Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular > Şiirler


Charles Bukowski Şiirleri

Şiirler içerisinde Charles Bukowski Şiirleri konusu: Bazıları hiç delirmez ben, bazen koltuğun arkasında 3-4 gün boyunca yattığım olur orda bulurlar beni melaikeymiş derler sonra gırtlağımdan aşağı şarap döküp göğsümü ovarlar yağ serperler üzerime sonra kükreyerek kalkarım ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 20-06-2008, 12:38
cebren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Belkim..
 
Üyelik Tarihi: 18-06-2008
Yaş: 34
Mesajlar: 665
Bazıları hiç delirmez
ben, bazen koltuğun arkasında
3-4 gün boyunca yattığım olur
orda bulurlar beni
melaikeymiş derler
sonra gırtlağımdan aşağı
şarap döküp
göğsümü ovarlar
yağ serperler üzerime
sonra kükreyerek kalkarım
atıp tutar, köpürürüm
onlara ve evrene küfreder
bahçeye kadar kovalarım
sonra kendimi çok iyi hisseder
tost ve yumurtanın başına otururum
bir şarkı mırıldanıp
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazıları hiç delirmez
ne korkunç hayat sürüyorlardır
allah bilir

c. bukowski
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 12-04-2009, 01:07
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-04-2009
Yaş: 19
Mesajlar: 10
şiir

birkaç
iyi
şiir

yazmak
bile

çok fazla

umutsuzluk

tatminsizlik

ve hayal kırıklığı

gerektirir.

herkese
göre
değildir

şiir yazmak

hatta

okumak

bile.



akşam yemeği, 1933

yemek yerken
dudakları
yağ içinde kalırdı
babamın.

ve sürekli
yemeğin ne kadar
leziz
olduğundan
herkesin bizim gibi
yiyemediğinden
söz ederdi.

tabağındaki son lokmalara
ekmeğini banmayı
sever,
zevkten
ufak ufak
inlerdi

kahvesini
höpürdeterek
içer,
fincanı
masaya
koyup:

"tatlı ne var? jöle mi
yoksa?" derdi.

annem jöleyi
büyük bir çanakta getirir
babam
kaşıklamaya
başlardı.

tuhaf sesler çıkardı jöleden,
osuruk sesi gibi.

ve kremşanti,
jölenin üstüne boca ederdi.

"hı hım! jöle ve
kremşanti!"
jöleyi
emerdi
kaşığından -
rüzgar tüneline girmiş
gibi ses çıkardı kaşıktan.

tatlıyı da hakladıktan sonra
devasa beyaz bir
peçete ile
silerdi ağzını,
sert dairesel hareketlerle,
peçete yüzünün tamamını
örterdi neredeyse.

ondan sonra
sıra
Camel
sigarasındaydı.

sigarayı
tahta mutfak kibritlerinden
biri ile yakar,
kibriti söndürmeden
küllüğe bırakırdı.

sonra kahveden bir
höpürtü, fincan masaya,
Camel'den bir
duman.

"iyi doyduk, allaha
şükür!"

birkaç dakika sonra
odamda
karanlıkta
yatağa uzandığımda
yediğim yemekten ve
gördüklerimden
midem bulanmaya başlamış
olurdu bile.

tek güzel
şey
dışarda,
benim yaşamadığım
bir dünyada
öten cırcır böceklerini
dinlemekti.




hava, ışık, zaman ve ferahlık

" -biliyor musun, ya ailem vardı başımda ya da iş, araya
hep bir şeyler girdi
ama şimdi
evimi sattım, nefis bir yer
buldum, geniş bir stüdyo, o ferahlık
o ışık, görmelisin
hayatımda ilk kez yaratmak için yeterince
mekanım ve ışığım olacak."

hayır yavrum, yaratacağın varsa
bir maden ocağında günde 16 saat
çalışırken de yaratırsın
ya da
üç çocukla küçük bir odada
işsizlik yardımı ile
geçinirken,
vücudun ve beynin
kısmen parçalanmışken bile
yaratırsın,
kör
topal
felçli,

kent depremle, bombardımanla, selle,
yangınla boğuşurken sırtına bir
kedi tırmanır ve sen
yaratırsın.

güzelim, havaymış, ışıkmış, zamanmış, ferahlıkmış,
yok bunların bu işle ilgisi
ve hiçbir şey yaratmazlar
yeni bahaneler bulmaya yarayacak
daha uzun bir hayattan
başka.



yüreğin kartalı

bundan 2.000 yıl sonra
hala burada iseler
ne yazacaklar
acaba?

şimdi
cabernet sauvignon içiyorum
Bach dinleyerek; çok tuhaf: bu
sürekli ölüm
bu
sürekli hayat

sigara tutan
elime bakınca
ezelden beri
buradaymışım
gibi geliyor bana.

şimdi
süngü takmış birlikler
komşu kasabaya giriyorlar.
köpeğim, Tony, bana
gülümsüyor.

insanın kendini
nedenini bilmeksizin
iyi hissetmesi ne güzel:
ya da sınırlı bile olsa
seçimi olabilmesi;
ya da biraz aşkı,
nefrete
dönüşmeyen,
güvenin, dostlar, ama tanrılara
değil,
kendinize:
sorma,
anlat

cehennemin
gölgelerinde
ulvi
bir müzik
bekliyor
diyorum
size.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
siirleri, bukowski, charles


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info