|
|
Yeşim Kırlı...Şiirler içerisinde Yeşim Kırlı... konusu: Mühürlü Dudağımın Sana Ait Yanı
…şimdi hala istiyorsak ikimiz de,
kendi kalabalığımızda kaybolabiliriz!
Yeniden yabancısıyım ezbere bildiğim senin
Beşinci mevsimde bitti diye bu düş
Takvimden kovulmuş bir tarihe gömüldük…
Kışa ...

04-02-2007, 00:49
|
|
|
Yeşim Kırlı...
Mühürlü Dudağımın Sana Ait Yanı
…şimdi hala istiyorsak ikimiz de,
kendi kalabalığımızda kaybolabiliriz!
Yeniden yabancısıyım ezbere bildiğim senin
Beşinci mevsimde bitti diye bu düş
Takvimden kovulmuş bir tarihe gömüldük…
Kışa emanet yaz düşleri
Yağmur yağdı mı silinir yüzündeki çizgiler
Paslanır gider kış güneşi sabahlarında nemli kalan seviler…
Umarım biter bu yılgın sancı,
Umarım biter…
Sus! Vakitsiz yağmur getirir gözlerime kelimelerin
Islak gözlerimden izleme kayıp gidişini,
Yok oluşunu ikimizin…
Avuçlarımızdan sızan hiçlikle
Şimdi tutabiliriz kollarından yetim sahipsizliğimizin…
Dinle! Suskunluğumuzla paylaştık sandığımız sessizlik bu.
Şimdi çekiyor bizi en dibe…
Ne çok aldanmışız birbirimize,
Aynı sessizliği hiç mi paylaşmadık yoksa seninle?
Mühürlü dudağımın sana ait yanı…
Ölüler diriliyorsa şayet
O vakit yüzleşiriz biz de…
02.09.2005
yesim kırlı
|

04-02-2007, 23:43
|
|
|
|
Teşhislerim Hiç Şaşmazdı Morgların Grisinde…
(o zamanlardan kalma sıcak bedenlere özlemim)
I
Acil kapılarından hep yalnız çıktım ben…..
Defalarca yitirdim sevdiğimi
Her defasında bir başkaydı ölümünün sebebi,
Hastane kapılarında geçti gençliğim…
Ben ilk yardım öpücüğü cahili,
Buram buram kan kokardı ellerim.
(yara sarmayı o zamandan bilmezdim)
tüm sirenlerden korkum ezelden,
bildik acil kapılarında önce ben bayılırdım
saçlarıma sinen eterden…
doktorlar tanıdık, reçeteler hep aynı,
ne ilaçların adı var,
ne hastanın kaydı…
ve doktorlar şaşardı,
ben yaşardım.
II
Teşhislerim hiç şaşmazdı morgların grisinde…
Defalarca teşhis ettim sevdiğimi
Her defasında ona aitti ölünün bedeni,
Vakitsiz telefon çığlıklarıyla açılırdı hep gözlerim…
ölü vücutlar derneğinin asil üyesiydim,
çekmecedeki mor bedenlerde gezinirdi hep ellerim.
(o zamanlardan kalma sıcak bedenlere özlemim)
tüm renklerden korkum bundan,
kırmızısına hasretken akan kanın,
hep karşıma çıkan mordan…
renkler tanıdık, isim hep aynı,
ne beyaz kefeni var,
ne gri mezar taşı…
(her defasında üzerinde bir avuç toprak biraz gözyaşı.)
ve toprak çatlardı,
ben ağlardım.
III
Açtığım tüm davalar düştü benim…
Defalarca dava açtım sevdiğim adama
Her defasında ertelenme pahasına,
Israrlı tarihsiz mahkeme tutanakları posta kutumda…
Ben tarifsiz acıların kurbanı,
Duygularımın tecavüzüyle suçlardım sevdiğim adamı.
(ve son söz hakimin tokmağı.)
faili meçhul cinayetlerden korkum ezelden,
bedenimi müebbete çarpan kederden,
kararı verilen asgari bedelden…
mahkeme duvarları tanıdık, hakim hep aynı,
ne sarı dosyalarda tarih var,
ne ödenecek bedelin tutarı…
(her defasında kulağımda topuklarımdan çıkan sesin imdadı)
ve ben giderdim,
davam düşerdi.
yeşim kırlı
|

25-02-2007, 14:08
|
|
|
Tüketiyorum Ömrünü Kelebek Yüzmelerin.. .
Korkuyordum,
Yaralarım diye seni
Serseri mayın tesirli sözlerimle…
Sınır dışı edilmiş merserize serinliklerimde
Titrersin diye,
Korkuyordum!
Tek şeritli bir otobanda,
Kaza süsü verilmiş bu ilişki
Daha fazla sürmezdi
Biliyordum…
Bu ten, bu beden yoracaktı
Bu coğrafya, bu iklim bozacaktı
Bitki örtülerim sarmaşık kılığında boğacaktı elbet seni!
Biliyordum başından beri
Biliyordum adım gibi…
Yarı ıslak, çırılçıplak küflü bir kırgınlık sızarken gölgemden
Biliyordum takvimsel uyuşmazlık
Ya da şiddetli betimsizlik bahanesiyle
Tedavülden kaldırılmak üzereydi bu ilişki zaten!
Şimdi göğsümde köpüren köprücük sularımda
Tüketiyorum ömrünü kelebek yüzmelerin…
Küreksizim, nefessizim!
Bir körünki kadar ağır adımlarım,
Bir sağır kadar dilsizim!
Sanki ikinci sınıf bir oyunun açılmayan perdesinde,
Figüranca unutulan repliğin son hecesindeyim!
Ya da kılçık kıvamında boğaza düğümlenen
Ekmek arası etkisiz bir ünlemim!
Ama biliyordum
Çok açıktı,
Aşacaktı seni parantez içlerim,
Beş bilinmeyenli denklemlerim…
Yoracaktı gam küpüyle çözülmeyen formüllerim!
İç acılar toplamımı aşmadan yenilgilerim
çekip gitmeliydim,
Çekip gitmeliydim!
Ekvatora kırk derece eğriydim
Yazları kurak, kışları kederliydim,
Yer yer parçalıydım,
Bulutluydum,
Nemliydim!
Seni bu iklime hapsedemezdim!
İşte bu yüzden
Gitmeliydim,
Gitmeliydim!
Yeşim Kırlı
13.04.2005
|

25-02-2007, 14:11
|
|
|
|
GİT ŞİMDİ...
Yaldızlı gecelerin
sevişmelerinden artık simleri
bir bir toplayıp,
Ve kanatıp bana dair sevdiğini söylediğin her şeyi,
Senden soyunuyorum…
Söküp gölgeni gizlediğin sokağa bakan tüm pencereleri,
kendi ellerimle
seni uzaklara uğurluyorum…
Tam tükenmek üzereyken
getirdiğin tahammülleri,
seri sonu indirimlerden alınmış,
bana bir beden büyük tüm düşleri,
ve bir de son kullanma tarihi çoktan geçmiş kederleri
yakıyorum kaderimle tutuşturup…
Unutup geceler boyu kulağıma fısıldadığın tüm sözleri,
şimdi seni kendi ellerimle
uzaklara uğurluyorum…
Pervasızca gelişlerini,
“eksik yanım, canım, artık yanındayım” deyişlerini,
dokunmalarına ait ürperişlerimi,
sana ait tüm izleri siliyorum…
seni çoğaltıp, beni azaltan her şeyi
yasak ediyorum
ve
seni dönülmez yollara uğurluyorum…
yarım yamalak anımsıyorum şimdi:
“bir gün gideceğim,
iyisi mi sen çok sevme yine de beni” deyişini…
“şimdi git”diyorum
ve ardından izlemiyorum bile gidişini.
Durma git,
Git şimdi!
Yeşim Kırlı
08.02.2005
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:47 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|