cafer turaç şiirleri..
bazı şiirler vardır ki biraz kuytu köşede kalır.
bu durum biraz da şairlerinden kaynaklanır.
bu adamlar/şairler biraz da ortalıkta görünmeyi çok da sevmeyen türdendir. cafer turaç bunlardan biri
mutluluk fotoğrafı - 1
meğer dostluklar da anayollara atılan bir çiçek demeti gibi
hüzünle ezilirmiş
meğer sevgili kardeşim bu resimde oldukça mutlu
görünmeliymişim ben
yanağımı bir kaynağa yaslarcasına tutmalıymışım karımın
omuzuna
elim sana ait bir çaya şeker atar gibi tereddütsüz ve işlek
olmalıymış
gözlerimde birşeyler infilak etmeliymiş; bir yıldız
kayarcasına, bir suna
uçup gitmeliymiş ben gülünce (dudaklarımın genişliğince
olmalıymış gülümsemem)
saçlarım itinayla öne düşecekmiş; yarlardan dökülen
akarsuyun hızınca
karıma kırmızı güller sunacakken durup kalbimi
dinlemeliymişim
avcısı bol bir ceylana yol gösterir gibi onurla durmalıymışım
mesela.
bu fotoğrafta alnım kırşık olmayacak, ceketimin astarı
çekmeyecekmiş kolumu
kişiliğimden, geçmişimden birşeyler yansıyacak, tıpkı
kanımla suladığım
bir somun ekmeği gibi olgunlaşacakmış bu fotoğraf;
bileğimde ödünç aldığım saat
yaban durmayacak ve elim bir kuğu boynu gibi zarifce
inecekmiş aşağı doğru
oysa sen bilirsin sevgili kardeşim sen bilirsin kolumun
birinin kesik olduğunu
saçlarım ne çok acılarla tarandılar kederden başka bir şeyler
sığmıyor, sıkıntılar
hangi gözle çıkışsa yüzüm sonyaz gülleri gibi sararıp
dökülüyor
ve yüzüm çocukları ölüme koşturacak kadar dokunaklı
coşkulu değil.
karımın gözlerinden güvercinler havalanıyor, sırtımı
dönüyorum duvara
tanrım! benim gözlerime ilişen karanlıklar! karanlıklar!
karanlıklar!
karımın gül takacağı tutmuş karanfil diyorum ilk ağızda.
ve bu fotoğrafta süt satan bir adamın ilenci, kilim dokuyan
bir kızın aşk pusulası
yer alacakmış bir öğretmenin yıkadığı çocuğun kızıl
saçlarına taktığı kurdela
sen düşte bir insanın aşkla sevildiği sahilleri anlatıp
dururdun, bayram yerlerini, peri kızını
toz torbasının altında iki büklüm bir hamalın kangal
bıyıklarını
onlar da yer alacakmış sıtmadan ölen sevgili kızkardeşimin
çığlıkları da.
karımın saçlarını örebilirmişim özgürlüğe kavuşmuş bir
ülke gibi sakin.
ve konuşkan görünmeliymişim kıpır kıpır durmalıymış
dudaklarım, omzum
ama yandaki masaya bir öfke koyuyorum görmelisin
mutlaka.
sırılsıklam bir sevinci damıtarak yüreğimde damıtarak
sevdiklerimi bir bir
ayağımın altında kayıp gidiyor hayat, değişiyor yeryüzü
farkındayım
soluduğum hava göğsüme çarpan kötümserlik ve dünya,
korkunç değişiyor biliyorum
değişiyorum değişiyorum konuk olduğumu herşey
hatırlatsa da.
sevgili kardeşim bir ateş yalımı bir utanç yalımı sarıyor
damarlarımı
sen bu hallerimi çok gördün yeleğine sarındım, ellerini
tuttum, evinde yattım
sanki bu fotoğraf için konuşmaya çağırıyorum seni, mutlu
olmanı ister gibiyim
bir mahkemede durur gibi durma, hüzünle bakarak alnıma,
göz yaşlarıma ve dinle
şimdi beni hatırlayarak ilk kaçak tütün sardığımız o savruk
ve güzel günleri
"bugün hangi çiçeği ayartacağız bu kahpe hayata karşı"
diyerek geçtiğimiz yollardan geçip
"bugün hangi kuşa özgürlük verelim" şarkısıyla yürüyüp
yanyana
ve herşeyi hatırlayarak daha dinç durmalıyım bu fotoğrafta
değil mi?
11 mart 1982
mutluluk fotoğrafı – 2
ah! bana yakışan bir kekliksin binlerce teşekkür sana
eğdirmedin başımı önüme, utandırmadın, artık yorgun
değilim
ey çığlıklar, ey donuk yazlar hırkanıza alarak unutun beni
azlığın kayboluyor sılam çoğalmıyor, beni güneşlere
tutuyorsun, seslere
parmaklarının köpürttüğü suları yudumluyorum, duraklara
gezgin bir eşkiya gibi iniyorum, silahım oluyorsun, onurum
matemli kızlara dağıttığın sevincimizden üç beş selam
alıyorum geriye
şimdi ne mahreme yanaşan bir suratın var ne de yarasalar
uçurtan
daha iyiyim şimdi bir çımacı olabilirim ekmeğini şiirle
kazanan biri
(kim tanık oldu güzelin sermayesine)
ama dünya söyletmiyor beni dünya sen yanımdayken
küçülüyor küçüldükçe
binlerce teşekkür sevgilim sana sigaram tütüyor ve kalbim
tutuşuyor bazı
bulvarlara çıkıp korkunç bağırmak istiyorum korkunç
şarkılar söylemek
her kefesinde ölüm taşıyan tartılardan uzağım sen
dengeliyorsun kanımı
bu alıp başını giden kuşlar bohçasına sevgiler nakışlayan
kızlar duygulandırıyor beni
iğde dallarına tünüyorum evlerin saçaklarına, ışıklar düşüyor
içime
gölgem kırılmıyor, kaldırımlarda dik adımlarla yürüyorum,
otobüs camlarına
sevda sözleri yazarak kahkahaya boğduğum oluyor yolcuları,
"içli bir şair
geçiyor yok mu şiir isteyen" diyerek giriyorum parklara,
kır kahvelerine,
en son anlaşıyorum sözü yarım kalmış bir çocukla ve onun
lal olmuş dillerini
alarak gödemin yalazına bir türküye dönüştürüyorum
saygıyla, hazla.
sevgilim sevgilim bizi nasıl ağırlıyorlar ve kuşandırıyorlar
çiçekler gibi
o iyi insanlara minnet borcumuzu mutlu olmakla
ödeyebiliriz ancak
bunları bir şarkı söylercesine fısıldamalıyım kulaklarına,
iyice duymalısın
iyice duymalısın binlerce teşekkür sana;
esirgemedin bu fotoğrafta benden kalbini
13 mart 1982
Cafer Turaç
Konu kabrero tarafından (09-11-2008 Saat 20:58 ) değiştirilmiştir..
|