YÖK ve TSK'ya olan nefretin asıl sebebi...
Türkiye'de belli bir kesimde YÖK ve TSK'ya karşı benzer nitelikte bir öfke olduğunu biliyoruz.
Bu öfke sebebiyle de, iki kurum sürekli olarak yıpratılmaya çalışılıyor. Hem çalışanları olsun, hem emeklileri olsun, hem de kurumların kendisi, bitmek bilmeyen bir yıpratma senaryosunun malzemesi.
Arada gerçekten yasadışı işlere bulaşmış insanlar denk geliyor bu senaryoda. Haksız mal edinen veya usulsüzlük yapan mensupların çıktığı oluyor iki kurumdan da. Ama burda dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Bu yıpratma senaryosu, özel olarak bahsettiğim işlere bulaşmış olanları ortaya çıkarmayı amaçlamış değil.
Amaç, nefret sebebiyle YÖK ve TSK'yı sözde alaşağı etmeye, yıpratmaya çalışmak.
Bu iki kuruma olan benzer öfkenin sebebinin, iki kurum tarafından "türban meselesinde takınılan tavır" olduğunu düşünüyorum.
İki kurum da türbana düşman kesilmiş durumda. Bu da, türbancı kesimin sinirlenmesine ve öfke beslemesine yeterli oluyor.
YÖK'ün uluslarası başarı sağlayamadığından bahsediyor bu kesim sürekli olarak (başarı sağlıyor veya sağlayamıyor, bu ayrı bir konu), ama bu, nefretin maskesi.
Esas mesele türbanda yatıyor.
Yani YÖK'ün ve üniversitelerin başarı sağlaması pek önemli değil türbancı kesim için. Türban yasak olduğu sürece, bu kurumda başarı sağlansa bile, türban yasağı bunu görmezden getirmeye yetecek durumda.
YÖK'ün, türbanı serbest bıraktığı gün, bu ülkedeki en kral kurum ilan edileceğinden asla şüphem yok. O gün bu kesime ait gazetelerdeki manşetleri görebiliyorum:
"Aferin!"
"Helal olsun!"
"Büyüksün YÖK!"
TSK'ya olan nefretin temelinde de türban yatıyor. Garnizonlara alınmadığı iddia edilen türbanlı kadınların yarattığı nefret, bu karalamanın yakıtı.
TSK da türbana geçit verdiği gün, bu yıpratmanın o anda sona ereceğini düşünüyorum.
|