Bahar / Kopenhag
Grönland ve Faröe Adaları’nın yarı bağlı olduğu Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın merkezinde Christiania adlı bir devletçik yaşıyor. 1968 yılında askeri birliklerin şehir içinden çıkarılması kararı almasıyla boşalan askeri karargah, 1971 yılından itibaren hippi ve evsizlerin işgaline uğradı. Kendi bayrağı, ortak yönetimi, çocuk yuvası, dükkanları, eğlence yerleri olan Christiania’da yaklaşık 1000 kişi yaşarken, bölge Kopenhag’ın merkezinde ortaçağı yaşamaya devam ediyor. Merkezi ısıtma sisteminin olmadığı bölgeye araç girişi yasak. Esrar ve eroinin satıldığı ‘Adı Olmayan Sokak’ta (Vej uden navn) fotoğraf çekmek yasak. Ünü Danimarka sınırlarını aşan Christiania her yıl 1 milyon kişi ziyaret ediyor.
Christiania’yı gezmek için önceden randevu almanız gerekiyor. Gruplar için haftanın belirli günleri turlar düzenleniyor. Turistik gezi için 30 kron alınırken, haber amaçlı gezi için 180 kron ücret ödemeniz gerekiyor. Danimarka’da ki mesleki yaşamımda ilk kez haber amaçlı bir gezi için 180 kronu ödemek zorunda kalıyordum. Mihmandarım Nina Pontoppidan ile Christiania’nın ana girişinde buluştuk. Cam sanatıyla ilgilenen Nina Pontoppidan Christiania’da yaşayan bir İsveçli. Araç girişinin yasak olduğu bölgede dikkatimizi ilk çeken, baraka evler oluyor. Bölgede yaşayan herkes birbirini yakından tanıyor. Yabancı hemen fark ediliyor. Nina, 20 eylül 1971’de başlayan Christiania’nın kısa hikayesini anlattıktan sonra bölgeyi gezdirmeye başlıyor. Kendi bayrağı olan Christiania’da yaşayanların büyük bölümü işsizlerden oluşuyor. İşsizlik oranını her ne kadar yüzde 20 olarak açıklasalarda, gerçekte bu oran yüzde 50 civarında bulunuyor. 1000 kişinin yaşadığı bölgede, devlete uzun yıllar sonra elektrik ve su parası ödenmeye başlanmış.
Sarı zemin üzerinde bulunan 3 kırmızı nokta Christiania’nın bayrağını oluşturuyor. Noktalar Christiania yazısındaki ‘i’nin noktalarını sembolize ediyor. Atölye, lokanta,manav, fırın ve barlardan elde edilen gelir ortak kasada toplanıyor. Yıllık ortak kasaya 18 milyon kron akıyor. Gelirin büyük bölümünü, turistlerden elde ediliyor. Devlete elektrik ve su için yaklaşık 5 milyon kron ödeniyor.
Bölgede sevilmeyenler listesinde ilk sırada polisler bulunuyor. Rehberim Nina Pontoppidan’a göre, Emniyet müdürlüğü ‘tecrübesiz polisleri staj için bu bölgeye’ gönderiyor. Polis baskını günlük hayatın bir parçası olmuş. Baskın daha çok uyuşturucunun açıktan satıldığı Adı Olmayan Sokak2a yapılıyor. Belirli aralıklarla yapılan büyük operasyonlarda polis hatırı sayılır, uyuşturucu ele geçiriyor. Christiania halkı, ağır uyuşturucu kullananlardan nefret eder konuma gelmiş. Bundan dolayı bölgede ağır uyuşturucu, silah, şiddet, araba, hırsızlık ve çelik yelek (polis) yasak. Bu kurala uymayanlar derhal bölgeden uzaklaştırılıyor. Christiania’nın yönetiminde herkes söz sahibi. Kararlar ortak Mecliste alınıyor. En büyük suçların başında hırsızlık geliyor. Hırsızlık yaptığı tespit edilen birinin bölgede kalması imkansız. Christiania’da yaşayanlara ‘Christianit’ deniliyor. Ekonomik olarak zor durumda bulunan biri, hemen bir yemek düzenliyor. Yardım yemeği olarak tanımlanan davete katılanlara çorba ikram edilirken, gelenler 25 kronluk yardımda bulunuyor.
Danimarka Meclisine sadece birkaç kilometre uzakta bulunan Christiania halen 18. yüzyıl yaşam şartlarına sahip bulunuyor. Baraka ve 18. yüzyıldan kalma beton bloklarda oturan halk ısınmak için soba yakmak zorunda. ‘Hayatımızdan memnunuz.’ diyen Nina Pontoppidan, bölgeyi ‘normalleştirmek isteyen’ hükümete ateş püskürüyor. Normalleştirmek burayı yıkmak demektir diyen Nina’ya göre, bu istek hiçbir zaman gerçekleşemeyecek. Madalyonun diğer yüzünde ise Kopenhag’ın en güzel bölgesinin atıl bir durumda kalması yatıyor.
Araç girişinin yasak olduğu bölgeye postacının girmeside yasak. Gelen mektuplar, girişte bırakılıyor. Bölge sakinleri mektuplarını gelip kendisi alıyor. Doktorun haftada bir gün geldiği Christiania’da bulunan muayene odası Danimarka standartlarından ziyade bir Afrika ülkesini andırıyor. Askeri birliğin 1968’de bölgeden ayrılmasıyla, hırsızların barınma yeri olan bölge 20 Eylül 1971’de resmen işgal edilmesiyle farklı bir kimliğe bürünmüş durumda. Aradan geçen 36 yıl Christiania sorunu çözmeye yeterli olmadı. Hükümetlerin hazırladıkları projeler, bölgede yaşayanlar tarafından kabul görmezken, çıkarılan bir çok yasa ise Yüksek Mahkemeden geri dönmüş. Liberal – Muhafazakar koalisyon hükümeti, değeri milyar kronla ifade edilen bölgeyi yıkıp, iskana açmak istiyor. Büyük inşaat firmalarının iştahını kabartan bu teklif, Christiania halkının direnişiyle şimdilik bir başka bahara ertelendi.
*********alıntıdır......
Alternatif toplum modeli: Christiania - Ayten Öz / Kopenhag
Konuklarımız geldiğinde ilk götürdüğümüz yerlerden
birisi Christiania'dır ki uğrayan kolaylıkla ayrılamaz
oradan. Şehir merkezine 3 km. uzakta, göl kenarına
kurulu, ormanlık alanıyla, dünyada ilk örneğiyle
anarşistçe örgütlenmiş, eski bir askeri bölgenin
işgaliyle kurulmuş bir yerleşim yeri. Christiania
dendiğinde çoğu insanın ilk ağızda söyleyeceği 'evet
esrarın serbestçe satıldığı yer'. Fakat,
Christianialılar bunun çok büyük önyargı olduğunu,
Christiania'nın esrarın ötesinde bir ruha sahip
olduğunu söylüyorlar.
Özgür Bölge'nin uzun, yenilgi ve başarılarla dolu bir
hikayesi var. İlk denemeleri yapanlar kuşkusuz bugün
yaşamıyorlar. Özgür bir yaşam ve yaşayanların
kendilerini yönettikleri bir toplum. Hala, bölge
içinde veya dışında yaşayan Christianialıların
sevgiyle anarşizmin yanyana durduğu bu atmosferin
büyüsü içindeler. 1971 yılında bir grup Christianialı
yeşil bir alanı çocuklara oyun alanı yapar. Aynı yıl,
Charlottenborg sergi salonunda hippiler yapıtlarını
sergilerler. Sergiyle paralel çıkardıkları dergide
bölgenin kullanımı ile ilgili fikirler yazılır.
Makaleler sonucu uzaktan yakından bölgeye göç başlar.
Ortak yaşamın ve sorumluluğu olmayan özgürlüğün
temelleri atılır. Christiania, Savunma Bakanlığı ile
su ve elektrik anlaşması yapar. Bölge, alternatif
şehir, 'ide' yarışması olarak karara bağlanır. 1973'te
hükümet değişikliği ile tekrar bölgenin boşaltılması
kararı alınır. Aynı yıl, NATO toplantısında,
Christiania tiyatrosundan yüzlerce tiyatro oyuncusu Dk
radyosunu 'NATO Kuvvetleri' olarak basar. Halk haberin
doğru olup olmadığıyla ilgili saatlerce bilgi alamadan
bekler. Tiyatro ve politik etkinlikleri bu yıllardan
sonra oldukça gelişmiş bir çok sanatçıya -orada
yetişen veya sıkça ziyaret eden sanatçılara- esin
kaynağı olmuştur. Yine, 1971'de seçimlere katılarak
kadın listesinden belediye meclisine giren Tine
Schmedes, toplantılara bebeğiyle birlikte giderek
herkesin önünde emzirmesi, sadece belediyeye değil,
tüm basına konu olmuştur. Böyle bir şey olabilir
miydi? Noel kutlamalarında ise Christianialı Noel
Baba'nın büyük mağazalardan çocuk ve yaşlılara hediye
dağıtması, polisin tutuklamasıyla sonuçlanmış, ancak
dayak yiyen Noel Baba'nın resimleri boy boy
gazetelerde çıkmıştır.
Christania ortak yaşamın ve dayanışmanın sembolü olan,
alternatif toplum modeline örnek kocaman bir aile.
Christianialılar vergi ödemeyi reddediyorlar, çünkü
yaşamlarını kendileri düzenliyorlar. Liberal hükümet
nasıl Coca Cola'yı vergi ödemeye zorlamıyorsa,
kapatmıyorsa, kendilerinin de vergi vermek zorunda
olmadıklarını, üstelik halktan toplanan vergilerin
Irak Savaşı'nda kullanıldığını, buna karşı olduklarını
belirtiyorlar.
Ortak yaşamın ve demokrasinin bu biçimi sosyalizmden
Danimarka'ya kalan tek yapılanma. Kapitalist toplumda,
her şeyin bir sistem içinde, spontan olmanın
engellendiği, bu yüzden Özgür Bölge'yi savunmanın
sosyalizmi savunmakla eşdeğer olduğunu söylüyorlar.
Bölge halkı; ruhsuz modern toplumun aksine, daha çok
kadınsal değerler olan şefkat, af ve sevgi
değerleriyle kuşanmışlar. Christianialılar, sorun
çözme tekniklerini öğrenip, uzlaşma demokrasisini
Kızılderililerin geleneklerine göre uyguluyorlar.
Sürekli farklı olanı ele alıp geliştiriyorlar.
Danimarka'nın diğer bölgelerinde olduğu gibi çok
farklı politik görüşlere açık. Fark, yalnızca çok
büyük hoşgörünün ve her çeşit insana yer olması.
Onlar, toplumdan soyutlanmayı değil, fakat yalıtılmış
bir yaşamın -soğuk, baskıcı, haksız ve betonlaşmış-
aksine farklı yaşama isteğiyle böyle bir yaşamı
seçmişler. Tüketici toplumun dışında yaşama olanağına
sahip olup, borçla yaşamadan, bir konuta sahip olmadan
ama onu taşınana kadar koruyarak yaşamı paylaşmak ve
geriye, güzel anılarla zengin bir sosyal yaşam
bırakmak.
Irkçı partinin desteğiyle kararlarını hızla çıkartan
iktidardaki liberal parti Christiania'yı arındıracak,
'normalleştirecek' ve sistemin bir parçası haline
getirecek. Christiania kapatılma kararına rağmen hala
direniyor. Gidişatın Christianialılar lehine
dönüştürülmesi için çaba veriliyor. Roskilde Festivali
bu yaz programını, Christianialılara destek ve
sempatiye dönüştürdü. Roskilde Festivali'nde Korn,
Beenie Man, Geeza, Michael Franti, Ben Harper,
Puppelmastaz, Baby Woodrose, Powersolo, Wu Tang ve bir
yığın ünlü isim serbest bölgeyle dayanışmalarını
sergilediler. Kampanyalarını sürdürebilmek için maddi
destek sağlamak üzere şarkıcılar, onlar için CD
yapıyor, tişörtler basılıp satılıyor, yürüyüşler
yapılıyor ve imza kampanyası hala devam ediyor.
Christiania'nın 250 çocuğu, basın toplantısı yapıp
kendi geleceklerini tartıştı, yerlerinden edilmemek
için oynadıkları, yaşadıkları yerleri gösterdiler
gelenlere. Katılımcılarla birlikte de dünyanın en
kalabalık çocuk fotoğrafını çektirdiler.
Christianialıları nasıl bir gelecek beklediği, büyük
olasılıkla Savunma Bakanının ağzından çıkacak kararda.
Ve Christiania'yı nasıl bir modelin beklediği merak
konusu. Eğer önerilen fon modeli gerçekleşirse;
devlet, Kopenhag Belediyesi ve Christiania arasında
bir anlaşma yapılacak, Kopenhag Belediyesi ve
Christiania Kurulu'nun göstereceği adaylarla fon
yönetimi oluşacaktır. Oturanlar şimdiden ortaklaşa
kullanım hakkının ellerinden alındığına dair mektup
aldılar. Yapılan araştırmada da halkın yüzde 53'ü
Cristiania'nın kapatılmasının kötü bir fikir olduğunu
söylerken, yüzde 34'ü kapatılmasını istemekte.
Christianialılar savunmalarında; tüm dünyada,
yaşayanların kendi kendilerini yönettiği örnek bir
şehir olduğunu, yabancı gözlemcilerin ve uzmanların
büyük ilgi gösterdiklerini ve şehirlerini alternatif
model aldıklarını söylüyorlar. Cristiania' yı Savunma
Komitesi sözcüsü Anne Rehder 'protestolarımızı, burada
yaşayanlar ve sahiplenenler, buranın geleceği hakkında
söz sahibi olabilene kadar sürdüreceğiz. Hükümet büyük
çoğunlukla yasa tasarısını geçirdiğinde sokaklara
dökülüp Christiania'yı büyük bir eylemle savunacağız
ve biz de Kopenhag'ın bir yerini 'normalleştireceğiz'
diyor.
[Birgün gazetesinin 19 Eylül 2004 tarihli sayısından
alınmıştır.]
************alıntıdır.
danimarka'da bulunan, kimisinin dünya üzerindeki anarşist tek yurt olarak gördüğü, devletin uzun süre 'toplumsal deney' adıyla serbest bıraktığı, fakat sonradan sisteme entegre çalışmalarına girdiği kasaba. araba ve hard drug kullanımı yasaklıdır yalnızca.
**********alıntıdır.
Christiania, Kopenhag'ın içinde, kendine has kurallarını oluşturmuş bir komüniteden ibaret bir yerleşim bölgesi. Kendilerini "özgür şehir" olarak tanımlıyorlar. 1971'de, daha önce askeri üs olarak kullanılan bu mahalle, ordu tarafından bırakılıp, devlet tarafından, değerli olan bölge, hiç kimseye satılamayınca, Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi, işgal evleri olarak birçok ev ve arazi insanlar tarafından sahiplenilmiş. Barakalar ufak evlere dönüşürken, yanlarına yenileri eklenmiş. Daha sonraki direniş yıllarında "şehrin" etrafı duvarlarla örülmüş ve yıllarca hükümete varlıklarını kabul ettirmişler. Yasadışı maddelerin alışveriş noktası olarak ünlenen bölge, son yıllarda, bu konuda birçok kısıtlamaya gitmiş. 80lerle birlikte, kendileri de "no hard drugs" politikası ile esrar ve haşhaş dışındaki tüm maddelerin girişini yasaklamışlarsa da, bu maddelerin varlığı halen yüksek seviyede imiş. Burayı kendi içinde "sosyal bir deney" olarak gören, ve turistik amaca da hizmet edebeilecğini düşünen (üstüne üstlük muhtemelen, "o kadar demokratiğiz ki, kovmadık bakın bunları" diyen) hükümet son iki yıla kadar burası için ciddi anlamda bir "normalizasyon" sürecine girişmemiş. Son iki yıldır burayı şehrin geri kalanına entegre etmeye çalışırlarken, esas sorunlar da başlamış.
Christiania, eşsiz doğası (çok güzel bir gölün etrafında, ve sonu da Kopenhag'ın büyükçe kanallarından birine açılıyor, ile, tipik bir komünal yaşamın hüküm sürdüğü bir yer. Kararlar, konsensusa varmak suretiyle katılan herkes tarafında alınıyor (şehrin 250si çocuktan oluşan toplam nüfusu 1000). Genelde elişleri uğraşan halkın atölyeleri var, ve atölyelerde imal edilen şeyler genelde turistlere satılıyor. Üniversite hariç her seviyede okul olan şehirde, iş bölümü ve mağaş dağılımı da komünist bir rejim olmasa da ileri seviyede sosyal bir düzene işaret ediyor. Tabii, gelir düzeyi, geri kalan yerlerin altında, ama insanların da üremekten başka ciddiye aldıkları bir iş de yok zaten. Genelde yerleşenlerin çoğu 70den beri orda, ve artık yeni gelenleri almaları da çok zor. Herkesin güleryüzlü, yardımsever, biraz yorgun, biraz gezgin gözüktüğü bir yer. Başlarında bir "Terzi" de yok, organlara da dağıtmamışlar yönetsel yapılarını ama iyi bir uyum içerisinde oldukları gözlemleniyor. Tabii ki, geçim kaynaklarından biri de, içeriye girip, esrarını satan satıcılardan aldıkları komisyonlar. Gerçi, bu konuda pek bir açıklama yapılmuıyor ama, Christiania'lı olmayan bu insanların sadece iş için buraya girip çıkmalarından da memnun değiller. Herhangi bir sosyal bağları yok, ve, kültürlerine dışarıdan böylesine basit ama içten bir müdahele gelmesinden hoşnut değiller. Bunun haricinde, kapıları genelde sürekli açık, ve gerçekten de insanlara "açık", tekrar kopenhag'a girerken sizi "welcome to the eu" ile de uğurluyorlar. pek bir euroskeptic'ler canım.
*********************alıntıdır.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu kasabaya motorlu araçlarla girmek yasak, uluşamı tamamen el yapımı bisikletler ile sağlanıyor. Kasabanın nufusunun hemen hemen hepsi tarım ile geçimi sağlıyor. Kimsenin kendisine ait bir mülkü yada adresi yok. Mektup vb... şeyler tek bir yerde toplanıyor böyle yaparak insanları sınıflandırma ve yaftalama anlayışının önüne geçiliyor.
Avrupa'nın anarşistleri
Kimilerine göre uyuşturucu ve rock cenneti olan Danimarka'nın sıradışı kasabası "Christiana"nın asi halkı, 33 yıllık düzenlerini değiştirmemeye kararlı.
Avrupa'nın göbeğinde anarşist cumhuriyet
Devlet içinde devlet olarak bilinen bin nüfuslu asi bir kasaba. Kimilerine göre hippi cumhuriyeti ya da bir esrar cenneti. İşte Danimarka'daki özgür kasaba Christiania
Burası Avrupa'nın "göbeği" sayılabilecek bir yer. "Devlet içinde otonom devlet" olarak tanımlanan 1000 nüfuslu bir kasaba. Aslında kasaba değil. Girişinde "Şu anda Avrupa Birliği'nden çıkıyorsunuz" yazılı tabela var. Kimileri burayı "özgür kasaba" olarak tanımlıyor. Kimileri ise "hippi cumhuriyeti". "Uyuşturucu ve rockn roll" cenneti diyenler de yok değil. Aslında dünyada başka bir benzeri yok. Sosyal ve yasal tanımları, kafaları karmakarışık eden bir yer. Burası Christiania... Danimarka'- nın başkenti Kopenhag'ın ortasında bir yer. Her seferinde yer diyorum çünkü ne olduğunu tanımlayan yasalar henüz mevcut değil. Avrupa medyasının gündemine yeniden oturmasına yol açan gelişme ise Danimarka hükümetinin, burayı yönetecek bağımsız bir komisyon kurulmasına karar vermesi. Christiania ismi 1971 yılında kulaklara çalınmaya başladı. O yıllarda başkentte yaşayan bazı hippi grupları ve solcular, terk edilmiş donanma kışlalarını "işgal" etti. İlk başta amaçları çocuklar için oyun alanları oluşturmaktı. Yavaş yavaş kışlanın terk edilen boş binalarına yerleştiler. Kışla binalarını birer eve dönüştürdüler. Komünal toplum, halk demokrasisi sloganıyla yaşamaya başladılar.
5 YILDA "ÜLKE" OLDU
Ülkenin dört bir yanından yüzlerce kişi Christiania'ya akın etmeye başladı. Her gelen, ortak yaşam mantığıyla buradaki küçük topluluğa katılmayı benimsedi. Ancak Christianialılar esrar kullanımını ve satışını açıkta yapınca tepkiler oluştu. Her yeni gelen hükümet onları kışla binaları ve arazisinden çıkarmayı denedi. Ama nafile. Christianialılar kendi "cumhuriyetlerinde" çocuk alanları, kütüphane, kreş, küçük mağazalar kurarak köklerini sağlamlaştırdılar. Üstelik bunu sadece 5 yılda yaptılar. 1976'ya gelindiğinde dönemin hükümeti meclise Christiania'nın kapatılması için bir tasarı sundu. Çıplaklık ve sınırsız özgürlüğü temel hak kabul eden; esrar satışını ve kullanımını serbest kılan; hükümete ve polise, aynı zamanda Avrupa entegrasyonuna direnen bu topluluğun yerinden çıkarılması ve "asimile edilmesi" gerektiğini söylüyordu tasarıda. 1976'da tasarı yasalaştı ve Christiania'nın kapatılması kararlaştırıldı. Ancak yeniden dönüşüm tesisleri kurmuş, çöp ayrıştırma merkezleri oluşturmuş, bütün mülkiyetleri ortak kullanım sistemi oturtmuş yani ayrı bir yönetim haline gelmiş bir bölgeyi kapatma kararı uygulamadı. Ardı ardına yapılan gösteriler sonunda taraflar, yani dönemin hükümetleri ve Christianialılar bir anlaşmaya vardı. Hükümet; elektrik, su ve ısınma faturalarını kendileri ödediği sürece burada kalabileceklerini söyledi. Tabi bir de vergi ödemeleri gerekiyordu. Ancak bu konuda anlaşma da 1991 yılında sağlanabildi. Önce 1987'de Danimarka yönetimi, Christiania'yı "sosyal deney" olarak kabul etti. 4 yıl sonra da ayrı bir toplam olarak onları "onayladı". Christianialılar da vergi ödemeyi kabul etti. Geçtiğimiz Mart ayında Danimarka polisinin düzenlediği baskınla tartışma yine alevlendi. Hükümet ve emniyet yetkilileri, operasyonun uyuşturucu satış ağını çökertmek için yapıldığını açıkladı. Christianialılar ise polisin operasyonunun arkasında "ticari" nedenler olduğunu söylüyor. Kentin tam ortasında kalan Christiania'nın 34 hektarlık arsasının çok değerlendiğini ve buradaki kışlaları yıkıp yerine lüks dev konutlar ve alışveriş merkezleri yapma planları olduğunu söylüyor. Danimarka hükümeti sonunda Christiania'ya özel bir statü tanıyacak yasa konusunda anlaştı. Üzerinde anlaşmaya varılan yeni yasa, bu "mini devletin" yönetimine bağımsız bir komisyon atanmasını öngörüyor
*****************alıntıdır.
Dünyada anarşizme en yakın olabileceğiniz , Danimarka'nın ortasında bir kasaba.
Nüfusu 1000 kişi , 350'si genç.
Kasabada 4 kural var :
otomobil yok , ağır uyuşturucu yok , silah yok , şiddet yok.
Uyuşturucu cenneti olarak biliniyor.
Çıplaklık ve sınırsız özgürlüğü temel hak kabul eden kasabalılar , Danimarka hükümetince sosyal deney kabul ediliyorlar. Christiania'nın kendine ait bir operası, bir sineması, atölyeleri, hamamı, kuaförü, sanat galerileri ve bol sayıda alış veriş mağazaları var. Kasabanın Christiania gazetesi de yine onlara özel basılıyor. Yılda 1 milyon kişi, düzenlenen özel turlarla bu sıradışı kasabayı ziyaret ediyor.
***********alıntıdır.