|
|
| Sinema Tazyikli Oyunlar Ufkunuzu açan, bilginizi sınayan oyunlar, turnuvalar... |
"En kötü 100 Film Listesi"nde 5 Türk filmi varSinema Tazyikli Oyunlar içerisinde "En kötü 100 Film Listesi"nde 5 Türk filmi var konusu: aynen!
sırf atilla dorsay kendisini eleştirdiği için adama ağzına geleni saymıştı birde.
hadi bakalım şimdi tescillendi m.ali erbil'in müthiş oyunculuk kabiliyeti....

07-09-2008, 18:48
|
 |
lodosum tuttu poyrazim soguk
|
|
Üyelik Tarihi: 12-02-2008
Yaş: 38
Mesajlar: 62
|
|
|
aynen!
sırf atilla dorsay kendisini eleştirdiği için adama ağzına geleni saymıştı birde.
hadi bakalım şimdi tescillendi m.ali erbil'in müthiş oyunculuk kabiliyeti.
|

07-09-2008, 21:05
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-09-2008
Mesajlar: 5
|
|
çağan Irmak... Bence türk sinemasının parlayan yıldızlarından biri...Kaliteli işler çıkarıyor gibi geliyor arkdaşlar bana sizce de öyle değil mi??? 
|

23-03-2009, 18:28
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
ben buna çok da fazla katılamıyorum malesef.
neyse, şu imdb sıralamasına dönelim. imdb.ye verilen oylar izleyenler tarafından veriliyor biliyorsunuz ki. dolayısıyla türklerin yoğun ziyaretiyle recep ivedik en beğenilen film seçilebilir mesela bir sonraki listede. mesela ilk üçe giren filmlere baktığınızda da anlaşılıyor aslında bu. yani sizce kara şovalye gelmiş geçmiş en beğenilen filmlerde 3. sırada olabilir mi gerçekten. veya türk filmleri türkiyeden başka hangi ülkede vizyona giriyor da en iyiler listesine girebilecek kadar çok oylansın.
bütün bunlara rağmen en kötülere giren türk filmleri doğru tespit olmuş 
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|

23-03-2009, 19:24
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 17-12-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 105
|
|
|
Kısmen katılıyorum no faith ama listedeki en iyi filmlerden en az 90 - 100'ü de bütün sinema izleyicilerin ortak kanaatidir diye düşünüyorum.Bazı filmler çok alakasız sıralarda,bazı başyapıtlar listede bile yok.O yüzden imdb'yi çok fazla referans almamak gerekiyor.
|

23-03-2009, 21:17
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Slumdog millioner'e oskar veren bir sinema endüstürisinden de bahsetmek gerekir bence(yalnızca vasat bir film). Populer tüketimin beğenileri her zaman tartışma konusu olmuştur. ABD film endüstürisi yaptığı onca muhteşem filmlere rağmen iğrenç ötesi filmlere de imzasını atmıştır(8. sınıf amerikan aksiyon filmlerine bakın isterseniz  ).
Şahsen uzun süredir tek tük Türkiye kökenli film izliyorum. Çağan Irmak'ın hoş filmler yaptığı doğrudur, ancak onda da gözyaşından ortalık görünmüyor bazen (babam ve oğlum-aslında oldukça güzel bir tema var ortada ancak dram unsuru öyle abartılmış, film öyle sulandırılmış ki onca patırdı gürültü çıkaran filmde aklımdan tek sahne kaldı- masada iki arkadaşın rakı içip geçmişin hesabını gördükleri, aslında başlı başına bir tema olabilecekken baharat/çeşni kabilinden bir şey olarak konulmuş sahne).
Bence, birçok eleştiri almasına rağmen Türkiye sineması komedi türünde daha izlenesi filmler yapmaktadır(Beynelmilel, Recep İvedik ve Gora gibi). Yakın tarihe değinen filmlerde henüz yeteri kadar cesur ve iyi işlenmiş senaryolar yok ortada(Yılmaz Güney'i hala aşamadık sözgelimi). Yapılanlar da aşk/dram gibi bazı populist tavırlara kurban gitmektedir...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

24-03-2009, 16:03
|
 |
Proletaryanındiktatörlüğü
|
|
Üyelik Tarihi: 08-01-2008
Mesajlar: 64
|
|
Alıntı:
Arifim´isimli arızadan alıntı
Neriman güzel demiş. ayrıca toplumun salaklığımı yoksa topluma dayatılan salaklıkmı üzerinde yeniden düşünülmesi gerekir.
|
Bu filmelerin yapılmış olması elbette toplumun salak olduğunu göstermez. Ancak Dünya bu filmleri "salakça" bulurken, bizim toplumumuzu katıla katıla güldürmesi ve birçok insanın para vererek sinemada bu filmleri izlemesi yada CD'sini alıp izlmesi bir salaklık göstergesidir. Elbette toplumun tamamı salak değildir ancak bu salaklığı yapanlara birinin yaptıkları şeyin salaklık olduğunu anlatmalıdır. Eğer kimse anlatmıyor, buna yönelik bir tepki vermiyorsa buda bir çeşit salaklıktır...
Doğrudan yada dolaylı ortada birçok salaklık var!
|

24-03-2009, 20:02
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
|
|
Alıntı:
Avakúma´isimli arızadan alıntı
Bu filmelerin yapılmış olması elbette toplumun salak olduğunu göstermez. Ancak Dünya bu filmleri "salakça" bulurken, bizim toplumumuzu katıla katıla güldürmesi ve birçok insanın para vererek sinemada bu filmleri izlemesi yada CD'sini alıp izlmesi bir salaklık göstergesidir. Elbette toplumun tamamı salak değildir ancak bu salaklığı yapanlara birinin yaptıkları şeyin salaklık olduğunu anlatmalıdır. Eğer kimse anlatmıyor, buna yönelik bir tepki vermiyorsa buda bir çeşit salaklıktır...
Doğrudan yada dolaylı ortada birçok salaklık var!
|
Sayın yorumcu,
Kültürel öğelerin dili,anlatımı ve yerel özellikleri nedeniyle başka dillere, kültürlere çevrilmesi gerçekten zor iştir. Türkiye aydınları yada entellerinin ciddi bir yabancılaşma sorunu olduğu dikkatli gözlerden kaçmıyor. NTV'de yayınlanan bir röportajda populer ve deneysel ürünler yapan bir film yönetmeni, halkın kültürdüzeyini eleştirirken akla zarar bir örnek vermesi hala hafızamdadır. Aynı muhterem zat, dolmuşlarda çalınan arabesk müzikleri eleştirip birgün halkın o araçlarda Mozart'ı Bethowen'ı dinlediğini hayal ettiğini söylemişti  Aydın yabancılaşması dediğimiz şey tam da böyle bir durumdur. Neticede ''arabesk'' olarak tabir edilen müzik türü toplum içindeki belli dinamiklerden güç alıp kökenleri halk müziği ritimlerinde yatar. Hazret'in örnek verdiği sanatçılar ise batı dünyasının klasik müzik türleri olup yine halkın içinde, batı kültüründen vücut bulmuş bir türdür. Benzer şekilde halkın operaya gitmeyip Müslüm Baba dinlemesini eleştiren bir aydın(!)ın aklı cidden sulanmıştır. Kültür dediğimiz olgulardan ve onun dinamiklerinden haberi olmayan bu zavallı insanın ciddi psikolojik bir terapiye ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz
Demem şu ki, Türkiye'de cidden berbat ve iğrenç ötesi filmler yapılmıştır; ancak, bu coğrafyanın dinamiklerini, kültürünü ve yapısını iyi yansıtan ''komedi-mizah'' türü filmler bence başarılıdır. Hadi örnek verelim de, olay somutlansın. Söz gelimi Recep İvedik filmi! Bugünlerce çok tartışıldığı için örnek verdim bunu. Kendi tecrit edilmiş steril dünyalarından bakan orta sınıf enteller filme büyük bir öfkeyle hücum etse de, bu film eskilerin Kemal Sunal geleneğini bir biçimde devam ettiren güzel bir parodidir. Filmi yapanların öyle bir amacı olmadığını bilsek de, orta ve üst sınıfların steril ve riyakar yaşamlarının başarılı gözlemler ve biraz da abartılmış jest-mimiklerle yerdiğini görebiliyoruz kanımca. Buna karşın, yeniyetme gençlerin ve eski tüfek romantiklerin şatafatlı pohpohlamalarla sundukları ''Babam ve Oğlum'' filmi, ''dram, gözyaşı ve populistbir aşk''ın kurbanı olmuştur. Sinemaya her girenin gözyaşlarıyla çıktığını söylediği bu filmi izlediğim zaman bende büyük bir hayal kırıklığı oldu. Ancak, Takva filmi yeni dönem yapımlarından son derece başarılı bir örnektir.Din-Tarikat-Birey ve Sınıfsal çıkarlar bağlamında harika bir yapıttır bu film. Erkan Can'ın usta işi oyunculuğu da filmle ayrı bir tat vermiştir. Yine Lalelide Bir Azize üçlemesi, Duvar ve Fatih Akın filmleri(Bu adam da Almanyada yetişmiştirsonuçta) son dönemki ciddi yapımlardır; fakat sayıları yeterli değildir. Toplumsal gerçekleri işleyen, anlatan ve tema yapan filmler yeteri kadar cesur değildir ve bu tür filmlerde senaryolar(maalesef ki) populist aşklara kurban gitmektedir(Biraz amerikan-vari değil midir sizce de? )Ancak, komedi ve mizah türü, belki de doğası gereği, daima daha cesur ve ciddi yapımlardır. Beynelmilel filmini izleyin mesela. 12 eylülün ve şark gerçeğinin ne kadar güzel tiye alındığını göreceksiniz. Mehmet Ali Alabora'nın bu tarz bir filmi vardı ki, yakın tanıdıklarım filmde yaşananların aynısını yaşadıklarını söyleyip çok gülmüşlerdir. Yine Pardon filmi de güzel bir örnektir. Bakın buna benzer birçok film daha sayabiliriz ve hepsi kendi türünde cidden hoş filmlerdir.
Türkiye'nin halktiyatrosu, ortaoyunu geleneğinin modern estürümanlarla devam ettiren tiyatro ve kabereler de bu bağlamda önemlidir. Cem Yılmaz'ı bu kadar meşhur edenşey eski bir geleneğin yeni araç ve söylemlerle devam etmesidir mesela.Filmlerde de bu kullanılır.
Özet olarak, sanat eserlerini kendi iç dinamikleriyle birlikte değerlendirebilmek önemlidir. Bu tarz toptancı değerlendirmeler, yapılmış bir çok güzel işin de hakkını yemektedir. Batılı ülkelerin bizim yerli eserlerden bir şey anlamaması, saçma gelmesi doğaldır. Kültürel ürünlerin dili ve anlatımı çevrilemez çünkü. Benzer biçimde bize de birsürü batılı film saçma gelmektedir...

Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...
Hayyam...
|

02-04-2009, 00:28
|
|
nisyan
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2009
Nerden: bursa
Yaş: 31
Mesajlar: 9
|
|
|
bu türk filmleri gerçekten kötü ama ben bir türk filmleri seven biri olarak gerçekten yabancı bazı filmleri kalitesiyle beşe katlıcak filmlerde vardır...
|

10-04-2009, 19:39
|
 |
Rütbesiz anarşik
|
|
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
|
|
|
Ben şahsen Türkiye'de sinema kültürünün olduğunu ya da tam yerine oturduğu kanısında değilim.Evet başarılı birçok yapım vardır ki bunların hiç biri "Recep İvedik"kadar konuşulmamıştır.Son zamanlarda bir de Çağan Irmak çıktı,sayın albatross tam da duygularıma tercüman oldu,bu adam güzel konuları işliyor filmlerinde ama acıtasyon ama olduğundan fazla gözyaşı.Bu bence sinemaya samimiyetsizliliğini gösteriyor.80leri anlattı, iyi hoş,ama o yılların ruhundan çok baba,oğul ilişkisini yansıttı,çok fazla acıtasyonu kattı,kısmen verilmek isteneni boğdu.Filmden sonra herkes o babanın bağrını açıp söylediği sözlere ağladı.Ehh be insanım 80lerde neler yaşandı.Issız Adamda şehirdeki kalabalık içinde yalnızlığa dikkati çekmek istedi ve çok iyi bir konuydu ama bu filmide aşkın çok fazla dökülen gözyaşlarıyla boğdu.Filmi izleyen, bu kalabalık içindeki yalnızlığına ağlamadı,filmin son sahnelerindeki Ada ile Alperin sinemadayken karşılaştıkları sözlere ağladı. Yani buna anlam vermek çok güç ki diğer iyi filmlerimiz ise zaten Türkiyeden önce yurtdışında gösterime çıkıyor,bir çok ödüle layik görülüyor ki Türkiyede izleyici sayısından yan.Bir filmin kalitesini izleyici sayısı göstermez ama o ülkenin sinema anlayışını gösterir.Biz Yılmaz Güneyin filmlerini yakan ülkeyiz,filmlerinin izlenmesinin yasak olduğu ülkeydik ,iyi dediğimiz şeyleri anlatan filmleri on sene sonra anca ekranlarda gördüğümüz ülkedeyiz(bkz:Eylül Fırtınası).Yani doğal olarak Türk izleyicisinden fazla bir şey beklemek mantıksız...
Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
|

03-06-2009, 21:04
|
 |
daima arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
|
|
|
o en kötüler listesine giren 5 film keşke 55 film olsaydı ve o beş filmin kazandığı paraları kazansaydı da çökmüş bitmiş türk sinemasının yılda bir tane bile olsa iyi film yapmasına katkısı olsaydı... bu ülkede yapılan sinemayı yok sayanlar ve küçümseyenler bir film nasıl çekiliyor, kamera arkasında ve onunda arkasında kapalı kapılar ardında masa başlarında neler konuşuluyor, o filmi çekmek için insanlar bazen 72 saat hiç durmadan iki öğün bile doğru düzgün yemek yiyemeden ve uyumadan yoktan var ederek uydurarak nasıl (hiç bir sosyal güvencesi olmadan) çalışıyor keşke bilseydiniz... diğerleri gibi yalan bir sendikayla üç kağıtçı yapım sorumlularıyla ve hiçbirşeyken kendilerini bir bok sanan bazı oyuncularıyla siz nasıl filmler çekerdiniz acaba? arkadaşlar yok olmuş bir sinemanın yeniden ayağa kalmaya çalıştığı bir dönemde en kötüler listesine girse bile bu filmler ve o basit diziler yıllar sonra bu sektörü yaşatacak maddi olanakları ekipleri ve ekipmanları hala var olmasını sağlıyor... yılda bir tane bile olsa iyi bir film çekilmesi için ekip ve ekipman gereklidir... ekipmanların sürekli değişen teknolojiye ayak uydurabilmeleri için çaıştırılıp kullanılıp yapımcıya ya da ekipmanın sahibine para kazandırmaları gerekiyor ki iyi bir film için daha iyi ekipmanlar temin edilebilsin... ekip dedikleriniz ise sizin benim gibi insan... yaşamak için para kazanmaya ihtiyaçları var keşke olmasa ama... ayrıca işleri bu... set çalışanı yani... bu ülkede de öyle yok ben sanat filmi olazsa çalışmam yok ödülü nerde bu filmin yok salaklara hitap ediyor bu film gibi seçme şansınızın olmadığı kadar az ve kısır tarzda filmler çekiliyor... ve bu filmlerin çekilip çekilmeyeceğine de yapımcı yani parayı veren karar veriyor... parayı vereninde tek derdi var daha çok para kazanmak... ödül almak ya da sinema tarihine geçmek değil... tabiki sinema tarihine geçmek isteyenlerde var ama çölde su kadarlar... tamam mehmet ali erbil ya da çağan ırmak filmlerinden bende rahatsızım... fakat bunlardan hoşlanan bir kitle var ve bu kitlenin bu tip filmlere yatırdığı paralar daha sonra tek tük te olsa bizleri tatmin edecek filmler olarak geri dönecektir... ki yeşilçam tarihinde de böyleydi bundan sonra da böyle olacaktır... bir de susuz yaz, sevmek zamanı, anayurt oteli, masumiyet, gelin, yol, sürü, tabutta rövaşata, gemide, selamsız bandosu, kaç para kaç, muhsin bey, gölge oyunu, selvi boylum al yazmalım ve daha nicelerini üretmiş olan bu toprakları; sinema kültürü yok yada oturmamış, yada olgunlaşmamış olarak görmek haksızlıktır...
Konu eco tarafından (03-06-2009 Saat 21:13 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:53 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|