|
|
Can DÜNDARŞiirler içerisinde Can DÜNDAR konusu: Bahar
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın.
Yapma bunu bana!..
Bahar, yalvarırım çek git isine!..
Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek ...

06-02-2007, 02:12
|
|
firari
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 260
|
|
Can DÜNDAR
Bahar
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın.
Yapma bunu bana!..
Bahar, yalvarırım çek git isine!..
Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor..
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, islik ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtüböcek...
Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme!.
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir..
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben...
Tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi islik çalıp sokağa çağırmasınlar beni..
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!..
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana!..
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka;
Gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını,
Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak,
Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz..
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git isine! Yoldan çıkarma beni!..
|

06-02-2007, 02:12
|
|
firari
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 260
|
|
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
Yokluğunu beklemek, ne zor...
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."
|

07-02-2007, 18:09
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
Eğer- Can DÜNDAR
Eğer ;
O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O, her durduğunuz yerde duruyor,
her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp,
hüzünlendikçe ağlıyorsa...
dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu
bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O...
her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa...
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez
özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın
O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,
vuslat sehere denkse...
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine...
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,
sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
Konu osslem tarafından (10-02-2007 Saat 23:18 ) değiştirilmiştir..
|

10-02-2007, 13:05
|
|
firari
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Yaş: 20
Mesajlar: 260
|
|
össlem bacı anladık (ç)alıntı yapıyosunda azcıkda dikkat eder insanoğlu dimi yaa :4 :4 

istediğim vakit saramıcaksam belinden gül yüzlü yari
doyasıya öpemeyeceksem
koynunda uyuyamayacaksam
onunla yeni bir güne uyanamıcaksam
VARSIN GÜNEŞ BENİM İÇİN HİÇ DOĞMASIN NE FARKEDER...
 p 
a
d
m
e
|

10-02-2007, 23:18
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
çok afedersiniz..
telafi edilmiştir..
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
|

11-02-2007, 20:29
|
|
|
Üniversite yillarimiz...Biz iki erkek arkadasiz.Onlar da
iki kiz.Öyle tanistik SBF'nin kantininde... Birlikte
çikiyoruz... O yillarda çikma ne demek... Sinemaya
falan birlikte gidiyoruz öglenden sonralari. Aksam üzerleri de o
zamanlarda çok ünlü Filiz Pastanesinde bulusup çay falan içiyoruz. Gözlerden gözlere,zaman zaman birlesen ellerde bir flört var, hepsi o... Çok sevdigim bir siir vardi, aklimda kaldigi kadariyla, söyleydi sanki, o yillardaki asklarimizi anlatan...
Bir sey var aramizda. Senin gözlerinde belli,
Benim yanan yüzümden.Susuyoruz, arada bir,
Gülüserek basliyoruz söze.Ne kadar
gizlesek nafile,Bir sey var aramizda,
Senin gözlerinde isildiyor,
Benim dilimin ucunda...
Söyleyemiyoruz"Seni Seviyorum" diye...
Ama öyle seyler yapiyoruz ki, her sey ayan beyan...
Ne mi yapiyoruz mesela...
Biz üçümüz,Mülkiyeli'yiz.
"Aramizda bir seyler olan" Orta Dogu'lu...Birgün ögleye
dogru, üç Mülkiyeli, Kizilay'da rastlastik...
Sinemaya gitmek üzere sözlesiyoruz.
Uzaktan bizim Orta Dogu'lu çikti meydana. "Hayrola" dedi.
"Ögleden sonra sinemaya gidiyoruz, haydi sen de gel"
dedim.
"Çok mu istiyorsun" dedi.
"Evet" dedim.
"Biletleri alin beni bekleyin. Senin için gelirim" dedi, kostu gitti.
Sinema ikide... Ikiye çeyrek kala bulustuk. Üç Mülkiyeli.
Orta Dogulu görünürde yok... Bizim kiz "Hadi girelim"
dedi. "O laf olsun diye 'Gelirim' dedi. Gelemez. Ögleden sonra final sinavi
var. Nasil gelir ki!..."
Biletlerin ikisin onlara uzattim... "Gelecek" dedim. "Siz
girin, ben
beklerim". Saat iki buçugu geçiyordu, sinemanin önünde
bir taksi durdu.Içinde nefes nefese Orta Dogu'lu indi... "Kusura
bakma geç kaldim" dedi...
"Ögleden sonra final sinavim vardi. Bu sinava raporsuz girmezsek
dönem hakkim yanar. Bu yüzden girdim. Kagidin altina hemen bombos
imzalayip verdim. Firladim, taksiye kosarken ayagim burkuldu,
topugum kirildi. Yurda gidip ayakkabimi degistirmek zorunda kaldim. Bu yüzden geciktim." Sonra kulagima egildi.
"Ama ne kadar geç kalirsam kalayim, kapida
beni bekleyecegini biliyordum" dedi. "Ben de gelecegini biliyordum"dedim,
elini elimin içinde sikarken...
Sevginin en yüce yanidir, inanmak... Ama ben baska sey anlatmak istiyorum, bugün...Insanlari ne kadar seviyoruz.
Onlara ne kadar deger veriyoruz.Bunun bir tek sasmaz ölçegi var. Günlük
hayatimizdaki önceliklerdeki yeri? "Hadi sende gel" dedigimde "Sinavim var,
gelemem" diyebilirdi Orta Dogu'lu...Kimse
de bir sey diyemezdi. Öyle demedi... "Senin için her seyi yaparim" dedi... Benimle herhangi bir gün, herhangi bir saatte gidebilecegi o sinemaya, sirf ben o gün istiyorum diye, o gün gidebilmek için, sinavdan '0' almaya razi oldu. Simdi bir de herkesin günlük yasantisinda
her zaman rastlanan baska örneklere bakin...
"Sevgilim, sana tapiyorum. Bugün bulusmayi çok isterdim
ama, berberden randevu almistim."
"Alo, darling, bu gece seninle bulusacaktik ya. Bir kiz arkadasim boyfrendi ile bozusmus. Onu teselli etmem gerek. Beni affet!"
"Hayatim sen bir tanesin. Ama yarin bulusamayiz. Galatasaray'in maçi var." Listeyi sabaha kadar uzatabilirsiniz. Simdi bir düsünün.Hem size ileri
sürülen özürlere. Hem sizin ileri sürdüklerinize. Kimi, neleri tercih ediyorsunuz, kimlere... Ve siz nelere tercih ediliyorsunuz?
Eger, sizin için berberden, maçtan, sizi davet eden yada size gelen herhangi bir arkadastan sonra geliyorsa, sakin ola, onu sevdiginizi falan düsünmeye kalkmayin.
Insanlar bazen kendilerini de kandirir, sevdiklerine. Ya da süpheye
düserler,
"Ona karsi duygularim, çok karisik... Seviyor muyum acaba"
diye... Sevginin ve degerin en yanilmaz ölçegi, tercihtir, önceliktir. "Hadi sinemaya gidelim" dediginizde, arkadasini "Tabii, harika" demeden önce "Ne film oynuyor" diyorsa, hele hele ardindan "Ben o filmi sevmem" deyip, bulusma teklifinizi reddediyorsa mesela, bilin ki asil sevdigi sinemadir.Siz degilsiniz. Siz ancak onun ilgisini çekecek bir film ve bos bir zamaninin bulabilirseniz, onunla bulusabilirsiniz. Bunun da adi sevgi olamaz tabii...
Sevgide önemli olan bir arada olmaktir. Sinema bahanedir sadece.
Düsünün bakalim, sevdiginizi sandiginiz insanin,
hayatinizdaki öncelik sirasi neydi? En tepede mi? O zaman gerçekten
seviyorsunuz demektir..
Ya da söyle... Hayatindaki en büyük önceligi daima size veriyorsa, hiç
süpheniz olmasin, en çok sizi seviyor. Onun için en degerli varlik
sizsiniz. Hem kendi karmasik duygularinizi çözmenin, hem de onun duygularini kesinlikle belirlemenin en sasmaz yoludur, öncelik tespiti...
Çünkü en çok sevilen, en önce gelir. "Benim her seyimsin" kolay laftir, herkes söyleyebilir. Eger sizi bir seye tercih ediyorsa ancak o zaman her seyiniz demektir gerçekten.
Birisiyle ilgili duygularinizdan ya da onun duygularindan süpheniz varsa,
derhal bu "Öncelik" testini yapin, her günkü yasantinizdan
örnekleri hatirlayarak.
Sasmaz gerçek hemen ortaya çikacaktir. Sevgi bir bakima önceliktir çünkü!
Can Dündar..
|

11-02-2007, 20:37
|
|
|
Hangi Hayat Bu Yaşadığımız
Dogumdan sonra hayat var mi?
- Bir internet öyküsünden uyarlama -
Karanliktaymislar. Iki embriyo, bir ana
rahminde... her seyden habersiz beklesiyorlarmis,
sudan bir besigin içinde... Sarilip birbirlerine,
karanlikta uyumuslar öylece... Haftalar geçmis,
ikizler gelismis. Elleri, ayaklari belirginlesmis.
Gözleri çiktikça meydana, ikisi de çevrede olup biteni
fark etmis... Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymis bu...
Sicak, islak, sevgi dolu... "Öyle güzel bir dünyada
yasiyoruz ki" demisler, "...bize ne mutlu..." *** Gel
zaman git zaman, çevreyi kesfe girismisler. Bu
karanlik dünyayi ve hayatin kaynagini desmisler.
Onlari besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla
kendilerini var eden Anne'lerine sükretmisler. Sonra
baslamis bir varolus tartismasi: "Buraya nereden
geldik, biz nasil olduk" diye sormus ikizler...
"Annemiz" demis biri, "O bizi var etti, bize can
verdi." "Ne biliyorsun" diye itiraz etmis öteki, "Sen
hiç Anneni görmedin ki...": "Belki de o sadece
zihnimizdedir. Anne inanci bizi rahatlattigi için
uydurdugumuz bir seydir." *** Süredursun ana
rahmindeki tartisma, ikizler büyüyüp gelismisler.
Rahme sigmaz olup tekmelesmisler. Artik parmaklari ve
kulaklari varmis keratalarin... Büyüdükçe anlamislar
ki, yolun sonu yakin... Gün gelecek, bu güzelim hayat
bitecek; Karanlik bir yolculuk, onlari bir baska
diyara çekecek. *** "- Buradaki hayatimizin sonuna
yaklasiyoruz" diye fisildamis ikizlerden biri
efkarla... "- Ben gitmek istemiyorum" diye diretmis
öteki; "doyamadim ki daha hayata..." "- Ama mukadderat
alnina yazilandir; dua et, belki dogumdan sonra hayat
vardir." Sormus karamsar olan: "- Bir gün bize hayat
veren kordon kesilecek. Ondan sonra basimiza neler
gelecek?" Siirle cevaplamis iyimser olan: "Birçok
giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen
yok seferinden..." *** Ve günlerden bir gün, yer
sarsilmis, duvarlar kasilmis. Dayanilmaz sancilarla
ikizler beklenen günün geldigini anlamis. Burusuk
kollariyla birbirlerine son kez sarilip vedalasmislar.
Ve "ömrümüz bitti" diye çiglik çigliga aglasmislar.
Azrail sandiklari bir el kesmis onlari hayata baglayan
kordonu, Aglaya aglaya karanlik bir koridordan öbür
hayata çikmislar.
Can Dundar
|

11-02-2007, 21:20
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
sevgide güvenmek..
sorunum(uz) budur!!!
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:02 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Khaos.info
|
|
|
|