Ah Roya
istersen kanımı vereyim sana
damıt koynunda
al onu iç…
Duyuyor musun baharın sesini Roya
atmacaların avcılığını görüyor musun
bak çiçeklere dokunuyor insanlar
belki en insan oldukları zaman, bu zaman
bunu kaçırmayalım
yaklaş yanıma Roya…
ne zaman seni düşünsem
bir eskimişlik duyuyorum içimde
sanırım günler bizi de eskitiyor
zaman bizden de götürüyor bir şeyleri
- bir zaman seni de götürdüğü gibi-
ne kadar imkansız olsan da
ellerini uzat bana Roya…
nedenlerden konuşmayalım şimdi
yalanlardan, dostluktan
telefon telleri yetmez bana
seni avuçlarımda duymak istiyorum
bırak, aklın yok desin
kopart yüreğini ver ellerime Roya…
derilenmiş bir yarasın bedenimde
hangi kadını sevsem kanıyorsun
şarap kadehlerine vuruyorum dudaklarımı
aşkımızın tortusunu emiyorum
sensiz olmuyor anladım
kopart zincirlerini
düş kollarıma Roya…
yağmur yağıyor
örtme saçlarını
gitme
boş kalsın saçaklar
şemsiyesi olalım toprağın
al bu damlayı saçlarına tak
reddetme göğün berraklığını Roya…
geceyi dinle biraz
gündüzün kirini nasıl örtüyor karanlık
ateş böcekleri ötüşüyor durmadan
vaktidir
yarına çıkar kelebekler
her çiçek bulur kendi böceğini
yapraklarında uçuşan ben olayım Roya…
kaçırma gözlerini
bakma ufka öyle sakin sakin
birazdan bir fırtına patlar
ve griye çalar gök
güven olmaz bu havalara
bak
ben hala maviyim Roya…
neden birden durdu rüzgar
neden sustu dallar
Roya
giden sen misin
yoksa yalnızlığa mı kesiyor şehir
bir çiçek kopsa dalından, biter mi bahar…
demek gidiyorsun
bendeki seni de al Roya
topuklarını sürtmeden geç yüreğimden
bir daha gidişine katlanama
katlanamam Roya…
kimse ölümünü görmez
her toprak bir tabut bulur kendine
pişmanlıklarda geriye dönülmez
rüyasın bir ömür gördüğüm Roya
elinsiz bedenimin, ölümünü görüyorum…
19 SIZI 2
Şimdi yitik kuşlar dolanıyor göğümde
yitik bir şarkı
bir şiir
sönük bir kıvılcım belki,
dalarken gözlerim ufka
Roya
kader kelimesi yakışmıyor hiç ağzına…
dudaklarından dökülen
bu sözler
senin değil
senin değil rengi kaçmış gülüşler
yabancı bir rüzgar gibisin
kumun aldığın ıssız çöl
gölgesinde durduğun kara çam
ne senin sesin
ne dinginliğin
bu sen değilsin
değilsin…
Kirpiklerinin tuzu kurumuş
kaybolmuş kıvrımı yanaklarının
aşk;
deyince
titrerdi dilin
bu sen değilsin
değilsin…
Doğan Demir
Ankara