|
|
remedios'un şiir günlüğüŞiirler içerisinde remedios'un şiir günlüğü konusu: READING ZİNDANI BALADI'NDANI
* * *
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken ...

12-07-2008, 16:55
|
 |
her dem arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-01-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 253
|
|
|
READING ZİNDANI BALADI'NDANI
* * *
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.
Oscar Wilde
Çeviri: Tozan ALKAN

** Gözlerinin benimle konuşabilmesi amacıyla; dudaklarını birleştirdiğinde bin yüzlü bir aynayla yakaladım bakışlarını. Ve gözleri benimle konuştu... Nietzsche
|

31-07-2008, 23:18
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
|
|
|
Kayıp Bakış
/uyandım ağırbaşlı ateşe.
y akmıyor um bak: gücüm inkarda sınandı
delik deşik gölgemi kaplayan tül hafifliğinde/
içim hırçın gök
dışım utangaç toprak
aklım
arada kalmaya alışık:
gökten alıp yerden ediyor beni
sahipsiz kokum yayılıyor zamana
kırmızı şal rengiyim en fazla.
omuzlarımı ört diye
soyunuyorum saçlarımdan.
boylu boyunca unutuyorum tonumu
yatık gemi dalgınlığında.
aklımca dalgayı tekmeliyorum.
topraktan boşalıyorum da
menzilimi kaybediyorum gök dokununca
çatlamış nar tedirginiyim yataklarda.
günahın hasat şenliğinden topluyorum tohumu
ne ki ellerimden biliniyor
gizlenen de açığa vurulan da.
sırf bu yüzden saydam bir ömrü sınıyorum nar izinde.
binlerceyim gör diye dağılıyorum
teklikten çokluğa adlanma hevesinde
uyanıyorum. içimden
dışıma bakıyor buluyorum gözlerimi.
titreyen günün ortasın a d üşüyorum
günah tohumları saçılıyor hayata. sokaklar ıssız
kentler kalabalık gibi içim dışıma
dışım içime küskün bir akış gibi
diyorum. diyorum da
üşür olduğumu düşünürsün
diye aklımdan aklanıyorum
bir beklentinin ortasında alnımdan vuruluyorum
benden biliniyor bu da
ellerimi koparıp atıyorum oracıkta steril tohumların canından oluyorum.
/
göz alıcı yaşamaklara inansaydık hiç değilse!
aynı yankıyla konuştuğumuza emindik nasılsa
ve acımaklı.
inkarın gücünden habersiz ve dokunaklı
.
.
yasaklı ve
ağzı bozuk ömrü aklar gibi dünlerden
hep bir beklenti gibi söz ediyoruz ya kendimizden
verdiğimiz nefesin dönüşü yok
alınan nefes pahasına açılıyor ağızlar
iyi eder gibi sevecek an yok ve nefreti dölleyecek
cesaret de.
hiç değilse inanabilirdik. anımsa
böyle utangaç
böyle hırçın
kılmasaydık
karanlığı
inanırdık: içimize de dışımıza da
.
.
ne ki artık:
gölge hafif
tül uçucu
n ar çatlamış
gibi günler
her yanımda is
gibi
yatık gemi bekleyişi
.
.
günler diyorum ya bir akışın sesinden
bakma sen. asıl tünlere benzer akıl:
dil’im ucunda
unut’u ve an’sıma arasında
gidip
gelen
sarkaç kaypaklığı
.
dışarının dilinden içe sarkar gibi
bata çıka
akıl diyorum ya
y utkunuyorum ya
inanma diyorum ya
inanma!
kaybediyorum
onu da
damla
damla
Ela Dinçer
Bir şiirde ben ekleyim dedim umarım formatı bozmamıştır.
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|

31-07-2008, 23:22
|
 |
her dem arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-01-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 253
|
|
|
Çok güzel bir şiir.
Sadece kendim ekleyeceğim diye bir şey yok isteyen herkes bir şiir seçebilir duarden hocam.

** Gözlerinin benimle konuşabilmesi amacıyla; dudaklarını birleştirdiğinde bin yüzlü bir aynayla yakaladım bakışlarını. Ve gözleri benimle konuştu... Nietzsche
|

08-08-2008, 15:42
|
 |
her dem arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-01-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 253
|
|
Kalbim
Göğsümde 15 yara var!.
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!
Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
Karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!..
Göğsümde 15 yara var!.
Deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!
Yandı 15 yaramdan 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
Kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
ÇAR-PA-CAK!!
1925
Nazım Hikmet Ran

** Gözlerinin benimle konuşabilmesi amacıyla; dudaklarını birleştirdiğinde bin yüzlü bir aynayla yakaladım bakışlarını. Ve gözleri benimle konuştu... Nietzsche
|

31-08-2008, 22:07
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
|
|
|
Korkarak Vinç
n'olur bir bebek alalım oyuncakçıdan
karnına bastıkça "bi dakka" desin,
şeye gidelim, içaçan'a, ordan dönünce
ikinci ev çıksın karşımıza, soldan.
amerika aile dramlarını işleyen filmler vardır,
taşra illerinde geçer, falan;
bir sürü de ev vardır seyrek seyrek
öyle bir evin kapısından girelim:
kader sokak, 13/2
adresim oldun benim,
biliyorsun bunu değil mi?
alınyazım oldun
(n'olur alalım)
korka korka çaldım kapını
(bir bebek alalım)
ne yapayım sevdim seni
("bi dakka" desin)
eline ayağına düştüm
(karnına basınca desin)
sensin artık ne varsa:
aşktı, kavgaydı, uzak yerler özlemiydi
(alalım, n'olur, bir bebek
gözlerinde bizim bakışımız olsun)
kan-revan sevişelim
s. hanım, n'olur, gelmesin
tutarsızlık deme bir daha
bizim sigaralarımız birbirini tutmuyor
bir bebek alalım çarşıdan
çay kahve içsin
çay dedim de aklıma geldi
şeker eksiği giderilsin;
sigara dedim de aklıma geldi
sigara bas parmağıma
yansın parmağım cızz! desin
benim ceketim askıda
böyle yıllarca beklesin
gömleğin eteğinin içinde
yüzyıllarca...
çamaşırlarımız tutkuyla çıkarılmış
aşkla sıyrılmış çamaşırlarımız
dört kat çimenin üstünde
ve çarpınan bedenlerimizin altında
ve yaşlı, hoşgörülü aynanın karşısında
ve saatimi mutlaka çıkarmalıyım bundan böyle
ne diyordum, işte çamaşırlarımız
dalgalanan etimizin altında
ezilsin böyle binyıllarca
bir kokun var senin: iksirdir
yaptığın çay iksirdir
içindeyken senin, ne içindeyim
birtakım yapraklar içindeyim
(n'olur al bir bebek çarşıdan
maltepe desin
kahverengi desin
yumurta desin
bir sınır hediyesi desin)
geldim işte vurdum kapıyı
birdenbire seni!
sessizce
güvenli ama hüzünlü
hüzünlüyse de güvenli
bir orman perisi gibi
bir ağaç gibi, dalını
nereye uzatacağını bilen.
sonra iki yudum konyak
koltuklar sadakat dolu
sehpanın sarılışı ise
sanma ki başka şeyden
sevinçten, yavrum,
sevinçten sevinçten
vinç! diye öter sevinç kuşu
n'olur al bir bebek
karnına basınca vinç! desin
basmayınca da vinç! desin
ben böyle düşünüyorum
senden ne haber?
Cemal Süreyya
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|

15-09-2008, 15:21
|
 |
her dem arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-01-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 253
|
|
|
SEN Kİ ANLARSIN
Kendini bir suyun akışında
Ve suları kendi bakışlarında
Bulabilenler bilir bu türküyü.
Sen ki anlarsın
Bir türkü uğruna
Çileler çektin yıllar boyu.
Soluğunda
Yaban menekşelerinin kokusu.
Gözlerinde
Serin pınarların uğultusu.
Dağlar seni yaşardı her gün
Ormanlar sıcak dostluğunu.
Ne zaman çatlasa bir kaya
Bir çığlık düşse sulara
Irmaklar
Adını çizer toprağa.
değil mi ki
Hep o yangınların adına
Adına belasına
Özlemi duyulunca özgürlüğün
Öfkesini göklere çalan
Bir şimşek gibi dalardın yaşama.
Sen ki anlarsın bu yaşamı
Aşklar şimdi hücrelerde tutsak
Düğünler kelepçeli
Doğumlar
Ve çocuklar zindanlarda.
Bunları nasıl anlatayım sana
Bu türküleri nasıl çağırayım
Bu ninnileri nasıl.
Ölüme
Kapkara bir kaygu değil artık
Bembeyaz
Bir kitap diyoruz koltuğumuzda.
Kitapların göğüslerinde kan
Bu kanı nasıl okuyayım sana.
Şimdi devleşen bir öfkenin
Ve sınırlar ötesi bir özlemin
Bildirisi okunurken her gün
Her saat, her dakika,
Can çekişen
Bir çağı yaşıyoruz dünyada.
Sen ki anlarsın bu yaşamı
Okul yolunda telaşlı bir öğrenci
Bir grev sözcüsü işyerinde
Okunan kitap
Yazılan defter
Yükselen bilinç
Ve eriyen cevher
Şimdi sabahın ala şafağında
Doludizgin
Bir at gibi giriyor sulara.
Adnan YÜCEL

** Gözlerinin benimle konuşabilmesi amacıyla; dudaklarını birleştirdiğinde bin yüzlü bir aynayla yakaladım bakışlarını. Ve gözleri benimle konuştu... Nietzsche
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevap |
Son Mesaj |
|
Şiir nereye gidiyor?
|
prangaliasik |
Edebi Mevzular |
5 |
12-06-2009 23:41 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:36 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|