Liberal Demokrasiden Liberal Tutuculuğa
Liberal Demokrasiden Liberal Tutuculuğa
Bu gün sahneye konan oyun, gelişmiş kapitalist toplumları, bunalımın sürüklediği yeni sosyal ve siyasal stratejiye alıştırmak için ve kitlelerde, onları gelmekte olan zor zamanlara hazırlayacak yeni bir topluluk duygusu yaratmak için bu toplumların ideolojik
parametrelerini değiştirmeyi amaçlayan egemen teorinin yeniden örgütlenmesidir. Egemen teorideki yeni düzenleme, mevcut söylemlerin öğelerini yeniden belirlemektedir ve özel olarak seçilmiş tutucu tezler liberalizmin ana tezleri ile karşılaştırılıp birleştirilmektedir. Ve buradan ortaya yeni bir birleşim çıkıyor: Yeni tutuculuk. Bu yeni ideolojinin oluşturulup geliştirilmesi sürecini batıda başlıca üç ideolojik kaynak besliyor: Yeni-Liberaller, Yeni-Tutucular, ve Yeni-Sağ. Bu pek keskin olmayan kategorileme yeni ideolojinin yandaşları tarafından her vakit kabul edilmektedir özellikle ABD'de. Buch iktidara gelir gelmez ne diyordu? ''Ben Tanrı tarafından görevlendirildim ve Tanrı benimle konuşuyor''. Francis Fukuyama’nın ortaya attığı “Tarihin Sonu” tezi, Samuel Hungtington’un; “Medeniyetler Çatışması” tezi, tamamen yeni bir toplum yaratırken geliştirilen Yeni-Liberal tezlere oturtulmak istenen sistemin şekillendirilmesi çabalarıdır. Ama tezleri ve amaçları pek çok noktada birbirine ters düşen bu üç akım arasında farklılaşmayı sergilemek bakımından çok işe yarıyor. Üstelik bu üçlü farklılaşma yeni bir sorunsalın başlıca konusudur.
Yaklaşık 20-25 senedir batıda hızla, 12 eylül darbesi ile ülkemizde yavaş yavaş uygulanan bu sistemin özellikle, 2001 İkiz kuleler çok bilinmeyenli saldırıları ile birlikte ülkemizdeki uygulama şekli ve ayağını, Derviş sivil darbesi ile AKP üstlenmiş ve giderek hızlanan sistamatik yaptırımlarla, pratiğe dökmeye başlamışlardır. Ülkemizde ki tutuculuğun (ılımlı islam) dozunun tam kararında kalacağı garantisini her fırsatta veren AKP, büyük bir ekonomik bunalıma sürüklenen Dünya'nın aksine önceliğini bu yeni ideolojinin salt tutucu kısmına yöneltmiştir. Gerçi bu arada Fukuyama'nın tezleri çürütülmüş ve kendiside yanıldım diyerek mevcut bilgileri onamışsada, gerekli olan adımlar çok hızlı ve kararlı olarak atıldığı için ülkemiz bu yeni-tutucu liberal dalganın laboratuvarı haline gelmenin ötesinde, liberal şeriatçı bir düzene doğru savrulmaktadır. Son elli yılın sonucu olan bu Yeni-Liberal sistemden kurtulmanın tek yolu günümüz gerçekleri itibarı ile, oluşacak küresel bir ekonomik kriz ile ve ardından çıkacak yeni arayışlara, günümüz gerçekleri ile örtüşen yeni ideolojiler ile yanıt vermek olabilir ancak.
|