Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular > Şiirler

Pelin Onay...

Şiirler içerisinde Pelin Onay... konusu: VEDA YÜRÜYÜŞÜ gittiniz yıkıldı dilimin kö pr üsü, konuşamadım elimi tuttuğunuz gecede kaldı aklım sesinizden dökülen nağmeler, gözlerimden aktı şiir mi onarmıştı kırılan yüreklerimizi, yoksa aşka tutkulu iki günahkâr mıydık? ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 20:52
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Pelin Onay...

VEDA YÜRÜYÜŞÜ

gittiniz
yıkıldı dilimin köprüsü,
konuşamadım

elimi tuttuğunuz gecede kaldı aklım
sesinizden dökülen nağmeler,
gözlerimden aktı
şiir mi onarmıştı kırılan yüreklerimizi,
yoksa aşka tutkulu iki günahkâr mıydık?

gittiniz,
içinden çıkamadığım bir sessizlik düştü payıma

ıslandığımız yağmur
dibini gördüğümüz kadeh
kim bilir kaç intihar düştü yolumuza,
yürümeye devam ettik
siz mi yaşınızı almıştınız,
yoksa yaşam dolu olan ben miydim?

gittiniz,
devrik bir sızı kıvrıldı dudağıma

seviştiğimiz şarkılar doğum yaparken,
yatağında nöbet tutardık çıplak kavuşmaların
şimdiyse bilmiyorum
kahkahanız mı ısıtırdı içimi,
yoksa kollarınızda müjdelenen bahar mı?

gittiniz,
isimsiz bir şehir oldum haritanızda

merhaba sevgilim
hoşça kal yâlnızlık
daha kaç gece sürer bu heyecan diye,
düşünmeden sarıldım

nerdesiniz,
karanlıktan korktuğumu nasıl bilmezsiniz?

ama gittiniz,
ağır veda havası çaldı sokak ortasında


Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 20:54
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a

Gitme karanfil../..inadına yaşıyor aşk ve ölüm...

“ beyinsel sevişmelerin üretken kadını” diye fısıldıyor kulağıma bir dost
doğru olabilir mi..? ..imgelerin altında kalmaktan korkuyorum..

insan,
sevdiği şeylerden korkar mı..?

beni şarkı söyleyebileceğim bir yere götürsün sevgilim,
üşüyorum
derin sessizliklerin acı çığlığı bu
çocukluğumdan kalma özlemleri bekliyorum kuytu yalnızlıklarda

insan,
geçmişini bekler mi..?

parmaklardan geçen saçlar gibi,
yumuşak ve hızlı bir serüvendir aşk
ne kadar kısaysa sunabildiklerin,
o kadar çabuk tükenir

tükettim serseri vedaları
alnımda unutulmuş ve kurumuş öpüşler
değme çil yavrusu göz yaşlarından beterdir,
gözleri kanlı bırakan terk edişler

insan,
vedalarını kutsar mı..?

yalnızlık bir barda unutulan sigara paketi gibidir
fark edildiği yerde sahiplenilir
ve hiçbir yalnızlık unutulduğu yerde bulunamaz

insan,
unuttuklarını arar mı..?

arkasına bakmadan kaçan bir karanfil gördüm
ölüm de kirlendi aşk gibi
yararı olacaksa söyleyeyim,
ellerim temizlik çabasından, yorgun..

karanfil..! Geri dön
aşk’ı temizleyeceğim ölüm gibi
söz(ü) mü veriyorum

insan,
inadına yaşar mı..?

Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 20:56
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Bitti Diyorsun...

bitti diyorsun../..kırılıyor düşler birer birer../..ortalık düş kırıklığı sitesi../..ortalık yangın yeri...

bitti diyorsun
kocaman bir hava boşluğu oluşuyor yüreğimde
birden üşüyorum
çok üşüyorum
garip bir dengesizlik../..yön devinimi
otomatik bir yüreğim yok ki,
o girsin devreye ve kurtarsın beni

ne garip değil mi..?
şimdiki zamanı yaşayıp,
gelecek zamanı düşünürken,
birdenbire geçmiş zaman kipinde takılı kalmak
ve dalıp gitmek garip bir bilinmezliğe
hemde çok garip
türk dili edebiyatı şeklinde yaşanıyor aşklar
türk dil kurumuna kendini beğendirmek ister gibi

bitti diyorsun
kırılıyor düşler birer birer
ortalık düş kırıklığı sitesi
ortalık yangın yeri
nasıl toplarsın diye sorsam..
hayır../..cevaplama
konuşmama hakkına sahipsin
söylediklerini aleyhine delil olarak kullanabilirim
istersen bir avukat tut diyeceğim ama
bir avukat bile temizleyemez,
çıkardığın yangının küllerini

susuyorum
susmak ağır gelsede
bu kadar kolay işte
kocaman bir yaşanmışlığı,
sokaktan geçen eskiciye verir gibi,
arkanı dönüp de gitmek
üstüne kaç para aldın,
yetti mi bir akşamlık otuzbeşliğine..?

bitti diyorsun
vuruyor bütün dalgalar yüreğime
vuruyor umarsızlığın bütün bedenime
şarkılar söylüyorum hiç durmadan
şarkılar söylüyorum bir kalemde silebilenlere

bitti diyorsun
bu kadar kolay söylüyorsun
cinsiyetsiz bir sevda bırakıyorsun şehir çöplüğüne

bitti diyorsun
tek bir kelimeyle kan döküyorsun.
.


Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 21:05
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Anlamak ve Susmak...

beni anladığında aşk'ı da anlayacaksın)
belki de artık hiçbir şeyi bilmeni istemiyorum./..istemek beklemek demek../..beklemek ise kanamalı bir isyandır göğsüme yapışan / göğsümün bilinmezlere değil,../..sevda RH + düşlere ihtiyacı var / /


bir boşlukta sallandırıyorsun yüreğimi
kime baksam biraz sensizlik
biraz yalnızlık
biraz korku
sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim
acı çekmek ne demek bilir misin özlemler içinde..?
derdini anlatamayan bir dilsiz gibiyim

kırgınlıklarımı emanetçiye bıraktım
geri dönüp alır mıyım../..bilmiyorum
her gece ince uzun bir bardak dolaşıyor parmaklarımda
her gece istek parçalar alıyorum sevdaya dair
her gece biraz daha ölüyorum

bizim buralarda hem sıkı içip hem de şarkılar söylemek,
her yiğidin harcı değil
pardon../..yanlış söyledim
her kadının harcı değil diyecektim

şimdi desem ki gün geceye döndü
susuz bıraktın dudaklarımı köpek öldüren gecelerde
sancılarım sıklaştı../..ebesiz şiirler doğurdum kan ter içinde
çocuklarının yüzünü görmeye gelmedin bile,
kahrolmayacak mısın..?
küçük bir kızın gül kokan dualarında kaybettim umutlarımı
nehirler boyu uzanan yüreğim işgal altında kaldı
kurtulan var mı dersen,
belki bir kaç düş
ve sakat kalan sözler
sevdam ise komada kan kaybediyor,
biliyor musun..?

belki de artık hiçbir şeyi bilmeni istemiyorum
istemek beklemek demek
beklemek ise kanamalı bir isyandır göğsüme yapışan
göğsümün bilinmezlere değil,
sevda RH + düşlere ihtiyacı var

artık rolleri değişiyoruz sevgili
sana şimdi anlamak
bana da susmak düşüyor
yaşattığın için biliyorum,
yüreğin biraz titreyecek
hazır mısın..?

Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 21:11
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Gizli Öznesin Sen Yüreğimde...

devrik bir cümleydim senden önce / grameri bozuk bir yürek yangınıydım / sen geldin, / yerli yerine oturdu kelimeler / noktalı virgülle uzatıyorum hislerimi sana, / ulaşabildiğin yerden tamamlarmısın..? /

gizli öznesi bol cümleler kuruyorum
"seni seviyorum"
kimi?
seni..
öznesini yüreğimde tutuyorum

noktaları kaldırdım
sana uzanan her kelimeyi,
virgüllerle uzatıyorum
yan yana oldukça çoğalacak,
dolaylı tümleçlerimiz
biriktirdiğim bütün belirtili sıfat tamlamalarını,
senin için koruyorum

...üç noktalar sana olan suskunluğum / susuzluğum
herkes duysun bu sevdayı diye,
avuçlarımdan gökyüzüne ünlemler gönderiyorum

devrik bir cümleydim senden önce
grameri bozuk bir yürek yangınıydım
sen geldin,
yerli yerine oturdu kelimeler
noktalı virgülle uzatıyorum hislerimi sana,
ulaşabildiğin yerden tamamlarmısın..?

özel isimleri büyük harfle başlayarak yazıyorum
yani adını
yani sevdanı
dahası bizi
parantez içinde yaşadıklarımız var,
aman kimse duymasın
tırnak içine aldım bendeki yerini,
kem gözlerin nazarı dokunmasın

haydi!
bir kesme işareti gönder bana,
ismimim dudaklarından çıkışını yazayım
haydi!
iki nokta üst üste gönder bana,
bende ne kadar var olduğunu sana açayım

gizli öznesi bol cümleler kuruyorum
"seni seviyorum"
kimi?
seni..
öznesini yüreğimde taşıyorum..


Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 21:12
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Bana Biraz Hüzün Ver Usta, Sek Olsun!

yapma be usta,../bu şarkı söylenir mi şimdi...?/"beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın".../eh yani,../tam da damarıma bastın../ben şimdi sitem etmez miyim aşka..?/bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama,../bana daha fazla efkar yapma..!

bana biraz huzur,
bir duble de rakı getir usta
bir de değiştir şu plağı
canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor
hani şu damar dediklerinden
ortaya da birkaç meze koy,
kafi...
hiç yiyesim yok aslında
masa zengin görünsün...

ağlarsam eğer sakın endişe etme
bir sevdiğim vardır,
ondandır..
çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet
ben de olmuştum bir vakitler
teselli ettiğim bile oldu
anlamak için yaşamak gerekiyormuş
teselliye ihtiyacım yok,
sakın deneme
sen bardağı boş bırakma yeter
bu gece sarhoş olasım var,
bu gece içesim var be usta..!

sakın ha,
o resme dokunma!
o adam işte hala sevdiğim
onsuz rakı içememde
bilir misin,
resimde gördüğünden daha güzeldir
biz ne rakılar içtik onunla,
bana mısın demedi
soframızı görsen
sen de kıskanırdın elbet
ama sofra değildi önemli olan
sohbet be usta,
sohbet..!
bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi,
sen bilmezsin..

içim yanıyor usta içim
hala bilmem neden gittiğini
oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu
ve kimsenin beklemediği kadar,
bekliyorum onu....
gelmeyecek biliyorum
bunu bilmek daha da acı

pardon,
gurur mu dedin..?
yok be abicim,
o ben de kalmadı
başkasından sor istersen
bende olan her şeyi ona vermiştim,
bir daha geri gelmedi
ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun
doldursana be usta,
koysana rakı...
hesaplar peşin,
sakın endişe etme
içip içip de naralar atan,
ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben
alt tarafı biraz sendelerim
ama düşmem..
ha, bir de şarkılar mırıldanırım
şarkıların içinde çağıl çağıl akarım
istersen kapat şu pilağı,
ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım...

yanlış görmedin ağlıyorum işte
sorun yok,
rahat ol...
ağlayabilmek her yiğidin harcı değil
hem sen bilir misin,
asildir gözyaşları,
hiç yere düşmedikleri için
benimkiler de asil,
sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için..

bakıyorum,
seni de efkar bastı
eeee, gönül kadınıyım ben
ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana
konuşurken ve severken,
yüreğimi koyarım ortaya
cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım,
bütünlensin diye...
o bunları görmek istemedi
isteseydi kendimi de verirdim ona
nedense hepsi birden,
fazla geldi...

yapma be usta
bu şarkı söylenir mi şimdi...?
"beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın"
eh yani,
tam da damarıma bastın
ben şimdi sitem etmez miyim aşka..?
bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama,
bana daha fazla efkar yapma..!

vakit doldu
biz biliriz nerde durmamız gerektiğini
demek sen de farkettin
gözüm hep telefondaydı, doğru
ama çalmadı
üzülme,
çalmaz..
süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu
bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi
eğer o arasaydı,
dudaklarım kilitlenirdi
belki de hiç konuşamazdım...

yok be usta,
hesaba niye itiraz edeyim
zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın
senden daha başka ne isteyeyim..?
gönlünü ferah tut,
evin yolunu bulurum elbet
tamam anlaştık
bir gün yanlışla dönerse bana,
beraber geliriz...

seni unutur muyum hiç
beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde
yine gel demen hoşuma gitti,
şımarttın gönlümü
gelirim elbet,
hiç kafanı yorma..
sen sadece şarkılara iyi bak
rakıyı soğuk tut
gönlünü ferah...

kendine iyi bak kafi
usta dedik bağrımıza bastık
aşk bizi terketse bile,
sohbetimiz baki...


Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 21:24
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
BİR HİKAYEMİZ VAR DEĞİL Mİ..?

(bence var../..yoksa bu hasret neden tüter..?..)

imgelerin izdüşümünde dansa kaldır beni
uyuklayan bedenimi uyandır
yüreğimi uçuklatan satırlarına sarıldım
hadi beni yeniden kandır

hala çocuğum sevdalarda
yalpalayarak yürürsem yüreğinde,
ayağım takılıp da düştüğümde adını sayıklarsam,
mimiklerim çıldırırsa seni görünce,
beni bağışla
her şeyin sebebi hasretindendir

hangi geceydi,
her gece miydi susuzluğum sarılmalara..?
gökten üç elma düştüğünde,
biri de bana değmiş miydi..?
kaç yaşında fark ettim
unuttum
hatırladım kadın olduğumu..?
hangi şarkı kesti göbek bağımı,
bağladı beni hayata..?
beni bu soruların cevaplarından tutar mısın..?

gecenin bilmem kaçı
aklımın kaçışı
sorgu sual dinlemiyor saatler
önce hangimizin yüreğinde yıldız kaydı..?

tuttuğum dileklerde unuttum kayıplarımı
kime baksam üzgün
ağlamaklı
yaralı
haydi gel
şu uzaklığın kopçasını tek bir hareketle çıkart üzerimden
şehveti bir bıçak gibi sapladım bedenime
göğüslerim değil,
yüreğim dirileşiyor
sana öyle bakma demiştim,
beynim tahrik oluyor

zaten kandıramadım geceyi
gündüzün koynuna girmek için hızla geçiyor
geceler de benim gibi sevgilim
sabırsız
isyankar
laf dinlemez
işin ucunda sevda olunca,
saatleri bile saymıyor..
.........
......
....

ama sen../..bir hüzzam makamında uyut beni
adını sayıklayan dudaklarımı ıslat
gözlerimi güldüren renkli düşlerine sarıldım
haydi../..bana hikayemizi anlat



PELİN ONAY
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 21:28
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
İsmimi Unutma...

eskiden sen baktığında görebiliyordum düşlerimi../.. / şimdi../..kim gözlerime baksa../..sensizliğin intihar sahnelerinde buluyor kendisini

ismimi unuttuğun zamanlardı
kimbilir../.belki de sadece ismimi
kaç gece uykusuz kaldı düşlerim
yarı uyanık sarıldım bende bıraktığın kelimelerine
kimbilir../..bilebilir..?
hem de bir çok gece

beni anladığını sandığım bir sen vardı oysa
beni herkesden çok duyumsadığını sandığım
özgeleceğim vardı mesela,
özgeçmişim değil
nasıl da uzaklaşıyorum senden../..utanarak
ama../..tahmin edemeyeceğin kadar../..sıkılarak
beni bağışla diyemem sana
diyemem yüreğimi ben yangınlara attım
sensin beni senden ayrı tutan
beni suskunluğunla../..sen kaçışlara attın

kelimeleri araladığımda,
gözlerimi alan her boşlukta ayrılık yatıyor
ayrılık çıkıyor karşıma../..yazmak istemediğim her satırda
bir zaman geliyor,
unutmalıyım diyorum
unutmalıyım avuçlarımda biriken gözyaşlarını
uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya
biraz daha uzaklaşırsam,
sol yanım hep uzak düşecek sevdana..

ne kadar ayrı kaldın oysa yazmaktan
bir doğum günü geçti bu yalnızlıkta
kimbilir kaç gece yağmurlar birikti kirpiklerimde
kimbilir kaç gece../..sen hiç bilmedin
bir düşünce var ki kemiriyor beynimi
belki de hiç bilmek istemedin
ne güller geldi../..ne sevgi dolu telefonlar
oysa istediğim bir tek sendin../..yetişemedin..

eskiden sen baktığında görebiliyordum düşlerimi
şimdi../..kim gözlerime baksa,
sensizliğin intihar sahnelerinde buluyor kendisini
sen hiç bir çift gözün içinde öldürüldün mü..?
ben senin gözlerinde şahadet getiriyorum../..dudaklarıma akıt nefesini

oysa umarsızlığından taşıyor bekleyişlerim
nasıl bir bıçak gibi kesip atabilirim..?
-miş’li geçmiş zamanların küllerinde şehvetimiz var
sabret diyorsun../..sabrediyorum lakin,
her gün artan acılarımda../..senin mutlak parmağın var
susmaktan bıkmayan bir ben../..bir daha olmayacak diyebilir misin.?
bende tutunduğun yer kadar../..benim de tutunmaya ihtiyacım var..

ismimi unuttuğun zamanlardı
kimbilir../..belki de sadece ismimi
kaç gece sığındım bende bıraktığın sözlerine
yarı üşür bir halde küfürler yağdırdım../..rüyalarımın kesilişine
kimbilir../..bilebilir..?
hem de her gece

hatırlayabildiğim
senden daha çok sevilmem
daha çok ben../..içimden..
şimdi aynaya son kez bak kendin için
göreceğin yüz../..sende bıraktığım son eserim..


Pelin Onay...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 22:14
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Belki Büyüdük... Emin Değilim...

...külahlı dondurma özleminde avuturken yalnızlığını, sen aslında hep uzaklara gitmek isterdin....






kim bilir kaç tren garı geçti gözlerinin önünden desem, sen sadece İzmit garında unuttuğunu söylerdin belki de hüzünlerini…garlarda unutulan hüzünlere sahip çıkan olur mu bilmem ama sen en çok sahip çıkılmayana sarıldın belki de… eski gazete kupürlerinde tozlanmış bir haber olabilir hayat, emin değilim… öyleyse dağılmadan, dağıtmadan gece senfonisi yalnızlıkları, başka bir işin yoksa yani, gel seninle sahil boyunca maviye yürüyelim…




uzakları anlat bana… kaç kilometre taşı sürer uzanamadıkların?...ya da dur, sessizliği anlat bana…nasıl konuşur bağıra çağıra, dudak dahi oynatmadan?... anlatırken susturdukları için mi, cevapsız kalır sorular yok yere?... biliyorum, yok bilmiyorum aslında, benim de cevapsız sorularım var, tıpkı gözlerinde barınan uçurum çiçekleri gibi… seni anladım dersem, anla…




güz çiçekleri gibi gülümseyişin… aslında en güzeli…herkesler kaçarken hüzün yağan gecelerden, sarı yaprakların müziğinden, ıslanmamak için çatak altı ararken gözleri, en güzeli sahiplenmek sonbahar kavuşmalarını… sen açmazsın şemsiyeni, rüzgar yüzünü okşarsa diğer yanağını çevirirsin, bata çıka yürürsün çamurda, dağda, bayırda değil mi?... güz çiçekleri gibi gülümseyişin, duyabiliyorum… aslında en güzeli…




kim bilir kaç ayrılık yürüdü gözlerinden desem, sen sadece birini unutamadığını söylerdin belki de bu gidişlerden… ayrılıklara sahip çıkan olur mu bilmem ama sen en çok sahip çıkılmayanı sevdin belki de…yaşlı bir ağıt olabilir mi hayat, emin değilim… öyleyse yaşlanmadan, yaşartmadan tozu alınan anıları, verilmiş başka sözün yoksa yani, gel seninle gece boyunca yıldızlara yürüyelim…




bağlamanın tellerinde yuva kuran türküleri anlat bana… kaç nefeslik tadı var aşkların?... ya da dur, ölmeyen, kurşun işlemeyen sarılmaları anlat bana… nasıl kavuşur kollar, el yordam bilmeden?... kavuşurken yüreklerine dokundukları için mi?... biliyorum… yok bilmiyorum aslında, benimde cevapsız dokunuşlarım var, tıpkı sesinde bağdaş kuran ardıç kuşu gibi… seni anladım dersem, anla…




ne yöne gideceğini bilemeyen rüzgar gibi özlemlerin… aslında en güzeli… herkes inadına biliyorum derken nereye gideceğini ama gidemezken ama adım dahi atamazken, bilmeden adım atmak, sanırım en güzeli… dilinde yuva yapan, sırra kadem basan kelimeler değil ki… yazdıkça dökülüyor yaşam, sen yazdıkça diniyor acılar değil mi?... rüzgar gibi özlemlerin… aslında en güzeli…




kim bilir kaç yalnızlık oturdu gözlerine desem, sen sadece sende olanı unutamadığını söylerdin belki de bu yalnızlıklardan… yalnızlığı dağıtan biri çıkar gelir mi bilmem ama sen en çok dağıtılmayanı sevdin belki de… bilmediği bir şehirde kaybolan ama başı dik bir kahkaha olabilir mi hayat, emin değilim…öyleyse kaybolmadan, kaymadan kaldırım sessizliğine, acil bir işin yoksa yani, gel seninle şarkılar boyunca dostluğa yürüyelim…




dilinin ucuna gelip de haykıramadığın cümlelerini anlat bana… kaç gecenin sabahında birikti bu kadar söyleyeceklerin?... ya da dur, umutla beklenen deniz üstü merhabaları anlat bana… nasıl yaşarır gözler durduk yere?... yaşlanırken ağlara takıldıkları için mi?... biliyorum... yok bilmiyorum aslında, benim de renksiz ıslaklığım var yanaklarda, tıpkı suskularında renk atan şaşkınlığın gibi… seni anladım dersem, anla…




demem o ki gül beyaz kahkaha, bunca yaşanmışlığa rağmen, bunca gitmelere, dönmelere rağmen, bunca sitem dolu ama içten serzenişlere rağmen, bunca gözünü kan bulamış vedalara rağmen, deli boranlara, meltem sıcaklığına, yüreği kavuran iç çekişlere rağmen, söz mü büyük sözlerimiz mi derken susmamıza rağmen, büyüdük mü sence?




…belki büyüdük… emin değilim…




pelin onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 04-02-2007, 22:15
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Gidiyorum İstanbul

Gidiyorum İstanbul. Bir demet yağmur var avuçlarımın içinde, sessizliğim bahardan kalma bir intihar, bıraktım kapısı hiç çalınmayan bir evin bahçesine. Kırgınım ve huysuzum dillenmeyen sözlere…“giden gitsin, sen şarkılar söyle içinden, boş ver”, diyemeyecek kadar şarkılıyım, birazdan yolda durduracak beni polisler, şarkı kontrolünde promili aşmış olacağım.

Gidiyorum İstanbul. Bana çok geldin, belki de az. Karıştırdım sevda sözcüklerini okey taşlarıyla. Çifte dönüyordum, yenildim. Saat sabahın üçü, saat sabahın orta şekerli hali, saat sabahın yalpalayan yürüyüşü. Galiba iğnesi kırılmış bir plak kadar bozuğum. Dağıttım kadın aklımla, yeter kavuşmalar için soyunduğum. Gidiyorum İstanbul. Benden önce çok gidenlerin anısına, bir selam daha bırakarak sokaklarına. Kaldırımların ıslak tenhalığına tükürdüm ve küfürler yağdırdım dili bozuk kavuşmaların ısırgan soğukluğuna. Kaşınıyorum, hadi susturun yine, yeniden, bir kez daha. Elbet bir zaman yorulacaksınız, kelimeleri arayacak diliniz, konuşmayacağım, konuşturamayacaksınız.

Gidiyorum İstanbul. Getirdiğim boyalı ve süslü öpüşleri sunamadım aşkın dudağına. “Üzgünüm”, diyen cevaplarda kaldı başı dik sevda yürüyüşüm. Mahcup olacak biri varsa o da benim, beni bağışla Asya ve Avrupa, şiirleri boğazınızdan geçiremedim. Yutkunduğum sitemlerde terledi ânı yaşayan bekleyiş. Hadi, bir daha söyle şarkını Vedat Sakman, ama ne olur “usulca”. Sen de biliyorsun işte, “ateşim dumansız arayışlarda.”

Gidiyorum İstanbul. Gözleri pencerede beni bekler Ege, özlemiştir, bir tas sıcak çorbayla yolumu gözlemektedir. Tez elden haber geldi, seni her kim üzdüyse yürü ve arkana bakma dedi. Boynum kıldan ince, sevdadan derindir. Bağırdım ama göz yaşlarıma söz dinletemedim. Asi ve kırılgan olur yaşını alan özlemler, isteksizce öğrendim.

Gidiyorum İstanbul, aldırma, aldırma gözü pek direnişime, hayasız tükenişime ve inatçı bekleyişime. Gülhane’den aldığım mor tokalı çanta kadar gerçektir uykusuzluğum ve Eminönü’ndeki ekmek arası balık yalnızlığım. Biliyorum İlke, Yeşilköy’den denize sitemleri indirdik, geride kaldı kırık ezgiler kuşağından geçen kekeme direnişler. Şişli’de şişe geçirdim umutları ama pişmediler. Taksim’de taktım kafama bu sefil suskunluğu. Kadıköy’de bir kadı kadar asilken, Beşiktaş’da beşik kertmesi olduğumu hatırladım mutlu anılarla, ağladım, ağlandım belki de.

Gidiyorum İstanbul... Bu ne senden ilk kaçışım ne de ilk düşüşün yüreğime. Sessizce, hiç yaşanmamış gibi adımlayarak yolları... Ne bu serden son geçişim ne de son düşüşüm kaderime. Kumdan Kaleler neden yok artık, sahile insem bulabilir miyim şarkılarını dalgalar kaçırmadan inine?

Gidiyorum İstanbul. Ağır geldi kalabalığın içinden bağıran yalnızlığım. Köpek öldüren hırçınlığım, köprü altlarında barınan çığlığımda. Ne ay anladı ışığında soyduğum çıplaklığı ne de “gece ay şahit” şahadet getirdiğim gözlere. Sus İstanbul, ne olur herkes gibi sus sen de. Bak işte gidiyorum, arkamdan su dökme, bir parça mavi yeter yollara düşmeme.

Gidiyorum İstanbul. Tuzlu damlacıklarla yıkadım yüzümü ve açıldım sabaha. Bakırköy’de delirdim dalgalara ve kulaç attım anason kokusunda istiflenen sarhoşluğa. Gelmedi beklenen gülüşler, olsun, gidiyorum gelmek istemeyenlerden ben de. Aze’m, özüm, omuzlarını açık bırak, ıslatacağım gözlerimle. Kaç damla sığar, üşüyen yorgunluğun bedelsiz uzaklığında nefes alan hüzünlere?

Gidiyorum İstanbul, gidiyorum evime. Evimin neresi olduğunu bilmediğim denize. Gülümsettiğin zamanlar çıkınımda katık olsun. El sallıyorum, dağılan saçlarımın arasına karıştı rüzgarın sesi. Yağmurunda ıslandım, kafidir bu sema gösterisi.

Gidiyorum İstanbul, bir gün dönersem diye, sakla gölgemi.


’05 İstanbul / Yeşilköy-Şişli
– çok uykum var, müsait bir denizde yatabilir miyim? -





Pelin Onay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
onay, pelin


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:32 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info