Çok simema eleştirmeni veya bileni sayılmam çünkü genelde bilim kurgu izlemeye anca tahammül edebiliyorum onların da çoğu "sanatsal" ve kültürel açıdan vasat bulunur ve gene hemen hepsi yabancı yapım.
Bunun dışında nadiren de olsa bazen izlediğim kaliteli yapımlardan anladığım kadarıyla, her kültürün kendi sinema kültürü var ve bu genelde yaşam tarzını ifade etmekte. Bizim son dönem sinemamız ise (hele de görece daha cesur ve başarılı bulunan komedi (!) türünde) adı çok duyulmayan bazı alçak gönüllü yapımcılarımız dışında aşırı derecede televizyonculuk kokuyor.
Yeni yeni tekrar filizlenmeye başladığı da çok yanlış sayılmaz aslında sinemanın gişeye yönelik oluşması da tüm filmler için istennmese de geneli açısından doğal ve para kazanan türk sineması yeni bir olgu sayılır. Ancak profesyonel oyunculuk anlayışı da diplerde televizyon şovmeni ve sulu karakterler dışında rol yapma becerisini kaybetmiş o rolleri de rol yapma ihtiyacı hissetmeden yapabilen biri biraz ağır sinemacı olmasıyla ünlü olan bir ciddi eleştirmenle alay edebiliyor mesela. Olayı bilmiyorum ama muhtemelen lafı sen kaç paralık adamsın, ben senden zenginim e getirmiştir kapasite bu kadar o sözde oyuncu ve cıvık şovmende.
Kültürel açıdansa bir derinlik çok az gördüğüm kadarıyla daha da önemlisi sinema anlayışımız ciddi bir film yapmaya karar verdiğinde ya trajediye yönelip milleti ağlatmaya çalışıyor ya da komik olcaz diye curcuna yaratıp cıvıklaşıyor. Ben bu durumu übüyük tiyatrocuyum, tiyatronun eğitimcisi okul açanıyım, mizah ın duayeni ve görmüş geçirmiş cumhuriyetçi çağdaş insanıyım diyen Müjdat gezen in yıllarda Darbukatör Baryam ve benzer içi boşaltılmış Sulukule curcunaları üzerine komedi dizisi yapmasına benzetiyorum. Onları eleştirmek belki haddime değil ama televizyomn merkezli popülizm de böyle birşey. Bizim bir Holywood umuz veya Bolywood umuz yok. Yeşilçam diye bişi zaten kalmadı. Fazla entel işi ciddi film çekersen tutulmaz izlenmez. (avrupa sineması da genelde bence böyledir ama onlarda bu sevilir. )
Sonuç olarak benim umudum bu açıdan (gerçi banane de çünkü izlediğim türler belli) yönetmenliğin değer kazandığı fakat sosyal hakların dibe vurduğu televizyon dizisi furyasının sona ermesini beklemek gerek. Görünüşe göre artık edebi eserler romanlar uyarlandığına göre fazla da seçenekleri kalmamış, reytingler düşmüş kanısındayım hele de millet herşeyi internetten izlerken. Önümüzdeki birkaç yılda durum netleşir şu aşamada da iyi ve kaliteli yapımlar hala tek tük olsalarda hiç yok değiller ve sayıları artıyor gibi. Yılmaz Güneyin ustalık dönemindeki gibi politik filmlerin önünü açmak ise biraz daha zaman ister bundan önce hoşgörülü zihniyet, dayatmacı kemalizmden bireysel bağımsızlık ister gibi görünüyor. Lakin Atatürk filmi çekilince kopan kıyamette beninm Atatürk filmim seninkinden daha iyidir sen şusun busun kavgalarını izledik, politik film çekilemez hala demek bu.
