|
|
Demokratik milliyetçilik ve Faşist milliyetçilikSerbest Kürsü içerisinde Demokratik milliyetçilik ve Faşist milliyetçilik konusu: Son günlerde ülkemizde yükselen niteliğiyle göze çarpan "milliyetçilik" hareketinin sosyolojik nedenleri üzerinde durmayı bir sonraki yazıya bırakarak bugün, "milliyetçilik" kavramının tarihten günümüze geçirdiği evreleri, iki uç milliyetçilik kavramını, faşist milliyetçilik ...

27-01-2008, 15:38
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 155
|
|
Demokratik milliyetçilik ve Faşist milliyetçilik
Son günlerde ülkemizde yükselen niteliğiyle göze çarpan "milliyetçilik" hareketinin sosyolojik nedenleri üzerinde durmayı bir sonraki yazıya bırakarak bugün, "milliyetçilik" kavramının tarihten günümüze geçirdiği evreleri, iki uç milliyetçilik kavramını, faşist milliyetçilik ile demokratik milliyetçilik anlayışlarını karşılaştırarak irdelemek istiyorum:
Faşist milliyetçilik, ayrımcıdır, bölücüdür.
Demokratik milliyetçilik, uzlaşıcıdır, birleştiricidir.
Faşist milliyetçilik, bir ırkın ya da milletin üstünlüğü anlayışına dayanır.
Demokratik milliyetçilik, bütün ırkların ve milletlerin eşitliği anlayışına dayanır.
Faşist milliyetçilik, etnikçidir (ırkçıdır), ülkesinde ve dünyada olan olaylar etnik açıdan bakar.
Demokratik milliyetçilik, yurtseverdir, ülkesinde ve dünyada olan olaylara belli grupların değil, ülkesinin ve tüm halkının çıkarları açısından bakar.
Faşist milliyetçilik, kendi ırkından ya da milletinden görmediği insanları kendisiyle eşit kabul etmez ve toplum içinde onların eşit siyasal haklara sahip olmasını engeller.
Demokratik milliyetçilik, kendi ırkından ya da milliyetinden olmayan insanları da, toplum içinde kendisiyle eşit siyasal haklara sahip vatandaşlar olarak kabul eder.
Faşist milliyetçilik, insanları bir arada tutmak, ülkenin birlik ve beraberliğini sağlamak için, düşman arar, kin ve nefret ögelerini kullanır, baskıcıdır, totaliterdir, ırk ve millet olarak düşmanları vardır.
Demokratik milliyetçilik, insanları bir arada tutmak, ülkenin birlik ve beraberliğini sağlamak için insanların dostluk, refah ve barış içinde eşit vatandaşlar olarak birlikte yaşamalarını gerçekleştirmeye çalışır; demokratik değerleri ve insan haklarına dayalı hukuğu kullanır, baskıya ve baskıcılığa karşıdır, ırk ve millet olarak düşmanları yoktur.
Faşist milliyetçilik, saldırgandır, savaşçıdır, başka ırk ve milletlerin haklarına saygılı değildir, jenoside eğilimlidir.
Demokratik milliyetçilik, uzlaşmacıdır, barışcıdır, ancak kendi ülkesine haksızlık edilmesine karşıdır.
Son bir söz daha: Mustafa Kemal Atatürk, "Ne mutlu Türk olana" değil, "Ne mutlu Türküm diyene" diyerek ve "Türk milletini" "Misakı Milli sınırları içindeki Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" diye tanımlayarak faşist milliyetçiliğin değil, demokratik milliyetçiliğin temellerini atmıştır.
Emre Kongar'ın makalesinden alıntıdır.
Konu Sercan.Us tarafından (27-01-2008 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir..
|

27-01-2008, 15:59
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
Sayın sercan. Us,
Milliyetçiliğin tanımı hususunda dünyada farklı görüşler mevcuttur. Zaten siz de yazınızda bunlardan bahsediyorsunuz.
Sizden Milliyetçiliğin ortaya çıkış koşuları ile tarih içinde geçirdiği evreleri; günümüze kadar olan süreçte ulusların bağımsızlığına mı yoksa emperyalizme mi hizmet ettiği konusunda düşüncelerinizi özet olarak rica edeceğim.
Önceleri bağımsızlık elde etmek ve korumak, sadece siyasi/askeri metodlarla mümkün olabiliyordu. Mustafa Kemâl'in, "Askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferler ile taçlandırlmazlar ise payidar olamazlar" sözü bu gün ne kadar hatırlanır. Sığ siyasi söylemlerin ülke içindeki ikitdar heveslilerine malzeme olmaktan öteye gitmediği bir devir de yaşamaktayız.
Eğer Milliyetçiliğin çıkış noktası ve geçirdiği evreleri anlamadan bu günü değerlendirmeye çalışırsak, beyhude bir çaba içine gireriz düşüncesindeyim.
Saygılarımla.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (27-01-2008 Saat 16:03 ) değiştirilmiştir..
|

27-01-2008, 17:25
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-01-2008
Nerden: Ankara
Yaş: 42
Mesajlar: 39
|
|
|
dünyada insanlığın içine düştüğü en büyük bataklık milliyetçiliktir.süsleyip,allayıp,pullayıp önümüze farklı şekilde konulsada aslı bellidir.milliyetçilik insanlık tarihine açlık,yokluk,gözyaşı.ölümden başka bir şey getirmemiştir.sömürüyü unutmamak gerekir.
|

27-01-2008, 18:23
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Yaş: 36
Mesajlar: 129
|
|
|
Yeter, bıktık sizin millet sevginizden, kanla çizdiğiniz bayraklarınızdan, yüce ideallerinizden, ulu önderlerinizden, tabularınızdan ve fetişlerinizden!
Samuel Jonhson, bunlar için, "milliyetçilik alçakların son sığınağıdır" der.
Dünya halklarını bölen parçalayan birbirine düşüren aptallıktan ibaret bir düşüncedir milliyetçilik.

Yalnızca iki şey sonsuzdur: İnsanoğlunun aptallığı ve evren. Fakat ikincisinden o kadar emin değilim..." EINSTEIN
|

27-01-2008, 23:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 155
|
|
|
Sn.darbeli matkap önce sakin olmayı öğrenin.
Bende sizin görüşlerinizi benimsemiyorum. Bende aynı fikirde olmadığımı sizin gibi belli edersem seviyeyi koruyamayız.
O yüzden ya sakin olmaya çalışınız yada yorum yapmayınız. Rica ediyorum.
Sn.Erdoğan
Dünyanın en onurlu savaşlarından biri olan Kurtuluş savaşımız antiemperyalist tam bağımsız milliyetçi bir anlayışa dayanıyordu.
Atatürk milliyetçiliği, etnik milliyetçiliğe dayanmaz. Halkları birbirine düşürerek emperyalizme hizmet etmez.
Bir milliyetçilik, antiemperyalist ve tam bağımsız politikaları içinde taşımıyorsa o milliyetçilik emperyalizme hizmet eder bu konuda sizinle aynı fikirdeyim sn. Erdoğan ve Liberta.
Nitekim soğuk savaş döneminde dinciliğin ve milliyetçiliğin nasıl emperyalist silah olarak kullanıldığı ortadadır.
Ama bu demek değildir ki milliyetçilik herzaman emperyalizmin silahıdır.
Sn. darbeli matkap kendinizi ifade derken bile Türkçe konuşuyorsunuz. Bu demektir ki yaşadığınız süre içersinde dilinize sahip çıkmalısınız.
Çünkü Türk demek, Türkçe demektir. Ebette Türkçe konuşucaksınız ve yeri geldiğinde milliyetçi olucaksınız.
Birileri zorla dilini,dinini dayatıyorsa sizde kendinizi korumak isteyeceksinizdir. Bundan doğal ne olabilir?
Ben, günümüzde bütün suçların, kötülüklerin milliyetçilikten kaynaklandığını söyleyenlere her milliyetçiliğin aynı olmadığını anlatmak istedim. Irkçılık ayrıdır milliyetçilik ayrıdır.
Bazı kelimeler birtakım kötü niyetli insanlar tarafından daha önceleri kirletildi diye o kelimeleri bir daha ağzımıza almayacak değiliz.
Özgürlüğün tanımı size göre başka bana göre başkadır. Tıpkı demokratik milliyetçilikle faşist milliyetçilik arasında ki fark gibidir.
Biliyorum hoşunuza gitmeyecek ama bugün inanç özgürlüğü diye türban dayatılıyor sn Erdoğan. Sizce türbanlı bir genç kızın daha önce başını açma özgürlüğü varmıyıdı ki başını kapatma özgürlüğü olabilsin? Bu sorumada ben yanıt vermenizi rica ediyorum.
Eğer Türkiye cumhuriyeti Aydınlanma devrini tamamlayabilseydi,endüstrileşmeyi başarabilseydi günümüzde ki gibi birbirine düşüren mikro milliyetçilik değil, antiemperyalist tam bağımsız çizgide bir milliyetçilik anlayışımız olurdu. Nitekim cumhuriyetin ilk 15 yılını araştırıp okuduğunuzda Atatük'ün hangi bölgelerimize ne yatırımlar yaptığını, daha sonra başa gelen demokrat parti iktidarı ile birlikte bunların nasıl bir bir işlevsiz hale getirildiğini ve böylece ekonomide dışa bağımlılığın yaratıldığını görürsünüz.
Köy enstitülerinin kapatılması ile köy gençliğinin aydınlanması engellenmiştir. Köylerden şehirlere göç eden saf dindar insanlarımız şehirlerde hünerlerini gösterecek bir iş bulamayınca tarikatların ağına düşerek nasıl dincileştiğini,yobazlaştığını daha kolay anlarsınız.
İlk hedef aydınlanma devrimini tamamlamak sonrada endüstrileşebilmek olmalıdır.
Elbette ulusal kimliğimizi çarpıtmak bölmek parçalamak isteyenlere karşıda tepkimizi göstereceğiz.
Bizim sorunumuz rejim sorunu değildir. Bizim sorunumuz zihniyet sorunudur bizim sorunumuz yarı sömürge olma sorunudur.
Amacımızda tam bağımsız çağdaş demokratik Türkiye olmalıdır.
Buna ne laiklik ne de demokratik milliyetçilik engel değildir.
Sevgilerimle...
|

27-01-2008, 23:52
|
 |
φιλοσοφία
|
|
Üyelik Tarihi: 24-01-2008
Nerden: Endülüs
Mesajlar: 188
|
|
|
milliyetcilik, fasistlerin kullandigi sahtekarca bir kavramdir.
MILLIYET CILIK
MILLET CILIK
ULUSALCI LIK
DEVLET CILIK
MULKIYET CILIK
VATAN SEVERLIK
6 isik
hepsi cilik olmus cilk yobaz kayirmaci gruplasmaci korkak kompleksli gerici kavramlardir
Konu simyaci tarafından (27-01-2008 Saat 23:54 ) değiştirilmiştir..
Sebep: bilmiyorum
|

28-01-2008, 00:19
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 155
|
|
Alıntı:
simyaci´isimli arızadan alıntı
milliyetcilik, fasistlerin kullandigi sahtekarca bir kavramdir.
MILLIYET CILIK
MILLET CILIK
ULUSALCI LIK
DEVLET CILIK
MULKIYET CILIK
VATAN SEVERLIK
6 isik
hepsi cilik olmus cilk yobaz kayirmaci gruplasmaci korkak kompleksli gerici kavramlardir
|
Bu üslupla daha fazla bu konu tartışılamaz.
Bütün milliyetçiler faşisttir diyorsunuz. Atatürkte milliyetçi bir insandı. Zaten Atamızın 6 okunu kastediyorsunuz. Atatürk'e sahtekar demişsiniz resmen.
Ya faşizmin ne kadar ağır bir itham olduğunun farkında değilsiniz ya da gerçekten uslubunuz bozuk.
Bu seviyesizce tartışmayı daha fazla sürdüremem. Sn Erdoğan ve Libertaya düşüncelerini saygılı bir şekilde ifade ettileri için teşekkür ederim.
|

28-01-2008, 00:26
|
 |
φιλοσοφία
|
|
Üyelik Tarihi: 24-01-2008
Nerden: Endülüs
Mesajlar: 188
|
|
|
evet.. milliyetcilik, alcaklarin son siginagidir..
|

28-01-2008, 13:08
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
"...sn Erdoğan. Sizce türbanlı bir genç kızın daha önce başını açma özgürlüğü varmıyıdı ki başını kapatma özgürlüğü olabilsin? Bu sorumada ben yanıt vermenizi rica ediyorum..."
Bir insan İslâm veya Hristiyanlık gibi dinlerden herhangi birini tercih ettiğinde, "Ben bu dindeki emirlerin şu kadarını kabul ederim, diğerlerini etmem." diyemez. Din ya bütünüyle kabul edilir, ya da reddedilir. Kişi dinini seçerken kendi özgür iradesi ile bir tercih yapmış ise, müntesibi olduğu dinin hükümlerine de uymak zorundadır.
Söz gelimi, Müslüman olan bir insan yıl da bir ay oruç tutulmasının dinen farz olduğunu da bilir. Ancak daha sonra, "Benim oruç tutmama özgürlüğüm var." derse, bu ne kadar isabetli olabilir? Ha, nefsinin baskısına dayanamaz ve tutmaz. Yaptığının yanlış ve dinen günah olduğunu kabul ettiği, orucu inkar etmediği müddetçe zararı sadece kendisinedir. Ama müslüman olmuş ise, inadığı dinin hükümlerini kafasında ki özgürlük anlayışına göre yeniden düzenleyemez. Bu açıklamam, İslamiyeti araştırıp kafa yorarak ve isteyerek seçen bir kişi örneğine dayanır. Günümüzde bir çok insan "Elhamdülillah Müslümanım" der ama, inandığı din hakkında en ufak bir fikri yoktur. Yani İslâmı seçmemiş, içinde doğduğu toplum da kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu kişiler "İman" zannettikleri "Taklid-i İbadet" ile meşguldürler.
Zaten bugün Müslümanın birinci sorunu türban değil, cehalettir. Sorduğunuz için yazıyorum. Ben başörtüsünü Allah'ın emri olduğu için savunurum. Başörtüsü ile eğitim almak isteyen kızlarımızın bu husus da destekçisi olurum. Fakat Başörtüsü bu gün müslümanın birinci sorunu değildir. Müslüman eğitimli olmadığı sürece, başörtüsü "Örten" değil, "Gizleyen" bir araç olur.
Aslında siz soruya, "Bu özgürlükten ne anladığımıza da bağlı." diyerek cevabı vermişsiniz. Bir müslüman, Allah'ın emirlerine uyup egosunun isteklerine karşı çıkarak, nefsinin tahakkümünden kurtulabileceğini, özgür olacağını düşünür.
Bir ateist'te dinleri gereksiz ve lüzümsuz olarak değerlendirebilir, dinlerin kişi özgürlüğünü engellediğini iddia eder. Zaten olması gereken de bu dur. Kişiler hiç bir baskı altında kalmadan, kendisini ifade edebilmelidir.
Daha önce de arz ettim. İçinde bulunduğumuz koşullar da; inançların, başkalarının özgürlük alanlarını sınırlamadığı demokratik/Laik bir düzen herkes için iyidir.
Fakat sn Vural SAVAŞ yaklaşımında"Militan demokrasi" dayatmasi ile ortaya çıkan Jakoben tavırların, "Ben sizin babanızım. Ben ne dersem o olur." mantalitesinde "Demokrat"(!)liğin bunu savunanalara dahi bir faydası yoktur.
Saygılarımla.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (28-01-2008 Saat 13:15 ) değiştirilmiştir..
|

16-01-2010, 03:41
|
 |
Delinin zoru
|
|
Üyelik Tarihi: 24-05-2009
Yaş: 20
Mesajlar: 154
|
|
|
Milliyetçiliğin gramı dahi bir zehirdir bana göre. Doğrudan beyne etki ediyor. Artan dozda alınanı patojenik etkiler gösteriyor, ileri aşamaları ise psikopatolojinin ilgi alanına giriyor. Ama rutin/sıkıcı yaşamlarımıza renk katan bir biçimde gelişiyor süreç. Hasta artık, aslında düpedüz ve tartışma götürmez biçimde hastalık olan seyrin, türklük gibi bir sıfatla desteklendiği, yaratıcı -ve doğal olarak- yıkıcı bir aşamaya geldiği, cuş u huruş dediğimiz döneminde, tüm benliğini aklın kuşattığı yanılsamasıyla birlikte ortam müsaitse silaha, değilse kaleme sarılıyor. Vesselam gözleri kör, ne gittiği ne de geldiği yoldan haberi olan, kemik ve kaslardan oluşan, mongol yek-vücut bir canavara dönüşerek, evrende yaşayan tüm insanları/kardeşlerini zamanla düşman olarak görmeye başlıyor.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:44 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|