlar bizi aşar umarım gitmişsindirde herşey yolundadır.

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

08-03-2009, 18:11
|
 |
Proletaryanındiktatörlüğü
|
|
Üyelik Tarihi: 08-01-2008
Mesajlar: 62
|
|
Uzun zaman burda olamadığım ve yazamadığım için öncelikle özür dilerim. Ama neticede burdayım. Bu süreç içerisinde ne yalan söyleyim buradaki yazıyı unutmuştum bile. Bu gün bir anda aklıma geldi ve uzun zamandır elimi sürmediğim bilgisayarı açtım.
Bu arada sanırım şöyle bir şeye karar verdim: Her insan farklıdır. Zaten aynı olsaydı buna her insan demezdik. 1 tane olurdu. Zaten hepsi bir olurdu yani hepsi aynı olurdu. Madem böyle; farklılıklarımızı yenmeye çalışmak ve onlarla savaşmak saçma ve sonuçlar -geçici- dir (bence). Bende biraz araştırdım bu Obsesif Kompulsif Bozukluk olayını. Genel veriler tam olarak bir düzelme olmadığı hatta çoğu kişinin bu hastalığı yenme konusunda değilde bu hastalıkla yaşama konusunda yardım aldığını öğrendim. Çünkü yenme yolu yok. EN iyisi alışmak diyorlar. Bu yazıları okumadan öcne bende böyle düşünüyordum aslında.
Şimdi ben delirmiş oldum mu olmadım mı ? Kim akıllı kim deli ? Uzman'a gidelimde bakalım onunda takıntıları var mı yokmu? Yazan kim yöneten, oynayan, çizen...
Neyse fazla saçmaladım ama anlatabilmişimdir umarım. Gerçi ne anlatmaya çalıştığımı tam oalrak bende bilmiyorum ama neyse...
"alchemy" demişki yazılarını neden burada paylaşamıyorsun. Yazılarda hep üstteki yazı gibi. Yani 10 sayfa okusan, 1 sayfa anca anlarsın deyim kısaca. Kendimle konuşur gibi yazdım sürekli. Açıp okuyasım geliyor ben bile üşeniyorum. Ama bazen okurken, yazarken hiç farketmediğim şeyler farkediyorum
Herkese yardımları için teşekürler. Sanırım bir süre daha bu şekilde gidecek (itekleye itekleye). Sonrasına hayat hakimdir... 
|

08-03-2009, 22:02
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 08-03-2009
Mesajlar: 2
|
|
Sevgili arkadasım senin gibi bende zamanında birçok ayrintiya takıldığım için çoğu kez arkadaslarımdan ailemden kısacasi beni tanıyan herkesten dıslanmıstım.Söyleki ben onların yanına gittiğimde susarlardı.Baktımki etrafımda hiç kimse kalmıyor giderek yalnız kalıyorum ve kendime söyle Dedim ''Sen herseyi düşünmek her ayrintiyi görmek onları sorun etmek zorundamısın? Sana kim istemediğin birseyi yaptirabilir? ve işte burda olayı çözdüm kendimce anahtarı buldum ve actim 0 bilinmez kapiyi.Bana istemediğim birseyi kimse yaptiramazdi ve artik ben diğer insanların fark etmediği ayrintiları görmek yorumlamak sorular sormak atmak tutmak düşünmek zorunda değildim.
İşte böyle sevgili arkadasım seni tanımadan arkadas olarak kabul bile edebiliyorum şimdi 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:21 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|