Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Sosyoloji & Psikoloji


Adalet

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Adalet konusu: Ynt: Çeşitlemeler « Yanıtla #59 14 ekim 2007 01:53:18 ÖÖ » ________________________________________ Adalet (1) Adalet nedir, nasıl bir tarifi var bu kavramın? Ve bu tarif duruma göre değişir mi? Örneğin ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 20-07-2008, 03:46
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
Standart Adalet

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #59 14 ekim 2007 01:53:18 ÖÖ »
________________________________________
Adalet (1)


Adalet nedir, nasıl bir tarifi var bu kavramın? Ve bu tarif duruma göre değişir mi? Örneğin toplumsal adalet ile hayatın adaleti farklı mıdır? Ya bireysel ilişkilerdeki kişilerarası adalet…?

Şimdi her zamanki gibi elime bir sözlük alıp yola çıkmak var ama, neredeyse biliyorum ki sözlük adalet hakkında “adil olma durumu, hak ve hakkaniyet” diyecek…! İyi de, onlar ne demek ki şimdi??

Nedir bu “adalet”?

Adalet eşitlik midir? Matematiksel bir eşitlik midir mesela?

Yoksa tam tersi, göreceli bir eşitlik midir?

Adalet, bir durumun kurallara uygun olması mıdır ya da? Öyle tariflenecekse, bu durumda kuralların ne kadar adil olup olmadığına bakılacak mıdır?

“Hakkım olanın bana verilmesi” diyebilir miyim adalete? Bu “hak” kavramını neye dayandırıyorum peki? Dayanağım “hakça” mı ki?

Yazı, yazarken çıkıyor şu anda vallahi…

Peki neden adalet? Adalet kavramını sormamın en büyük nedeni, bunun yaşam algımızı, yorumumuzu ve kalitesini belirleyen bir kavram olması. Pek çoğumuz bu adalet kavramında, ya da ondan dolayı debeleniyor bence… Pek çoğumuzun isyanı var, mevcut bir adaletsizliğe karşı… Ya da bir adaletsizlik olduğunu düşünsek dahi itiraf bile edemiyor gibiyiz, belki de “hak etmiyoruz”dur…

Adalet aslında her yerde kavram olarak aranıyor. İzine ise sanki pek de rastlanmıyor…

Adalet nesnel bir kavram mı? Yoksa öznel bir kavram mı?

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #60 14 ekim 2007 02:01:12 ÖÖ »
________________________________________
Adalet (2)


Adalet Türkçe sözlükte “hak ve hukuka uygunluk, doğruluk” olarak niteleniyor. Dedim ya, bu beni tatmin etmiyor, ben İngilizceden gideceğim…

İngilizcede adalet “justice” demek. Yani adil olma durumu. Adil ise “just” demek. Ve just’ın kelime anlamı son derece kısa ve net : “Tam, tamam” demek… Şimdi oldu işte… Çünkü tam ve tamam olan “doğru”dur… “Olması gereken”dir aynı zamanda da değil mi? Tam ve tamam olmak istenir her zaman, hep bir “tam ve tamam” durumuna ulaşmak istemez miyiz? O bir doyum noktasıdır, varılacak son noktadır…

Ve işte belki de can alıcı kavrama da dokunduk böylece: “olması gereken”… “Gereken”… Yani, gerek ise, biz bunu “bekliyoruz”…

Tamam. İşte budur adalet talebi: Beklenti!

Adalet beklemek, karşılaşılan bir durum karşısında, ikna olunmuş bir değerler bütününe göre olması gerekeni bekleme durumudur.

Burada bu değerler bütününe ikna olmak yeterlidir. Bu değerler bütününün adil olması ise aslında gerçekten de gerekmiyor… İşte bu nedenle türlü çeşit adalet var. İkna olmayı da kabullenme olarak modifiye edelim ve bu iş tam olsun. İkna olmak için “düşünmek” gerekir… Oysa çoğumuz düşünmeyiz. Kabulleniriz… Öyle gelmiş de öyle gider, soru dahi sormayız…

Bu kadar sorgulanmamış bir durumda, bu kadar tarifi muğlak bir halde, bu kadar sisli bir kavramın peşinde olduğumuzu iddia etmek çok safdilce değil mi?

Hatta adeta “adaletsiz”…

Adalet, çok ilginç bir kavram… Tanım itibarı ile tarafsız olması gerekirken aslında son derece taraflı, hatta güç dayatıcısı bir durum sanki adalet…

Adalet eşitlik demek değil. Eşitlik ancak matematikte kendi mutlak açıklamasını bulacak bir kavramdır. Oysa bizler insanız. Elma ile armut nasıl eşit olabilir? Kadın ve erkeğin eşit olması gibi… Üreten ve üretmeyenin eşit olması gibi… Neydi o forum konusu? Mahkumlar oy vermeli mi? Mahkum ile dürüst vatandaş aynı kefede oy verecekse eşitlik nerede?

Neye göre eşitlik? Neye göre olduğunu bilmiyorum. Ama neye göre olmaması gerektiği bence ortada: matematiğe göre eşitlik yok ortada. E
Demek ki bu eşitlik kavramı olayı açıklamaz…

Adalet talebi, sanırım kendi doğrularımıza, kendi algı ve isteklerimize, kendi bilgimize göre bir beklenti kurma durumudur.

1940’lı yıllarda, ABD’deki beyaz insanlar, siyahların yoldan çekilmesini ve onlara yol vermesini talep ederlerdi. Bu onlara göre “adil”di…

Sonra bir Martin Luther King çıktı, kendileri için kendi adaletini istedi…

Bir “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” olmasaydı, “insanca”lığın tarifi neye dayanarak yapılacaktı ki?

Adalet dediğimiz şey, aslında tarafsızlık demektir değil mi?

Yoo, aslında hiç de değil sanki! Tarafsızlıktan ziyade, hangi taraf’ın tarafsızlık dayatmasının rayiçte olduğuna bakıyor…

Yaz yaz bitmez… Gerisini sonraya mı bıraksak ne…?

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #63 21 ekim 2007 04:14:42 ÖS »
________________________________________
Adalet (3)


Taraf olan kişilerden adalet beklemek ne derece akılcı? Taraf olması kaçınılmaz olan kişilerden adalet beklemek ne derece adil? Tarafsız olması gereken kişiler ise gerçekten de tarafsız olabiliyorlar mı?

Bir annenin bir kavgada kendi çocuğuna, diğer çocuk karşısında kayırıcı olmamasını beklemek ne derece adil?

Bir kişi, adalet dağıtması beklenen bir konumda olabilir, taraf olması için görünürde de bir sebep yoktur. Ama kişinin içini bilebilir miyiz? Öznel yargılarını, zaaflarını, kendi açmazlarını ve güvensizliklerini…? Bunların, kararları üzerinde yaratacağı adaletsizliği öngörebilir miyiz?

Belki de adaletsizliğin temelinde yatan en önemli şeylerden biridir bu: adalet sağlayacak kişinin içindeki adalete engel öznellikler ve önyargılar…

Bir de tam tersi var tabi. Bu adalet olgusunu uygulaması gereken kişinin, bu önyargıların “default” (fabrika formatlı) varlığına önyargılı yaklaşması durumu… Kısaca, önyargılı olmamak adına, bu kaygının ifade bulduğu bir tarafsızlığı da aşan kayıtsızlık durumu ve nihayetinde adaletten uzak kalan bir tutum sergilemesi…

Adaleti uygulaması gereken kişinin kendisini önyargısız irdeleyememesi durumu çok yaygın olduğundan, yerel mahkemelerin verdiği kararların bir üst mahkemede tekrar yorumlanma yolu, pekçok dava için açıktır. Üst mahkeme ise karar vermek üzere bir kişiden değil, birkaç kişiden oluşan bir kurul halinde varolur.

Ne kadar kanun ve kural yapılırsa yapılsın, bazı durumlarda olay kanun ve kurala birebir uymaz ve bu durumda adalet sağlayıcının yorum yapması konusunda ona bir manevra alanı sağlanmıştır. Demek ki aslında, ne kadar da kural kanun yapılsa, insanın öznelliği ve kuralları amacından saptıracak kadar çarpıtabilecek öznellikte yorumlara ve yargılara varabilmesi gayet evrensel bir durum. Kısaca bu tüm demokratik yargı sistemlerince görülmüş bir zaaftır. Herhangi bir sistemde, eğer üst mahkeme, ya da karar mercii tek bir kişiden oluşuyorsa, orada öznelliğe ve yanlışa kapı çok açık demektir.

Peki ya adaletsizliğin bize karşı yapılmamış olması, yapılanın adaletsizlik olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Bunun cevabı da çok farklılaşır sanırım. Kural aynı kural olmasına rağmen, kimilerine göre başkalarına uygulanan çifte standart hiç de rahatsız edici değildir, kimilerinin ise adalet duygusunu derinden rencide eder. Sonucundan onlar etkilenmeseler bile.

İşin tehlikeli kısmı adaletin nasıl tecelli edeceğini tatminkar bir şekilde belirleyip uygulayamayan sistemlerde, kişilerin kendi adaletlerinin peşine kendilerinin düşmesidir. Adalet uygulamasını adilane gerçekleştir(e)meyen sistemlerde fason adalet merkezleri ortaya çıkar, örneğin mafya gibi… Ya da daha münferit girişimler; mesela kaatillik…

Uzlaşılabilecek kişileri dahi zıvanadan çıkartır adaletsizlik. Öncelikle telaffuz edilmiş bir eşitlik düzenine rağmen ortada bir eşitsizlik ve hatta keyfiyet varsa, kimse bundan haksız etkilenen tarafın olayı olduğu gibi kabullenmesini beklememeli. Daha da ötesi, bundan direkt etkilenmeyen kişilere de verilen dolaylı bir mesajdır bu : sizi es geçtik ama yarın namlumuzun ucunda sizin olmayacağınızı kim garanti edecek?

Evet, annem babam bana karşı adil olmalı. Bu onlardan yana beklentimdir. Kaçınılmaz bir beklentidir bence. Devletim bana adil olmalı, benden daha eşit olanla aynı vergiyi veriyorum, hatta belki daha fazla. İşyerinde üzerine düşeni yapan bir elemansam, patron kulağının üzerine yatan ama onun poposunu öpen ya da başka bir nedenden dolayı yumuşak karnının bulunduğu bir başkasının beni ezmesine göz yummamalı. Bunlar beklentilerimdir. Sorgulanacak bir tarafları olduğunu düşünmüyorum, çünkü yok.

Bu beklentiler sorgulanıyorsa, belki de o kokuşmuş, adı var kendi yok sistemlerde yer almamanın zamanı gelmiştir.

İnsanlar çaresizlikten veya umutsuzluktan dolayı birşeyleri bitirirler. Bazan bir istihdamı, bazan bir evliliği, bazan da yaşamlarını… İnsanları çaresiz ve umutsuz bırakacak her oluşum adalet kavramına vurulmuş kocaman bir baltadır. Her adaletsizlik, adaletsizliğe prim veren daha fazla kişiye gebedir.

Dünyadaki yaşamı yaşanılası olmaktan çıkartan en sakat durumlardan biri belki de bu adalet-adaletsizlik durumu…

Ayşen Akgül
Kaynak: www.seeurchin.blogspot.com


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 20-07-2008, 07:13
PACUKO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
LEVENT HOCA
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Nerden: KONYA
Yaş: 43
Mesajlar: 23
Ben konuyu türkiye ye getiriyim..adalet işte bu ülkede yok..çok güzel adalet sarayları var ama içinde
adil yargı arama ..Af çıktı ,yeni tck kanunları çıktı..hiç kimse iplemedi..neden çünkü inanmıyor kimse adalete ..osuraktan teyyare..ceza evleri tıklım tıklım..yargıtay daydaki dosyalar buğday ambarı gibi..İnsanın gözünü korkutuyor..bu sebeplerin tek nedeni var..insanlar adalete inanmıyor ve kendileri veriyor cezayı ..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 13-06-2009, 03:17
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-06-2009
Yaş: 33
Mesajlar: 2
Standart iyiliğin ve kötülüğün zemini

yazınızı belki gerekli dikkatle okumadım ama beni özellikle "justice"-"just" kelimelerinin anlamı çekti.

öncelikle "adalet" meselesinin üzerine düşünmeye değecek en önemli konulardan biri olduğunu bellirtmek istiyorum. niçin mi önemli? çünkü bizim insanların yapıp-ettiklerini iyi ve kötü diye sınıfandırmamıza rağmen bu iyi ve kötülerin belki de hepsinin ama tabi ihtiyatlı söylemek gerkeirse çoğunun altında "adalet isteği" yatmakta. ya da insan içinden yükselip hayatı dönüştürmek üzere gerçekleştirilenler insanın karmaşasından dolayı hep iç içe girdiğinden kişi çoğu zaman iradesiyle ortaya koyduğu şeyi bir adalet talebi olarak algılar. elbet hala adalet isteği vardır herhangi bir eylem gerçekleşirken ama daha bir çok şeyle içiçe olma ihtimali yüksek gibi. bunan dolayı da adalet dağıtırken terazi şaşar, bakarsınız adaleti gerçekleştireyim derken yeni adaletsizliklere yol açmışsınızdır. zaten Locke üçüncü bir kişinin adalet dağıtması konusunda bu zeminden hareket ederek kendi başımıza gelenlerde ister istemez öznel kalabileceğimizi temel alır.

üçüncü kişiye hep kuşkuyla bakmışımdır. üçüncü kişinin iki kişi arasındaki olayı yorumlama kabiliyeti ne kadar olabilir ki? onun ötesinde bir kişi yaşadığı şeyin tam olarak ne olduğu konusunda ne kadar emindir? işte adalet, just'ta ortaya çıktığı gibi ancak olup bitenlerin tamlığında gerçekleştirilebilecek bir durum giibi. bunu daha güçlü dayanaklara oturtmak gerekirse bir insanın başına gelen şeyin sınırlarını neye dayanarak çizebiliriz? bir nefretin nedenleri ve başlangıcı, bir sevginin nedenleri ve başlangıcı nerededir? insan yaşamı öylesine nüfuz edilemezdir ki onu rasyonalize edebileceğimizi düşünmek de modern çağın bize bulaştırdığı bir mikrop gibi. bir "metin" olsaydı yaşam, onun bir giriş, gelişme ve sonuç kısmı olurdu. yaşamımda meydana gelenler basitçe birbirinden ayrılsaydı cümleleri anımsatırdı ve noktaları olurdu. ama öyle değil yaşam, yaşamım. budan dolayı da beni yargılayacak olanların ve benim kendimin ona nüfuz etmesi çok kolay değil. ben bir matematik işlemi değilim yani, bi olaya girerken 5 gibi girip 8 ile toplandıktan sonra 13 olayım ve sen de bunu analiz edebilesin.

yine de söz konusu insan olunca "akıl"a dayalı bir zeminimiz yok mu? bu nokta da önemli. çünkü insanlar bir şeyi düşünüyorlar ve o düşündükleri şeye göre ortaya bir irade koyuyorlar. burada bu iradeyi bellirleyen şey tam nedir onu çözebilir miiyiz? bunda kuşkuluyum. belli ki hala insanın doğasına dair ya da melekelerinin ne olduklarına dair kafamız karışık. ama insanların kendilerine ve diğerlerine karşı bir irade olarak çıktıkları ortada. bir şeyi istiyoruz ve o istek olarak kas katı dikiliveriyoruz. sonra şekillendiriyoruz. ancak sorun istekle akıl arasındaki ilişki mi acaba? yani isteğimiz bize açık mı? değil gibi. çünkü bir şeyi istediğimizi sandığımız bir çok yapıp-etmenin sonuna doğru gelirken bir değerlendirmeden geçirip isteğimize çeki düzen verdiğimiz ve farklı bir şey istemyee doğru yol aldığımızı görüyoruz.

yine de olup bitenlere kayıtsız kalamaz insan. adalet acil bir istektir. gerçekleştirilmediğinde çok pahalı sonuçları olabilir çünkü onu hep birileri gerçekleştirmek isteyecektir. adalet nedir sorusu çok önemli bir soru ancak herhangi bir insan fenomeni gibi bu sorunun da tüketilebileceğini zannetmiyorum. o halde geriye önemli bir soru daha kalıyor: Adaleti kim icra edecek? kanımca adaletin ne olduğunu hala bulamadığımızda bile biz onu gerçekleştirmeyi birilerine devredebiliriz. içimizi az-çok rahatlatabilecek bir şey olduğunu düşünüyorum bunun. böyle bir karar alabilmemiz için de kibrimizi bir tarafa bırakıp bunu bizden daha iyi yapabilecek birilerinin olduğunda ikna olmalıyız.

Bacon bilginin güç olduğunu ifade ettiğinde sanırm bu insanın başını döndüren bir şey olarak çıktı ortaya, öyle ya herkes kendi durduğu noktadan dünyaya, etrafına şekil vermek istiyor. öyle görünüyor ki bilgiyi biz hala güç olarak algılıyoruz. felsefenin bu temel sorusuna cevap veremzsek bile net bir şekilde en azından bilgiyi algılayışımızda artık şunu görmemiz gerekiyor: bilgi, yani bilmek, kendisiyle birlikte büyük bir sorumluluk getirir.
sezai koyunbakan
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 16-06-2009, 23:37
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
Blog Başlıkları: 8
Oldum olası sevemedim şu adalet kavramını. Varlığından ziyade yokluğundan. Ve birilerinin bu olmayanı sağlamak uğraşından. Yokluk derken adaletsizliği değil, kavramın kendisine olan inançsızlığımı kastediyorum. Gereksinim olarak görünse de yoktur. Söz konusu bireyin kendisi olduğunda pek de nesnel bir yaklaşım beklenmez insandan. Tabi yine de herkese göre bir tanımı var bunun. Ben “primus inter pares” terimi ya da George Orwell’in yaklaşımını beğenirim: “hepimiz eşitiz ama bazılarımız daha eşitiz” diyerek özetler toplumdaki adalet dağılımını. Sınıflı toplumlarda her şey gibi adalet dağılımı da güç ile orantılıdır. Sınıfsız bir toplum göremediğim için ne olacağını kestirmek zor ama insanoğlunun hiçbir konu üzerinde ortak bir noktada buluşamaması, bilginin dahi sübjektif olmasından çıkarılabileceği gibi insan, doğası gereği nesnellikten uzaktır.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 17-06-2009, 00:08
boq çukuru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mawi anarchy
 
Üyelik Tarihi: 22-02-2009
Nerden: kanalizasyon
Mesajlar: 35
adalaetmi eet duymuştm war oldğnu sanıyırdum war olmadğını sadece war olmak için bizi çöpe attığını gördüm adaletmi hayatımı mahweden adalet sadece bi takım adalet watandaşlarının saygı duydukları tabir hiç bi yerde adalet yoq yani anladıımız tüm anlamlarda bz kanalizasyondaysak bz yaşarken ölüosak diğerleri mutlu we paralıysalar düşünceleri yoqsa we adalet onlarlaysa bn adalet istemem yani dewlet istemem yani mutlulk istemem !!!!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 17-06-2009, 00:33
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
Blog Başlıkları: 8
boq çukuru, böyle yazmak senin için de zor olmuyor mu?
Ya da farklı olduğunu mu sanıyorsun?
Öyle sanıyorsan bilmeni isterim ki değilsin. Yaş aralığındaki herkes için anlaşılmaz bir şekilde yazmak pek moda olmuş. Öyle pek de anormal olduğun izlenimi falan vermiyorsun yani. Ve 10-20 yaş arasının hatta dahil olduğum seksen sonrası kuşağın genel problemi bu sanırım... Laçka, kayıtsız, geniş ve tam da olmanız istendiği gibisiniz; fena halde dejenere...
Girdiğiniz ortamları da dejenere ediyorsunuz.
Merak ediyorum, yazdıklarını okuyacaklara bile saygın yoksa neye olabilir?


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 18-06-2009, 18:23
firari - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Delinin zoru
Bubble Trouble Champion, Mahjong Solitaire Champion, Rope Walker Champion, Balloon Hunter Champion, Crab Volleyball Champion, Space Runner Champion, Mini KickUps Champion, KickUps Champion
 
Üyelik Tarihi: 24-05-2009
Yaş: 20
Mesajlar: 154
Sevgili non serviam;
Hiçbir şekilde hiçbir açıklaması yok bu tarzda yazı yazılmasının. Entel ve illegal bir duruş peşindeler, uçuk olmak ve farklılık hissi yüzünden ne yapacaklarını şaşırmışlar (ki artık farklı birşey değil herkes böyle yazıyor ve aralarından düzgün yazanlar olarak bizler sivriliyoruz.) Bu harfleri dayanılmaz kılan çekiciliğin sırrını hala çözemedim. Amaçsız sebepsiz şeyler olduğunu düşünüyorum. Artık öyle bir hal aldı ki yazı ve konuşma diline geçecek nerdeyse bu tür saçmalıklar. Üzgünüm içinizde bazı arkadaşlarımızda var ama gerçekleri ne kendimden nede başkalarından sakınmam, sözümüde esirgemem. Herşeye rağmen içimdeki insan sevgisinden ötürü herkese sevgiler.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 19-06-2009, 01:45
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
Non serviam kendi adaletini aramış. Firari boq çukurunun adaletini aramış.

Boq çukuru nerde peki...?


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 19-06-2009, 15:32
autochaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dispossessed
 
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
Otoritenin, toplumların kendi iç dinamikleriyle oluşturdukları dengeyi devlet, ataerkil aile yapısı, din vb kurumlar ile bozması sonucu ortaya çıkan dengesizlik halinin yerine mahkemeler, kolluk kuvvetleri gibi benzer müdahil kurumlar yaratarak görünüşte yeni bir "denge" yaratma çabası gibi görünüyor adalet.

Ancak otoritenin varoluş gereği bu kurumları yaratmadaki başlıca amacının öncelikle kendisini korumak olması, müdahil ve suni oluşları yüzünden anılan amaçlarına ulaşmaları zaten imkânsız olan bu kurumların, en baştan birer aldatmaca olduklarının açık göstergesi.

Adaletin, otoritenin tahakkümüne uygunluk olduğu sonucuna varabiliriz buradan yola çıkarak, bu "tanrı"nın, "devlet"in, "toplum"un, "bilim"in yahut "aile"nin adaleti olabilir ve bu tahakkümü uygulayan insanlar aslında kendilerince "iyi" niyetli de olabilir çünkü ortada bozulmuş bir otonom denge var ve yerine yenisini koymak da zaruri hale gelebiliyor bazen.

Bu da sistemin en büyük silahı bir taraftan, bu sayede ben kendimi değil sizi koruyorum kendinizden diyebilme yüzsüzlüğüne sahip oluyor. Oysa adalet adına kendini yeniden yaratıyor sistem sürekli olarak bir yandan kendini koruma görevini de layığıyla sürdürürken ve otonominin yeniden teşkili, adalet mekanizmaları karmaşıklaştıkça ve sistematikleştikçe daha imkânsız görünmeye başlıyor...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 29-07-2009, 10:14
Sunasu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 07-05-2009
Mesajlar: 349
Yargıda adalet vardır ama ülkemizde yargıda bence adalet yoktur.
Kanunlar bazı kesimleri korumak adına çıkıyorsa,adelet kişiye göre işliyorsa,yargı bazı kesimlerin tekeli olmaktan çıkmıyorsa ve bazıları yargıyı kendi tekeline almak için uğraşıyorsa,yargı üzerine baskı yapılıyorsa,yargı ve adalet sistemi siyaset yapıyorsa adalet yoktur..


Ben def ettikçe alçak virüsler ürüyor. Ben doğrumu deştikçe onlar komikmiş gibi gülüyor. Bilmiyorlar aslında onlar karşımda yavaşça ölüyor....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
adalet


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
"Ağzına İşeyeceksin" ( Diyarbakır Cezaevi ) kurtulush Güncel Mevzular 61 19-08-2011 02:02
Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA ) kurtulush Serbest Kürsü 0 06-07-2008 20:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:58 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info