|
|
İmam-Hatiplilerin MüslümanlığıSerbest Kürsü içerisinde İmam-Hatiplilerin Müslümanlığı konusu: "...Bilimsel düşünceye sahip insan çelik gibidir. Doğrulardan taviz vermeyecek kadar dirençli ve sağlam, bazı olumsuz etkileri yumuşatacak kadar de esnek. Halbu ki demir eğilir ve eğildiği halde kalır. Çok sağlam ...

07-01-2008, 01:57
|
 |
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 198
|
|
|
"...Bilimsel düşünceye sahip insan çelik gibidir. Doğrulardan taviz vermeyecek kadar dirençli ve sağlam, bazı olumsuz etkileri yumuşatacak kadar de esnek. Halbu ki demir eğilir ve eğildiği halde kalır. Çok sağlam beton bir duvar ise mukavemet edemediği noktada kırılır...".......(Alıntı/Erdoğan)
"...Bilim sürekli değişir demişsin...daha önce de bilim insanının çelik gibi olduğundan, beton gibi de kırıldığından bahsetmiştin.Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?"
.......(Alıntı/Tenere)
Bana "Kalın yazılarla yazdım" diye uyarılar da bulunurken, kendi okuduklarınızı doğru anlayıp anlamadığınız hususunda yukarıya bir örnek çıkardım. Siz bakmasanız da, bakanlar ne olduğunu anlayacaklardır.
Şimdi güzel bir noktaya değinmişsin aslında.Neden anlaşılmamaya gayret sarfettiğini yada yazdığın şeylerin ne anlama geldiğini detaylı olarak açıklamanı isteyeceğim senden sakıncası yoksa.Demişsin ki: Bilimsel düşünceye sahip insan çelik gibidir. Doğrulardan taviz vermeyecek kadar dirençli ve sağlam, bazı olumsuz etkileri yumuşatacak kadar de esnek. Halbu ki demir eğilir ve eğildiği halde kalır. Çok sağlam beton bir duvar ise mukavemet edemediği noktada kırılır...
Çelik benzetmesini sağlamlık, stabillik belirtmek için kullanmışsın anladığım kadarıyla.Olumsuz etkileri yumuşatmak derken ne demek istedin peki?Hangi olumsuzluk tam olarak mesela?Çelik hem sağlam hem de esnek bir malzeme örneği midir?Esnek olan şeyler yumuşatmaya mı yararlar esnekliği ile(çelik tampon gibi olsa gerek)?Neyse..peki demire nerden geldik?Hani çelikten bahsediyordun?Demir eğilir ve eğildiği gibi kalır demişsin.Çok sağlam beton duvarda mukavemet edemediği noktada kırılır demişsin.
Peki bu laf çorbasından anlamam gereken nedir arkadaşım kusura bakmazsan(burdan çorba gibi görünüyor çünkü)? Bilimsel düşünceye çelik benzetmesi yaptın diyelim..demir benzetmesi kime?peki beton nerden çıktı, o benzetme kimi, neyi ifade ediyor?Daha açık konuşmanı rica etsem çok mu şey istemiş olurum?En azından kullandığın kelimeleri farkında olarak, bilinçli olarak kullanmanı istesem ayıp mı etmiş olurum şahsiyetine karşı?
"...Adalet duygusunun göreceli bir kavram olduğundan söz etmiyorum.Adaletin bir duygu olmadığından, duygusal kaynaklı olmadığından bahsediyorum öncelikle.Daha da ne kadar açık yazabilirim yazılarımı hiç bilemiyorum..."
Kelime oyunları ile nereye varabileceğinizi umuyorsunuz. Adalet bir gerçekliktir. Her toplumun kendi gerçeği. Cezalandırma biçimlerindeki farklılık adaletin olmadığını göstermez. Ayrıca ben "duygu" derken adalet kavramının insanda ki yansımasını kastettim,duygusallığı değil. "His" anlamında yani...Ayrıca adalet, kaynakları ve yaptırımları bakımından subjektiftir. Sizin böyle dememiş olmanı gerçeği değiştirmez.
Adalet bir gerçekliktir diyorsun da ben de diyorum ki nasıl birşeydir bu adalet?Yenilir mi, içilir mi, görülür mü, koklanır mı, ne yapılır bununla?Kısaca bilimsel bir gerçeklik değil dersin tartışmamıza gerek de kalmaz.Yine bir kavram karmaşası, salatası görüyorum ortada..duygu, his, subjektif vesaire.Adalet duygusu diyorsun ben de adalet bir duygu değildir diyorum.Adalet duygusu deyince duygudan başka neyi kastettiğini anlamamı bekliyorsun?Duygu değil de ''his'' demişsin.Ne fark vardır duyguyla his arasında?Sezgi mi demek istiyorsun yoksa?Kusura bakma da artık ne demek istediğini de anlayabilmek için öngörüler, tahminler, değerlendirmeler yapmaya zorluyorsun ki beni bu da üzerime gereksiz külfet yüklemenden başka işe yaramıyor.Sen ne dediğini bilip anlatacaksın ki ben de bahsettiğin şeyle neyi yada neleri kastetmiş olabileceğini düşünmeden ne demek istediğini anlayabileceğim.İşte bilimsel düşüncenin faydalarından biri de bu noktadadır.İnsanlar birbirlerine birşeyler anlatmakta zorlanmazlar bilimsel düşünce içersinde.Bilimdışı, inançsal, desteksiz kabullerin, düşüncelerin(düşünce demek bile zoruma gidiyor aslında) de böyle psikotoksik, cerebrospazmolitik ve analitik düşünce merkezi üzerine yoğun depresif etkilerinin ortaya çıktığı sıkça kaydedilen şikayetlerdendir.
Acıma ve merhamet olmadan adâlet de olmaz. Bunları da"İnsan kaynaklı subjektif öğeler" deyip bilim dışı tutmanız sizin anlayışınızdır. Ama adâlet kavramının temelini oluşturmaları gerçeğini göz ardı etmemize yol açmaz.
İşte bu yüzden bilimsel düşünceye giden süreç bilgi kirliliği içerisinde yaşayan insanlarda böylesine zorludur.Evet bilimsel olarak acıma, merhamet ve sıkça adından bahsetme gereği duyduğun adalet kavramları subjektif kavramlardır.Kişiden kişiye değişik seviyelerde bulunması bazı insanlarda da hiçbir anlam ifade etmemeleri(bakınız Ted Bundy,Albert Desalvo,Andrei Romanovich Chikatilo,Charles Manson,Karındeşen Jack...) bunu görebilmenin yollarından sadece biridir ve dediğin gibi bu kavramlar toplumdan topluma değişiklikler gösterir ki bu da subjektif(yani bilimsel düşüncenin konusu olmayan, varlığına dair bilimsel kanıt bulunmayan kavram) olduğunun bir diğer kanıtıdır.Ben adalet duygusal değildir diyorum; sen hissidir diyorsun(kanıtın nerde? yok),ben mutlak adalet diye birşeyden bahsetmek saçma diyorum; sen dönüp dolaşıp adaletin mutlakiyetine geliyorsun(bu konu hakkında kanıt değil söyleyecek söz bulman bile çok zor), ben adalet subjektiftir diyorum; sen hayır diyorsun ve ekliyorsun inansan da inanmasan da...ama benim inançla aram iyi değildir ve ben de şimdi sana diyorum ki adalet diye birşey yoktur..Sen aksine inansan da.
Bazı sorular yönetiyorsunuz."İyi nedir,kötü nedir,ahlak nedir" gibi. Ben de defalarca bunların dünyanın farklı köşelerinde oluşan kültürlere göre değişkenlik arzettiğini söyledim. Söz gelimi Lenin'in vurguladığı "devrimci ahlâk" ile, binlerce yıllık geçmişi olan bir çok sosyal/siyasi/dini/askeri/ekonomik şartların yoğurmasıyla oluşan Milli/dini ahlâk birbirinden farklıdır. Devrimci ahlâk'da devrimiciyi amacına taşıyan her süreç/eylem meşrudur. Dini kökenli ahlâk anlayışının kabul ettiği bir doğruyu lenin "Burjuva ahlakı" diye reddeder. Ama farklılık bunların gerçek olmadıkları anlamına gelmez.
Yukarıda yazıklarından sonra senin sağduyuna yada samimiyetine de inanmaz hale geldim.Demişsin ki devrimci süreçte devrimciyi amacına taşıyan her süreç/eylem meşrudur.Bunu da Lenin'i hedef göstererek söylemişsin.Lenin'in savunucusu değilim.Belki de dediğin gibi devrim yolunda herşey meşrudur diye düşünmüştür(haklısın diyelim hadi) peki bunun karşıtı gibi de Milli/dini ahlaktan bahsetmişsin.Ama bir örnek verme zahmetini göstermemişsin.Dünyanın herhangi bir yerinde her hangi bir tarihte Milli/dini devrimin laylaylom, kansız gerçekleştiğine dair tek örnek vermeni rica ediyorum.Buna islamiyetin doğuşunu ve yayılışı da, muhammedin ve etrafındakilerin devrimi de dahildir.Örnek vermezsen birçok paragraf gibi yukarıdaki paragrafı da laf kalabalığı olsun diye yazdığına kanaat getirmek zorunda kalacağım.
Birşey daha var.Bana daha önce Marx'dan bahsettin şimdi de Lenin'i yem olarak mı atıyorsun?Kimseyle göbek bağım yok ki benim arkadaşım.Kutsalım, değişmezim de yok benim.
Bu arada bana "Adaleti/ahlakı" sorarken, düşünce yapımın ne olduğunu bildiğiniz için vereceğim cevapları da bilmeniz gerekir. Çünki her tanım için bir hareket noktası/ölçü gerekir. Ancak bana sorduğunuz hususlar da kendiniz çok ketum bir tavır içindesiniz. Soru var cevap yok. Kendimi sınav salonuında öğrenci gibi hissetmeye başladım. Halbuki ben düşünce paylaştığımızı zannediyordum.
Sana sorduğum hangi hususlarda ketum bir tavır içersindeyim mesela?Ben sana mutlak adalet var mı diyorum; ben yok diyorum, adalet bilimsel mi sence diyorum; sen bir ton şey söylüyorsun ama o söylediklerinin arasında cevap yok nedense, ben adalet diye birşey bilimsel olarak yoktur diyorum.Anlaşılan sen allaha iman ettiğin gibi, adalet, vicdan, ruh vesaire gibi daha birçok kavrama da iman ediyorsun sadece.Bana şöyle diyebilirsin mesela:Adaleti bilimsel olarak ispatlayamam ama adalete inanırım.
Sınav salonunda gibi hisettin ve düşünce paylaştığımızı mı zannettin?Anadolu'dan, İstanbul'a gelen nice genç kızımız için de ilk soru ''bakar mısın kardeş, İstanbul ne tarafta?'' diye sormak oluyor.Cevap da ''Gösterelim anam'' şeklinde oluyor.Şaka bir yana ben paylaşımda bulunmak düşüncesi ile yazı yazdığımı belirtmedim.Okuyanlar bazı nüansları mantık süzgecinden geçirip beyinlerinde kıvılcımlar oluşmasına izin verirler belki, belki de vermezler orasını bilemem.Belki sen de benim mantık süzgecimden geçip onay alabilecek birşeyler yazarsın bilmediğim, bir soru işareti yaratırsın kafamda ve o durumda ben de seninle paylaşımda bulunmuş olurum.
İyi-kötü-doğru-yanlış-güzel-çirkin her toplumun değer yargılarıdır. Bu değer yargıları, yukarıda arz etmeye çalııştığım gibi, milletlerin kültürlerinin bir parçasıdır. Sizin bunları kabul etmemeniz veya "neye göre/kim" gibi sorular sormanız,sizin meselenizdir. Anlatmak istediğini mantıkla hareket edecek olursaK İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ'ni de aynı sorularla halının altına süpürmek mi gerekir ? Çünki bu beyannamede ki genel ilkeler, sizin "neye göre" diye sorguladığınız "iyi" hükümler içermektedir. Bu hükümlerin uygulanamamsının kağıt üzerinde kalmış olamsı da başka bir mevzudur.
Tam da dediğin gibi iyi,kötü,doğru,yanlış,güzel,çirkin gibi kavramlar toplumlar tarafından oluşturulan, şekillendirilen değer yargılarıdır.Benim yaşadığım toplumun değer yargılarına uymayı, onları benimsemeyi kabul edip etmemem ayrı bir konudur; onların insanlar tarafından yaratılıp yaratılmadığı ise başka bir konudur.Bu yaptığının adı da vardır; demogoji.
Aynı şekilde insan hakları evrensel bildirgesi de insanlar tarafından yaratılıp, şekillendirilen bir şeydir.(aksini iddia edecek değilsin herhalde bunun da, yok artık)Amacı iyidir, kötüdür; uyulması gerekir, gerekmez onlar ayrı konular yukarıda dediğim gibi.Ama bir gerçek vardır ki o da bu bildirgenin birileri tarafından hazırlanan tamamen insan icadı bir bildirge olduğudur.Hukuk kurallarına benzetebilirsin bunu.Hukuk da objektiftir aslında dersen...neyse benim de bir sabrım var inanan biri olmasam da(tehdit anlamında algılama bunu, yorulabiliyorum ben de bazı şeyleri açıklamaya çalışırken arada)
Basit bir anlatımla şöyle izah edeyim. Tüm insanlığın sorunlarına sıkıntılarına çözüm getiren her şey iyidir. İrkına/inancına/düşüncesine bakmaksızın insanlara zulmeden, onları ezen sömüren, -gerekli olan toplumsal disiplin dışında- faşizan baskılar altında tutmaya yol açan her niyet/eylem kötüdür.
Tüm insanlığın sorunlarına sıkıntılarına çözüm getiren tek birşey gösterir misin bana lütfen.Herkesin sorunları aynıdır o zaman mi sana göre...hepimiz aynı fabrikadan çıktık yani.İyi adına gösterdiğin örnek sanırım bu.Olmayan bir kavrama verdiğin olanaksız, mantıksız bir örnek.Daha fazla düşünmeni rica etsem mümkünse konuşurken, hakaret olarak algılamazsın umarım.
Bu arada sizinde "iyi/kötü" derken daha açık olmanızı, bunları neye göre değerlendirdiğinizi de bilmek isterim. Öyle bir "Düello" ya giriştik ki siz benim her hareketimi izlerken ben sizi göremiyorum.
Yazdıklarımı biraz daha ayrıntılı okuma zahmetine katlanıp, anlama çabasında bulunsaydın bunu net bir şekilde ifade ettiğimi görürdün.Ben dedim ki tahammül etmem, kabul etmem ne kadar zor olsa da bir şeyin kendimden bağımsız olarak, kendi içinde, evrensel yada objektif olarak başka bir deyişle mutlak olarak iyi yada kötü olmasına karar vermem mümkün değildir demiştim.Yani başka bir deyişle iyi, kötü kavramları objektif değildir.Başka bir deyişle bilimsel değildir..daha başka bir deyişle bana göre iyi olan başkasına göre kötüdür.Daha başka konulara girersek de birinin mutluluğu başkasının hüznü üzerine kuruludur.
I am an antichrist and I am an Anarchist...don't know what I want but I know how to get it.I wanna destroy the passer by cos I..I wanna be ANARCHY ! in TURKEY.
Konu Tenere tarafından (07-01-2008 Saat 02:11 ) değiştirilmiştir..
|

07-01-2008, 06:31
|
 |
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 198
|
|
|
Konuyu dönüp, dolaşıp öyle bir noktaya getirmeye çalışıyorsun ki bu gayret ve hevesine, uğraşına, karıncaya şaka yaparım(!) ama belini incitmem şeklindeki yaklaşım ve çabalarına hayran kalmamak çok zor.Ancak billinmesini isterim ki bu çabaların tarafımdan başından beri net bir biçimde görülebilmekte ve değerlendirilmektedir.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni konuya dahil etmen; bu bildirgenin iyi, doğru hatta mutlak doğru olarak kabul edilmesi gerektiğini savunan ve bunu savunurken de benim mutlak doğru ve iyi gibi, hatta doğru ve iyi gibi kavramları kabul etmediğimi, inanmadığımı açık şekilde ifade edip,daha sonraki hedef olarak da beni kötü insan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni bile tanımayan biri olarak göstermenin gayreti içerisindesin ve bu düşüncenin temellerini atmaktasın.Ancak beni bu yollardan yıpratma girişimlerinin sana kazandıracağı faydaların anlamsızlığı bir yana, bunları yaptığının tarafımdan farkedilmediğini düşünmen ve buna ısrarla devam etmen de ayrıca dikkat çekici bir husustur.
Maide Suresi(kuran)
33. Allah'a ve Resûlü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri,asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azap vardır.
34. Ancak, sizin onlara güç yetirmenizden önce tevbe edenler başka. Bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Bakara Suresi(kuran)
178.Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi(öldürmek). Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır
221. Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın;iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.
230.Yine onu (kadını üçüncü defa) boşarsa, (kadın) onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Eğer (bu koca da) onu boşarsa, onlar (ilk koca ile karısı) Allah'ın sınırlarını ayakta tutacaklarını sanıyorlarsa, tekrar birbirlerine dönmelerinde ikisi için günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır; bilen bir topluluk için bunları (böyle) açıklar.
Mümtehine Suresi(kuran)
10. Onları mümin hanımlar bilirseniz artık kendilerini kâfirlere geri vermeyin! Mümin hanımlar kâfirlere helal değildir. Kâfirler de mümin hanımlara helal değildir.
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ
MADDE: 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
Madde 3: Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
Madde 4: Hiç kimse köle ya da kul olarak kullanılamaz; kölelik ve köle alım satımı her türlü biçimiyle yasaktır.
MADDE: 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.
Madde 16: (1) Evlenme çağına gelen her erkek ve kadın, ırk, uyruk ya da din bakımından hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın evlenme ve aile kurma hakkına sahiptir. Söz konusu kişiler, evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit haklara sahiptirler.
(2) Evlenme ancak, evleneceklerin özgür ve tam rızası ile gerçekleştirilebilir.
(3) Aile toplumun doğal ve temel öğesidir ve toplum ve devletçe korunur.
Bu konuyu daha fazla karınca tek yarık girişim deneyi egzersizlerinle irdelemenin bir gereği var mı sence?
I am an antichrist and I am an Anarchist...don't know what I want but I know how to get it.I wanna destroy the passer by cos I..I wanna be ANARCHY ! in TURKEY.
Konu Tenere tarafından (07-01-2008 Saat 11:27 ) değiştirilmiştir..
|

07-01-2008, 07:54
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-11-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 233
|
|
Tenere;Maide süresi ve insan haklarını karşılaştıran son yazın enfesti,ilgin,girişimin ,çalışmaların ve bizi aydınlattığın için teşekkür ederim.
Sizinle bu düşünce platformunda çarpışmaya cesaret edenlere göklerdeki büyük baba  yardım etsin...
|

07-01-2008, 11:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
Kaçak güreşiyorsunuz. Daha evvel ben inancımı tartışma konusu yapmam demiştim.Şimdiye kadar da, Kur'an dan tek harf dahi getirp yazmadım. İnancıma olan güvensizliğimden değil. Kutsallarımı kabul etmeyenlerin önüne atamam. Kur'an yerinde duruyor,Hadisler de... Merak eden açar okur,takıldığı hususları ehlinden sorup öğrenir. Kabul eder veya etmez. Orası bizi ilgilendiren bir husus değildir.
"Oyun oynama" diye seni uyardım fakat karşındakini "ebleh" görüp ısrar ediyorsun. Ben bir cümleyi dahi gerektiğine saatlerce düşünüp yazarken, yazdıklarımın anlaşılır olmasına dikkat ederken, bir yığın devrik ve kuralsız cümle ile, sağ elinle sol kuklağını gösterme gayretleri içerisinde anlamı sığ, kelimesi çok metin ile karşıma geliyorsun. Ya anlama/algılama sorunun var, ya da karşındakini aptal görmeye devam ediyorsun.
Okuduklarını doğru anlayabildiğinden emin değilim. Bu durmda olan birisinin "Bilimsellik" iddiası çok gülünç duruyor. Doğru anlamadığını yukarı da yazımdan ve yazından birer paragrafı alt alta koyarak gösterdim. Hemen savunma mekanızmasına müraccat etmişsin. Yazdıklarımızın belli bir seviyede gitmesi için onca uğraşım boş ve anlamsız gibi duruken, bu seviyeyi tutturmamız mümkün görünmüyor. Ben tüm "Mürteci/yobaz" lığıma rağmen, bu mesajımı yazana kadar sizin yazdığınız bir yığın "Laf salatası" nı bu şekil de değerlendirmedim. Münakaşanın dozuna bağladım. Acele ile yazılmış olabilir dedim. Ama çok basit ayak oyunarıyla kendinizi "bilmisel bakış"(!) arkasına gizleyip, yazdıklarımın tümünü "Kim neye göre/neden" gibi demagojik yaklaşımlarla basit göstermeye çalıştın. Bir taraftan "Mutlak doğru/adalet" nedir gibi sorular sorup sanki "Zât-ı Âli'nız bunları çoktan geçmiş havalarına girerken, Kur'an dan aldığınız ayetler ile İnsan hakları evrensel beyannamesini karşı karşıya getiriyorsun. Bana sorup durduğun "İyi ne, doğru ne ?" soruları birden bire evrensel beyannamede netleşiverdi."Bunlar da inasan icadıdır" derken, bir ateist'e göre "Muhammed'in yazdığı"(!) Kur'anı -ki o da bir insandır- neden mukayese etme gereği duydun. Benim düşüncelerimi eleştirip aslında subjektif olduğunı inkar etmediğim bir çok hususu karşıma "cevap" gibi çıkarırken neden işine gelmediği yerlerde "mutlak"lık arayıp işine gelmeyen yerlerde "subjektif" dediğin şeyler ile bana cevap yetiştirmeye çalışıyorsun ? Tutarlı değilisin. Yazdıkların anlamaya anlaşılmaya yönelik değil tamamen egonu tatmin için anlaşılmaz olmaya çabalayan bir vatandaşın cümleleri. Hiç bir kelime ve kavramı yerli yerinde kullanmıyorsun. Bazı cümlelerimi anamazdan gelip çarpıtıyorsun. Bazılarını işine geldiği gibi yorumluyorsun. Sonunda benim hiç söylemediğim şeyleri sanki ben söylemişim gibi karşıma çıkarıp basit ayak oyunları ile "Bilimsel"(!)lik taslıyorsun.
Seni daha önce de uyardım. Şuan da iki gündür karşılıkı yazdıklarımız okuma zahmetine giren bir vatandaş konunun ne olduğunu dahi anlayamayacaktır . Bu kadar muğlâk bir tartışma olmaz. Yazılar öyle bir hal aldı ki, nereye çeksen oraya sünüyor.Eğer daha sonra da karşılıklı yazmaya devam edecek isek lütfen net bir konu başlığı üzerinden gidelim. Bu tür mesajların -yangına körükle gidenler- dışında kimseye bir faydası olmayacaktır.
Bü gün İnsan hakları evrensel beyannamesini kabul etmeyen doğru bulmayan ve uygulamayan bir çok üke var. Bu durum onun doğruluğunu ve şu an medeniyetin vardığı noktada en yi olduğunu gölgeler mi. Altı milyar insanın güneşe gözlerini kapatıp "yok" demeleri neyi değiştirir. "Objektif/subjektif" değerlendirmelerimiz de aslında insan merkezli değilmidir ? İnsanı yok saydığınız da bu alemler yine var olacaktır. Bizden milyarlarca ışık yılı uzaklıkta ki bir galaksı de bulunan süper Nova'nın gücü bizim güneşimiz yanında yok denecek mesabededir.( Dünyaya etkileri bakımından) Ama mukayese etmeye kalktığınız da güneşin büyüklüğü, süper Nova yanında toz tanesi kadar olabiliyor.Hangisini yok farzedelim. Küçüklüğüne bakarak güneş mi ? Uzaklığına bakartak Süper Nova'yı mı ? Şimdi aklın sıra benim düşüncemle beni mi vurmaya çalışıyorsun ?
Seni vaktiyle uyardım. Bir "mürteci" olarak, şimdiye kadar da münakaşanın belli bir seviye de devam etmesi için elimden geldiğince "edep-adap" konusunda titiz olmaya gayret ettim. Fakat iddia ettiğin "çağdaş/bilimsel" liğin aslında üzerinde iğreti durduğunu ve maske olduğunu, bütün çabalarının bilimsel münakaşadan ziyade ego'nu tatmine yönelik olduğunu; "Karıncayı ... belini incitmemek laf salatası" yada ufak yollu tehditler "Benimde bir sabrım var" cümlelerinin ve şimdiye kadar yazdığın tüm yazılarının "Üzüm yemek yerime, bağcıyı dövmek" olduğunu okuyanlar zannederim anlamışlardır.
Ben inancımı tartışmam. Kabul etmeyenlere de tartışma için malzeme olarak vermem. Neyi merak ediyor isen bir konu başlığı açıp sorarsın. Biliyorsam, cevap veririm. Bilmiyorsam, bilmediğimi çekinmeden yazarım.
Yazılarımla "Sanal da adamlık" taslayıp "aferin" alma peşinde olmadığım gibi, böyle davrananları da ciddiye almam. Daha net daha anlaşılır bir konu başlığında tartışılıcaksa ben buradayım. Bu şekil de başı sonu belirsiz mevzular ile bir yere varamayız.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (07-01-2008 Saat 12:05 ) değiştirilmiştir..
|

07-01-2008, 12:32
|
 |
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 198
|
|
|
Ben de sana daha fazla birşeyler yazmaya meraklı değilim şu noktadan sonra arkadaşım...Hayır Commodore64 olsan(ki kendisini saygıyla anarım) bir kafa ayarı çekip halledeceğim meseleyi ama o bile 38911 Basic Bytes çeviren bir alet.
Neyi çarpıtmışım? Nerde tutarsız mışım?Kimi tehdit etmişim?Benim de bir sabrım var diye defalarca ifade eden, beni aptal yerine koyma diyen, seni uyarıyorum diyerek olayı sürekli kişisel bir seviyede tutmaya çalışan da ta kendinsin.Uyarıyorum, uyarıyorum deyip duruyorsun..bir uyar bakalım nasıl uyarıyorsun...merak ettim ben de o kadar tekrar edince uyarma şeklini.
Arkadaşım sen demedin mi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi iyidir, yoksa sen onun da iyi olmadığını mı ima ediyorsun, onu da mı halının altına süpürmemiz gerek yani diyen?Yine sen değil misin 2 gündür müslümanlım diyen?Ne yapmışım ben peki bu kadar kontrolünü kaybetmene, dengeni yitirmene sebep olacak kadar?Almışım doğru dediğin, beni savunmamakla suçladığın, içeriğinin ne olduğunu bile bilmediğin(ki biliyorsan kuranı, dininin kaynağı dediğin kitabı bilmiyorsun) bildirgenin belki de en temel maddelerini yazmışım oraya okuyup öğrenesin diye...Bir de bilmediğin(ki biliyorsan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini bilmiyorsun) kurandan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin maddeleri ile bariz biçimde çelişen(bunu görememek için ancak renk körü olmak gerekir) bölümleri alıp göstermişim.
Şimdi bana diyorsun ki sana sorduğum iyi, doğru meseleleri falan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde netleşivermiş.Ben ne diyorum başından beri?Evet İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi de subjektiftir ve iyiliği-kötülüğü tamamen görecelidir.Bunun aksini iddia eden tek kelimemi bulabilir misin?Burada mesele bildirgeden yada kurandan hangisinin doğru yada iyi olduğu meselesi değildir.Bana gelince ben her hangi biri mutlak doğrudur demiyorum, başından beri de demedim...Ama bu demek değildir ki bildirgeye uymamak gerektiğini düşünüyorum.Burada önemli olan iksine birden inanmanın mümkün olmamasıdır.Hiç utanman, sıkılman da yok senin o kadarını anladım da hala ne diye çırpınıyorsun onu anlamıyorum.''oyun oynama'' deyip duruyorsun ama sensin başından beri ve hala oynamaya çalışan, ısrarla.Gösteri bitti arkadaşım farkında değil misin?Sahneden inebilirsin artık.
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 30. Madde şöyle der: Bu bildirgenin hiçbir unsuru, içinde açıklanan hak ve özgürlüklerin bir devlet, topluluk ya da bireyce ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir etkinlik ya da girişime hak verir biçimde yorumlanamaz.
Çok değer verdiğin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinden kapak olsun bu da sana.
I am an antichrist and I am an Anarchist...don't know what I want but I know how to get it.I wanna destroy the passer by cos I..I wanna be ANARCHY ! in TURKEY.
|

07-01-2008, 12:54
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 210
|
|
|
"...Hiç utanman, sıkılman da yok senin o kadarını anladım da hala ne diye çırpınıyorsun onu anlamıyorum.''oyun oynama'' deyip duruyorsun ama sensin başından beri ve hala oynamaya çalışan, ısrarla.Gösteri bitti arkadaşım farkında değil misin?Sahneden inebilirsin artık..."
Evet... Utanmam da, sıkılmam da senin hayal dahi edemeyiceğin kadar çoktur. Ben "Gösteri" nin bir parçası olmadığımı/olmayacağımı defaatle yazmama rağmen, bunu başlatan da bitiren de sensin.
"Uyarı" meselesine gelince... Zannederim anladın ama bir daha yazayım. Mesjlar da mevzuyu kişisellşetirme ve seviyeyi düşürme çabalarını görünce, bu noktada benim de elim kolum bağlı değil demek istemiştim. Hakaret atmek/aşağılamak maharet değil, bunun alâsını ben de yaparım ama konu dışına çıkarız demek istemiştim.
Zaten seninle bırak tartışmayı, kavramlarda anlaşmamız dahi mümkün görünmüyor. Ne yapmak istediğini tüm gayretlerime rağmen anlayabilmiş değilim. Ancak mesajının son satırnda aşikare ettiğin amacın üzerinden yazıyorum.
Tamam Cüneyt abi... Sen yendin.. Bir vuruşunla yüz Bizanslıyı yerlere yatırdığın gibi ben de nakavt ettin. Pes ettim.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (07-01-2008 Saat 12:59 ) değiştirilmiştir..
|

07-01-2008, 13:04
|
 |
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 31
Mesajlar: 198
|
|
|
Ah güzel arkadaşım ''söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil'' Artık sana cevap vermeyecek olmamın nedeni senin pes etmen değil; okyanusu aşman gereken yerde, ayak parmağını suya deydirmeden ''ama deniz çok soğuk'' demendir.Ne diyeyim canın saolsun...benim figanım sana değil; senin nezdinde, seni bu hale getirenleredir.
I am an antichrist and I am an Anarchist...don't know what I want but I know how to get it.I wanna destroy the passer by cos I..I wanna be ANARCHY ! in TURKEY.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:50 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|