Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü



İstiklal Marşı ve/veya Şartlı Refleks

Serbest Kürsü içerisinde İstiklal Marşı ve/veya Şartlı Refleks konusu: "Sayın Evren, Diyarbakır Tutukevi'nde yapılanları, gardiyanların 12 Eylül öncesinin öcünü alma duygularına bağlıyor ve yanılıyor. Diyarbakır'daki uygulamalardan önce aynı işlemlerin Mamak Tutukevi'nde başladığını bilmiyor sanırım... Mamak Tutukevi'nde başlatılan uygulama çok ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-11-2007, 03:59
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart İstiklal Marşı ve/veya Şartlı Refleks


"Sayın Evren, Diyarbakır Tutukevi'nde yapılanları, gardiyanların 12 Eylül öncesinin öcünü alma duygularına bağlıyor ve yanılıyor. Diyarbakır'daki uygulamalardan önce aynı işlemlerin Mamak Tutukevi'nde başladığını bilmiyor sanırım... Mamak Tutukevi'nde başlatılan uygulama çok başarılı bulundu ve yaygınlaştırıldı.
Diyarbakır'ı orada bulunanlardan dinledim. Mamak'ta ise yaşayanlardanım. "İçeri" alınanlar eğer adına C-5 denilen sorgu yerinde işkence görmemişlerse, kafese alınır, bir gün bazen de günlerce dövülür, sonra koğuşlara atılırdı. Koğuşlarda da ilk uygulama ve yine her fırsatta tekrarlanan işlem dayak idi.
Sayın Evren Milliyet'teki söyleşisinde tutukevlerinde "Atatürk ilke ve inkılaplarını, İstiklal Marşı'nı" öğrettiklerini söylüyor... Doğru söylüyor... Öğrettiler ama nasıl öğrettiler... Keşke Devlet Başkanı olduğu
o günlerde nasıl öğrettiklerini bir görebilseydi ve eğitim uzmanlarının görüşlerini de dinleyebilseydi...
Nasıl mı öğrettiler? Dayakla!.. Atatürk ilkelerini,inkılapları, İstiklal Marşını dayakla özdeşleştirerek öğrettiler...
12 Eylül'de tutukevinde kalanlar uzun yıllar Atatürk ilke ve inkılapları sözünü duyunca, İstiklal Marşı'nı dinleyince yedikleri dayakları hatırladılar.
"Halkımız bir daha 12 Eylül öncesini görmesin!" dileğini her duyduğumda ekledim: "Sonrasını da..."
Ankara'da Mamak'ta A blokta yatan insanlar orada yaşadıklarının etkisinden ömür boyu kurtulabilecekler mi? C-4'ten A bloka aktarıldığımda "Yoklama... Yoklama..." haykırışını duyunca kimi tutukluların niçin elektriğe tutulmuşçasına titrediklerini önce anlayamadım. Yoklamaya çıkınca anladım. Hazır ol duruşunda gözler ancak tavana bakabilecek durumda bekleyeceksiniz ve işte ilk buyruk: "İstiklal Marşı. 8. kıta başla!" İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını ezbere bilmeniz yetmez. Her kıtasını sıra numarasıyla ezbere bilip okuyacaksınız. Şaşırırsanız dayak, şaşırmasanız da...
Tutukluları sadece siyasi sanıklar sanmayın... Kimler yoktu ki? Cami derneğine bağış toplarken yakalanan Gümüşhaneli dededen, kumarhaneden çıkmaktan geciktiği için sokağa çıkma yasağına takılan bitirime kadar...
Hele o Bülent!... Yoklama sırasında "komutan" sordu: "Sen daha önce de gelmemiş miydin?" "O zaman başka partiden gelmiştim komutanım." Birkaç ay önce Dev Solcular duvara yazı yazarken okumaya çalışırmış, Dev Solcu diye yakalanıp içeri atılmış. Üç-bey ay sonra serbest bırakılmış. 12 Eylül gecesinde de Eyüp MHP ilçesinde yatarken yakalanmış ve tutuklanmış. Ne Dev Solcu, ne MHP'li, bir garip at arabacısıydı Bülent. "


Alıntıladığım metin birkaç gün öncesinin Radikal'inden Namık Kemal Zeybek makalesinden. Dileyen arşivden girip okusun.
Aynı söylemleri dönemin solcu çocukları da yazdı/yazıyor. Yaşayanlardan bizzat dinlemişliğim de var, hem askeri hem de mahkum kanadından.
Düşünce suçundan içeride kalanların; özellikle İstiklal Marşı'na karşı müthiş bir öfkeleri var, teşbihte hata olmasın, Evren'in '"Atatürk ilke ve inkılaplarını, İstiklal Marşı'nı" öğrettiklerini' söylediği uygulama, Pavlov'un çıngırak ve salyasına benziyor; İstiklal Marşı dönemin gençleri için (sağ/sol aynı) adeta şartlı refleks halini almış.

Her sabah bir ilkokulun eyleşlerini dinliyorum, Andımız, İstiklal Marşı, sıradan çıkmaları ya da girmeleri adına bir dünya eziyet, bağrış hakaret vs vb vd.
Sabahın köründe, kıçları buz tutmuş mini mini birlerin anne kucağından çıkıp da dikilerek Marş söylemeleri hiç de milli duygularımı kabartıyor sayılmaz. Üstelik beden öğretmeni kılıklı vandal kadının da çocukları adeta aşağılayarak azarlaması, bende; bir gün tüfenge kuş saçmasını doldurup hatunun poposunda birkaç bin küçük delik açmak adına iştahla şiddet kabarması cihetinde vuku buluyor. Okul müdürü ve diğer hocalardan bahsetmiyorum dahi; hepsi İstiklal Marşı'nı adeta çocuklardan intikam almak için fırsat biliyorlar. Yani sabahları yaşadığım bu tumturaklı tantana, Anıt Kabir'e falan gidip, -ezik bir ülkenin biricik evladı olmuşluğumu unutup-, vatan millet silistre kıvamında kabarık ve ihtişamlı bir vatan yiğidi halinde çıkışımdaki halet-i ruhiyyeme, milli duygularımın köpürmesine, hiç benzemiyor.
O ayrı.
Okul çağında "tören"lerden kaçmamış olanınız aranızda varsa zaten daha da muhatap olmayalım baştan diyeyim...
Benzer bir vaziyeti, herhangi bir dini ritüele es kaza denk geldiysem de yaşıyorum, bir bakıyorum ki kafama bir örtü takmışlar, ben içinde fıstıkları yemek için dayanılmaz bir istek duyduğum koca bir tepsiden kimi yüzyıllarca görmesem anımsamayacağım akrabalarıma şerbet dağıtıyorum. Ruhum da dağılıyor.
Ama;
Bu dayatmadan kaçış yok.

Mevzuyu politize etmeden; konuşabilir miyiz dersiniz...?
Deneyelim...
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 11-11-2007, 09:39
fatih yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-11-2007
Mesajlar: 46

zor yıllardı...ve hiç unutmuyorum nedensiz ve sebebsiz yere "alın bunları alın" emir kipini sert bir tonda söyleyerek bizleri içeri alan ve andız tesbih boncuğu gibi yan yana dizdikten sonra dik açılı kauçukla uzun süre öpüştürüp sonra hiç bir şey olmamış gibi gönderen şahsı unutamıyorum...

"dik açılı bir kauçukla nasıl öpüşülür" derseniz arkadaşlar...bu anlatılmaz yaşayanlar bilir diye yanıt vermek istiyorum...


...gümüş yağmurcunlar...

Konu fatih yavuz tarafından (11-11-2007 Saat 09:42 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 11-11-2007, 11:05
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730

peki o yılları yaşamamış, tanıklık etmemiş biri olarak soruyorum...

birilerinin yanlış uygulamaları "istiklal marşı'na" veya "atatürk" e karşı öfke duymaya sebep olabilir mi? (olur ama olmalı mı?)

istiklal marşı'nı bizim çocuklarımız söylemeyecek de kim söyleyecek?

rumlar mı, yunanlılar mı, ingilizler mi?

belki bu ülkelerde öğrencilere bu tür törenler yaptırılmıyordur.

ama her ülke aynı gerçeklerle yaşamıyor.

törenlerden kaçmaya çalışmayan çocuk yoktur herhalde... bu normaldir...

tabii yazının özü lie benim yazdıklarım çok ilgili değil. ya da en azından asıl dikkat çekilen konu bu değil. ama ben de istiklal marşının törenlerde okunması konusundaki fikrimi yazayım dedim...
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 12-11-2007, 20:52
fatih yavuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-11-2007
Mesajlar: 46

istiklal marşı bizim milli marşımız ve elbette marşımızı biz okuyacağız ve yeni yetişen kuşaklara biz aktaracağız...başkası değil...

ama en azından kış günlerinde minicik çocuklar tören için soğukta beklemeden içeri alınsa ve andımız ve marşımız içerde söylense nasıl olurdu ?

dipNot...o yılları hiç yaşamamış biri olarak sormuşsunuz...

o günleri belleğimden silmek istiyorum...ama girmiş bir virüs ve temizleme programı yetersiz...yaşanan acılar kolay silinmiyor

selam ve anlayışla


...gümüş yağmurcunlar...
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 12-11-2007, 21:33
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730

sayın yavuz bey,
selamlar...
bilginiz olsun diye söylüyorum.
aslında soğuk havalarda marşın dışarıda okunması şart değildir bildiğim kadarıyla... olay işgüzar insanların dayatmasıdır...
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 13-11-2007, 09:27
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 3,686

asmrara maria'da tam olarak bu işgüzarlıktan bahsediyor zaten..
o dönemleri gayet iyi hatırlarım.
malesef hiç bir zaman istiklal marşına yetişemedim. ömrüm müdür ve yardımcılarının odalarında fırça yemek ve okuldan atılma tehdidiyle son buldu..
bilmezlerdi ki, ayağımda bot elimde elma sırtımda çanta şirinleri izlerim her sabah))
sanırım bir çocuk için daha önemlidir..


Dayatma olarak verilen her bilgi öğretilemeye çalışılan duygu yürekten sadakat yerine, zorunlu sadakat(mi) e dönüşüyorsa şayet oturup iki kere düşünüp yanındakinin saçını da akabinde çekmek lazım..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
istiklal, marsi, veveya, sartli, refleks


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yeni Olmak VE Tanımak Adına...Veya; Tanınmak coskunozcan Felsefe 0 01-11-2007 06:11


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:46 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Khaos.info